Hastamın yatak yaraları var? Ne yapmalıyım?

KONULAR

HESAPLAMALAR

ARAMA

Hastamın yatak yaraları var? Ne yapmalıyım?

Yatak yarası, bu hasta grubunun önemli bir sorunudur. Özellikle yatağa yapışık, yatalak vaziyetteki hastalar için çok ciddi bir problemdir. Neden? Yatak yarası 3-4 saatte başlayıp, bir geceden sabaha vardığınızda ortaya çıkabilecek bir sorundur. Tedavi süreci belki aylar sürebilecek bir sorundur. Bu kadar dramatik, hasta veya hasta yakını için zor hatta ıstırap verici bir süreçtir. Hekimler için de ciddi anlamda takip edilmesi gereken ve dinamik olarak takip edilmesi gereken bir süreçtir. Pansumanların çok iyi yönetilmesi gerekir.

Yatak yarasına ne sebep olur? Önce sebepleri bilip önlemek gerekir. Çünkü önlemek, çok daha etkin bir yöntemdir. Yatalak insanlarda daha çok ortaya çıkıyor. Altta yatan hastalıklar da önemlidir. Mesela, diyabeti olan bir hastanın ortaya çıkan sinir sistemi ağrıları, kişinin yattığı sırada bu tarz bir hadise ortaya çıkmadan önce gelişmesi beklenen ağrıyı engelleyecektir. Kişi, o sırada o ağrıyı hissetmediği anda aynı pozisyonu koruduğu için o dokuda gelişen havuzdaki kanlanma bozukluğu o yaranın açılmasına sebep olacaktır. Biz de aynı pozisyonda uzun süre kaldığımızda ağrı hissederek pozisyon değiştiririz. Yatalak kişiler bunu hissetse de değiştiremeyebilir ya da hissetmeyebilir. Dolayısıyla ona bakan insanların bunu çok iyi bilmesi gerekir.

Önlem nedir? Kişinin cildinin temiz tutulması, nemli olmaması yani kuru tutulması gerekir. Nem nasıl oluşuyor? Terleme ve idrarla oluşabilir. Kişi altına yapıyordur. Bezi uzun süre ıslak kalır. Kalçaya yayılır ve oranın nemli kalması sebebi ile de yatak yarası açılabilir. Bir başka neden de aynı pozisyonda uzun süre kalmaktır. Bu kişilere mutlaka belli saat aralıklarında mesela 3-4 saatte bir pozisyon verilmesi gerekir. Yatalak hastalara yatakta aşağı doğru kaydıklarında yukarı çekme çok yapılıyor. Kişi eğer iki kolundan tutulup yukarı doğru çekilirse, ileri yaşta insanların cilt altı dokusu yani destek dokuları bozuluyor. Dolayısıyla o cilt altı destek doku ile cilt arasındaki vasküler yapıyı düşünün. Bu yapı cilt çok daha hareketli olduğu için alt dokuya tutunamadığından, siz kolları tutup yataktaki kişiyi sürtünürcesine çektiğinizde cilt, yerinde kalacaktır. Cilt altı doku ilerlemeye çalışacaktır. Çünkü siz çekiyorsunuz. Dolayısıyla cilt ile cilt altı doku birbirinden ayrılacaktır. Ayrıldığı anda o cildin altının kanlanması bozulduğu için sabah kalktığınızda belki de yatak yarası bulacaksınız. Yatan hastaları hiçbir zaman iki kolundan tutup yatakta sürtünürcesine çekmemek gerekir. Bunun çok basit bir önlemi vardır. Hastanın altına normal örtüsü dışında ilave bir örtü koyarsınız. Kişiyi yukarı almak için iki kişi ile örtüden tutup kaldırıp koymak gerekir. Destek dokuların, tamir dokularının etkin bir biçimde görevini yapması için kişinin bazal metabolik ihtiyaçlarının karşılanması gerekiyor. Yani yapı taşlarını alması gerekiyor. Yapı taşlarını ilaçla alamazsınız. Bunu sağlamanın başka bir yolu yoktur. Tek bir yol vardır. O da beslenmedir. Bunu birçok kere unutuyoruz. Birçok hastalıkta da beslenme çok önemlidir. Vücudun temel ihtiyacı besin öğeleridir. Bunlar olmadığı anda doku kendini yenileyemez. Hasarı düzeltemez. Sadece hasar varken yenilemeden bahsetmiyorum. Dokuların devam eden daimi yenileme süreçleri de vardır. Yani bizim dokularımız devamlı bir yandan yıkılır, bir yandan yenisi ile değiştirilir. Cilt, bağırsaklar, kemik, damar yapısı bunun en iyi örnekleridir. Bu yenilenme için bizim yapı taşlarına ihtiyacımız vardır. Etkin bir biçimde günlük ihtiyacı karşılayacak bir biçimde beslenmeye ihtiyaç vardır.

Bası yaralarını engellemek için besin öğelerinden özellikle dikkat etmemiz gereken biri var mı? Evet, vardır. Nedir bu? Proteinlerdir. Proteinleri etkin bir biçimde, yeteri miktarda ve özellikle de gün içine eşit bölünmüş şekilde almak çok önemlidir. Yani yaşlı bir kişinin kilo başına 1,2 ile 1,5 gram arasında protein tüketmesi gerekir. Yani bir kişi 70 kilo ise günde 85 gram ile 100 gram arasında protein tüketmelidir. Bu proteini üç öğüne eşit bölmesi gerekir. Bizim kaliteli protein dediğimiz, vücudumuzda sentez edilemeyen protein elemanlarını da yediklerimizden almamız gerekir. Yani hayvansal protein kaynaklarını da almamız gerekiyor. Bitkisel beslenmek tek başına yetmez. Tabi ki tek başına hayvansal da alınsın demiyorum. Bitkisel ve hayvansal proteinlerin beraber alınabilmesi gerekir. Hareket kabiliyetinin sağlanabilmesi için kas kitlesinin çok önemi vardır. Kişi yataktan kalkamıyor olabilir ama kas kitlesi sayesinde yataktan kalkamasa da kendine yatak içinde pozisyon verebilir. Dolayısıyla mutlaka kas kitlesini koruyucu önlemler de olmalıdır. Beslenmenin dışında egzersizlerin çok önemi vardır. Aktif egzersizler olmalıdır. Yatak içinde de olsa aktif egzersizler, germe egzersizleri, güçlendirme egzersizleri ve kas kitlesini artırma egzersizleri yapılmalıdır. Son dönemde bazı hastalara yani bunların hiçbirini yapamayan hastalara elektrik stimülasyon ile bir parça ayakta tutmaya çalışıyoruz. Hareket kabiliyetini hepten yitirmemesi için bu da bir yöntem olarak düşünülebilir.

Yorumlar

Yorum yapmak için lütfen isminizi giriniz.