Posts Tagged ‘kadın sağlık’

Kahve ve Kahvenin Faydaları

Kahve: Tropikal bölgelerde yetişen, 6-8 metre yüksekliğinde, kışın yaprak dökmeyen bir ağaç olan kahve ağacının meyvelerinin kurutulup kabuklarından ayrılmasıyla elde edilen kehve çekirdeği yüz yıllardır severek tüketilen bir içecek olan kahvenin anamaddesidir.

Kahvenin Faydaları: Uyarıcı etkisi ile uykuyu açar, vücuda dinçlik ve enerji verir. Beyni uyararak dikkati toplamaya yardımcı olur. Kan dolaşımını ve solunumu hızlandırır. Kalbi kuvvetlendirir. Sindirimi kolaylaştırır. Cilt kanserine karşı koruyucudur. Uyuşturucu maddelerle zehirlenmelerde faydalıdır. Astım ve nefes darlığında faydalıdır. Öksürüğü keser. Boral bozukluğu ve Depresyona iyi gelir. İdrar söktürür ve böbrek taşlarını düşürmeye kısmen katkıda bulunur.

Kahve nasıl kullanılır? Kahve çekirdeği kurutulup öğütüldükten sonra suda pişirilerek kahve içeceği elde edilir ve bu şekilde tüketilir.

Kahvenin Zararları: Sürekli kahve içmek bağımlılık yapabilir. Uyarıcı etkisi nedeniyle fazla tüketilmesi uykusuzluk, çarpıntı ve sinir bozukluğuna neden olabilir. Yüksek tansiyonu ve basuru olanlara tavsiye edilmez. Ülseri olanlar ve hamileler de içmemelidir. Kabızlık yapabilir

Share and Enjoy:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Furl

Bahar Yorgunluğuna Doğal Reçete

[#2: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

Beslenmemizde yapacağımız bazı değişikliklerle bahar yorgunluğunu üzerimizden rahatça atabilmemiz mümkün.

Mevsim dönüşümlerine bağlı olarak metabolizma ve hormonlar üzerinde görülebilen değişimler, bazı kişilerde zihinsel ve bedensel farklılıklara yol açabiliyor. Bahar ayının gelişi kimimize enerji ve canlanma hissi verirken; kimimizde de halsizlik, yorgunluk hissi, eklem ağrıları, uykuya eğilim, mutsuzluk ve dikkat dağılımı gibi sıkıntılara sebep olabiliyor.

Beslenmemizde yapacağımız bazı değişikliklerle bahar yorgunluğunu üzerimizden rahatça atabileceğimizi belirten Medical Park Fatih Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Sevil Nas Can, doğru beslenmenin reçetesini paylaşıyor.

Bahar aylarında hangi vitaminlerin önemi artar?

  • Baharda artan stresi azaltmak için B grubu vitaminleri yönünden zengin gıdaları mutlaka tüketmeliyiz. Tam tahıllı ekmekler, kuru baklagiller, yeşil yapraklı sebzeler, et ve süt ürünleri gibi.
  • Antioksidan vitaminler vücudumuzun zararlı çevresel etkilere karşı koruyuculuğunu arttır. C vitamini, E vitamini, A vitamini, selenyum ve çinko, güçlü antioksidan özelliğine sahip vitaminlerdir.
  • C vitamininden zengin besinler; maydanoz, biber, turunçgiller, soğan, kereviz, brokoli, çilek ve kiviyi sayabiliriz.
  • A vitamininden zengin besinler: Balık, yumurta sarısı, kırmızı et, süt, yoğurt, havuç, kayısı, tatlı kabak, kavun, şeftali, ıspanak, brokoli, tere, maydanoz, dereotu ve roka.
  • E vitamininden zengin besinler:Bitkisel yağlar, yağlı tohumlar, yeşil yapraklı sebzeler, yumurta ve kepeği ayrılmamış un.
  • Selenyumdan zengin besinler: Balık, deniz ürünleri, etler, tahıllar, yumurta, brokoli, lahana, kereviz, soğan – sarımsak, mantar ve turp.
  • Çinkodan zengin besinler: Etler, balık, süt, peynir, yumurta, deniz ürünleri, yağlı tohumlar, kuru baklagiller, kepekli tahıl ürünleri ve mantar.

Gerekli vitaminleri almak dışında beslenmemizde dikkat etmemiz gereken hususlar nelerdir?

  • Öğün sayımızı artırmak, sindirim sistemimizin zorlanmaması için çok önemlidir. Öğün araları 2.5-3 saat arayla olmalı, uzun süre aç kalınmamalı ve birden yemeğe yüklenilmemeli.
  • Günlük sıvı tüketiminin artırılması, baharda değişen hormonal ve çevresel etkilerin vücudumuzda yaratacağı ödemi (şişkinliği) azaltacağından oldukça önemlidir. Günde 10-14 bardak arası su tüketmeliyiz.
  • Kola ve kahve gibi kafein içeriği yüksek içecekler ve alkol tüketimi, stresi ve vücuttaki ödemi arttıracağından uzak durulması gereken içeceklerdir. Onların yerine su, az tuzlu ayran, yarım yağlı süt ve taze sıkılmış meyve sularını tercih etmeliyiz.
  • Aşırı tuz tüketimi; vücutta su birikimi arttırarak yorgunluk hissini artırabileceğinden, fazla tuz tüketiminden kaçınmalıyız.
  • Hafif yürüyüş ve sporlar hormonal dengeyi arttıracağı, metabolizmamızın hızlanmasında ve ödemin atılmasında faydalı olacağı için mutlaka düzenli olarak yapılmalıdır.
  • Ağır karbonhidratlı ve yağlı yiyecekler (hamur işleri, şerbetli tatlılar, fazla miktarda pilav, makarna, ekmek, kızartma, kavurma vb.) tüketimi uyku ve yorgunluk halini artıracağından ölçülü tüketilmelidir. Bunların yerine kepekli ve tam tahıllı yiyecekler, sütlü tatlılar, haşlama, fırın ve ızgara tarzı yiyecekler tercih edilmelidir.

Bahar beslenmeyi nasıl etkiliyor, neler yapılmalı?

Baharın gelmesiyle birlikte birçoğumuz kilo verme telaşına düşeriz. Kısa sürede mucize yaratan diyetler, ilaçlar veya bitkiler denemeye başlarız. Uzun zamanlarlara alınan kiloları 1-2 ay içinde vermeye çalışmak, bilinçsiz ve dengesiz diyetler uygulamak, sağlığımız üzerinde zararlı etkilerinin yanı sıra, metabolizmada yavaşlamaya, bağışıklık sisteminin düşmesine, halsizlik, yorgunluk ve konsantrasyon bozukluğu gibi birçok sıkıntıyı yaşamamıza sebep olabilmektedir. Bu nedenle kilo vermek isteyenlerin, mutlaka diyetisyen kontrolünde beslenmelerini ayarlamaları gerekir.

Bahar ayları hangi yiyeceklerin tam mevsimidir?

Bahar aylarındaki beslenmede dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri de; besinleri mevsiminde, taze ve hormonsuz olarak yemektir. Meyvelerin gelişimi ve üremeleri için çok düşük dozlarda kullanılan hormon içeren ilaçlar insan sağlığını fazla etkilemiyor. Ancak meyve ve sebzelerin hızlı ve fazla büyümesi ve verimini arttırmak için yüksek dozlarda ve bilinçsizce kullanılan hormon ilaçları sağlığımızı riske sokabiliyor. O yüzden alışverişlerimizde mevsimine göre çıkan besinleri tercih etmeliyiz ve bunları taze olarak pişirip tüketmeliyiz.

MART

Balık: Levrek, kalkan, kefal, tekir ve midye.
Sebze: Ispanak, havuç, pırasa, kırmızı turp ve brokoli.
Meyve: Elma ve muz.

NİSAN

Balık: Kalkan, kılıç, kırlangıç, tekir, barbunya, mercan, kayabalığı ve midye.
Sebze: Taze soğan, taze sarımsak, kuşkonmaz, taze kekik, bakla ve marul.
Meyve: Can erik

MAYIS

Balık: Barbunya, ıstakoz, levrek, tekir, kılıç, kırlangıç, dilbalığı, iskorpit, pavurya ve karides.
Sebze: Enginar, bakla, madımak, semizotu, papatya, ebegümeci, domates ve salatalık.
Meyve: Çilek, yeşil eri, malta eriği ve dut.

Meyve ve sebzelerin tazeliğinden nasıl emin olabiliriz?

Dış görünüş ve yapılarına göre ayırt edebileceğimiz bazı yiyecekler şöyle:

  • Domates: Domates kesildiğinde içi fazlaca boşsa, meyvenin ucunda sivri çıkıntılar ve yuvarlak yapısından farklı bir şekle sahipse, hormonlu olduğundan şüphelenebilirsiniz. Ayrıca hormonlu domatesler de dik kesildiğinde ortasında beyaz ve sert bir tabaka görülür.
  • Salatalık: Şekilsiz, bir ucu kalın, bir ucu ince veya yan yana yapışık meyvelere dikkat edin. İçleri adeta sünger gibi, çekirdek evi de kof bir yapıya sahiptir. Tatlarında farklılıklar ve lezzetsizlik vardır.
  • Biber: Aşırı büyük ve etli bir görünüme sahiptir. Çekirdek etrafı boş, etli kısımda domatesteki gibi beyaz ve sert bir doku görülür.
  • Patlıcan: Şekli bozuktur. Kenarında şişlikler görülür. Yan yana yapışıktır. Etli kısmı sünger gibi kof olur.
  • Patates: Şekilsiz ve yumruları birbirine yapışıktır. Patateste aşırı gübre ve hormon kullanılırsa içinde kararmalar görülür.
  • Çilek: Aşırı büyük, çift yapışık ve içleri boştur.
  • Karpuz: Hormonlu karpuzların çekirdek evleri boştur. Yendiği zaman aşırı nişasta kokusu verir.
Share and Enjoy:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Furl

Çinko Eksikliği

[#3: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

Çinko eksikliği büyüme ve gelişimin yavaşlaması, ciltte döküntüler, bağışıklık sistemi bozuklukları gibi pek çok farklı hastalığa yol açabilir. Ayrıca çinko eksikliği hamilelerde de anne ve bebek için tehlikeli olabilir.

Çinko neden gereklidir?
Proteinlerin ve hücre zarının yapısında yer alan minerallerden biri olan çinko, eksik olduğu durumlarda proteinlerin dengelenmesini sağlayan hücrenin işlevinin bozulmasına ve oksidasyon denen hasar veren durumlara karşı hassas hale gelmesine sebep olur.
Bunun dışında çinko genlerin sorumlu olduğu proteinleri üretmesi üzerinde de etkilidir. Ayrıca vücutta yeteri miktarda çinkonun bulunması 100’den fazla enzimin sağlıklı ve düzgün bir şekilde işlevini yerine getirebilmesini sağlar.

Hamilelikte çinko alımına dikkat!

Çinko eksikliği hangi sorunlara yol açar?
İnsan vücudu için çinkonun ne kadar önemli olduğu ancak acrodermatitis enteropatica denen genetik hastalığın keşfedilmesinden sonra ortaya çıktı. Acrodermatitis enteropatica hastalığında çinko emilimi ve dolaşım bozukluğu görülür. Aşırı derecede çinko eksikliğinde ortaya çıkan sorunlar şöyle sıralanabilir:

• Çocuklarda büyüme ve gelişimin yavaşlaması ya da tamamen durması
• Cinsel gelişimin gecikmesi
• Ciltte döküntüler
• Şiddetli ishal
• Bağışıklık sistemi bozuklukları
• Yara iyileşmesinde gecikme
• İştahsızlık
• Tat alma duyusunda bozulma
• Gece körlüğü
• Gözün kornea tabakasında şişme ve bulanıklaşma
• Davranış bozuklukları

Çinko alımı kimler için önemlidir?

• Yenidoğanlar ve çocuklar
• Hamile ve emziren kadınlar (özellikle 20 yaşından küçük anne ve anne adayları)
• Çeşitli nedenler ile ağızdan beslenemeyip hastane koşullarında damardan beslenmesi gereken kişiler
• Anoreksiya nervoza gibi şiddetli beslenme bozukluğu olan kişiler
• Çölyak hastalığı ya da kısa bağırsak sendromu gibi hastalığı olanlar
• Crohn ya da ülseratif kolit gibi kronik bağırsak hastalığı olanlar
• Alkolikler
• Orak hücreli anemi adı verilen kan hastalığı olanlar
• 65 yaş üstü kişiler
• Vejetaryenler

Hamileliklerde çinko gereksinimi artar mı?
Hamilelik döneminde çinko ihtiyacı artar. Hamilelikte yeteri miktarda çinko alınması DNA ve protein yapısında önemli rol oynar. Bundan dolayı hücre yapımının son derece hızlı olduğu hamilelik döneminde çinko alımı son derece önemlidir. Hamile olmayan 19 yaşından büyük bir kadının günlük çinko gereksinimi günde 8 miligramken, hamilelikte bu oran 11 miligramı buluyor. Emziren annelerin ise günde 12 miligram çinko alması gerekir. Kesin bir kanıt bulunmamamsına rağmen hamilelikte çinko eksikliğinin erken doğum ve düşük doğum ağırlığı ile ilgili olabileceğini gösteren çalışmalar mevcut.

En çok hangi besinlerde çinko bulunur?
Çinko en çok et ve deniz ürünlerinde bulunur. Çinko açısından en zengin besin maddesi istiridyedir. Buna karşılık gebelikte çiğ istiridye ve diğer deniz kabuklularının tüketilmesi tavsiye edilmez. Vejetaryen beslenenlerde hamilelikte yeterli çinko alamama olasılığı vardır. Bu gibi durumlarda çinko ile desteklenmiş mısır gevreği, müsli gibi gıdaların tüketilmesi yararlı

Share and Enjoy:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Furl

Sigaranın Zararını Azaltan Yiyecekler

Antioksidanlar; vücutta oluşan serbest radikal isimli toksik etkili maddelerin temizlenmesinde rol alan bileşiklerdir. Kanda antioksidanların düşük olması; yaşlanma sürecini hızlandırdığı gibi şeker, kalp, kanser gibi birçok kronik hastalığın ortaya çıkışını kolaylaştırabilir.

Sigara içenlerde, antioksidan seviyelerinin daha düşük olduğu bilinmektedir. Yapılan çalışmalarda, sigara içenlerin kan beta-karoten, laykopen, gama-tokoferol, lutein, zeaksantin gibi antioksidanlarının daha düşük olduğu belirlenmiştir. Sigara içenlerde, kan C vitamini düzeyleri de daha düşüktür. Başka bir çalışmada, laykopen oranlarının sigara içenlerde içmeyenlere oranla %71–79 daha düşük olduğu belirlenmiştir.

Sigara içmek; vücutta sağlıklı yağların ve B vitaminlerinin yıkımını hızlandırır. Özellikle saç ve tırnak sağlığında önemli yeri olan biyotinin vücutta kullanımını azaltır. Sigara içenlerin vücutlarındaki biyotin kullanımı, içmeyenlere nazaran %30 daha azdır.

Folik asit, DNA onarımında büyük role sahiptir. Ağızda folik asit seviyesindeki azalış, ağızda doku kanseri riskini arttırabilir. Yapılan bir çalışmada, sigara içenlerin içmeyenlere oranla ağız dokusundaki folik asit seviyesinin %50 oranında daha az olduğu saptanmıştır.

Sigara içmek, fagosit adı verilen bağışıklık sistemi hücrelerini arttırır. Bu durum, akciğerlerin zorlanmasına yol açabilecek bir durumdur. Ayrıca sigara içenlerin kırmızı kan hücreleri çabuk bozulmaya daha yatkındır.

Bilmeniz gerekenler

  • Vücudumuzda her gün birçok zararlı madde üretilir. Sigara içmek, bu maddelerin aşırı miktarda üretilmesine neden olabilir. Serbest radikal adını verdiğimiz bu maddelerin birçok hastalık ile yakından ilişkisi vardır.
  • Antioksidanlar, vücudumuzda serbest radikaller ile çarpışıp onları yok eden savaşçılardır. Antioksidanların yokluğunda veya azlığında, kronik hastalıkların ortaya çıkışı kolaylaşır, ayrıca yaşam kalitesi düşer.
  • Laykopenin özellikle prostat, akciğer ve kalp sağlığı açısından önemi olduğu bilinmektedir. Kan laykopen düzeyleri düşük olanların prostat kanserine ve kalp hastalıklarına yakalanması kolaylaşabilir.
  • Lutein, göz fonksiyonları açısından önemlidir. Yeterli lutein seviyelerinin göz sağlığını koruduğu bilinmektedir.
  • C vitamini; bağışıklık sisteminin düzgün çalışmasında, doku sentezinde, kılcal damarların sağlığında, bazı hormonların sentezinde ve demir mineralinin emilmesinde önemli rolleri vardır.

Öneriler

  • Günde 5–9 porsiyon taze sebze ve meyve tüketin… Taze meyve ve sebzeler, C vitamininin ve antioksidanların zengin kaynaklarıdır.
  • Meyve-sebzeleriniz rengârenk olsun… Sadece tek çeşit meyve ve sebze tüketmeyin. Meyveler ve sebzeler renklerine göre farklı yapıda antioksidanlar içerir. Bu nedenle sofranızdan turuncu, kırmızı, mor eksik olmasın.
  • Küçük taneli meyvelerden vazgeçmeyin… Kiraz, böğürtlen, yaban mersini, mor üzüm gibi meyveler antioksidanlar açısından çok zengindir. Bu nedenle ister kuru ister taze beslenmenizde yer vermeye özen gösterin.
  • Tam tahıllı ürünleri tercih edin, kuru baklagil tüketin… Beyaz ekmek, beyaz pirinç yerine tam tahıllı olanları tercih etmeniz, daha çok B vitamini almanızı sağlar. Ayrıca kurubaklagiller de B vitamini açısından zengindir, haftada 2–3 kez tüketmeye özen gösterin.
  • Haftada en az 2 gün yumurta tüketin… Biyotin, neredeyse her besinde bulunmakla birlikte en zengin kaynağı yumurta sarısıdır. Yumurtanın beyazının tam pişmemiş olması biyotinin vücudunuzda kullanılmasını engeller. Bu nedenle yumurtanın tam piştiğinden emin olmalısınız.
  • Beslenmenizde folik asite yer açın… Folik asidin en zengin besinsel kaynakları; kuru baklagiller, koyu yeşil yapraklı sebzeler ve fındık, fıstık gibi yağlı tohumlardır.
Share and Enjoy:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Furl

Omega 3 Faydaları

Omega-3 yağ asitleri sayesinde:

  • Trigliseritler ve kolesterol düşer, böylece ateroskleroz ve buna bağlı kalp hastalıkları, kalp krizi ve akut inme riski azalır.
  • Bağışıklık sistemi güçlenir
  • Beyin, retina, sperm, cilt hücreleri güçlenir
  • İnsülin kullanımını artar (diyabet için faydalı)
  • Kanı inceltir ve akışını kolaylaştırır, kanın pıhtılaşmasını önler
  • Yangı önleyici etkisiyle romatizmal hastalıklara karşı koruma sağlar

Göz sağlığında rolü

Yüksek doz omega-3 alımı gözde yaşa bağlı olarak gelişen sarı nokta hasarları riskini önleyebilmektedir. Omega-3 yağ asitleri eksikliğinde, retinada görme fonksiyonunun azaldığı tesbit edilmiştir.

Anne-bebek sağlığında rolü

Omega-3 yağ asitleri, anne karnındaki bebeğin sağlıklı gelişimine aşağıdaki şekillerde yardımcı olabilir:

  • Bebeğin beyin ve retina gelişiminin desteklenmesi
  • Erken doğum riskinni azaltılması
  • Hamilelik süresinin ve bebeğin doğum ağırlığının artırılması
  • Doğum sonrası depresyonundan korunulması
  • Omega-3 yağ asitleri ayrıca çocuğun matematik zekasının geliştirilmesine, okuma, telaffuz ve yazma beceresini artırılmasına yardımcı olabilir.

Zihin sağlığında rolü

Omega-3 yağ asidinin beyin ve sinir sisteminin sağlıklı şekilde çalışmasındaki etkileri yapılan pek çok araştırmada ortaya konmuştur. Omega-3, beyin ve sinir sisteminde başlıca aşağıdaki şekillerde yardımcı olabilir:

  • Depresyon tedavisini desteklemesi
  • Bunama ve Alzheimer hastalığı riskinin azaltmasına yardımcı olması
  • Ruh hali, konsantrasyon, bellek, dikkat ve davranış bozukluklarına karşı yardımcı olması
  • Saldırganlık azaltmaya ve sakinleştirmeye yardımcı olması
  • Mizaç, tepkisellik ve kişilik üzerinde olumlu etkisi olması

Kemik-eklem sağlığında rolü

EPA ve DHA’nın antienflamatuar etkisi vardır, ayrıca kas-iskelet sistemi ve bağışıklık sistemi üzerinde faydalı etkileri bulunmaktadır. Omega-3 kemik ve eklem sağlığında başlıca aşağıdaki şekillerde yardımcı olabilir:

  • Kemiklerde kalsiyum toplanmasına destek olarak güçlenmelerinin sağlanması
  • Eklem iltihabı ve kıkırdağa zarar veren enzim aktivitesinin azaltılması
  • Eklemlerde hassasiyet ve sabah sertliğinin azaltılması
  • Romatoid artritli hastada ilaç ihtiyacının azaltılması

Kalp-damar sağlığında rolü

Yapılan araştırmalarda, omega-3 yağ asitlerinin dengeli alımının özellikle kalp ve damar hastalıkları açısından yararlı olduğu vurgulanmaktadır. Omega-3 tüketenlerde koroner kalp hastalığına bağlı ölümler daha düşük bulunmuştur. Omega-3, kalp ve damar sağlığında başlıca aşağıdaki şekillerde yardımcı olabilir:

  • Kalp damar hastalığı riski olanların ya da bu hastalığa yakalanmış olanların kalp sağlığını korumaya yardımcı olması.
  • Damar sertliği oluşumunun yavaşlatılması
  • Trigliseritlerin kan düzeyini düşürülmesi
  • Kalp hastalıklarında “kötü kolesterol”ün (LDL) düşürülüp, “iyi kolesterol”ün (HDL) artırılması.
  • Kalp krizi sonrası felç, ikinci bir kalp krizi ya da ölüm riskinin azaltılması
Share and Enjoy:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Furl