Posts Tagged ‘saglikveyasam’
Kahve ve Kahvenin Faydaları
Kahve: Tropikal bölgelerde yetişen, 6-8 metre yüksekliğinde, kışın yaprak dökmeyen bir ağaç olan kahve ağacının meyvelerinin kurutulup kabuklarından ayrılmasıyla elde edilen kehve çekirdeği yüz yıllardır severek tüketilen bir içecek olan kahvenin anamaddesidir.
Kahvenin Faydaları: Uyarıcı etkisi ile uykuyu açar, vücuda dinçlik ve enerji verir. Beyni uyararak dikkati toplamaya yardımcı olur. Kan dolaşımını ve solunumu hızlandırır. Kalbi kuvvetlendirir. Sindirimi kolaylaştırır. Cilt kanserine karşı koruyucudur. Uyuşturucu maddelerle zehirlenmelerde faydalıdır. Astım ve nefes darlığında faydalıdır. Öksürüğü keser. Boral bozukluğu ve Depresyona iyi gelir. İdrar söktürür ve böbrek taşlarını düşürmeye kısmen katkıda bulunur.
Kahve nasıl kullanılır? Kahve çekirdeği kurutulup öğütüldükten sonra suda pişirilerek kahve içeceği elde edilir ve bu şekilde tüketilir.
Kahvenin Zararları: Sürekli kahve içmek bağımlılık yapabilir. Uyarıcı etkisi nedeniyle fazla tüketilmesi uykusuzluk, çarpıntı ve sinir bozukluğuna neden olabilir. Yüksek tansiyonu ve basuru olanlara tavsiye edilmez. Ülseri olanlar ve hamileler de içmemelidir. Kabızlık yapabilir
Sağlığımızı Tehdit Eden Hareketler
[#2: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]
Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, AA muhabirine yaptığı açıklamada, halk arasında çok sık rastlanan, zaman zaman alışkanlık haline gelen bazı vücut hareketlerinin, insan sağlığını riske atabildiğini belirtti.
Özellikle erkeklerde sık görülen yüz felci nedeninin ”bell paralizisi” olduğunu, bunun yüz sinirinin iç kulak çevresindeki bir bölümünde iltihap ve ödem oluşmasıyla geliştiğini ifade eden Prof. Dr. Şendur, soğuk ve rüzgar faktörünün, yüz felcini tetikleyebileceğinin çok insan tarafından dikkate alınmadığını kaydetti.
Prof. Dr. Şendur, erkeklerin tıraş sonrasında kolonyayla sildikten sonra yüzlerini sıcak ya da ılık suyla yıkadıklarını ifade ederek, soğuk havalarda bu işlemin ardından 10 dakika süreyle bulunulan ortamdan çıkılmaması gerektiğini kaydetti.
Yüz felcinden korunmak için özellikle kış dönemlerinde yüzün soğuğa maruz kalmamasının önemine değinen Prof. Dr. Şendur, ”Dışarı çıkarken atkı veya şapka takılmalı. Otomobil kullananların da camlarını açmamaları gerekir” dedi.
Prof. Dr. Şendur, yüz felci hastalarına, yüz kaslarına masaj yapmalarını, sıcak uygulamalarını ve bu kasların hareket etmesini sağlamak için sakız çiğnemelerini önerdi.
”RAHATLADIM DERKEN RAHATSIZLANMAYIN”
Duruş bozuklukları, masa başında geçirilen uzun saatler, hareketsiz bir yaşam tarzının da kişilerin pek fazla dikkat etmediği başka noktaları oluşturduğunu dile getiren Prof. Dr. Şendur, şöyle devam etti:
”Bu olumsuzluklar bel ve boyun ağrıları olarak kendini hissettiriyor. Bu ağrılardan kurtulmak için yapılan, sırt ve boyut kütletme, parmak çıtlatma, sırtını çiğnetme gibi yanlışlar ise daha büyük problemlere yol açıyor. Kişi, rahatladığını zannediyor ama bilmediği bir rahatsızlığa davetiye çıkartıyor. Özellikle boynu rahatlatmak için hızla sağa ya da sola döndürme işleminin alışkanlık haline gelmesi çok kötü. Çünkü omurlarımızın arasında faset eklem diye adlandırdığımız eklemler var. Bu tür ani hareketler, eklemlerin çok zorlanmasına neden oluyor ve eklem içinden geçen sinirlerin sıkışması ağrıya, şiddetli ağrı da kas spazmına neden oluyor.”
Halk arasında kireçlenme olarak bilinen dejenerasyonun önemli nedenlerinden birinin boyun kütletme alışkanlığı olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Şendur, ”Kişi rahatlamak için bu hareketi yapar ama bazen öylece kalıp, soluğu hastanede alır” dedi.
”SIRTIMI ÇİĞNETEYİM DERKEN”
Sırt ağrılarından kurtulmak için yapılan ani hareketler ya da yüz üstü yere uzanıp ayakla sırtı çiğnetmenin çok sık uygulandığını bildiren Prof. Dr. Şendur, stres, soğuk ya da sıcağın, bu ağrıları oluşturduğunu belirtti. Prof. Dr. Şendur, ”Bu ağrılardan kurtulmak için sırtı çiğnetmek, kasa zarar verebilir. Hatta kas içi kanamalar görülebilir” dedi.
”BİLMEYENE MASAJ YAPTIRMAYIN”
Olumsuz etkisi bakımından bilmeyen kişilerin masaj yapmasının sakıncaları bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Şendur, rastgele masaj yaptırmanın, insan sağlığı açısından ciddi tehlikelere yol açabileceğini, kas çeperinde zedelenmenin bundan kaynaklanabileceğini bildirdi.
Prof. Dr. Şendur, uzun süre otomobil kullanma veya masa başında oturmanın da sırt ve boyun ağrılarına, siyatik ve bel fıtığı gibi rahatsızlıklara yol açabildiğini belirterek, bu tür mesleği bulunanların, her gün 5-6 kilometre yürümeleri, düzenli egzersiz yapmaları ve otururken doğru pozisyonu seçmelerinin koruyucu bir önlem olduğunu söyledi.
Ömer Faruk Şendur, ”Sağlığımız yerindeyken bir anda bundan olmayalım. Erken teşhise dikkat edelim” dedi.
Omega 3 Hangi Besinlerde Bulunur
[#3: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]
Omega3 yağ asitleri çoklu doymamış yağ asitleridir. İnsan vücudu doymuş ve tekli doymuş yağ asitlerinin sentezini yaptığı halde çoklu doymamış yağ asitlerinin sentezini yapamamaktadır ve dışarıdan gıda takviyesi olarak alınmalıdır.
Balık yağının faydaları, bileşimindeki EPA ve DHA gibi esansiyel yağ asitlerinden kaynaklanmaktadır. İnsanlar için önemli olan başlıca iki Omega3 yağ asidi; EPA ve DHA olup balık ve balık yağında bulunur.
Yaklaşık 30 yıl önce Danimarkalı araştırmacıların Greenland Eskimolarında kalp hastalıklarının az görülmesini balık kullanımına bağlı olduğunu ortaya koyduktan sonra Omega3 yağ asitlerine olan ilgi tüm dünyada artmaya başlamıştır.
Omega3’ ün çeşitli faydaları bulunmaktadır. Genel olarak beynin normal gelişimi ile göz ve sinir sistemi gelişimine, kalp ve damar sağlığının korunmasına yardımcı olması amacıyla kullanılmaktadır.
Sigaranın Zararını Azaltan Yiyecekler
Antioksidanlar; vücutta oluşan serbest radikal isimli toksik etkili maddelerin temizlenmesinde rol alan bileşiklerdir. Kanda antioksidanların düşük olması; yaşlanma sürecini hızlandırdığı gibi şeker, kalp, kanser gibi birçok kronik hastalığın ortaya çıkışını kolaylaştırabilir.
Sigara içenlerde, antioksidan seviyelerinin daha düşük olduğu bilinmektedir. Yapılan çalışmalarda, sigara içenlerin kan beta-karoten, laykopen, gama-tokoferol, lutein, zeaksantin gibi antioksidanlarının daha düşük olduğu belirlenmiştir. Sigara içenlerde, kan C vitamini düzeyleri de daha düşüktür. Başka bir çalışmada, laykopen oranlarının sigara içenlerde içmeyenlere oranla %71–79 daha düşük olduğu belirlenmiştir.
Sigara içmek; vücutta sağlıklı yağların ve B vitaminlerinin yıkımını hızlandırır. Özellikle saç ve tırnak sağlığında önemli yeri olan biyotinin vücutta kullanımını azaltır. Sigara içenlerin vücutlarındaki biyotin kullanımı, içmeyenlere nazaran %30 daha azdır.
Folik asit, DNA onarımında büyük role sahiptir. Ağızda folik asit seviyesindeki azalış, ağızda doku kanseri riskini arttırabilir. Yapılan bir çalışmada, sigara içenlerin içmeyenlere oranla ağız dokusundaki folik asit seviyesinin %50 oranında daha az olduğu saptanmıştır.
Sigara içmek, fagosit adı verilen bağışıklık sistemi hücrelerini arttırır. Bu durum, akciğerlerin zorlanmasına yol açabilecek bir durumdur. Ayrıca sigara içenlerin kırmızı kan hücreleri çabuk bozulmaya daha yatkındır.
Bilmeniz gerekenler
- Vücudumuzda her gün birçok zararlı madde üretilir. Sigara içmek, bu maddelerin aşırı miktarda üretilmesine neden olabilir. Serbest radikal adını verdiğimiz bu maddelerin birçok hastalık ile yakından ilişkisi vardır.
- Antioksidanlar, vücudumuzda serbest radikaller ile çarpışıp onları yok eden savaşçılardır. Antioksidanların yokluğunda veya azlığında, kronik hastalıkların ortaya çıkışı kolaylaşır, ayrıca yaşam kalitesi düşer.
- Laykopenin özellikle prostat, akciğer ve kalp sağlığı açısından önemi olduğu bilinmektedir. Kan laykopen düzeyleri düşük olanların prostat kanserine ve kalp hastalıklarına yakalanması kolaylaşabilir.
- Lutein, göz fonksiyonları açısından önemlidir. Yeterli lutein seviyelerinin göz sağlığını koruduğu bilinmektedir.
- C vitamini; bağışıklık sisteminin düzgün çalışmasında, doku sentezinde, kılcal damarların sağlığında, bazı hormonların sentezinde ve demir mineralinin emilmesinde önemli rolleri vardır.
Öneriler
- Günde 5–9 porsiyon taze sebze ve meyve tüketin… Taze meyve ve sebzeler, C vitamininin ve antioksidanların zengin kaynaklarıdır.
- Meyve-sebzeleriniz rengârenk olsun… Sadece tek çeşit meyve ve sebze tüketmeyin. Meyveler ve sebzeler renklerine göre farklı yapıda antioksidanlar içerir. Bu nedenle sofranızdan turuncu, kırmızı, mor eksik olmasın.
- Küçük taneli meyvelerden vazgeçmeyin… Kiraz, böğürtlen, yaban mersini, mor üzüm gibi meyveler antioksidanlar açısından çok zengindir. Bu nedenle ister kuru ister taze beslenmenizde yer vermeye özen gösterin.
- Tam tahıllı ürünleri tercih edin, kuru baklagil tüketin… Beyaz ekmek, beyaz pirinç yerine tam tahıllı olanları tercih etmeniz, daha çok B vitamini almanızı sağlar. Ayrıca kurubaklagiller de B vitamini açısından zengindir, haftada 2–3 kez tüketmeye özen gösterin.
- Haftada en az 2 gün yumurta tüketin… Biyotin, neredeyse her besinde bulunmakla birlikte en zengin kaynağı yumurta sarısıdır. Yumurtanın beyazının tam pişmemiş olması biyotinin vücudunuzda kullanılmasını engeller. Bu nedenle yumurtanın tam piştiğinden emin olmalısınız.
- Beslenmenizde folik asite yer açın… Folik asidin en zengin besinsel kaynakları; kuru baklagiller, koyu yeşil yapraklı sebzeler ve fındık, fıstık gibi yağlı tohumlardır.