Posts Tagged ‘sağlıkveyasam.com’

Kahve ve Kahvenin Faydaları

Kahve: Tropikal bölgelerde yetişen, 6-8 metre yüksekliğinde, kışın yaprak dökmeyen bir ağaç olan kahve ağacının meyvelerinin kurutulup kabuklarından ayrılmasıyla elde edilen kehve çekirdeği yüz yıllardır severek tüketilen bir içecek olan kahvenin anamaddesidir.

Kahvenin Faydaları: Uyarıcı etkisi ile uykuyu açar, vücuda dinçlik ve enerji verir. Beyni uyararak dikkati toplamaya yardımcı olur. Kan dolaşımını ve solunumu hızlandırır. Kalbi kuvvetlendirir. Sindirimi kolaylaştırır. Cilt kanserine karşı koruyucudur. Uyuşturucu maddelerle zehirlenmelerde faydalıdır. Astım ve nefes darlığında faydalıdır. Öksürüğü keser. Boral bozukluğu ve Depresyona iyi gelir. İdrar söktürür ve böbrek taşlarını düşürmeye kısmen katkıda bulunur.

Kahve nasıl kullanılır? Kahve çekirdeği kurutulup öğütüldükten sonra suda pişirilerek kahve içeceği elde edilir ve bu şekilde tüketilir.

Kahvenin Zararları: Sürekli kahve içmek bağımlılık yapabilir. Uyarıcı etkisi nedeniyle fazla tüketilmesi uykusuzluk, çarpıntı ve sinir bozukluğuna neden olabilir. Yüksek tansiyonu ve basuru olanlara tavsiye edilmez. Ülseri olanlar ve hamileler de içmemelidir. Kabızlık yapabilir

Share and Enjoy:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Furl

BEL VE BOYUN FITIĞI MASAJLA TEDAVİ OLUR…

[#2: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

Bel ve boyun fıtıkları günümüzde en çok meydana gelen rahatsızlıklar arasındadır. Omurların arasında yer alan disk adı verilen kıkırdak yapı, yastıkcıklar mevcuttur. Boyun bölgesinde 7 omur bulunur. Bel bölgesinde 5 adet omur mevcuttur, genelde bel bölgesinde L4,L5-L5,S1 omurları arasındaki yumuşak dokuda (disk)lerde meydana gelir. Omurlar arasında yer alan kıkırdak yapı iki bölümden oluşur, dış kısmında (annulus fibrosus) sert tabaka vardır, iç kısmında daha fazla yumuşak hareketlere izin veren (nucleus pulposus) mevcuttur. Bel fıtığı içerdeki yumuşak dokunun baskı altında kalarak veya zorlanması nedeni ile ezilerek yanlara taşması sonucu, daha sonra dışarıdaki set kısmını da yırtarak arkadan bulunan sinirlere baskı sonucu boyunda kollara giden sinirlere, belde ayağa giden sinirleri etkilemesi ile şiddetli ağrı ve uyuşma mevcuttur.

Bel ve boyuna fıtıklarında yapılan masaj normal masajdan çok farlıdır. Normal masaj kaslara tatbik edilir ve kasların toksin maddeyi hızla atılması kan dolaşımının hızlı yapılarak oksijen alması sağlanan masajdır. Boyun ve bel fıtığı rahatsızlıklarında yapılan masaj baskı altında kalan sinire veya sinirlere tatbik edilen masaj şeklidir. Boyun ve bel fıtığı masaj 3 bölümden oluşur ve tahmini 8–10 seans içinde boyun ve bel fıtığı tamamen iyileşir.

BOYUN VE BEL FITIĞI MASAJI

Boyun ve bel fıtığı masajı 3 bölümde inceleyebiliriz.

1- Baskı altında kalan sinir, kendini koruma amacı ile kasılır ve kasılma sonucu şiddetli ağrı daha sonra uyuşma meydana gelir. Birinci safha masajı, kasılan siniri veya sinirleri gevşetme normal durumuna getirme. Bu safhada ağrıların yarı yarıya düşmesi rahatlamanın olması.

2- Normal duruma gelen sinir veya sinirleri normalden biraz daha fazla uzatma.

3- Uzayan sinir veya sinirlerin boyun veya belde rahatsız olan kısımda sinirlerin çapının genişlemesini sağlayarak mukavemet kazanması, taşan kısma bu sefer sinirin baskısı ile diskin normal duruma gelmesi sağlanır.

Bu masaj tekniği ile boyun ve bel fıtığı rahatsızlığı  tamamen ortadan kalkar.

Bel ve boyun fıtığı masajı ile  tamamen geçer. Bu konu hakkında sorularınızı yorum bölümüne ya da zamanyolcusu-zul@hotmail.com adresine sorabilirsiniz.

Share and Enjoy:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Furl

Aromaterapi

[#3: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

 Aromalı kokan bitkilerin kulanımı çok eskilere dayanır. Kurutulmuş çiçek, odun, reçine, meyve veya kabukların yakılarak tütsülenmesi ile hastalar tedavide, temizlikte veya bazı ilkel kabilelerde batıl inançların tapınmalarında kulanılmıştır. Çiçekler ezildikten sonra sabun, kozmetik madde yapımında ve tedavi maksadıyla kulanılmıştır.
Bitkilerin çiçek, kök, gövde, reçine veya kabuklarından özel metotlarla damıtılarak esanslar eldeedilmiştir. Tarihte ilk defa su buharı ile damıtmayı (destilasyon) İbn-i Sina MS: 1000 yılında gerçekleştirmiştir. Büyük bir Türk alimi olan İbn-i Sina batılılar tarafından ya iranlı veya arap olark bilinmeke, fakat asla Türk olduğından baksedilmemektedir.

Arkolojik kayılardan destilasyonun MÖ: 3000 yıllarında şimdiki pakistanda kulanıldığı bilinmektedir. Sedir, tarçın ve çam terpeninin MÖ:1400′lü yıllarda Mısırda subuharı ile damıtılarak ve hatta eteryağı sabityağ içinde çözerek, bundan fitil, krem, yakı, ve tozlar imaletikleri tesbitedilmiştir. Filistin, Sümer, Asur, Rom, eski Hint ve eski Çinlerinde bitki esanslarını kulandıkları bilinmektedir.

İbn-i Sinanın (980-1037) su buharı ile damıtma (destilasyon) metodunu geliştirmiş ve tarihte ilk efa saf eter yağı (ucucu yağ, eterik yağ veya esans) eldeedilmiştir. Bu buluş tek başına İbn-i Sinaya ayit olmayıp kendinden önce bu alanda islam alimlerinin yüzlerce yillık bir çalışmasınıa son noktayı komuştur. İbn-i Sinanın yazdığı yüzlerce eserden malesef istifade edemiyoruz. Milli Eğitim ve Kültür Bkalıkları ne işe yarıyor.

İngiliz asıllı doktor ve astrolog Nicholas Culpeper (1614-16549) aromalı bitkiler üyerine araştırmalar yapmış ve eserler yayınlamıştır. Bir çok alim onu takipetmiştir. Aromaterapinin asıl kurucusu frasız asıllı kimyacı Rene’ ‚Maurice Gattefosse’ olup 1936 yıllında ‚Aromaterapi’isimli eserini yazmış ve o günden beri bu ilim dalı Aromaterapi diye anılmnıştır. İmal (üretme) metotları:
Eter yağına yağdenmeine rağmen dier yağlara benzemez. Örnerğin ayçiçekyağı, zeytin yağı veya bademyağı gib yağlar sabit yağlardır. Oysa eter yağı yüksek kaliteli ucucu yağlardır. Eter yağı suda çözülmez veya çok kötü karışırken sabit yağlar ve alkolle çok güzel karışır.Eter yağı aromalı bitkilerin genelikle beli bölgelerinde: yaprak, çiçek, kabuk, gövde, kök veya reçinesinde yoğunlaşırlar. Bazı bitkilerden ise aynı anda daha fazla ve farklı eter yağı eldedilebilir. Örneğin portakalın çiçek, yaprak ve meyve kabuğundan üç farklı eter yağı kazanılır.

Destilasyon:

Destilasyon ok yaygın olarak kulanılan bir metotdur. İnce kıyılan aromalı bitki drogu içi damıtılmış sula dolu olan destilasyon balonuna (topar) konur ve alttan ısıtılınca bitkinin birleşimindeki eter yağı çözülerek gaz haline gelir. Gazhalie gelen et yağı eafında soğuksu akıntısı olan bir borudan (kondensör) geçirilince tekrar sıvılaşır ve özel bir balonda (cam balon) toplanan eter yağı eldeedilir. Su buharı ile damıtmada aşırı sıcak ve yüksek basınç eter yağının kalitesini düşürür. 

Yağda bekletme (Enfleurage):

Bu metot destilasyondan çok farklıdır. Burada çok narin olan çiçekleriden eter yağı elde etmek için bu metot kulanılır. Cam üzerine yayılan tereyağ üzerine bir sıra çiçek dizilirve onun üstüne tekrar tereyağı yayılır ve üzerine çiçek dizilir ve buna 5-6 kat oluncaya kadar devamedilir. Bitki çiçeğine göre bu 1-4 hafta bekletildikten sonra destilasyonu yapılır. Bu metotla eldeedilen eteryağı en kaliteli olanıdır, fakat bu metot çok pahalı olduğundan pek kulanılmaz.

Solvenle (eriten, çözücü) eter yağı eldeetme:

Solvenle eter yağı eldeetme çok ucuz ve çok basit bir yöntemdir. Eter yağı içeren bitki druğları ince kıyıldıktan sonra içi solvenle dolu cam balona konur destilasyonu yapılır. Solven genelikle heksan veya petroleter gibi zehirli kimyasal çözücüler olduğundan bunların destilasyondan sonra eter yağından ayrılması yüzde yüz mümkün olmadığıdan dahili olarak kulanılmaları mahsurlu olabilir.

Soğuk baskı ile eldeedilen eter yağı:

Bu metotla meyve kabukları soğuk baskı ile eter yağı eldeedilr. Bunların başında portakal-, greyfurt-, limon-, ve turunç kabukları gelir. Meyve kabuklarının ilaçlanmamış meyvelerden olması gerekir aksi halde faydadan çok zarar verebilir. Günümüzde ilaçlanmamış turunçugiller bulmak adeta imkansızdır, bu nedenle bu konu çok önemlidir.

Eter yağının kulanım alanları:

Eter yağının kulanım alanları oldukca çoktur ve burda ancak bir kaçına değineceğiz. Bazı eter yağları çok yoğun olduğundan inceltilmeden kulanılması mahzurludur ve özeliklede bu konuya hamilelerde ve bebeklerde dikkat edilmelidir. Yetişkinlerin kulandıkları bazı eter yağları 6 yaşından küçükler için mahsurludur, örneğin okaliptus yağı içeren doğal ilaçlar. Aromalı doğal ilaçlar genelikle 4-6 adet bitki eter yağının karışımından elde edilen iksirler kulanılır.

Aroma yağı:

Kişi çok sevdiği eter yağından 8-10 damla aroma lambasının üstündeki suya ilave edilir ve suyun altındaki mum yakılır. Suyun ısdınması ile birlikte içindeki eter yağıda buharlaşır ve odaya yayılarak güzel bir koku verir. Limon ve gül yağından 8-10 damla yeterli gelirken, laden ve topalak yağı çok ağır olduğundan ancak 1-2 damla yeterlidir.

Masaj yağı:

Bazı eter yağılarının ise masaj yağı olarak kulanılmasının çok güzel etkileri olur. Eter yağlarından 1 ml alınır ve 49 ml ana yağ ile karıştırılır. Ana yağı zeytin yağı, badem yağı ve jojoba yağı olabilir. Ana yağın seçimi eter yağına göre farklı olabilir. Ana yağdan 49 ml ve eter yağından 1 ml ile karıştırılark masaj yağı eldeedilr.

Enhelesyon yağı:

Genelikle nefes yollerı rahatızlıklarına etkili olan eter yağları secilir ve bunların özel karışımı ile iksirler elde edilir. Eter yağından 10 ml 90 ml %96’lık alkolle (etil alkol) karıştırılır ve buna 200 ml damıtılmış su ilave edilerek %32’lük inceltilmiş eter yağı eldeedilir. Bu şekilde inceltilen eteryağı enhelasyonda veya dezodorizan (fena kokuları yok edici) olarak kulanılır.
Bu alanda oldukça çok natürel ilaçı eczanelerden teminetmek mümkündür. Mesela: 10 ml nane yağı (Eter yağı) ve 5 ml okaliptus yağı 85 ml alkollü (Etanol) (Fahrenberg, Selg ve ekibi) karıştırıldıktan sonra eldeedilen bu iksirle başağrısı ve migren rahatsızlığı olan hastaların şakaklarına 2-3 damlama günde 3-4 defa sürülmesi ile hastaların rahatladığı tesbitedilmiştir.Eter yağlarını özelikleri: Burada adı geçen hiç bir bitkinin eter yağının etkisi Aloe Vera, Noni ve Aloxi’nin etkisi ile karşılaştırmak mümkün değildir. Örneğin limon tansiyon düşürücü, fakat tansiyonun sebep olan etkenleri ortadan kaldırıcı özeliği yoktur. Budan dolayı etkisi kalıcı değil geçicidir. Oysa Aloe vera, Tahitian Noni veya Aloxi sebebi ortadan kaldırıcı vede vücudun bütün hücrelerini yenileyici (rejenerasyon) özeliğe sahiptirler. Bu nedenle ne kimyasl nede bitkisel hiç bir ilaç bu iki doğal ilacın yerini alamaz.

1-) Deri bakımı için eter yağları:Antimikrobik: Kekik, adaçayı, mele, karanfil, lavanta, limon, terpentin okaliptus

İltihapları önleyici:Papatya, lavanta, civanpercemi
Antimikozit (Mantarları yokedici): Lavanta, mirra, mele, civanpercemi
Haşerelere karşı: B. Itır, karanfil, sedir, civanpercemi, okaliptus
Yara iyileştirici: Lavanta, günlük, gül, neroli, papatya
Dezodorizan (kötü kokuyu yok edici): Selvi, ardıç, limonçayırı, kekik, adaçayı

2-) Sindirim rahatsızlıklarında eter yagının etkisi:

Krampları çözücü: Nane, kimyon, papatya, turunç, rezene
Şişkinliğe karşı: Turunç, nane, reyhan, rezene
Safra arttırıcı: Nane, lavanta, kimyon
Karaciğeri güclendirici: Nane, lavanta, biberiye
İştah açıcı: Turunç, zencefil, anasom, melekotkökü, portakal
3-) Kandolaşımı, kas ve eklem rahatsızlıklarında eter yağını etkisi:
Tansiyon düşürücü: Limon, ylang-ylang, mercanköşkü, lavanta
Tansiyon yükseltici: Biberiye, kekik, okaliptus, nane
Lenefleri çalıştırıcı: Huş, Greyfurt, rezene, limon
4-) İdrar yolları, cinsel organlar ve hormon rahatsızlıklarına karşı eter yağının etkileri:Krampları çözücü: Misk adaçayı, lavanta, yasemin, papatya
Antimikrobik: Mela, bergamiye, sandelodunu, papatya
5-) Cinsel gücü arttırması:
Kakule, neroli, yasemin, gül, ylang-ylang, misk adaçayı
Süt arttırıcı: Anason, rezene, yasemin, kimyon
Rahimi kuvvetlendirici: Mirra, gül, günlük, oğulotu, yasemin
Adet düzenleyici: Misk adaçayı, rezene, nane, papatya
6-) Nefesyolları rahatsızlıklarına karşı eter yağının etkileri:Balğam söktürücü: Terpentin (çam yağı), kekik, mirra, rezene, çam, okaliptus, sandelodunu
Antimikrobik: Huş, greyfurt, limon, rezene
7-) Sinir sistemini kuvvetlendirici eter yağları:Teskin edici: Bergamiye, limon, oğulotu, papatya, lavanta
Uyarıcı: Neroli, nane, ylang-ylang, yasemin, reyhan
Sinirleri güçlendirici: Oğulotu, lavanta, biberiye, ardıç, papatya, misk adaçayı
8-) İmmün (bağışıklık) sistemini kuvvetlendirici eter yağları: Ateş düşürücü: Adaçayı, nane, limon, reyhan
Terletici: Biberiye, kekik, papatya.remzikok.com
Share and Enjoy:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Furl

Cinsel İsteksizlikten Kurtulmanın Yolları

Kadın veya erkekteki cinsel isteksizliğin mutlaka birlikte tedavi edilmesi gerektiğinin altını çizen Psikiyatrist Dr. Hülya Soylu, çocuklukta yaşanan travmaların kadınlarda cinsel isteksizliğe neden olabileceğini söyledi.

Evliliklerde olmazsa olmazların başında gelen cinsellik, uzun evliliklerde ya da birkaç çocuktan sonra çiftler arasında yaşanan sorunların başında geliyor. Hatta kimi zaman işler boşanmalara kadar bile gidebiliyor. Göztepe Medical Park Hastane Kompleksi’nden Psikiyatrist Dr.Hülya Soylu, kadınlarda ve erkeklerde meydana gelen cinsel isteksizlikle ilgili bilinmeyenleri anlattı…

Kadınlarda cinsel isteksizliğin sebepleri nelerdir?


Cinsel isteğin olması hem kadında, hem erkekte bazı faktörlere bağlıdır. Bunlar biyolojik içgüdü, kişinin kendini çekici bulması, yeterli benlik saygısı, çekici bulunan bir partnerin varlığı ve partnerle cinsellik dışındaki alanlarda da iyi ilişkidir. Ayrıca cinsellikle ilgili daha önce olumlu deneyimler yaşamış olmak da çok önemlidir. Cinsel isteksizliğin kişiye göre değişen farklı sebepleri vardır, tıbbi , psikolojik ve farmakolojik faktörlerin bir kombinasyonudur. Kadınlarda özellikle evlililik ya da ilişkide anlaşmazlık varsa cinsel sorunu da beraberinde getirmektedir. Kişi partnerini fiziksel olarak çekici bulmuyorsa ya da duygusal açıdan ilgisi- sevgisi azalmışsa, ona karşı arzu duymaz ve bu durum da cinsel isteğin kaybolmasına yol açabilir.

Dış etkenler de kadınlarda cinsel isteksizlik yaratır mı?


Kadınlarda organik sebebe bağlı (östrojen eksikliği, menapoz, hiperprolaktinemi, vajinal enfeksiyon gibi) ağrılı ilişki de kadının eşinden uzaklaşmasına neden olur.

Hamilelik ya da cinsel yolla bulaşan hastalık kapma korkusu da diğer bir isteksizlik nedenidir. Çocukluk döneminde yaşanmış travmalar, kötü deneyimler ya da aile tarafından aşılanmış cinsellik karşıtı tutum da cinsel isteksizliğe hatta vajinismusa sebep olmaktadır. Çiftler arasında cinsel ilgi bakımından bir dengesizliğin olması durumunda ortaya çıkabilen, erkek tarafından dayatılan ısrarlı cinsel performans baskısı da kadında azalmış cinsel istekle sonuçlanabilir.B unların dışında istek azlığı kronik stres, anksiyete ve depresyona bağlı olabilmektedir.

Erkeklerde cinsel isteksizliğin nedenleri nelerdir?


Erkeklerde cinsel isteksizliğin nedenlerinin çoğu kadınlarda söylemiş olduğum sebeplerle aynıdır. Bunların dışında; erkeklerde daha sık olarak gördüğümüz cinsel istek azalmasının nedeni ‘performans anksiyetesi’ olarak da tanımladığımız başarısız olma kaygısıdır. Bunun altında yatan sorunsa çoğu kez ereksiyon kusuru ya da erken boşalma problemidir.

Depresyon libido kaybına neden oluyor mu?

Çağımızın hastalığı depresyon da da libido kaybı en sık görülen bulgulardan biridir ancak tedavide kullanılan antidepresan ilaçlar da bazı hastalarda isteksizliğe neden olabilir. Ayrıca her iki cinste de bir çok ilaç etken olmakla birlikte en sık antiandrojen, antihipertansif ilaçlar, sakinleştiriciler neden olur.

İsteksizliği yenmek için bireysel olarak neler yapılabilir?


Kişinin cinsel işlev bozukluğunu çözmek için yapacağı ilk şey “cinsel sorunu” olduğunu kabullenmektir. Partnerler karşılıklı olarak konuşabilmeli, yargılayıcı- suçlayıcı olmaktan kaçınmalıdır. Cinsel problem bir kişiye bağlı olabilir ancak iki kişiyi etkiler, bu nedenden dolayı ortak bir sorun olarak ele alınmalıdır. Eğer cinsel isteksizlik ilişkideki anlaşmazlıktan, çatışmalardan kaynaklanıyorsa birlikte çözüm yolları aranmalıdır. Bireysel çabalar sonuç vermiyorsa; tıbbi bir duruma bağlıysa konunun uzmanına, psikolojik sorunlara bağlıysa bir psikiyatriste ya da cinsel terapiste başvurulmalıdır.

Çiftlerin tedaviye birlikte mi gelmeleri gerekir?

Çiftin tedaviye birlikte katılması son derece önemlidir. Bununla birlikte çocukluk döneminde hatta sonrasında yaşanmış bir travma, taciz ya da istismar varsa tedavinin sağlıklı ilerleyebilmesi için ilk önce bireysel tedavi uygulanması gerekebilir. İlaç kullanımına bağlı cinsel fonksiyon bozukluğu varsa; bunun bırakılması, dozunun ayarlanması ya da değiştilmesi gerekmektedir.

Share and Enjoy:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Furl

Enfeksiyon nasıl önlenir?

Son yıllarda artan bir grip aşısı uygulaması var! Hatta okullarda kampanya yapılıyor. Ancak sağlıklı bir bünyeye birtakım mikropları vererek tüm griplerin önüne geçmenin mümkün olmadığı da biliniyor ve çoğu zaman da bu aşıların etkili olmadığı görülebiliyor. Ayrıca uzun zamanda nasıl bir yan etki yapacağı da tam olarak açıklanmıyor. Peki, grip aşısı enfeksiyonları önler mi?

Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya ve Klinik Biyokimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Aysun Çetin iyilikgüzellik’in sorularını yanıtladı.

Enfeksiyon hastalıkları nasıl ortaya çıkar?

Enfeksiyon hastalıkları çok sık görülmeleri, uygun tedavi verildiğinde tam şifa ile sonuçlanmaları, tedavi edilemediklerinde ise sık ölümlere yol açmaları nedeni ile bütün hekimler tarafından kolaylıkla tanınıp tedavi edilebilmesi gereken önemli hastalıklardır. Enfeksiyon hastalıklarının semptom ve bulguları, değişik infektif ajanlarla ortaya çıkmaları ve vücutta hemen hemen bütün organlarda enfeksiyon hastalıkları gelişebilmesi nedeni ile çok çeşitlidir. Enfeksiyon hastalıklarında en önemli ve en sık görülen belirti ateştir. Başlangıç döneminde baş ağrısı, iştahsızlık, halsizlik, bitkinlik, sırt ve ekstremite ağrıları, bulantı, kusma gibi sistemik belirtiler görülür. Enfeksiyonun giriş yerine göre, ciltte lokal şişlik ve kızarıklık, boğaz ağrısı, nezle, irritatif öksürük gibi lokal semptomlar da olabilir.

Okul çocuklarında sık görülen enfeksiyonlar neler?

Okulların açılıp havaların soğumaya başlamasıyla beraber çocuklarda görülen üst solunum yolları enfeksiyonları artar. Üst solunum yolları enfeksiyonlarından nezle ve buna bağlı burun tıkanıklığı, çocuklarda en sık gördüğümüz rahatsızlıklardandır. Burun mukozasından eğer rhinovirus ailesinden bir virüs girerse o zaman nezle oluruz. Burun akar, tıkanır hapşırıklar artar, hafif ateş ve halsizlik hissedilir. Basit önlemlerle atlatılabilecek nezle gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarında, korktuğumuz, çocukta komplikasyon gelişmesidir. Nezle iyi tedavi edilmediği zaman orta kulak iltihabına, sinüzite veya bronşite yol açabilir. Hâlbuki yapılacak şey basittir. Burun açıcı ilaçlar şurup veya damla olarak 2–3 gün kullanılmalıdır. Antibiyotiğe hemen başlanmamalı, ateş düşürücü ağrı kesici ilaçlar kullanılmalıdır.

Orta kulak iltihapları ise ilerde kalıcı işitme kayıplarına neden olabileceği için önemsenmesi gereken sık gözlenen hastalıklardandır. Anjin, farenjit ve larenjitde okul çocuklarında sık görülen diğer üst solunum yolları enfeksiyonlarındandır.

İdrar yolu enfeksiyonları, üst solunum yollarından sonra ikinci sıklıkta gözlenir. Özellikle okullardaki tuvalet temizliğinin yetersizliği nedeniyle çocukların idrar tutmaları ve idrarı eve saklama alışkanlıkları idrar yolu enfeksiyonlarının nedenlerindendir.

Ayrıca, kızlarda alt temizliğinin önden arkaya doğru yapılmaması, dar-naylon iç çamaşırlarının giydirilmesi, uzun köpüklü küvet tipi banyo yaptırılması idrar yolu enfeksiyonlarına neden olur.

Kıl kurdu başta olmak üzere barsak parazitleri de okul çocuklarında sıkça gözlenebilir.

Özellikle bademcik iltihabının çocuklarda romatizma ve kalp hastalıklarına zemin hazırladığı uzmanlar tarafından ifade ediliyor. Böyle bir durumla karşılaşmamak için ne gibi önlemler alınabilir?

Bademcik iltihabı, halk arasında eklem romatizması ve kalp romatizması olarak bilinen önemli hastalıklara yol açabilir. Kalabalık ortamlarda, özellikle sınıf ortamında bu mikrop hızla yayılabilir. 5–15 yaşları arasında daha çok görülen romatizmal kalp hastalığı, çoğunlukla eklemlerde ilk belirtilerini verir. Diz, dirsek, ayak bileği gibi eklemlerde şiddetli ağrı, şişlik, ısı artışı, kızarıklık gibi belirtiler varsa, romatizmal kalp hastalığından şüphelenilmelidir. Kalp kapaklarında tutulmanın ortaya çıkması, ileri yaşlarda ölümle sonuçlanabilecek kalp rahatsızlığına neden olabilir. Böyle bir durumla karşılaşmamak için bademcik iltihabında kesinlikle boğaz kültürü yapılmalı ve anti-streptokoksik tedavi uygulanmalıdır. Eğer boğaz kültüründe beta hemolitik streptokok üremişse penisilinle tedavi edilmesi uygundur.

Hastalıkları tedavide kullanılan sentetik ilaçların aynı zamanda birçok yan etkiye sebep olduğu reçetelerinde belirtiliyor. Enfeksiyon hastalıklarını tedavisinde kullanılan sentetik ilaçlar çocuklara ne gibi zararlar verebilir?

İlaçların bilinçsizce kullanımı şifa yerine ölümcül sonuçlara neden olabilir. Bu yüzden hekime danışmadan ilaç kullanılmamalı ve hekim tarafından önerilen dozlara mutlaka uyulmalıdır.

Son yıllarda artan bir grip aşısı uygulaması var! Hatta okullarda kampanya yapılıyor. Ancak sağlıklı bir bünyeye birtakım mikropları vererek tüm griplerin önüne geçmenin mümkün olmadığı da biliniyor ve çoğu zaman da bu aşıların etkili olmadığı görülebiliyor. Ayrıca uzun zamanda nasıl bir yan etki yapacağı da tam olarak açıklanmıyor. Sizce grip aşısı enfeksiyonları önler mi?


“Grip tedavi edilirse bir haftada, edilmezse 7 günde geçer” sözünden de anlaşılacağı üzere, bu hastalık kendi kendine de düzelebilir. Dolayısıyla grip, bağışıklık sistemi güçlü olan insanlarda genellikle endişe edilecek tablolara neden olmaz. Gribal enfeksiyonda yatak istirahatının yanı sıra, gerektiği durumlarda yakınmaları hafifletmeye yönelik tedaviler de uygulanmaktadır. Örneğin ateş düşürücü ilaçlar verilebilir, kas veya eklem ağrılarını gidermek amacıyla ağrı kesicilerden yararlanılabilir. Yeni çıkan bazı ilaçlar da, ilk belirtilerin başlamasından sonraki 24–48 saat içerisinde alındığında, gribin daha kolay atlatılmasını sağlıyor. Bağışıklık sistemi güçlü olan çoğu insan için 5- 7 gün yatak istirahatı ve bol sıvı alımı bile yeterli olmaktadır.

Son yıllarda grip aşısını herkesin yaptırması gerekiyor gibi yaygın bir ticari anlayış var. Ancak sağlıklı bir kişinin kış yaklaşırken grip aşısı yaptırması çok anlamlı değildir. Bu durumun, vatandaşlarımızca iyi bilinmesi ve haksız ticari kazanç elde edilmesinin önüne geçilmesi gerekir.

Unutulmamalıdır ki grip aşısı gribi önlemez, sadece gribin daha hafif geçirilmesine yardımcı olur.

Bağışıklık sistemini güçlendirerek, doğal yollarla çocuklarda enfeksiyon hastalıklarını tedavi etmek mümkün mü?


Enfeksiyon hastalıklarını her zaman doğal yollarla tedavi etmek mümkün olmayabilir, ama özellikle korunmada doğal yollar çok önemlidir. Örneğin çocukların mevsimine uygun, iyice yıkanmış taze meyve ve sebzelerden yeterince tüketmesini sağlayarak, onları pek çok enfeksiyon hastalığından koruyabiliriz.

Beslenmenin enfeksiyon hastalıkları üzerinde etkisi var mı?

Doğru ve dengeli beslenme enfeksiyon hastalıklarından korunmada etkilidir.

Beslenme Önerilerim:

*Un ve şekerden fakir, sebze, meyve, et ve yumurta gibi doğal gıdalardan zengin bir diyet,

*Margarin ve sıvı (mısır, soya, ayçiçeği vb) yağların kullanılmaması, bunların yerine hayvani yağlar ve zeytinyağı yenilmeli,

*Balık yağı alınmalı,

*Bağırsak florasında bulunan probiyotikleri artırdıkları için bol fermantasyon ürünleri (yoğurt, peynir, boza, sirke, tuzlama yiyecekler, vb.) tüketilmeli,

*Güneşlenilmeli ya da D vitamini alınmalı.

Çocuklarımızı ve geleceğimizi enfeksiyon hastalıklarından korumak için neler önerirsiniz?

*Vücudun ihtiyacı olan protein, karbonhidrat, yağ ve vitaminleri içeren dengeli beslenme, yeterli miktarda su içilmesi, düzenli egzersiz yapılması, düzenli ve kaliteli uyku, kalabalık ve havasız ortamlardan ise uzak durulması enfeksiyon hastalıklarından korunmada dikkat edilmesi gereken noktalardır.

*Çocukları üriner sistem enfeksiyonlarından korunmak içinse çocuklara idrarın açık renk olmasını sağlayacak şekilde yeterli miktarda sıvı verilmelidir.

*Çocuğun günde 3–4 kere idrar yapması sağlanmalıdır. Çocuk tuvalette yeterli süre kalmalıdır. Aceleyle yapıp kalkmamalıdır.

*Genital bölge sabun veya şampuanla değil, saf suyla yıkanmalıdır.

*Kızlarda genital bölge temizliği önden arkaya doğru olmalıdır.

*Kabızlığa karşı önlemler alınmalıdır.

*Özellikle kız çocuklarda banyo süresi çok uzatılmamalı ve tahriş edici özelliğe sahip köpüklü sabun ve şampuan kullanılmamalıdır.

*Paraziter enfeksiyonları önlemek için tuvalet temizliğine çok dikkat edilmelidir.

*Eller sık sık yıkanmalı, tırnak araları tırnak ya da eski bir diş fırçası ile fırçalanarak iyice temizlenmelidir.

Share and Enjoy:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Furl