Posts Tagged ‘www.saglikveyasam.com’
Kahve ve Kahvenin Faydaları
Kahve: Tropikal bölgelerde yetişen, 6-8 metre yüksekliğinde, kışın yaprak dökmeyen bir ağaç olan kahve ağacının meyvelerinin kurutulup kabuklarından ayrılmasıyla elde edilen kehve çekirdeği yüz yıllardır severek tüketilen bir içecek olan kahvenin anamaddesidir.
Kahvenin Faydaları: Uyarıcı etkisi ile uykuyu açar, vücuda dinçlik ve enerji verir. Beyni uyararak dikkati toplamaya yardımcı olur. Kan dolaşımını ve solunumu hızlandırır. Kalbi kuvvetlendirir. Sindirimi kolaylaştırır. Cilt kanserine karşı koruyucudur. Uyuşturucu maddelerle zehirlenmelerde faydalıdır. Astım ve nefes darlığında faydalıdır. Öksürüğü keser. Boral bozukluğu ve Depresyona iyi gelir. İdrar söktürür ve böbrek taşlarını düşürmeye kısmen katkıda bulunur.
Kahve nasıl kullanılır? Kahve çekirdeği kurutulup öğütüldükten sonra suda pişirilerek kahve içeceği elde edilir ve bu şekilde tüketilir.
Kahvenin Zararları: Sürekli kahve içmek bağımlılık yapabilir. Uyarıcı etkisi nedeniyle fazla tüketilmesi uykusuzluk, çarpıntı ve sinir bozukluğuna neden olabilir. Yüksek tansiyonu ve basuru olanlara tavsiye edilmez. Ülseri olanlar ve hamileler de içmemelidir. Kabızlık yapabilir
Enfeksiyon nasıl önlenir?
[#2: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]
Son yıllarda artan bir grip aşısı uygulaması var! Hatta okullarda kampanya yapılıyor. Ancak sağlıklı bir bünyeye birtakım mikropları vererek tüm griplerin önüne geçmenin mümkün olmadığı da biliniyor ve çoğu zaman da bu aşıların etkili olmadığı görülebiliyor. Ayrıca uzun zamanda nasıl bir yan etki yapacağı da tam olarak açıklanmıyor. Peki, grip aşısı enfeksiyonları önler mi?
Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya ve Klinik Biyokimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Aysun Çetin iyilikgüzellik’in sorularını yanıtladı.
Enfeksiyon hastalıkları nasıl ortaya çıkar?
Enfeksiyon hastalıkları çok sık görülmeleri, uygun tedavi verildiğinde tam şifa ile sonuçlanmaları, tedavi edilemediklerinde ise sık ölümlere yol açmaları nedeni ile bütün hekimler tarafından kolaylıkla tanınıp tedavi edilebilmesi gereken önemli hastalıklardır. Enfeksiyon hastalıklarının semptom ve bulguları, değişik infektif ajanlarla ortaya çıkmaları ve vücutta hemen hemen bütün organlarda enfeksiyon hastalıkları gelişebilmesi nedeni ile çok çeşitlidir. Enfeksiyon hastalıklarında en önemli ve en sık görülen belirti ateştir. Başlangıç döneminde baş ağrısı, iştahsızlık, halsizlik, bitkinlik, sırt ve ekstremite ağrıları, bulantı, kusma gibi sistemik belirtiler görülür. Enfeksiyonun giriş yerine göre, ciltte lokal şişlik ve kızarıklık, boğaz ağrısı, nezle, irritatif öksürük gibi lokal semptomlar da olabilir.
Okul çocuklarında sık görülen enfeksiyonlar neler?
Okulların açılıp havaların soğumaya başlamasıyla beraber çocuklarda görülen üst solunum yolları enfeksiyonları artar. Üst solunum yolları enfeksiyonlarından nezle ve buna bağlı burun tıkanıklığı, çocuklarda en sık gördüğümüz rahatsızlıklardandır. Burun mukozasından eğer rhinovirus ailesinden bir virüs girerse o zaman nezle oluruz. Burun akar, tıkanır hapşırıklar artar, hafif ateş ve halsizlik hissedilir. Basit önlemlerle atlatılabilecek nezle gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarında, korktuğumuz, çocukta komplikasyon gelişmesidir. Nezle iyi tedavi edilmediği zaman orta kulak iltihabına, sinüzite veya bronşite yol açabilir. Hâlbuki yapılacak şey basittir. Burun açıcı ilaçlar şurup veya damla olarak 2–3 gün kullanılmalıdır. Antibiyotiğe hemen başlanmamalı, ateş düşürücü ağrı kesici ilaçlar kullanılmalıdır.
Orta kulak iltihapları ise ilerde kalıcı işitme kayıplarına neden olabileceği için önemsenmesi gereken sık gözlenen hastalıklardandır. Anjin, farenjit ve larenjitde okul çocuklarında sık görülen diğer üst solunum yolları enfeksiyonlarındandır.
İdrar yolu enfeksiyonları, üst solunum yollarından sonra ikinci sıklıkta gözlenir. Özellikle okullardaki tuvalet temizliğinin yetersizliği nedeniyle çocukların idrar tutmaları ve idrarı eve saklama alışkanlıkları idrar yolu enfeksiyonlarının nedenlerindendir.
Ayrıca, kızlarda alt temizliğinin önden arkaya doğru yapılmaması, dar-naylon iç çamaşırlarının giydirilmesi, uzun köpüklü küvet tipi banyo yaptırılması idrar yolu enfeksiyonlarına neden olur.
Kıl kurdu başta olmak üzere barsak parazitleri de okul çocuklarında sıkça gözlenebilir.
Özellikle bademcik iltihabının çocuklarda romatizma ve kalp hastalıklarına zemin hazırladığı uzmanlar tarafından ifade ediliyor. Böyle bir durumla karşılaşmamak için ne gibi önlemler alınabilir?
Bademcik iltihabı, halk arasında eklem romatizması ve kalp romatizması olarak bilinen önemli hastalıklara yol açabilir. Kalabalık ortamlarda, özellikle sınıf ortamında bu mikrop hızla yayılabilir. 5–15 yaşları arasında daha çok görülen romatizmal kalp hastalığı, çoğunlukla eklemlerde ilk belirtilerini verir. Diz, dirsek, ayak bileği gibi eklemlerde şiddetli ağrı, şişlik, ısı artışı, kızarıklık gibi belirtiler varsa, romatizmal kalp hastalığından şüphelenilmelidir. Kalp kapaklarında tutulmanın ortaya çıkması, ileri yaşlarda ölümle sonuçlanabilecek kalp rahatsızlığına neden olabilir. Böyle bir durumla karşılaşmamak için bademcik iltihabında kesinlikle boğaz kültürü yapılmalı ve anti-streptokoksik tedavi uygulanmalıdır. Eğer boğaz kültüründe beta hemolitik streptokok üremişse penisilinle tedavi edilmesi uygundur.
Hastalıkları tedavide kullanılan sentetik ilaçların aynı zamanda birçok yan etkiye sebep olduğu reçetelerinde belirtiliyor. Enfeksiyon hastalıklarını tedavisinde kullanılan sentetik ilaçlar çocuklara ne gibi zararlar verebilir?
İlaçların bilinçsizce kullanımı şifa yerine ölümcül sonuçlara neden olabilir. Bu yüzden hekime danışmadan ilaç kullanılmamalı ve hekim tarafından önerilen dozlara mutlaka uyulmalıdır.
Son yıllarda artan bir grip aşısı uygulaması var! Hatta okullarda kampanya yapılıyor. Ancak sağlıklı bir bünyeye birtakım mikropları vererek tüm griplerin önüne geçmenin mümkün olmadığı da biliniyor ve çoğu zaman da bu aşıların etkili olmadığı görülebiliyor. Ayrıca uzun zamanda nasıl bir yan etki yapacağı da tam olarak açıklanmıyor. Sizce grip aşısı enfeksiyonları önler mi?
“Grip tedavi edilirse bir haftada, edilmezse 7 günde geçer” sözünden de anlaşılacağı üzere, bu hastalık kendi kendine de düzelebilir. Dolayısıyla grip, bağışıklık sistemi güçlü olan insanlarda genellikle endişe edilecek tablolara neden olmaz. Gribal enfeksiyonda yatak istirahatının yanı sıra, gerektiği durumlarda yakınmaları hafifletmeye yönelik tedaviler de uygulanmaktadır. Örneğin ateş düşürücü ilaçlar verilebilir, kas veya eklem ağrılarını gidermek amacıyla ağrı kesicilerden yararlanılabilir. Yeni çıkan bazı ilaçlar da, ilk belirtilerin başlamasından sonraki 24–48 saat içerisinde alındığında, gribin daha kolay atlatılmasını sağlıyor. Bağışıklık sistemi güçlü olan çoğu insan için 5- 7 gün yatak istirahatı ve bol sıvı alımı bile yeterli olmaktadır.
Son yıllarda grip aşısını herkesin yaptırması gerekiyor gibi yaygın bir ticari anlayış var. Ancak sağlıklı bir kişinin kış yaklaşırken grip aşısı yaptırması çok anlamlı değildir. Bu durumun, vatandaşlarımızca iyi bilinmesi ve haksız ticari kazanç elde edilmesinin önüne geçilmesi gerekir.
Unutulmamalıdır ki grip aşısı gribi önlemez, sadece gribin daha hafif geçirilmesine yardımcı olur.
Bağışıklık sistemini güçlendirerek, doğal yollarla çocuklarda enfeksiyon hastalıklarını tedavi etmek mümkün mü?
Enfeksiyon hastalıklarını her zaman doğal yollarla tedavi etmek mümkün olmayabilir, ama özellikle korunmada doğal yollar çok önemlidir. Örneğin çocukların mevsimine uygun, iyice yıkanmış taze meyve ve sebzelerden yeterince tüketmesini sağlayarak, onları pek çok enfeksiyon hastalığından koruyabiliriz.
Beslenmenin enfeksiyon hastalıkları üzerinde etkisi var mı?
Doğru ve dengeli beslenme enfeksiyon hastalıklarından korunmada etkilidir.
Beslenme Önerilerim:
*Un ve şekerden fakir, sebze, meyve, et ve yumurta gibi doğal gıdalardan zengin bir diyet,
*Margarin ve sıvı (mısır, soya, ayçiçeği vb) yağların kullanılmaması, bunların yerine hayvani yağlar ve zeytinyağı yenilmeli,
*Balık yağı alınmalı,
*Bağırsak florasında bulunan probiyotikleri artırdıkları için bol fermantasyon ürünleri (yoğurt, peynir, boza, sirke, tuzlama yiyecekler, vb.) tüketilmeli,
*Güneşlenilmeli ya da D vitamini alınmalı.
Çocuklarımızı ve geleceğimizi enfeksiyon hastalıklarından korumak için neler önerirsiniz?
*Vücudun ihtiyacı olan protein, karbonhidrat, yağ ve vitaminleri içeren dengeli beslenme, yeterli miktarda su içilmesi, düzenli egzersiz yapılması, düzenli ve kaliteli uyku, kalabalık ve havasız ortamlardan ise uzak durulması enfeksiyon hastalıklarından korunmada dikkat edilmesi gereken noktalardır.
*Çocukları üriner sistem enfeksiyonlarından korunmak içinse çocuklara idrarın açık renk olmasını sağlayacak şekilde yeterli miktarda sıvı verilmelidir.
*Çocuğun günde 3–4 kere idrar yapması sağlanmalıdır. Çocuk tuvalette yeterli süre kalmalıdır. Aceleyle yapıp kalkmamalıdır.
*Genital bölge sabun veya şampuanla değil, saf suyla yıkanmalıdır.
*Kızlarda genital bölge temizliği önden arkaya doğru olmalıdır.
*Kabızlığa karşı önlemler alınmalıdır.
*Özellikle kız çocuklarda banyo süresi çok uzatılmamalı ve tahriş edici özelliğe sahip köpüklü sabun ve şampuan kullanılmamalıdır.
*Paraziter enfeksiyonları önlemek için tuvalet temizliğine çok dikkat edilmelidir.
*Eller sık sık yıkanmalı, tırnak araları tırnak ya da eski bir diş fırçası ile fırçalanarak iyice temizlenmelidir.
Hipertansiyon
[#3: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]
Hazırlayan: Prof. Dr. Tekin Akpolat
19 Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı
Hipertansiyon (Yüksek tansiyon) nedir? Hipertansiyonun önemi Hipertansiyonun belirtileri Hipertansiyonun tanımı Hipertansiyonun vücuda yaptığı zararlar Hipertansiyonun nedenleri Hipertansiyon gelişiminde tuzun ve böbreklerin önemi Kardiyovasküler risk faktörleri Hipertansiyon tedavisi İlaçsız tedavi İlaçla tedavi Tedavide hedefler Beyaz Önlük Hipertansiyonu Hastalara öneriler |
Hipertansiyon (Yüksek tansiyon) nedir? Su borusundaki basınca benzer şekilde kan dolaşımı için gerekli olan basıncı da oluşturan iki faktör vardır: |
Kan dolaşımı için gereken basıncın normalden fazla olmasına YÜKSEK TANSİYON denir. Yüksek tansiyon için kullanılan tıbbi terim ise HİPERTANSİYON’dur. Evimizde kullandığımız suyun musluktan akması için gereken basıncın yüksek olmasının su borularında patlama ve aşınmalara yol açması gibi yüksek tansiyon da insanlarda çeşitli sorunlara yol açar.
Kan basıncı ölçülürken iki kan basıncı değerine bakılır: Büyük tansiyon (sistolik kan basıncı) ve Küçük tansiyon (diyastolik kan basıncı). Kalbin kasılması sırasında ölçülen kan basıncı büyük tansiyon, kalbin gevşemesi esnasında ölçülen kan basıncı ise küçük tansiyondur. Büyük tansiyon veya küçük tansiyonun normalden fazla Read the rest of this entry »
Omega 3 Hangi Besinlerde Bulunur
Omega3 yağ asitleri çoklu doymamış yağ asitleridir. İnsan vücudu doymuş ve tekli doymuş yağ asitlerinin sentezini yaptığı halde çoklu doymamış yağ asitlerinin sentezini yapamamaktadır ve dışarıdan gıda takviyesi olarak alınmalıdır.
Balık yağının faydaları, bileşimindeki EPA ve DHA gibi esansiyel yağ asitlerinden kaynaklanmaktadır. İnsanlar için önemli olan başlıca iki Omega3 yağ asidi; EPA ve DHA olup balık ve balık yağında bulunur.
Yaklaşık 30 yıl önce Danimarkalı araştırmacıların Greenland Eskimolarında kalp hastalıklarının az görülmesini balık kullanımına bağlı olduğunu ortaya koyduktan sonra Omega3 yağ asitlerine olan ilgi tüm dünyada artmaya başlamıştır.
Omega3’ ün çeşitli faydaları bulunmaktadır. Genel olarak beynin normal gelişimi ile göz ve sinir sistemi gelişimine, kalp ve damar sağlığının korunmasına yardımcı olması amacıyla kullanılmaktadır.
Sigaranın Zararını Azaltan Yiyecekler
Antioksidanlar; vücutta oluşan serbest radikal isimli toksik etkili maddelerin temizlenmesinde rol alan bileşiklerdir. Kanda antioksidanların düşük olması; yaşlanma sürecini hızlandırdığı gibi şeker, kalp, kanser gibi birçok kronik hastalığın ortaya çıkışını kolaylaştırabilir.
Sigara içenlerde, antioksidan seviyelerinin daha düşük olduğu bilinmektedir. Yapılan çalışmalarda, sigara içenlerin kan beta-karoten, laykopen, gama-tokoferol, lutein, zeaksantin gibi antioksidanlarının daha düşük olduğu belirlenmiştir. Sigara içenlerde, kan C vitamini düzeyleri de daha düşüktür. Başka bir çalışmada, laykopen oranlarının sigara içenlerde içmeyenlere oranla %71–79 daha düşük olduğu belirlenmiştir.
Sigara içmek; vücutta sağlıklı yağların ve B vitaminlerinin yıkımını hızlandırır. Özellikle saç ve tırnak sağlığında önemli yeri olan biyotinin vücutta kullanımını azaltır. Sigara içenlerin vücutlarındaki biyotin kullanımı, içmeyenlere nazaran %30 daha azdır.
Folik asit, DNA onarımında büyük role sahiptir. Ağızda folik asit seviyesindeki azalış, ağızda doku kanseri riskini arttırabilir. Yapılan bir çalışmada, sigara içenlerin içmeyenlere oranla ağız dokusundaki folik asit seviyesinin %50 oranında daha az olduğu saptanmıştır.
Sigara içmek, fagosit adı verilen bağışıklık sistemi hücrelerini arttırır. Bu durum, akciğerlerin zorlanmasına yol açabilecek bir durumdur. Ayrıca sigara içenlerin kırmızı kan hücreleri çabuk bozulmaya daha yatkındır.
Bilmeniz gerekenler
- Vücudumuzda her gün birçok zararlı madde üretilir. Sigara içmek, bu maddelerin aşırı miktarda üretilmesine neden olabilir. Serbest radikal adını verdiğimiz bu maddelerin birçok hastalık ile yakından ilişkisi vardır.
- Antioksidanlar, vücudumuzda serbest radikaller ile çarpışıp onları yok eden savaşçılardır. Antioksidanların yokluğunda veya azlığında, kronik hastalıkların ortaya çıkışı kolaylaşır, ayrıca yaşam kalitesi düşer.
- Laykopenin özellikle prostat, akciğer ve kalp sağlığı açısından önemi olduğu bilinmektedir. Kan laykopen düzeyleri düşük olanların prostat kanserine ve kalp hastalıklarına yakalanması kolaylaşabilir.
- Lutein, göz fonksiyonları açısından önemlidir. Yeterli lutein seviyelerinin göz sağlığını koruduğu bilinmektedir.
- C vitamini; bağışıklık sisteminin düzgün çalışmasında, doku sentezinde, kılcal damarların sağlığında, bazı hormonların sentezinde ve demir mineralinin emilmesinde önemli rolleri vardır.
Öneriler
- Günde 5–9 porsiyon taze sebze ve meyve tüketin… Taze meyve ve sebzeler, C vitamininin ve antioksidanların zengin kaynaklarıdır.
- Meyve-sebzeleriniz rengârenk olsun… Sadece tek çeşit meyve ve sebze tüketmeyin. Meyveler ve sebzeler renklerine göre farklı yapıda antioksidanlar içerir. Bu nedenle sofranızdan turuncu, kırmızı, mor eksik olmasın.
- Küçük taneli meyvelerden vazgeçmeyin… Kiraz, böğürtlen, yaban mersini, mor üzüm gibi meyveler antioksidanlar açısından çok zengindir. Bu nedenle ister kuru ister taze beslenmenizde yer vermeye özen gösterin.
- Tam tahıllı ürünleri tercih edin, kuru baklagil tüketin… Beyaz ekmek, beyaz pirinç yerine tam tahıllı olanları tercih etmeniz, daha çok B vitamini almanızı sağlar. Ayrıca kurubaklagiller de B vitamini açısından zengindir, haftada 2–3 kez tüketmeye özen gösterin.
- Haftada en az 2 gün yumurta tüketin… Biyotin, neredeyse her besinde bulunmakla birlikte en zengin kaynağı yumurta sarısıdır. Yumurtanın beyazının tam pişmemiş olması biyotinin vücudunuzda kullanılmasını engeller. Bu nedenle yumurtanın tam piştiğinden emin olmalısınız.
- Beslenmenizde folik asite yer açın… Folik asidin en zengin besinsel kaynakları; kuru baklagiller, koyu yeşil yapraklı sebzeler ve fındık, fıstık gibi yağlı tohumlardır.