Archive for the ‘Şişmanlık’ Category

Beslenme Çantası

Hatalı beslenme alışkanlıklarının çok sayıda nedeni vardır. Bunların başında çocukların besin gereksinimlerinin bilinmemesi, ailenin beslenme alışkanlıkları ve okul çağındaki çocuklar için en iyisini yapma düşüncesiyle fazla miktarda yedirmek istemeleri gelmektedir. Bunların dışında fiziksel aktivite azlığı; özellikle ailenin akşamları televizyon- bilgisayar karşısında oturmaları, çocukları ile oyun oynamamaları, yürüyüşler yapmamaları, sözlerden daha kalıcı izler bırakan olumsuz mesajlar bırakabilmektedir. Ayrıca öğün atlama, şeker, tuz ve yağ içeriği yüksek yiyecek-içecek tüketimi özellikle ileri yaşlardaki beslenme alışkanlıklarını kötü yönde etkilemektedir. Bu hatalı beslenme şekli, özellikle çocukluk dönemindeki şişmanlık (Obezite) riskini artırmaktadır.

Çocuklarınızın Beslenme Çantasını Nasıl Hazırladınız?

Çocukların beslenmesinde bu dönemde görülen en sık değişiklik kahvaltı yapmamaktır. Kahvaltı günün en uzun açlığı olan gece açlığını takip etmesi nedeniyle biten enerjinin tekrar alınabilmesi için en önemli öğündür. Bu konuda yapılmış bazı çalışmalar da bulunmaktadır. Bu araştırmalarda, kahvaltı yapan çocuğun sınıf içerisindeki başarısının daha fazla olduğu, problem çözme yeteneklerinin diğerlerine göre daha gelişmiş olduğu, kavrama yeteneklerinin daha iyi olduğu gözlenmiş, bazı araştırmalarda ise kahvaltı yapan çocukların beslenme yetersizliğinden oluşan hastalıklara daha az yakalandıkları rastlanmıştır. Yine bu araştırmaların sonucunda kahvaltı yapmayan çocukların daha şişman oldukları belirlenmiştir.

Yanlış Beslenme Çocukların Sağlığını Etkiliyor

Aile içerisinde ve okulda beslenme bilgisinin yetersiz verilmesi, okul yemeklerinin sevilmemesi ve çocukların % 90’ının kantinlerde hamburger, tost, kızarmış patates, cips kola gibi yağ ve karbonhidrat bakımından yüksek olan fast-food besinleri tüketmeleri; günlük almaları gereken vitamin ve özellikle kalsiyum minerali bakımından yoksun beslenmeleri büyüme ve gelişimlerini olumsuz yönde etkilemektedir.

Çocukların okul ve evde çeşitli yiyecekleri tüketmeleri ve temel beslenme ilkeleri konusunda bilgilendirilmeleri çok önemlidir. Özellikle; öğünlerin atlanmaması, kahvaltının önemi, ara öğünlere önem verilmesi, okul yemeklerinin fast-food yemeklerinden daha sağlıklı olduğu konusunda çocukların bilinçlenmeleri ileriki hayatlarında yaşam kalitelerini artıracaktır.

Okul çağı çocuğunun beslenmesi ve bu dönemde beslenme alışkanlıklarında meydana gelebilecek değişiklikler bu nedenle çok büyük önem taşımaktadır. Hem daha sağlıklı hem de daha başarılı nesiller yetiştirmede ailenin ve öğretmenlerin beslenme konusunda bilinçlendirilmesi ve eğitilmesi bu sebeple önemlidir.

Örnek Kahvaltı: Taze meyve suyu, peynir, domates-salatalık, ekmek, pekmez, yumurta

Örnek Beslenme Çantası: Kuru meyveli veya cevizli ev yapımı kek veya ev yapımı peynirli poğaça, ayran veya meyve suyu

Diyetisyen Zuhal Güler Çelik

Yedi Keto Nedir?

[#2: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

Vücutta doğal olarak bulunan 7 Keto isimli bir madde var. Bu maddenin eksikliği metabolizma hızının yavaşlamasıyla sonuçlanıyor. Zamanla kilo alımı metabolizma hızlarının yavaşlamasına yol açıyor. 7 Keto maddesi doğal olarak zamanla vücuttan atılıyor.

10’lu ve 20’li yaşlardaki seviyesi özellikle 45’li yaşlara gelindiğinde yüzde 43 oranında azalıyor. 70’li yaşlara geldiğimizde ise vücudumuzda bu maddenin oranı daha düşük seviyelerde oluyor.

7 Keto Nedir?

Belli bir yaştan sonra kilo almak kolay, vermek ise zordur. Bunun nedeni 7 Keto maddesinin vücuttaki oranının git gide azalmasıdır. 30’lu yaşlarda gebe kalan bayanların kilo verme http://www.hamilemiyim.net oranları 20’li yaşlara göre daha zor olabilir. İşte bunu nedenlerinden biri 7 Keto maddesinin oranının azalmasıdır.

Ne Yapmak Gerekiyor?

Metabolizma hızının azalması bilim adamlarını bu konuda çalışmaya yönlendirmiştir. Sık sık ama az az beslenmek, bol bol su içilmesi, hareket edilmesi, besin çeşitliliği metabolizma hızını arttırıcı etkiler yaratabilir. Ayrıca son dönemlerde yapılan araştırmalar vücutta doğal olarak bulunan 7 Keto maddesinin zamanla azalıp metabolizma hızını yavaşlatması ve kilo alımını artırdığını ortaya çıkarmıştır. Bu nedenle kaybedilen 7 Keto maddesinin yerine konması için dışarıdan destek ürünlerinin kullanılmasını gerektirmiştir. 7 Keto maddesi yağ yaktığı için doğru kilo vermeye neden olmaktadır.

Vücuttaki 7 Keto Oranı Nasıl anlaşılır?

Basit bir test ile bunu anlayabiliriz. Laboratuarlarda 7 Keto seviyesini ölçtürmek mümkündür. 7 Keto maddesi rahat kilo vermeyi ve verilen kiloyu tutmayı başarabilen önemli bir maddedir.

Test sonunu 7 Keto oranı düşük çıkanlar, dışardan takviye olarak tablet halinde alabilirler. Ancak sadece kilo verene kadar 7 Keto maddesini dışarıdan almaları yeterli olacaktır.

7 Keto Maddesi Besin Yoluyla Alınır mı?

Sadece Amerika’nın gerçek yerlileri tarafından Kuzey Amerika’da Meksika’da yetişen yabani yer elması adında bir bitkide vardır. Maalesef Türkiye’de böyle bir ürün yok. Bu maddeyi dışarıdan gıda takviyeleri şeklinde almalıyız.

Sağlıklı Zayıflama

[#3: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

Vücut ağırlığının denetlenmesinde bir başka deyişle şişmanlığın kontrol altına alınmasında temel ilke; besinlerle vücuda alınan enerji ile günlük hayatta harcanan enerjinin dengede tutulmasıdır. Zayıflama diyetlerinde temel ilke ise besinlerle sınırlı enerji alınması ile birlikte vücudun ihtiyacı olan besin öğesi gereksinimlerinin karşılanmasıdır

Şişmanlık


Şişmanlık, harcanandan fazla enerji alımına bağlı olarak oluşan bir sağlık sorunudur. Şişmanlığın oluşumunda aşırı yeme, fiziksel aktivite azlığı, psikolojik bozukluklar, metabolik veya hormonal bozukluklar önemli rol oynar. Günümüzde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de şişmanlık görülme sıklığı giderek artmakta, bireyler şişmanlıktan kurtulmak için çeşitli zayıflama diyetlerine yönelmektedirler.

Diyetler


Vücut ağırlığının denetlenmesinde bir başka deyişle şişmanlığın kontrol  altına alınmasında temel ilke; besinlerle vücuda alınan enerji ile günlük hayatta harcanan enerjinin dengede tutulmasıdır. Zayıflama diyetlerinde temel ilke ise besinlerle sınırlı enerji alınması ile birlikte vücudun ihtiyacı olan besin öğesi gereksinimlerinin karşılanmasıdır.

Sağlıklı zayıflama diyetleri bu ilkeyi göz önünde bulunduran diyetlerdir ve doktor kontrolü ve diyetisyen gözetimi altında uygulanmalıdır.

Sağlıksız zayıflama diyetleri ise sadece vücudun düşük enerji almasını sağlamakta ancak vücudun ihtiyacı olan karbonhidrat, protein, yağ, vitamin ve mineraller vb. Besin öğelerini yeterli ve dengeli bir şekilde karşılayamamakta ve bu nedenle kısa ve uzun dönemde bireyde çeşitli sağlık sorunlarına yol açmaktadır  ( Baş ağrısı, konsantrasyon bozukluğu, sinirlilik, yorgunluk, bulantı, kusma, ishal, kabızlık, safra ve böbrek taşı, kalp ritminde bozukluk, tansiyon düşüklüğü, adet düzensizliği, kuru cilt, saç dökülmesi vb. ).

Sağlıklı zayıflamak için kısa sürede hızlı kilo kaybı sağlayan, çok düşük enerjili şok diyetler ve tek tip besine dayalı diyetlerden kaçınılmalı, doktor ve/veya diyetisyen tarafından bireye özgü olarak hazırlanan ve haftada 0.5-1 kilogram ağırlık kaybına yol açan, yavaş ve uzun sürede zayıflamayı hedefleyen diyetler tercih edilmelidir. Zayıflama diyetleri hazırlanırken bireyin yaşı, beden yapısı, boy uzunluğu, cinsiyeti, mesleği, mevcut hastalıkları, bireyin beslenme alışkanlıkları  vb. faktörler göz önünde bulundurulmalıdır.

Sağlıklı bir zayıflama diyeti nasıl olmalıdır?

* Diyetin yağ içeriği, günlük enerjinin yaklaşık yüzde 25-30’u olacak şekilde belirlenmeli ve yağ türüne özen gösterilmelidir. Zayıflama diyetlerinde yer alan yağ, tokluk hissi verdiği ve yağda eriyen A, D, E ve K vitaminlerinin vücutta kullanımını sağladığı için önemlidir. Bununla birlikte yağ türüne de dikkat edilmeli, yemeklerde kullanılan yağın bir kısmının zeytinyağı, bir kısmının da mısırözü, soya veya ayçiçek gibi bitkisel sıvı yağlar olmasına özen gösterilmeli, ancak aşırı yağlı besinler ve kızartmalardan kaçınılmalıdır.

* Diyetin karbonhidrat içeriği günlük enerjinin yaklaşık % 50-55’ini sağlayacak şekilde hesaplanmalıdır. Tatlı, pasta gibi şekerli besinlerin tüketimi azaltılmalı, kuru baklagiller grubuna giren nohut, mercimek, kuru fasülye gibi kompleks karbonhidratların tüketimi ise daha çok tokluk sağladığı için artırılmalıdır.

* Diyetin protein içeriği günlük enerjinin yaklaşık % 15ini sağlayacak şekilde hesaplanmalı ve iyi kalite protein kaynaklarına yer verilmelidir.

* Zayıflama diyetlerinin posa yani lif içeriği yüksek olmalı, posalı yiyecekler grubuna giren; sebze, meyve, kurubaklagiller, kepekli un ve kepekli ürünlerin kişinin midedeki sindirimini ve mide boşalma hızını yavaşlatarak tokluk hissini uzattığı ve ağırlık kaybetmesine yardımcı olduğu unutulmamalıdır.

* Sağlıklı bir ağırlık kaybı için günlük en az 2 litre su tüketilmelidir.

* Yeterli ve dengeli beslenme; dört besin grubunda bulunan besinlerin yeterli miktarda tüketilmesiyle sağlanır. Bu besinler; süt grubunda yer alan süt, peynir ve yoğurt, et grubunda yer alan et, tavuk, balık, yumurta ve kuru baklagiller, sebze ve meyve grubu ile tahıl grubuna giren ekmek, bulgur, makarna, pirinç, mısır ve tarhana gibi besinlerdir. Bu besinlerin önerilen tüketim miktarları kişiye özgü olarak değişmekte, bireyin yaşı, cinsiyeti ve fiziksel aktivite durumu bu oranları etkilemektedir.

* Zayıflama diyeti günde 3 ile 6 öğün arasında sık sık ve azar azar beslenmeyi sağlayacak şekilde planlanmalı ve besinler dengeli bir şekilde öğünlere dağıtılmalıdır. Sık aralıklarla beslenme gereğinden fazla yemeyi önler, acıkmayı geciktirir ve bir sonraki öğünde besin alımını azaltır.

* Yemekler pişirilirken de haşlama, ızgara veya fırında pişirme yöntemleri tercih edilmeli, aşırı yağ alımına neden olan kızartma ve kavurma yöntemlerinden kaçınılmalıdır.”

* Zayıflama diyeti yapılırken sadece besinlere dikkat edilmemeli, aynı zamanda günlük hayatta fiziksel aktivite arttırılarak harcanan enerji miktarının da artması sağlanmalıdır.toplumsaglıgı.com

Şişmanlık (Obezite) ve Tedavisi

Hazırlayan: Uzman Diyetisyen Şeniz Ilgaz
Sağlık Bakanlığı Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü


Şişmanlığa Neden Olan Risk Faktörleri
Şişmanlığın Belirlenmesi ve Beden Kitle İndeksi
Şişmanlığa Neden Olabilen Hatalı Davranışlardan Bazıları
Şişmanlığın Tedavisinde Kullanılan Yöntemler
Şişmanlıkta Diyet Tedavisinin Amaçları Nelerdir?
Zayıflama Diyetlerinde Egzersizin Önemi
Zayıflama Diyetini Uygularken Uyulması Gereken Öneriler

Şişmanlık (obezite); vücut yağ miktarının sağlığı bozacak düzeyde artmasıdır. Enerji alımının enerji tüketiminden daha fazla olduğu durumlarda ortaya çıkar. Şişmanlık sadece estetik açıdan değil bazı hastalıkların ortaya çıkışını kolaylaştırması, yaşam süresini olumsuz yönde etkilemesi gibi nedenlerle önemli bir sağlık sorunudur.

Şişmanlık; kalp hastalıkları, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kolesterol yüksekliği, solunum rahatsızlıkları, eklem hastalıkları, safra kesesi hastalıkları ve bazı kanser türleri ile ilişkisi olan, insan yaşamını kısaltan ve yaşam kalitesini bozan bir hastalıktır.

Şişman kişilerin zayıflamak için gösterdikleri çabalar çoğunlukla sonuçsuz kalmakta ve verilen kiloların zaman içinde geri alındığı gözlenmektedir. Genellikle şişmanlamak kolay, zayıflamaksa güçtür. Bu nedenle şişmanlığın tedavisinden önce, önlenmesi doğrudur. Şişmanlığın önlenmesinde en önemli kural, küçük yaştan itibaren yeterli ve dengeli beslenmenin sağlanması ve enerji dengesine uygun bir beslenme alışkanlığının kazandırılmasıdır.

Şişmanlığa Neden Olan Risk Faktörleri

    Fiziksel aktivite
    Beslenme alışkanlıkları
    Yaş
    Cinsiyet (Kadın)
    Irksal faktörler
    Eğitim düzeyi
    Evlilik
    Doğum sayısı
    Sigarayı bırakma
    Alkol
    Psikolojik bozukluklar
    Metabolik ve hormonal bozukluklar

Şişmanlığın Belirlenmesi

Bir kişinin şişman olup olmadığının belirlenmesinin en iyi yolu, Beden Kitle İndeksi (BKİ) veya Body Mass Index (BMI) olarak bilinen ve kolaylıkla hesaplanan bir yöntemin kullanılmasıdır.

Beden Kitle İndeksi Nasıl Hesaplanır ?

Vücut ağırlığının (kg olarak), boy uzunluğunun (metre cinsinden) karesine bölünmesiyle hesaplanır.

Örneğin : Vücut ağırlığı 70 kg, boyu 1.60 m olan bir kişinin beden kitle indeksi ;
70/1.602 = 70/1.60×1.60 = 70/2.56 = 27.34 kg/m2’dir.


Obezite (şişmanlık)

Doç. Dr. Göksun AYVAZ
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma BD Öğretim Üyesi

  • Şişmanlık gerçekten bir sorun mudur?
  • Şişmanlık Nedenleri
  • Ne gibi hastalıklara neden olmaktadır?
  • Kilo vermenin ne gibi yararları vardır?
  • Tedavide diyet
  • Egzersizin önemi
  • İlaç tedavisi kimlere ve nasıl uygulanır?
  • Şişmanlıkta cerrahi tedavinin yeri nedir?

Şişmanlık, vücutta olması gerekenden fazla yağ dokusu birikmesi halidir. Fazla kilolu olmaktan farklı bir kavramdır ve bugün için estetik bir sorun olmaktan çok bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Örneğin sporcu bir kişinin kas ve kemik kitleleri daha fazla olduğu için ideal kilosundan fazla ağırlıkta olsa bile şişman sayılmaması gerekir. Çünkü yağ dokusu fazla değildir. Tam tersine boyuna göre ideal kiloya sahip olan bir kişide kas ve kemik dokusu az vücut yağ kitlesi fazla ise bu kişinin kilosu fazla değil ama yine de şişman sayılabilmektedir.

Şişmanlık tanımlamasında kullanılan bazı ölçüm yöntemleri mevcuttur. Bunlardan biri “İdeal Kilo”dur. Kabaca kişinin boyundan 100 çıkarmakla o kişinin ideal kilosunu hesaplamak mümkündür. Örneğin 170 cm boyundaki bir kişinin kilosunun 70 olması gerekmektedir.

Şişmanlık sınırlarını saptamakta kullanılan bir formül de “Vücut Kitle İndeksi (VKİ)”dir. Ağırlığın metre cinsinden boyun karesine oranı ile hesaplanır. Örneğin yine 170 cm boyunda ve 70 kg ağırlığındaki bir hastanın VKİ = 70/1.72 = 24.2’dir. VKİ 19-25 arasında olan kişiler normal kilolu kişilerdir. 25-30 arası balık eti veya toplu, 30-40 arası şişman ve 40’ın üzeri ise bazı hastalıkların ortaya çıkmasına elverişli şişmalık durumu olarak ifade edilir.

Bel çevresinin erkekte 102 cm, kadında 88 cm’yi geçmesi, ya da bel çevresinin kalça çevresine oranının erkekte 0.9, kadında ise 0.8’den fazla olması yine şişmanlık olarak değerlendirilmektedir. Bu son iki ölçüm aynı zamanda fazla olduğunu anladığımız yağ dokusunun vücudun neresine biriktiğini de anlamamıza yarar. Eğer yağ dokusu karında ve dolayısı ile iç organların çevresinde birikmişse bu durumda o şişman kişide kilo fazlalığına bağlı olarak ortaya çıkma ihtimali olan bazı ek hastalıkların görülme oranı çok daha fazla artar. Örneğin bu kişilerde tansiyon yüksekliği, şeker hastalığı, kalp ve beyin damarlarında tıkanma ve buna bağlı olarak kalp krizi ve felç geçirme ihtimali, şişman olmayan veya şişman olup da yağ dokusu karın dışındaki bölgelerde (örneğin bacak, kol gibi) biriken kişilere göre çok daha fazladır.

Şişmanlık gerçekten bir sorun mudur?
Dünya Sağlık Örgütünün 1997 yılı verilerine göre dünya nüfusunun % 25’inin VKİ’i 30’dan fazla, yani şişmandır. % 25’i ise balık eti veya topludur. % 25’lik kısmı şu anda şişman değil ancak genetik olarak şişmanlığa yatkın durumdadır. Sadece % 25’i ne şu anda ne de gelecekte şişman olmayacak grubu oluşturur. Görüldüğü gibi dünya nüfusunun % 75’i bu sorunla ya baş başadır ya da hastalık için adaydır. Son on yıl içinde dünya üzerindeki hemen bütün ülkelerde şişmanlıkta belirgin bir artış olmuştur.



VKİ DEĞERİ DURUM
18.5  kg/m2’nin altında ise zayıf
18.5-24.9   kg/m2 arasında ise normal kilolu
25-29.9 kg/m2 arasında ise hafif şişman (fazla kilolu)
30-34.9 kg/m2 arasında ise orta derecede şişman (I.Derece)
35-39.9 kg/m2 arasında ise ağır derecede şişman (II.Derece)
40  kg/m2 üzerinde ise çok ağır derecede  şişman (III.Derece)

Şişmanlık Nedenleri
Şişmanlığın artışına neden olan etkenler arasında yaşlılık, beslenme alışkanlığının hazır yiyecek türüne kayması ve ayaküstü yenilen tost, sandviç, hamburger, piza, patates kızartması gibi yiyeceklerin fazla tüketilmeye başlanması, kadınlarda çok doğum yapma, daha az hareketli bir yaşam, sanayileşmiş bir toplumda yaşama, evlilik, alkol tüketimindeki artış ve en önemli nedenlerden biri olarak genetik sayılabilir. Yaş ilerledikçe metabolizma hızı azalacağından kilo vermek zorlaşmaktadır. Toplum olarak beslenme tarzının özellikleri de şişmanlık için belirleyicidir. Çok yağlı yemek türleri fazlaca tüketiliyorsa, ya da özellikle sanayileşmekte olan ülkelerde daha çok hazır ve ayaküstü hızlı yenilen ancak hamur ve yağdan çok zengin gıdaların tüketimi, yöresel ev yemeklerinin yerini almaya başlamışsa şişmanlık kapıda demektir. Kadınlarda her geçirilen gebelik vücutta fazladan kilo bırakabilir. Özellikle kadın, gebelik sırasında gereğinden fazla kilo aldıysa ya da doğum sonrasında bu fazla kiloları atmak için gayret göstermediyse ve çok sayıda doğum yaptıysa yine şişmanlık adayıdır. Kişinin hayatında oluşan bir değişiklik nedeniyle aktivitesi azaldıysa, örneğin bedensel olarak aktif olduğu bir işten masa başı bir işe geçiş, iş bırakma veya emeklilik, araba kullanmaya başlamak gibi nedenlerle enerji tüketimi azalabilir. Evlilik de şişmanlığın ortaya çıkması için bir etken olabilir. Gerek erkekte gerekse kadında, özellikle de şişmanlığa eğilimi olan kişilerde evlilik öncesinde kilo almamak ve formda kalmak için gösterilen çaba evlilik sonrasında pek kalmadığı için daha kolay kilo alınabilmektedir. Alkol kullanımı da boş enerji olduğu için ve genellikle beraberinde kalorili yiyeceklerin de tüketilmesi nedeniyle şişmanlık için hazırlayıcı bir nedendir. Bunların yanısıra şişmanlığın ortaya çıkmasında en önemli faktörlerden biri de genetiktir. Bazı ailelerde çocuklar da ebeveynler gibi şişmanlığa eğilimlidir.

Bu faktörlerden bir ya da daha fazlasının bir kişide bulunması ile şişmanlık ortaya çıkmaktadır. Ancak şu da unutulmamalıdır ki bir kişi ancak ve ancak harcadığından daha fazla gıda veya kalori alırsa ya da tersinden söylersek aldığı gıda veya kaloriden daha az harcarsa şişmanlar. Ayrıca yapısı nedeniyle şişmanlığa yol açan bazı hastalıkların olduğunu ve bir neden yokken sonradan ortaya çıkan şişmanlık hallerinde öncelikle bir doktora gidip, şişmanlığa bir hastalığın mı neden olduğunu anlamak gerekmektedir.

Ne gibi hastalıklara neden olmaktadır?
Şişmanlık, önlem alınmaması ve uzun süre devam etmesi halinde vücutta birçok sistemi olumsuz etkilemektedir. En çok etkilenen sistemler kalp-damar, hormon, solunum, sindirim, genital ve idrar, kas-iskelet, deri ve psikolojik sistemlerdir. Görüldüğü gibi etkilemediği yer yok gibidir.

Kalp-damar sisteminde damar sertliği, kalp damar hastalıkları ve kalp krizi, kalp yetmezliği, tansiyon yüksekliği, beyin kanamaları ve felç gelişmesine yardımcı olmaktadır. Yine şişman kişilerin kan kolesterol ve trigliserid  denilenyağlarının genellikle yüksek olduğu görülür. Bu da damar sertliğini arttırıcı bir etkiye sahiptir.

Ailesinde şeker hastalığı olanlarda şişmanlık olması, o kişide de ve daha erkenden şeker hastalığı ortaya çıkmasını kolaylaştırır. Ailede şeker hastalığı olmayanlarda ise yine gizli ya da açık şeker hastalığı ortaya çıkabilmektedir.

Şişman kız çocuklarında erken ergenlik ortaya çıkabilir. Erişkin kadınlarda ise şişmanlık tüylenme, adet düzeninde bozulma oluşabilir. Erişkin erkeklerde de cinsel istekte azalma, iktidarsızlık ve kısırlığa kadar giden bozukluklar yapar.

Şişman gebelerin bebekleri büyük olabilir. Bebekler gerek anne karnında gerekse doğduktan sonra başka sorunlarla da karşılaşabilirler.
Sindirim sisteminde yemek borusunun alt ucunda gevşeme ve mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçması sonucunda yemek borusu alt ucunda ülserler gelişebilir. Ayrıca şişmanlığın uzun sürmesi halinde mide fıtığıgelişebilir. Şişman kişilerde safra kesesi taşları daha çok görülür. Karaciğerde yağlanma da şişmanlığın bir sonucu olarak ortaya çıkabilir.

Kanser ile şişmanlık arasındaki ilişki hep konuşulmuştur. Kadınlarda rahim ve meme kanseri, erkeklerde ise prostat kanseri, şişman olmayanlara göre daha fazla görülmektedir. Ayrıca prostat büyümesi de şişman erkeklerde daha sıktır.

Solunum sisteminde kapasite azalması ve vücuttan kirli havayı (karbondioksit) atamamak gibi bir sorun yaşanmaktadır. Gerek bu nedenle ve gerekse de kilo almaya bağlı olarak dilde ve diğer boyun dokularında büyüme ve uykuda sırtüstü yatarken dilin arkaya doğru giderek nefes borusunu tıkamasına bağlı olarak kişide gece iyi uyuyamama, gece yerine gündüz uyuklamaları, yaptığı işe konsantre olamama gibi yakınmalar ortaya çıkar. Hem göğüs çevresindeki yağ dokusunun hem de karındaki yağ dokusunun göğüs kafesine doğru baskı yapması ile akciğer yeterince genişleyemez veyetersiz havalanma ve akciğer sahalarında kolay enfeksiyon gelişmesi olur.

Özellikle karın derisinde gerilmeye bağlı çatlakların yanısıra sivilce ve kolayca gelişebilen iltihabi cilt hastalıkları görülebilir.
Kemik ve eklemlerde kireçlenme, eklem iltihapları, topuk dikeni, bel fıtığı ve gut hastalığı, kilo arttıkça ortaya çıkma ihtimali artan durumlardır.
Şişman kişilerde psikososyal değişiklikler olabilmekte, sosyal yaşamdan izole olmak isteyebilmektedirler. Aşağılık duygusu, alkol alışkanlığında artma, fiziksel aktivitede azalma ve işsizlikte artma görülebilmektedir.

Kilo vermenin ne gibi yararları vardır?
Yapılan çalışmalarda vücut kitle indeksinin 30’un üzerine çıktığı kişilerde beraberinde bulunan hastalık ve ölüm oranlarında artış görülür. Dolayısı ile kilo vererek vücut kitle indeksini bu kritik oranın altına düşürerek bu sayılan zararlar azaltılmış olur. Kilo vermekle kalp-damar sistem hastalıklarının oluşma riski azalır. Kan yağları düşer. İyi huylu kolesterol düzeyleri artar. Kalp krizi geçirme ihtimali azalır. Yüksek olan kan basıncı düşer. Kaybedilen her % 1’lik kilo ile kan basıncı 1 mmHg düşer. Bir çalışmada 11 kg kayıp ile kan basıncında % 20 azalma sağlanmıştır. Ayrıca zayıflama yoluyla kişinin kullandığı tansiyon ilaçlarına ihtiyacı ya azalır ya da tamamen biter.

Şeker hastalarında kan şekeri kontrolü şişman kişilerde zor yapılabilirken, kilo verme ile bu ayar çok daha kolay sağlanabilir ve belki de kullanılan ilaçların dozlarını azaltmak mümkün olabilir.

Şişman kişilerde mevcut olan kanın kolay pıhtılaşması ve dolayısı ile damarı tıkayabilmesi sorunu kilo verme ile azalır ya da ortadan kalkar.
Üreme ve adet düzeni ile ilgili yaşanan sorunlar da kilo verme ile azalacaktır.
Safra kesesi hastalığı ortaya çıkma ihtimali, kilo vererek azaltılabilir. Ayrıca safra kesesi operasyonu geçirecek kişiye cerrahi işlemin daha kolay uygulanmasını sağlar.
Kilo verme ile kas ve iskelet sistemi üzerine binen yükün bir kısmı kalkacağı için kireçlenme, eklem ilthapları ve bel fıtıklarında düzelme veya rahatlama görülebilir.
Karaciğer yağlanması geriler ve mide barsak sistemine ait yakınmalar azalır.
Nefes alıp verme ile ilgili yakınmalar ve uykusuzlukta azalma olduğu, akciğerde sıkça görülen enfeksiyonların azaldığı gözlenir. Aynı akciğer çok daha fazla bir vücut kitlesine hizmet etmeye çalışırken şimdi çok daha az vücut kitlesine rahatça oksijen sağlayabilmektedir.

Kadınlarda özellikle karındaki aşırı şişmanlığa bağlı gülmek veya öksürüp hapşırmakla idrar kaçırma sorunu azalır ya da ortadan kalkar.
Kilo vermekle hem iyi bir iş başarmış olmanın verdiği öz güven nedeniyle hem de görsel olarak daha düzelme olduğundan kişi kendini psikolojik açıdan daha rahat hisseder.

Tedavide diyet
Şişmalık tedavisindeki en önemli basamaktır. Burada bahsedilen diyet, kısa sürede çok az hatta hiç yememekle, ya da bir cins besin maddesine ağırlık verilerek yapılan diyetler değildir. Bu şekilde diyet yapmanın yarardan çok zararı olacak ve sonuç alınması da son derece zorlaşacaktır. Kısa süreli diyet yapan bir kişi istediği 3-5 kiloyu hemen verebilmektedir. Ancak çoğu kilolu kişinin de yaşayarak tecrübe ettiği gibi, diyeti bıraktığı ve normal yeme düzenine geçtiği anda aynı kiloları hatta daha fazlasını geri almaktadır. Tek yönlü gıda maddeleriyle, yani sadece sebze veya sadece makarna, et ile uygulanan diyetler de  vücudun ihtiyacı olan bazı maddeleri kişiye sağlayamaması nedeniyle bir süre sonra bazı gıda maddelerinin eksikliğine bağlı belirtiler ve hatta hastalıklar ortaya çıkabilmektedir.Bu eğer kısa süreli bir tek yönlü diyet olacaksa o zaman da daha önce bahsedilen verilen kilonun aynen geri alınması sözkonusu olacaktır. Öyleyse kilo vermede en ideal diyet hangisidir? Bu soruya cevap vermek kolaydır ancak uygulamak sabır ister. Çünkü ideal bir diyet, içerik olarak herşeyi içinde bulunduran ancak miktar olarak az, kalori olarak düşük düzenlenmiş bir diyettir. Yani kişi herşeyden yiyebilir ancak az miktarda ve günlük olarak belli bir kaloriyi geçmemek şartıyla. Canı çok istediyse kişi hamurlu bir tatlı da yiyebilir. Ancak buna karşılık gelecek diğer gıda maddelerinden o gün için yememesi gerekmektedir. Hasta, doktoru ve diyetisyeni ile oturup bir hedef kilo tesbit eder. Bu kiloya ne kadar zamanda ulaşacağını kararlaştırır. Bu hedef kilo başlangıçta hiçbir zaman ideal kilo değildir. Genellikle başlangıç kilosunun % 5-10’u civarında olur. Bu hedefe ulaşmak için hastanın uygulayabileceği bir diyetin kalori miktarı saptanır. Fazla miktarda yemek yediğini belirten birinin bir günde tükettiği gıdaların toplam kalorisi hesaplanır ve 600-800 kalori çıkarılarak kişinin alması gereken günlük kalori hesaplanır. Ancak günlük kalori çok özel durumlarda ve hastanede yatarak yapılan diyetler hariç 1000 kalorinin altına düşmemelidir. Kilosuna ve yaşına göre zaten az miktarda yemek yiyen ancak aralarda abur cubur atıştıranlar için kalori miktarını pek de değiştirmeye gerek olmayabilir. Bu kişilerde abur cuburu kesmenin ve aktivitesini arttırmanın yollarını araştırmak gerekir. Eğer alınan miktar zaten az ve aralarda atıştırma da olmuyorsa o zaman enerji harcamayla ilgili bir problem var demektir. Çünkü daha önce de belirtildiği gibi kilo vermek ancak alınan gıdadan daha fazlasını yakmakla, ya da yakılan enerjiden daha azını almakla mümkündür. Kişi bu programa başlarken bunun ara hedeflerle adım adım ilerleyeceğini ve ortalama 1,5 yıl gibi uzun bir zaman süreceğini bilmelidir. Ancak böylece uygulanan diyet, kişide bir yeme tarzı haline gelir ve doktor ve diyetisyenle olan takibi bittiğinde hala bu yeme tarzına devam edip, verdiği kiloları geri almayabilir. Aksi takdirde belli bir süre için uygulanan diyetten sonra bu şekildeki yemek yeme, bir alışkanlık haline gelmediyse kiloları geri almak kaçınılmazdır. İlk hedeflenen kiloya beklenen süre içinde ulaşıldıktan sonra oturup yeni hedef ve yeni süre saptanır ve bu iş, kişi ideal kilosuna ya da kabul edilebilir kiloya gelene kadar devam ettirilir.

Egzersizin önemi
Egzersiz, kilo vermenin ikinci en önemli çaresidir. Egzersizin yer almadığı bir zayıflama programı düşünülemez ve zaten başarılı olma ihtimali de yoktur. Egzersiz tek başına bile orta derecede kilo verdirdiği görülmüştür. Ancak fazla kilo vermek isteyen bir kişide egzersiz tek başına arzu edilen kiloya ulaşılmasında yeterli değildir. Fakat arzu edilen kiloya ulaştıktan sonra bu düzeyin korunmasında en etkili yöntemdir. Kilo verdirici egzersiz türü izotonik (aerobik) olanıdır. İzometrik egzersizler ise vücutta kas gelişimini sağlar, yağ oranını azaltır ancak kilo verdirmede pek yararı yoktur. Düzenli egzersiz yapan kişilerde istirahat sırasında da metabolizma hızının yüksek olduğu gösterilmiştir. Egzersizin enerji harcatıcı etkisi sadece hareket sırasında değil egzersizin sona erdirilmesinden sonra da devam etmektedir. Yine egzersizin bir diğer etkisi de hareketlilik sırasında ve sonrasındaki 15 dakika boyunca yemek yeme ihtiyacı duyulmamasını sağlamasıdır. Ayrıca düzenli egzersiz yapınca kişinin yağlı yemek yeme ihtiyacı ya da arzusu azalmaktadır. Kilo ve yemek yeme üzerine olan bu yararlı etkilerinin yanısıra, egzersizin, şeker hastalarında kan şekerini düşürmek, kolesterol ve trigliserid gibi kan yağlarını azaltmak, yüksek olan kan basıncını düşürmek, kanın pıhtılaşmasını önlemek ve kişinin psikolojik durumunu düzelterek kendine olan güvenini sağlamak gibi birçok ek faydaları da mevcuttur. Şişman bir kişinin kilo vermek için uygulayacağı egzersizin türü izotonik (aerobik) yani ağarlık kaldırmayı gerektirmeyen, birçok kas grubunu çalıştıran, yürüyüş, bisiklete binme, yüzme gibi aktiviteler olmalıdır. Egzersiz süresi azdan başlanmalıdır. Sonuçta ulaşılması gereken ideal egzersiz süresi haftada 2-3 gün 45-60 dakika veya haftada 4-5 kez 20-30 dakikadır.Bu egzersizi yaparken zarar görmemek için yaşa göre bazı sınırları aşmamak gerekmektedir. Normal kilolu bireylerde egzersiz sırasında ulaşılması gereken maksimum kalp hızının (220-yaş) olması gerekmektedir. Şişmanlarda ise bu hız 200- (yaş X 0,5) formülü ile hesaplanır. Ortalama olarak yukarıda bahsedilen sürede ve yaş içinmaksimum olarak hesaplanan kalp hızının % 60-70’ine ulaştıran bir egzersiz idealdir. Tabii egzersiz programına başlamadan önce özellikle kalp ve diğer vücut sistemlerinde buna engel bir hal olup olmadığının da bir hekim tarafından incelenmesi önem arzetmektedir.

Davranış değişiklikleri
Kilo almada önemli rol oynayan ve zayıflarken de yapılması ya da yapılmaması önem kazanan bazı davranışlardan bahsetmek gerekecektir. Bu davranışların kontrol altına alınmasını sağlayacak gruplar halindeki tedavi yöntemlerinin yanısıra, kişinin kendi kendine dikkat edeceği bazı konular da mevcuttur. Özellikle yemek yemeyi uyaracak uyaranlardan uzak durmak (gıda satan dükkanların vitrinlerini seyretmemek gibi), alınacak gıda miktarının kontrolünü kaybetmemize yol açacak ortamlarda yemek yememek (televizyon karşısında yemek yememek gibi), daha küçük porsiyonlar alıp gerekirse tekrar almak, küçük tabak kullanmak bunlardan bazılarıdır. Kişinin bu çabalarına aile bireylerinin, arkadaş ve iş çevresinin de destek vermesi, hastanın işini kolaylaştıracak önemli bir faktördür.

İlaç tedavisi kimlere ve nasıl uygulanır?
Bugüne kadar pekçok ilaç, şişmanlığın tedavisinde kullanılmıştır. Ancak şişmanlık uzun süreli, tedavi edilmezse ömür boyu sürecek bir hastalık olduğuna göre, tıpkı yüksek tansiyon veya şeker hastalığı gibi şişmanlığın da tedavisinin ömür boyu sürmesi gerekebilir. O zaman ilaç kullanılması halinde kullanılacak ilacın da ideal olarak yan etkilerinin az olması ya da hiç olmaması, çok etkili olması, ucuz olması gerekmektedir. Şişmanlık tedavisinde henüz böyle bir ilaç bulunmamıştır. Durum böyle olunca ilaç tedavisi ancak gerçekten gereken kişilere ve belirli sürelerle uygulanmalıdır. Kilo verilmemesi halinde ortaya çıkacak olan problemlerin kullanılacak ilacın yan etkilerinden daha önemli olduğu kişilerde ilaç kullanımı diğer tedavi şekillerine eklenmelidir. Önemli olan bir diğer konu da ilacın mutlaka diyet ve egzersize ilaveten yardımcı bir tedavi yöntemi olduğunu bilmektir. Diyet ve egzersiz yapmadan ilaç kullanmanın kilo vermeye bir yararının olmadığı bilinmektedir. Bu nedenle ilaç kullanımı ancak diyet ve egzersizi uygulamış ve kilo vermesi durmuş olanlarda tekrar kilo vermek için kullanılabilir. Ayrıca kısa sürede çok fazla kilo vermesi gereken çok şişman kişilerde(VKİ’i 40’ın üzerinde olan), şişmanlığının yanısıra bazı ek hastalıkları olan (şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kalp hastalığı ve geçirilmiş kalp hastalığı, akciğer hastalığı gibi) kişilerde de ilaç tedavisi diğer yöntemlere ek olarak hemen kullanılmaya başlanabilir. Bir kişinin VKİ’i 30’un üzerinde ise ya da VKİ’i 27’nin üzerindeyse ancak şişmanlığın beraberinde fazla kilodan olumsuz etkilenecek ek bir veya birkaç hastalık ta bulunuyorsa ancak o zaman şişmanlık için ilaç kullanılır. Halen ülkemizde bu amaçla kullanılan iki grup ilaç vardır. Bunlardan ilki gıdalarla alınan yağın % 30’unun emilmeden barsaktan atılmasını sağlayan orlistat maddesi içeren ilaçtır. Yemeklerden 30-45 dakika önce alınır. Özellikle yemek içeriğinde fazla yağ olursa hafiften çok şiddetliye kadar yağlı ishal yapabilir. Gıdadaki yağ azaltılabilirse bu yakınma da azalabilir. Yağ emilimini engellediği için uzun süreli kullanımda yağda eriyerek vücuda alınan A,D,E,K gibi bazı vitaminlerin eksikliğine yol açabilir. Sonuçta da buna bağlı belirtiler ortaya çıkabilir. Bu nedenle beraberinde belli dozlarda vitamin takviyesi gerekebilir. İkinci grup ilaç ise beyin ve sinirler yoluyla etki eden ve daha çok iştah kesen, yağlı gıda ihtiyacını azaltan, yemek aralarındaki atıştırmaları engelleyen ve metabolizmayı hızlandırıp enerji harcanmasını arttıran sibutramindir. Bu ilacın da bazen kan basıncını arttırıcı, kalp hızını arttırıcı ve depresyon gibi bazı psikolojik bozukluklar türünde yan etkileri olabilmektedir. Günde bir kez kullanılır.

Şişmanlıkta cerrahi tedavinin yeri nedir?
Yaşı 16-65 arasında olan, VKİ’i 40’ın üzerinde olan veya 35’in üzerinde olup ek hastalığı bulunan, operasyonu kabul eden, operasyon riski kabul edilebilir derecede olan, alkolik olmayan ve yapılacak operasyona uyum gösterebilecek yapıda olanlara diğer yöntemlerel kilo verdirilemediyse operasyon tedavisi düşünülebilir. Bu amaca yönelik olarak midenin bir kısmını dikerek devre dışı bırakmak, mide girişine halka takarak mideye gıda girişini zorlaştırmak ve miktarı azaltmak, mideden ince barsağa bağlantı yaparak gıdaların emilmedem barsağa atılmasını sağlamak gibi yöntemler ihtiyaç duyulan hastalara uygulanabilmektedir. Bu işlemlerin uygulanacağı hastaların seçimi özel bir titizlik gerektirmektedir. Ayrıca cilt altı yağ dokusunun değişik yöntemlerle alınması şeklinde bir cerrahi tedavi de uygulanmaktadır.