Archive for the ‘Cinsel Sağlık’ Category

Cinsel İsteksizlikten Kurtulmanın Yolları

Kadın veya erkekteki cinsel isteksizliğin mutlaka birlikte tedavi edilmesi gerektiğinin altını çizen Psikiyatrist Dr. Hülya Soylu, çocuklukta yaşanan travmaların kadınlarda cinsel isteksizliğe neden olabileceğini söyledi.

Evliliklerde olmazsa olmazların başında gelen cinsellik, uzun evliliklerde ya da birkaç çocuktan sonra çiftler arasında yaşanan sorunların başında geliyor. Hatta kimi zaman işler boşanmalara kadar bile gidebiliyor. Göztepe Medical Park Hastane Kompleksi’nden Psikiyatrist Dr.Hülya Soylu, kadınlarda ve erkeklerde meydana gelen cinsel isteksizlikle ilgili bilinmeyenleri anlattı…

Kadınlarda cinsel isteksizliğin sebepleri nelerdir?


Cinsel isteğin olması hem kadında, hem erkekte bazı faktörlere bağlıdır. Bunlar biyolojik içgüdü, kişinin kendini çekici bulması, yeterli benlik saygısı, çekici bulunan bir partnerin varlığı ve partnerle cinsellik dışındaki alanlarda da iyi ilişkidir. Ayrıca cinsellikle ilgili daha önce olumlu deneyimler yaşamış olmak da çok önemlidir. Cinsel isteksizliğin kişiye göre değişen farklı sebepleri vardır, tıbbi , psikolojik ve farmakolojik faktörlerin bir kombinasyonudur. Kadınlarda özellikle evlililik ya da ilişkide anlaşmazlık varsa cinsel sorunu da beraberinde getirmektedir. Kişi partnerini fiziksel olarak çekici bulmuyorsa ya da duygusal açıdan ilgisi- sevgisi azalmışsa, ona karşı arzu duymaz ve bu durum da cinsel isteğin kaybolmasına yol açabilir.

Dış etkenler de kadınlarda cinsel isteksizlik yaratır mı?


Kadınlarda organik sebebe bağlı (östrojen eksikliği, menapoz, hiperprolaktinemi, vajinal enfeksiyon gibi) ağrılı ilişki de kadının eşinden uzaklaşmasına neden olur.

Hamilelik ya da cinsel yolla bulaşan hastalık kapma korkusu da diğer bir isteksizlik nedenidir. Çocukluk döneminde yaşanmış travmalar, kötü deneyimler ya da aile tarafından aşılanmış cinsellik karşıtı tutum da cinsel isteksizliğe hatta vajinismusa sebep olmaktadır. Çiftler arasında cinsel ilgi bakımından bir dengesizliğin olması durumunda ortaya çıkabilen, erkek tarafından dayatılan ısrarlı cinsel performans baskısı da kadında azalmış cinsel istekle sonuçlanabilir.B unların dışında istek azlığı kronik stres, anksiyete ve depresyona bağlı olabilmektedir.

Erkeklerde cinsel isteksizliğin nedenleri nelerdir?


Erkeklerde cinsel isteksizliğin nedenlerinin çoğu kadınlarda söylemiş olduğum sebeplerle aynıdır. Bunların dışında; erkeklerde daha sık olarak gördüğümüz cinsel istek azalmasının nedeni ‘performans anksiyetesi’ olarak da tanımladığımız başarısız olma kaygısıdır. Bunun altında yatan sorunsa çoğu kez ereksiyon kusuru ya da erken boşalma problemidir.

Depresyon libido kaybına neden oluyor mu?

Çağımızın hastalığı depresyon da da libido kaybı en sık görülen bulgulardan biridir ancak tedavide kullanılan antidepresan ilaçlar da bazı hastalarda isteksizliğe neden olabilir. Ayrıca her iki cinste de bir çok ilaç etken olmakla birlikte en sık antiandrojen, antihipertansif ilaçlar, sakinleştiriciler neden olur.

İsteksizliği yenmek için bireysel olarak neler yapılabilir?


Kişinin cinsel işlev bozukluğunu çözmek için yapacağı ilk şey “cinsel sorunu” olduğunu kabullenmektir. Partnerler karşılıklı olarak konuşabilmeli, yargılayıcı- suçlayıcı olmaktan kaçınmalıdır. Cinsel problem bir kişiye bağlı olabilir ancak iki kişiyi etkiler, bu nedenden dolayı ortak bir sorun olarak ele alınmalıdır. Eğer cinsel isteksizlik ilişkideki anlaşmazlıktan, çatışmalardan kaynaklanıyorsa birlikte çözüm yolları aranmalıdır. Bireysel çabalar sonuç vermiyorsa; tıbbi bir duruma bağlıysa konunun uzmanına, psikolojik sorunlara bağlıysa bir psikiyatriste ya da cinsel terapiste başvurulmalıdır.

Çiftlerin tedaviye birlikte mi gelmeleri gerekir?

Çiftin tedaviye birlikte katılması son derece önemlidir. Bununla birlikte çocukluk döneminde hatta sonrasında yaşanmış bir travma, taciz ya da istismar varsa tedavinin sağlıklı ilerleyebilmesi için ilk önce bireysel tedavi uygulanması gerekebilir. İlaç kullanımına bağlı cinsel fonksiyon bozukluğu varsa; bunun bırakılması, dozunun ayarlanması ya da değiştilmesi gerekmektedir.

Cinsel İsteği Arttırmanın 10 Yolu

[#2: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

İngiliz seks uzmanı Susan Quilliam’ın son kitabında, farklı araştırmaların sonucu dikkate alınarak cinsel isteği artırmanın 30 yolu anlatılıyor.

“Viagra’yı boşverin sayısız yöntemle cinsel isteği artırmak mümkün” sloganıyla araştırma sonuçlarını yayımlayan İngiliz uzman, güneş ışığında bulunan D vitamininin erkekteki testosteron hormonunu yüzde 69 oranında artırdığına dikkat çekiyor.

Kış aylarında güneşlenme imkânı bulunmayanlar için seks uzmanı Susan Quilliam’ın araştırma sonuçlarına dayanarak listelediği öneriler:

1. 2007 yılında California’daki Berkeley Üniversitesi tarafından yapılan araştırma sonucunda, erkeğin koltuk altından salgılanan ter kokusunun kadında değişik bir ruh hali yaratabildiği, cinsel isteği artırdığı ve beyni de bu yönde uyardığı belirlendi.

2. Sportif aktivitelerin sadece cinsel organlara kan akımını hızlandırmakla kalmayıp, kişinin modunu değiştirerek ve iyi hissetmesini sağlayarak endorfin adlı beyin salgısını salgılamasını hızlandırdığı kaydedildi.

3. Uzmanlara göre buhardan yana zengin olan hamam, sauna ve spalar kan dolaşımını hızlandırarak libidonun artmasına yol açıyor. Ayrıca, kadınların rahatlaması için masaj yapılması öneriliyor.

4. Yumuşak bir alkol alımı, vücutta tansiyon ve libidonun artmasına yol açıyor ve flörtöz konuşmaları cesaretlendirdiriyor. Çok fazla şarap içmenin erkekte cinsel isteğin azalmasına yol açtığı, kadında ise cinsel isteği artırmakla birlikte, bu birliktelikten alınacak hazzı baltaladığına işaret ediliyor.

5. Chicago Koku ve Tat Araştırmaları Merkezi’ne göreyse salatalık kokusu kadında cinsel isteği artırmak için birebir. Ayrıca kabak çekirdeği, kavun, sarımsak, badem, Hint yemekleri olan yeşil köri ve korma libido arttırıyor.

6. Yine aynı merkezde, erkeklerin penislerine kan akışının hangi yiyeceklerle yükseldiğini araştıran bilim adamları, en etkileyici kokuların ekmek, pizza, mısır, çilek ve vanilya olduğunu tespit etmiş.

7. Cinsel isteği artıran diğer besin maddeleri ise istiridye, sığır eti, yulaf içeren kahvaltı gevreği, hindi eti ve kırmızı et.

8. ‘Maceracı yeni deneyimlerin’ beyindeki dopamin adlı kimyasalı ve cinsel isteği artırdığı belirtiliyor.

9. Futbol oynamanın erkekte testosteron seviyesini yükselttiği, özellikle maçın kazanılması halinde erkekte libido artışının kesin olduğu kaydedildi.

10. Akupunktur yaptıran kadınların yüzde 25’i sekse karşı daha ilgili hale gelmenin yanı sıra, kendilerini daha enerjik hissettiklerini ve daha net düşünebildiklerini belirtmiş.

Normal Doğum

[#3: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

Bir mucize süreci: Normal doğumda bilinmeyenler…

Bir hücrenin, iki yüz trilyon kadar bölünerek çoğalması ve bir o kadar da ağırlığının artması sonucunda, harika bir varlık ortaya çıkıyor: İnsan. Prof. Dr. İsmail Çepni: “Bu muhteşem canlı, mucizevi bir yolculuk ile dünyaya merhaba der.” diyor ve merak ettiğimiz bu süreci bize anlatıyor. İşte doğum mucizesinin ayrıntıları , bilinmeyenleri ve sürecin safhaları;

Doğum mucizesinin başlangıcı

En son gördüğünüz adet kanamasının bitim tarihi, gebeliğinizin başlangıcı olarak kabul edilir. Normal bir hamilelik süresi 280 gün, yani 9 ay 10 gün veya 40 haftadır. 37 haftayı karnınızda tamamlayan bebeğiniz, artık dışarıda yaşayabilir olgunluğa erimiştir. 37. haftadan önce, bebek dışarı çıkmak isterse ve bunu başarırsa, bu tür doğumlara, erken doğum ya da prematüre doğum denir.

Doğum sürecini hangi etkenin başlattığını hala tam olarak bilmiyoruz. Bazı araştırmacılar, salgılanan hormonların doğumu başlattığını söylerken; bazıları ise, bebek yeterli büyüklüğe eriştiğinde, rahme uyguladığı basınç sonucunda doğumun başladığını savunurlar ama bütün bunlar teori olarak kalmış ve doğum sancılarının tam olarak neden başladığı tespit edilememiştir. Bu nedenle de doğumunuzun ne zaman başlayacağı bilinmemektedir…

Sancılar

Sancılarınız başladığında, hastaneye koşmak için telaşa kapılmayın; çünkü sancılarınızın başlangıcıyla, doğumun gerçekleşmesi arasında yeterli zamanınız olacaktır. Bu nedenle hemen değil, sancılarınız sıklaştığında, hastaneye gitmeye kara vermelisiniz. Hastaneye gittiğinizde, yanınızda mutlaka daha önceden yaptırdığınız tahliller ve bebeğinizle kendiniz için gerekli eşyalar almalısınız.

Doğum belirtilerinin ilk işaretleri

• Nişanenin (kanla karışık akıntı) gelmesi (rahim ağzındaki tıkacın atılması)

• Su gelmesi (amnios mayii)

• Düzenli ağrıların başlaması. Düzenli ağrılar: İlk başlarda 10-15 dakikada bir gelip 15-20 saniye sürer, doğum yaklaştıkça 2-3 dakikada bir gelip, 1 dakika süren ağrılar şeklindedir.

Doğum sürecinin üç aşaması

Doğumun birinci aşaması; doğum eyleminin başlamasından, rahim ağzının tam açılmasına (on santim) kadar olan kısmıdır. Bu kısım, aktif ve pasif dönemlerden oluşur.

Pasif dönem

Doğumun ve birinci evrenin en uzun süren dönemidir. Bu dönemde ağrılarınız seyrek ve daha hafif olur. Eğer ilk doğumu gerçekleştiriyorsanız, bu evrede sancılarınız daha uzun sürebilir. Doğum süreciniz birkaç saat, belki de, bir iki gün kadar uzayabilir. Bu dönemde eğer başka bir belirtiniz yoksa hastaneye gitmeniz gerekmez.

Aktif dönem

Rahim ağzının, yaklaşık üç santim açıklığa ulaştıktan sonraki dönemidir. Ağrılarınızın sıklaşmaya ve şiddetinin artmaya başladığını fark edersiniz. Sancılarınız yaklaşık 5 dakikada bir gelmeye başlar. Bu evreden sonra hastaneye gitmek için hazırlanmanızın zamanı gelmiştir, ancak suyunuzun fazla geldiğini, kanamanızın olduğunu ya da normal olmayan herhangi bir durum fark ettiğinizde, ağrıların sıklığını önemsemeden hemen hastaneye gitmelisiniz.

2. Aşama da; rahim ağzının tam açılmasından, bebeğin doğumuna kadar geçen evredir.

3. Aşama ise, bebeğin doğumundan, eşin (plasenta) ve zarların atılmasına kadar geçen süredir.

Doğum anının tüm ayrıntıları

Doğumun gerçekleşmesinde; üç temel öğe olan itici güçler (rahim kasılmaları ve doğumun 2. evresinde ıkınma), doğum kanalı (kalça kemiklerinin durumu ve yumuşak dokular) ve bebek, büyük rol oynar. Bunlardan herhangi birindeki anormallik, doğumu güçleştirir ve hatta bezen imkânsızlaştırır.

Bebeğin doğum kanalından çıkabilmesi için bu kanalın özelliklerine uyum sağlamak amacı ile bazı hareketleriyapması gereklidir.Bebeğin başının, ön-arka çapı daha uzundur. Dolayısıyla doğum kanalına bebeğinizin başının girebilmesi için, başının ön-arka çapının sizin doğum kanalı girişinizin çapına uyması gerekir. Doğumun olabilmesi için bebek doğum kanalında ilerlerken, bir yandan da burgu hareketi ile başın en uzun olan ön-arka çapını pelvis çıkımının, ön-arka çapına uydurması gerekir. Normalde, çıkıma geldiğinde başın arkası, annenin ön tarafında olmalıdır. Bu durumda çıkıma gelen bebeğiniz, rahmin kasılmaları ve ıkınmalarınız ile başını geriye doğru atarak çıkımdan kurtulur.

Görüldüğü gibi, bebek doğum kanalından, bir tünelden geçer gibi rahatlıkla geçemez, kendini kanala uydurabilmek için bir takım manevralar yapmak zorundadır. Bu manevraları yapabilmesi için, itici gücün yukarıdan bebeği aşağıya doğru zorlaması gereklidir. Bebek de, bu itici güç karşısında doğru yolu ve pozisyonları kendiliğinden bulur ve gereken manevraları yapar. Eylemin 1. evresinde, sadece rahim kasılmaları, 2. evresinde ise, annenin ıkınması bu güce katkıda bulunur. Aşağıdan çok sık muayene ile bu uyum hareketleri bozulabilir. Ancak gerekli sıklık ve durumlarda muayene edilmelidir. Aşağıdan çok sık muayene ile bu uyum hareketleri bozulabilir. Ancak gerekli sıklık ve durumlarda muayene edilmelidir.

Bebek çıktıktan sonra sıra plasenta ve eklerinin çıkmasına gelmiştir ki, bu evre, eylemin 3. evresi veya “halas” olarak adlandırılır. Genellikle, kısa bir süre plasentanın kendiliğinden çıkması beklenir ve sonrasında gerekirse yardımcı manevralarla plasenta ve beraberinde zarların çıkması sağlanır.

İlk çığlık

Bebeğinizin başı gözüktükten sonra doktorunuz, önce bir omuzu ve sonrasında diğerini çekerek, vücudunun geri kalan kısmını sorunsuz şekilde geri kalan çıkarır. Bebeğiniz doğar doğmaz ilk nefesini alır ve ilk çığlığını atar. Bu tarif edilmesi çok güç olan ve dokuz aydır beklenilen mutluluk anıdır.

Doğum Kontrol Yöntemleri

AİLE PLANLAMASI: Aile Planlaması sadece gebelikleri önlemek değil aynı zamanda çocuk sahibi olamayanlara da hizmet vermek, yol göstermektir. Aileler çocuk yapıp yapmamakta serbestirler. İstedikleri kadar çocuk sahibi olabilirler. Ancak aileler çocuk sahibi olmak istemiyorsa onlara yol göstermek Aile Planlaması Hizmetinin görevidir.
Ailelerin İstedikleri zaman İstedikleri sayıda çocuk sahibi olmalarıdır.

Aile Planlamasında zorunluluk yoktur. Katılım gönüllüdür. Aileler eğitilir ve isteyene çocuk sahibi olabilmesi için isteyene gebelikten korunmak için hizmet verilerek yardımcı olunur.

AİLE PLANLAMASININ AMAÇLARI

1. Ailelerin istemedikleri halde çocuk sahibi olmalarını önlemek,
2. Kadınların sık aralıklarla ve fazla sayıda doğum yaparak sağlıklarının bozulmasını önlemek,

3. Çok genç yaşta veya ileri yaşlardaki kadınların gebe kalmalarını önlemek,

4. Doğurgan çağdaki kadınlara ve erkeklere üremenin nasıl olduğu ve doğum kontrolünün nasıl yapılacağı konusunda bilgi vermek,

5. Çocuk sahibi olmak isteyenlere yardımcı olup yol göstermek,

6. Çocukların daha sağlıklı yetişmesini sağlamaktır.

AİLE PLANLAMASININ YARARLARI

Anne Ölümlerini Azaltır: Anne ölümlerinin çoğu, sık aralıklarla, çok sayıda (4’ten fazla), 18 yaşindan küçük ve 35 yaşindan büyük annelerin yaptigi dogumlarda görülmektedir. Aile planlamasi hizmeti yüksek riskli gebelikleri önleyerek anne ölümlerini azaltir.
Düşükleri ve Düşüge Bagli Anne Ölümlerini Azaltir: Aile planlamasi hizmeti ile kadinlarin istenmeyen gebelikleri önlemeleri saglanarak düşükler azaltilmaktadir.

Bebek Ölümlerini Azaltir: Riskli gebelikler bebek ölümlerini artirirlar. Yüksek riskli gebelikler ve dogumlar aile planlamasi ile önlenir. Böylece bebek ölümleri azaltilabilir.

Dogurganlik Orani Azaltilir: Annelerin sahip olduklari çocuk sayisi arttikça anne ölüm orani yükselmektedir,Aşiri dogurganlik bebek ve çocuk sagligi açisindan da risk oluşturmaktadir. Aile planlamasi hizmeti ile dogurganlik azaltilirken, anne sagligi, çocuk sagligi iyileştirilmiş, dolayisiyla toplumsal ve ekonomik alanlarda da iyileştirilmeler saglanmiş olacaktir.

Saglikli Dogum Yaşi Saglanir: Anne ve çocuk sagligi açisindan, gebelik ve dogum için 18-34 yaşlar arasi en uygundur. Daha erken ve daha geç yaşlarda hastalik ve ölüm riski artar.

Saglikli Dogum Araligi Saglanir: Iki yildan kisa aralikli gebelik ve dogum yüksek risklidir. Kisa dogum araligi, hem anne ölümlerini, hem de bebek ölümlerini artirmaktadir. Gebelikler arasindaki süreyi uzatmak etkili bir aile planlamasi hizmeti ile gerçekleşebilir.

Çocuk Sagligina Olumlu Etki Yapar: Yüksek riskli gebelikler sonucunda meydana gelen dogumlarda ölüm olmasa bile, bebek çeşitli saglik sorunlariyla karşi karşiyadir. Bu sorunlar şunlardir:

- Düşük dogum agirligi ve erken dogum
- Kötü beslenme (Malnütrisyon)
- Infeksiyon hastaliklari
- Fiziksel büyüme ve gelişme geriligi
- Doguştan sakatliklar
- Zeka düzeyinde gerilik

BÜTÜN BU SORUNLAR ETKIN BIR
AILE PLANLAMASI ILE ENGELLENEBILIR.

DERİ ALTI KAPSÜLLERİ

Çok güvenilir etkili bir yöntemdir. İçinde gebeliği önleyici hormon bulunan ince, yumuşak tüplerdir. Kadınların deri altına sağlık personeli tarafından küçük bir müdahale ile yerleştirilir.
İçindeki hormonlar yavaş yavaş vücuda salgılanır. Bu hormonlar yumurta hücresinin olgunlaşmasını ve yumurtalıktan atılmasını engeller, ayrıca spermlerin hazneden rahim içine geçişini önlerler.

DİAFRAM, SERVİKAL BAŞLIK

Diafram değişik boyutlarda, yumuşak kauçuktan yapılmış kenarları esnek daire şeklinde bir araçtır. Servikal başlık ise daha sert , yüksek kubbeli ve daha küçük özel tip bir diaframdır.
Rahim ağzını kapatacak şekilde yerleştirilir ve spermin rahim içine geçmesini engeller. Doğru yerleştirilmezse gebe kalınabilir.

Adet kanaması sırasında kullanılmamalıdır.

Diafram kullanılırken üzerine spermi öldürücü krem sürülürek kullanılımalıdır.

Bazen yerleştirilmesi zor olan bir yöntemdir. Ayrıca sürülen krem pahalıdır.

Hazneye yerleştirilen diafram cinsel ilişkiden sonra altı saat süreyle çıkarılmamalıdır.

Kesinlikle çocuk istemeyen aileler bu yöntemi kullanmamalıdır. Çünkü gebelikten korunmada güvenilir değildir.

DOĞUM KONTROL HAPLARI

Gebeliği önlemek için kadınlar tarafından kullanılan içinde hormon bulunan haplardır. Gebelikten korunmak için etkili bir yöntemdir.
Hapın içindeki hormonlar yumurtlamayı engeller ayrıca rahim ağzından spermlerin rahme geçmesini zorlaştırır.

Unutmadan her gün düzenli olarak içilmelidir.

Hap kullanan kadınlar hapı bıraktıktan sonra tekrar gebe kalabilirler.

Hap kullanmak cinsel ilişkiyi herhangi bir şekilde etkilemez.

Hap kullanmanın önemli ve sık görülen bir yan etkisi yoktur. Hatta birçok kadın hastalığının oluşmasını azaltır.

Kadınlar tarafından kullanılan DOĞUM KONTROL HAPLARI her gün unutulmadan alınırsa gebeliği önlemede son derece güvenlidirler.

DÖLLENME VE CİNSİYET OLUŞUMU

Spermler iki tip genetik şifre taşiyabilirler. Bu şifreler ya X ya da Y şeklinde olur . Ancak kadin yumurta hücreleri her zaman X şeklinde olup tek tiptir .
Eger yumurta hücresini dölleyen sperm X şifreli sperm ise döllenen yumurta da X şifreli olacagi için oluşan bebek (XX) yani, “KIZ” olacaktır .

Ama yumurta hücresini dölleyen sperm Y şifresini içeren bir sperm ise o zaman bebek (XY) yani, “ERKEK” olacaktır .

Yani doğacak çocuğun erkek veya kız olması babadan gelen spermin özelliğine bağlıdır.

Hangi tip spermin yumurtayı dölleyeceği bilinemez. Bu nedenle çocuğun erkek ya da kız olacağı bilinemez. Ancak döllenme olup döllenmiş yumurta rahim içine yerleştikten sonra henüz çocuk doğmadan bazı yöntemler kullanılarak cinsiyeti öğrenilebilir.

Cinsiyet babadan geçecek özelliklere bağlıdır.

ERTESİ GÜN HAPI

Ertesi gün hapı, korunmadan cinsel ilişkiye girdiğiniz ya da kullandığınız doğum kontrol yönteminin işe yaramadığını fark ettiğiniz bir gecenin ardından kullanılabilecek bir yöntem ama kesinlikle bir doğum kontrol yöntemi değil.

Nedir ve nasıl kullanılır?

Ertesi gün hapı, etkili doğum kontrol hapına benzeyen bir korunma yöntemi. Korunmadan girilen cinsel İlişkiden sonra 72 saat içinde kullanılması gereken bu hap, östrojen ve progesteron hormonları içeriyor. Cinsel ilişki sonrası spermin yumurtaya ulaşmasını, yani döllenmeyi önlüyor ya da sperm yumurtayla birleşmişse bu birleşimin rahim içinde tutunmasına engel oluyor. Yapılan araştırmalarda başarı şansının yüzde 97-98 gibi yüksek bir oranda olduğu saptanan yöntem ne kadar erken uygulanırsa, yani hap cinsel ilişkiden sonra ne kadar çabuk alınırsa o kadar etkili. Uzmanların bu hap konusunda dikkat çektikleri bir diğer nokta ise, döllenmiş yumurta hücresinin düşürülmesine yarayan kürtaj-düşük haplarından farkı. Eğer döllenmiş yumurta hücresi ana rahminde yuvalanmışsa, ertesi gün hapının hiçbir etkisi olmuyor. Yani bu hap, mevcut bir gebeliği sonlandırmıyor ve eğer böyle bir durum varsa, fetusa zarar vermiyor.

Yan etkileri ve kullanılması gereken durumlar

Çok fazla yan etkisi olmadığı belirtilen ertesi gün hapı yine de bazı bünyelerde mide bulantısı, baş ve kasık ağrısı, halsizlik, kusma ve baş dönmesi gibi durumlara neden olabiliyor. İlaç alındıktan sonra 4-10 gün içinde hafif bir kanama yaşanıyor ve ondan sonraki adetle birlikte düzenli adet görülmeye başlanıyor.

Dikkat edilmesi gereken noktalar

Prezervatifin yırtılması, diyaframın kayması, doğum kontrol hapının unutulması ya da kullanılan diğer bir yöntemin başarısızlıkla sonuçlanması durumunda uygulanması gereken ve hormonal acil kontrasepsiyon olarak da adlandırılan bu yöntemi kullanırken dikkat edilmesi gereken üç önemli nokta var: İlki, hapı korunmasız cinsel ilişkiden sonra almak.

Önce hapı alıp sonra ilişkiye girerseniz, hiçbir işe yaramayacağından emin olabilirsiniz.

İkincisi, ertesi gün hapını sürekli bir doğum kontrol yöntemi olarak görmemek. Bu hapın amacı, bir gecelik kazaların sonucu olan hamilelik ihtimalinin ortadan kaldırılması ve ayda sadece bir kez kullanılabiliyor. Kısa süre içinde sık sık kullanılması halinde ise etkisi azalıyor.

Üçüncü önemli nokta, ertesi gün hapının cinsel yolla hastalık bulaşmasını engelleyici hiçbir özelliğinin bulunmaması, tıpkı ağızdan alınan diğer İlaçlar gibi… O yüzden bu hapı, daha rahat ve sorumsuz davranmanız için bir bahane değil, çok ekstra bir durum yaşadığınızda hayatınızı kurtaracak ve içinizin rahat etmesini sağlayacak bir seçenek olarak görün ve cinsel hayatınızda sürekli bir doğum kontrol yöntemini düzenli olarak uygulamak konusunda titiz davranmaya devam edin.

GEBELİĞİN OLUŞUMU

Kadin yumurtaliklarinda üretilen yumurta tüpler araciligi ile yakalanir ve tüplerin içine alinir.
Bu arada bir cinsel ilişki olmuş ise hazneye boşalan meni içindeki spermler rahim agzindan geçerek rahim içine oradan da tüplere gelirler.

Tüplerde yumurta hücresiyle karşilaşan sperm hücrelerinden sadece birisi yumurta hücresini döller.

Döllenme; spermin uç kismindaki delici kisim yardimiyla spermin yumurta hücresinin içine girmesi ile olur. Sperm ve yumurta hücresi bu şekilde buluşmuş ve döllenme gerçekleşmiş olur.

Bu döllenmiş yumurta rahim içindeki tabakaya yerleşir ve orada büyümeye başlar.

Döllenen yumurta rahim içindeki tabakaya yerleştigi andan itibaren artik adet kanamasi ve yumurtlama olmaz. Yani gebe bir kadin gebeligi boyunca adet görmez.

Yerleşen döllenmiş yumurta büyümeye başlar ve bebek dogana kadar rahim içinde gelişmesine devam eder.

GERİ ÇEKME

Cinsel ilişki sırasında hazne içine değil de dışarı boşalma şeklinde uygulanan bir yöntemdir. Ancak gebe kalmayı önlemez. Çünkü boşalmadan önce bile bir miktar meni dışarı çıkar ve bu meninin içinde spermler bulunabilir. Ayrıca eşlerin ruhsal durumlarını da kötü yönde etkiler.

KORUNMASIZ İLİŞKİ SONRASINDA KORUNMA

Acil korunma, korunmasız veya yetersiz korunma ile gerçekleşen bir cinsel ilişkiden sonraki ilk günler içinde yöntem kullanarak istenmeyen gebeliklerin önlenmesidir.

Yöntemlerle ilgili seçenekleri şöyle değerlendirebiliriz:

1. Doğum Kontrol hapları

2. Rahim içi araçlar (spiral)

Korunmasız bir cinsel ilişkiden sonra ilk 72 saat içinde doğum kontrol haplarıyla ya da ilk beş gün içinde rahim içi araç uygulanmasıyla istenmeyen gebelikler önlenebilir.

Haplar ne kadar erken ve kullanım tarifine uygun alınırsa, gebeliği önleme olasılıkları o kadar artar. Hapların doğru kullanımıyla her dört gebelikten üçü önlenebilir. Cinsel birleşmeden sonra ilk 5 gün içinde kullanılan rahim içi araç, gebelikleri yüzde yüze yakın bir oranda önleyebilir.

KULLANMA YÖNTEMLERİ

Gebelik için önlem alınmadan gerçekleşen cinsel ilişkiden sonra, istenmeyen gebelikleri önlemek için, aşağıdaki seçeneklerden birini uygulayabilirsiniz.

Hap kullanma seçeneği: İlişkiden en kısa süre sonra fakat 72 saat dolmadan

1) Düşük dozlu doğum kontrol hapları, 4 adet yutulur. Bu haplardan 12 saat sonra 4 adet daha alınır. Yani 12 saat arayla 4+4 toplam 8 adet hap yutulacaktır.

2) Yüksek dozlu doğum kontrol hapları, 2 adet yutulur. Bu haplardan 12 saat sonra 2 adet daha alınır. Yani 12 saat arayla 2+2 toplam 4 adet hap yutulacaktır.

Rahim içi araç (spiral) seçeneği

İlişkiden sonraki ilk beş gün içinde bir sağlık kurumuna başvurup size rahim içi araç uygulanmasını isteyebilirsiniz. Rahim içi araç uygulamasıyla acil olarak korunmak için adet görmüş olmak gerekli değildir. Ancak korunmasız ilişkiden önceki günlerde gebe olmadığınızdan emin olmalısınız.

DİKKAT

Doğum kontrol hapları farklı miktarlarda hormon içerir ve buna bağlı olarak acil korunma için kullanılabilecek miktarlar değişir. Yanda belirtilen dozajlara göre kullanınız. Haplar konusunda sağlık elemanlarından size yol göstermelerini isteyiniz.

YAN ETKİLERİ

Hapların geçici olarak hafif bulantı ya da kusmaya neden olabileceği bilinmektedir. Ancak kullanımdan yarım saat önce bulantıyı önleyici bir ilaç alarak bu durum önlenebilir. İlk iki saat içinde kusma olduğunda haplar tekrarlanmalıdır.

Memelerde dolgunluk ya da baş ağrısı olabilir. Beklenen bir başka etki de lekelenme şeklinde kanama olması ya da bir haftaya kadar görülen adet gecikmesidir. Bir haftadan uzun süren gecikmelerde gebe olma olasığını belirlemek için test yapılmalıdır.

Rahim içi araç uygulaması sonrası lekelenme gibi ya da daha fazla kanama görülebilir.

HERKES KULLANABİLİR Mİ?

Evet, zorunluluk halinde herkes uygulayabilir. Ancak sürekli kullanılacak bir yöntem değildir.

Önceden planlanmış bir cinsel ilişkiden sonra

Düzenli kullanılan gebeliği önleyici haplar üç gün üstüste unutulursa

Prezervatif yırtılınca ya da zamanından önce çıkarsa

Erkek geri çekme-dışa boşalma uygularken kontrol dışı bir boşalma olması halinde

Cinsel tecavüze maruz kalındıysa gebe olmamak için kullanılabilir.

SONRAKİ KORUNMA

Acil korunma amacıyla rahim içi araç, sizi etki süresi boyunca koruyacaktır.

Hapla devam etmek isterseniz adet sonrası yeni bir pakete başlayıp her gün bir tane alıp 21 gün sonra bir hafta ara vererek kullanmayı sürdürebilirsiniz.

Başka bir yöntem isterseniz ayrıca danışabilirsiniz.

KORUNMA YÖNTEMLERİ

Koruyucu haplar, depo provera (koruyucu iğne), rahim içi araç (ria), vazektomi (erkekte kanalların bağlanması), prezervatif, diyafram, tüp ligasyonu (kadında tüplerin bağlanması), doğal korunma.

KÖPÜK, KREM VE TABLET

Kadınlar tarafından hazne içine cinsel ilişki öncesi yerleştirilerek kullanılan bir yöntemdir. Her cinsel ilişki öncesi uygulanması gerekir.

Diğer yöntemlere göre daha az güvenilebilecek yöntemlerdir. Ama yine de doğru kullanıldığında etkili olan yöntemlerdir.

Bu maddeler spermin rahim içine ulaşmadan etkisiz hale gelmesini sağlarlar.

Her cinsel ilişkiden 5-10 dakika önce uygulanmalıdır. Cinsel ilişkiden 6 saat sonra hazne yıkanmalıdır.

Doğru kullanılmazsa gebe kalınabilir.

Bu ürünleri elde etmek kolay olmayabilir, fiyatları da oldukça pahalıdır.

PREZERVATİF (KONDOM, KAPUT, KILIF)

Cinsel ilişkiden önce erkek tarafından kullanılan bir yöntemdir. Sağlık kuruluşlarından ücretsiz olarak temin edilebileceği gibi eczanelerden de temin edilebilir.
Hem gebe kalmayı önleyici bir yöntemdir. Hem de cinsel yolla bulaşan hastalıkların bulaşmasını engeller. Hiçbir yan etkisi yoktur.

Ancak her cinsel ilişkiden önce yenisi kullanılmalıdır. Bir prezervatif ancak bir kez kullanılır. %90-95 olasılıkla gebe kalmayı önleyen güvenilir bir doğum kontrol yöntemidir.

Daha önce anlatıldığı gibi; gebeliğin oluşması için meninin ve içindeki spermlerin vajinaya boşalması gereklidir. Prezervatif meninin vajina içine boşalmasını engeller ve gebelik önlenmiş olur.

Nasıl kullacaksınız?

Prezervatif takılmadan önce meninin toplanacağı uç kısmından tutularak takılmalı ve meninin toplanacağı bir boşluk bırakılmalıdır Prezervatif sertleşmiş olan penise takılmalıdır. Cinsel ilişkide bulunurken, boşalmadan sonra prezervatifin kayarak haznede kalmaması için penis kısa sürede (sertliği kaybolmadan) hazneden çıkarılmalıdır.

RAHİM İÇİ ARAÇ (SPİRAL, RİA)

Gebeliği önlemek için kadınlar tarafından kullanılır. Gebelikten korunmak için etkili bir yöntemdir.
Esnek malzemelerden yapılan bu araçlar rahim içine yerleştirilir. Yerinde kaldığı sürece gebelikten korur.

Rahim içi araçlar; spermin rahim içinden geçerek tüplere ulaşmasını engellerler. Ayrıca yumurta hücresinin taşınmasını engeller, döllenmiş yumurtanın rahim içine yerleşmesini önlerler.

Cinsel ilişkiyi etkilemez, araç çıkarıldıktan sonra tekrar gebe kalınabilir.

RİA bir sağlık kuruluşunda uygulanmalıdır. Uygulanma ve çıkarılmasında herhangi bir zorluk yoktur. RİA takıldıktan sonra 4-5 yıl süreyle devamlı kullanılabilir. Gebelikten korunmada güvenilir bir yöntemdir

TAKVİM YÖNTEMİ (RİTİM METODU)

Bu yöntem güvenilirliği az olan bir yöntemdir. Adet kanaması düzenli olarak 28 günde bir olan kadınlar için uygundur.Adet kanaması düzensiz olanlar kullanmamalıdır.
Yumurtlama adetin 14. günü olur ve yumurta hücresi olgunlaşmış olur. Bu hücre 2 gün içerisinde döllenmezse ölür. Spermler ise 3 gün kadar yaşayabilirler.

Bu nedenle yumurtlamadan 3 gün önce ve yumurtlamadan 2 gün sonrası arasında kalan zaman gebe kalma olasılığının en yüksek olduğu günlerdir.

Gebelikten korunmak isteyenler, bu sürelerde cinsel ilişkide bulunmamalıdır.

Koruyuculuğu düşük bir yöntem olduğu için kesinlikle çocuk istemeyenler bu yöntemi kullanmamalıdır.

YANLIŞ UYGULAMALAR

Birçok ailenin gebe kalmayı önlemek için çok etkisi olmayan üstelik kadının hayatını tehlikeye atan yollara başvurduğu bilinmektedir.
Bunun nedeni güvenilir yolları bilememeleri ya da güvenli yolları bildikleri halde kocalarının izin vermemesidir.

Eşinin sağlığını düşünen bir erkek karısıyla konuşarak bu güvenilmeyen ve zararlı yollardan uzak durmalıdır.

Hazneye sabun, sirke, limon pamuk vb. konması: Gebelikten korumadıkları gibi hazneyi tahriş ederek hastalılara yol açarlar. Kadının hayatını tehlikeye atar.

Yıkanma: Cinsel ilişkiden sonra haznenin yıkanması çok kişinin kullandığı bir yöntemdir. Oysa spermler hazneden rahim içine 1-2 dakika içinde geçerler. Bu yöntem gebelikten korumadığı gibi haznede infeksiyona neden olur.

Oral Seks ve Ağız Kanseri

Oral Seks ve Ağız Kanseri


Oral seks, ağız tümörlerine yol açabiliyor. Son yapılan bir araştırmaya göre insan papilom (meme başı gibi çıkıntılar yapan selim tümörler) virüsü ağız kanserine yol açabiliyor. Bilim adamları uzun süredir papilom virüsünün ağız kanserine neden olduğundan kuşkulanıyordu. İyi haber bu riskin çok küçük olması. Ağız tümörü her yıl 10.000 kişiden birinde görülüyor. Ve bu vakaların pek çoğu sigara ve içkiye bağlı olarak ortaya çıkıyor.

İnsan papilom virüsü (HPV) cinsel yolla geçen virüslerin en yaygını. Bu virüsün servikal kansere (rahim boynu kanseri) yol açtığı biliniyor. Bazı araştırmalar bu virüsün ayrıca ağız ve anal kanserlerine de neden olabileceğine işaret ediyor.

Fransa, Lyon’daki Uluslararası Kanser Araştırmaları Kurumu’nda çalışan bilim adamları ağız kanserine yakalanmış l670 deneği, l732 sağlıklı denekle karşılaştırdı. Hastalar Avrupa, Kanada, Avustralya, Küba ve Sudan’da yaşıyordu. Servikal kanserlerde görülen HPV-l6 olarak bilinen virüs, ağız kanserlerinde de tespit edildi.

HPV-16 virüsü taşıyan ağız kanserli hastaların arasında oral seks yaptığını açıklayanların sayısı, tümörlerinde HPV-16 virüsü bulunmayan hastalara oranla 3 misliydi. Virüsün kanserlere nasıl yol açtığı konusunda kadın ve erkekler arasında bir fark saptanmadı.

Söz konusu araştırmanın sonuçları “Journal of the National Cancer Institute” isimli bilim dergisinin aralık sayısında yayınlandı.. Bu sonuçlar HPV ile ağız kanseri arasındaki ilişkiyi kesinleştirdi.

Jenital (cinsel organ) HPV enfeksiyonu çok yaygındır. ABD’deki 25 yaşındaki kadınların yaklaşık üçte birinde bu virüs mevcuttur. Bu enfeksiyonların yalnızca yüzde 10′u kansere yol açan türdendir. Bu virüsü taşıyan kadınların yüzde 95′i bu enfeksiyondan bir yıl içinde kurtulur. Ancak bu bile niçin bu kadar az sayıda insanda kanserin geliştiğini açıklayamıyor.

Bu son bulgular ağız kanseri tedavisini de kolaylaştıracak. Dolayısıyla virüs kaynaklı ağız kanserli hastalara antiviral ilaçlar vermek iyileşme olasılığını artırabilir. Bu arada önlem olarak aşı üzerinde çalışmalar yapılıyor. Aşıların ağız enfeksiyonunun yanı sıra jenital enfeksiyonlara da iyi geleceği umut ediliyor.