Archive for the ‘Bebek Bakımı’ Category
Bebek Banyosunun İncelikleri
Banyo, anne-bebek arasındaki duygusal bağı kuvvetlendirirken, annenin bebek bakımı konusunda kendisini daha yetkin hissetmesini sağlar.
Bebeğinize banyo yaptırmadan önce bebeğin tüm banyo malzemelerini, kıyafetlerini hatta suyun sıcaklığını bile ayarlayıp en son aşamada bebeğinizi soymaya dikkat etmelisiniz. İlk öğrenmeniz ve panik yapmamanız gereken, bebeğinizi soymaya başladığınız anda ağlamaya başlayacağı ve onu giydirene kadar ağlamayı sürdüreceğidir. İşte bu yüzden panik olmamanız adına tüm hazırlıklarınızı önceden yapmanız gerekiyor. Banyo şampuanı, banyo süngeri, havlusu, banyo sonrasında kullanmak ve göbek bakımını yapmak üzere p’lik alkol ve steril gazlı beze ihtiyacınız olduğunu hatırlatalım.
Bebeğin ilk banyosu doğumu takip eden 24 saat sonra yaptırılır!
Bebekler vücutlarında kremsi, vernix denilen bir tabakayla kaplı olarak doğuyorlar ve bu tabaka bebekleri dış etkenleden koruyucu antikor özelliğine sahip. Bu yüzden hastanelerde ilk banyosu doğumu takip eden 24 saat sonra yaptırılıyor. Bebek cildinin bu tabakayı emmesi bekleniyor. Bunun yanında bebekler vücut ısılarını korumakta zorluk yaşayabiliyorlar. Çünkü anne karnında 37 derece su sıcaklığı içerisindeler. Doğduklarında bebeği her ne kadar korursak koruyalım, onu birden bire suyun altına soktuğumuzda ısı kaybı yaşayıp solunum sıkıntısı yaşamasına neden olabiliriz.
Evde bebeğinizi ilk yıkamada nelere dikat etmelisiniz?
Bebeğin kulaklarını kapatıp ılık suyun altına sokup vücudunu ıslatın. Ondan sonra kafasına şampuan sürüp, saçını köpürtürek yumuşak bir banyo süngeriyle vücudunu köpürtün. Yine kulaklarını kapatıp duralayın.
İlk 6 ay boyunca ideal olan her gün ama yapamıyorsanız gün aşırı banyo yaptırmanız. 6 aydan sonra da aile alışkanlıklarınıza bağlı olarak sizin yıkanma düzeninize göre yıkayabilirsiniz.
Banyo sıcaklığı: Banyo sıcaklığına gelince, ister eski yöntemler gibi dirseğinizi suya sokarak, yakmayacak şekilde ya da bir su dereceniz var ise vücut ısısı 35-37 derece olacak şekilde ayarlayabilirsiniz.
Banyo sıklığı: Bebeği her gün yıkamanız oldukça sağlıklı. Ama zaten korkuyorum diyorsanız, en azından gün aşırı banyo yaptırın.
Günlük banyo için en uygun zaman: Bebeğinizin günlük banyosu için en uygun zaman beslenme öncesi ya da beslenmeden yarım saat geçmesi gerekir. Çünkü bebeklerin mideleri oldukça hassastır; yedirdikten sonra hemen banyo yaptırmak uygun değildir. Kusabilirler. Gece en son beslenmeden önceki saati seçerseniz, bebeğiniz banyonun rahatlığı ile birkaç saat uyuyacak, siz de birkaç saat dinlenme fırsatı bulacaksınız.
Bebe yağı, bebe sütü nasıl bir nemlendirici seçtiyseniz bebeği boyundan aşağı nemlendirip ufak yollu da bir masaj yapmış olursunuz. Kıyafetlerini giydirip, saçlarını fırçaladıktan sonra dinlenme vakti gelmiş demektir. Bebeğinizi beslenme saati 24’e tekabül ediyorsa, 23.00’ te banyo yaptırın ki rahat bir uykuya dalsın.
Bebeğinizi yıkamak için göbek bağının düşmesini beklemeyin.
Yalnız dikkat etmeniz gereken banyo sonrası temiz bir havlu ile bebeğin göbek çevresini iyice kurulamak. Günde bir kez steril gazlı beze % 70’lik alkolü döktükten sonra göbek bağının düşeceği yerden kordon ve mandal birlikte olmak üzere güzelce temizleyin.
Mahmure.com Editörü
Begüm Korkmazel Demir
Anne Sütü ve Emzirmeye Dair
[#2: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]
Sütünüzü Nasıl Artırabilirsiniz? kitabının yazarı Lisa Marasco, annelere verimli emzirme önerilerinde bulundu.
Uluslararası sertifikalı bir emzirme danışmanı olan ABD’li Lisa Marasco, Acıbadem Maslak Hastanesi’nde düzenlenen “2010′da Anne Sütü ve Emzirmeye Dair Neler Biliyoruz- Bilimsel Bir Bakışla” Sempozyumu’na katılmak üzere Türkiye’deydi. 2009’da yayınlanan ‘Sütünüzü Nasıl Artırabilirsiniz?’ kitabının da yazarı olan Lisa Marasco, birikimlerini Türk anneleriyle paylaştı.
Bebek sağlığıyla ilgili uzmanlara, ebelere ve hemşirelere de emzirmenin inceliklerini ve başarılı emzirmenin püf noktalarını anlatan Lisa Marasco, “Eğer bebek çok fazla cuk cuk sesi çıkartıyorsa bu iyi değil, bu bebeğin annesinin memesini iyi ememediğini gösteriyor. Ayrıca memelerin kocaman olması da annenin sütünün bol olduğunu göstermiyor” dedi.
Bazen bebeklerin damaklarındaki gizli yarıklardan ya da dil kökü bağlarından kaynaklanan sorunlarla memeyi iyi kavrayamadıklarını, bu durumun da çok fazla çıkartılan ‘cuk cuk’ sesleri arasında kaybolduğunu anlatan Marasco ve konusunda diğer uzman konuşmacılar konferansta şu ilginç bilgileri verdiler:
-Annenin gençlik döneminden itibaren obezite sorunu varsa, bu durum süt üretimini olumsuz etkiliyor.
-Çok uzun süren stresli dönemler, vakumlu ya da kaşıklı (forsepsli) doğum, acil sezaryenler emzirmeyi olumsuz etkiliyor.
-Aşırı ödem sütün memelerden zor salgılanmasına neden oluyor. Ödemli annelerde süt 2-3 gün gecikerek geliyor, ödem azaldıkça süt artıyor. Ödemi söktürmek için annelerin salatalık, karpuz, lahana yemesi öneriliyor.
-Annenin yumurtalığında çok fazla kist olması, testeron oranını artırıyor. Bu durumda 2-3 hafta sonra süt gelebiliyor. Kistlerden kurtulmanın yolu ise doğum.
-Bazen plasenta rahim kaslarına yapışıyor, geç atılıyor ve çok fazla kanamaya neden olabiliyor. Plasenta içerde kalırsa süt üretimi etkilenebiliyor.
-Anne önceki bebeğini sezaryen ile dünyaya getirmişse, 35 yaş üzerindeyse, çoklu gebelik varsa, süt üretimi gecikiyor.
FAZLA NANE SÜTÜ AZALTIYOR
-Çok fazla nane yemek, nane çayı ve sigara içmek sütü azaltıyor.
-Nezlede kullanılan bazı ilaçlar süt üretim hormonu olan prolaktini ve dolayısıyla sütün üretimini azaltıyor.
-‘Çok fazla su içersem sütüm bol olur’ anlayışı doğru değil. Aşırı su içme çok süt üretileceği anlamına gelmiyor. Emziren anne susadıkça içmeli.
-Eğer dil bağı sorunu nedeniyle bebek ememiyorsa bu bağın kesilmesi bebeğin annesinin sütünü daha iyi almasını sağlıyor. Ancak bu bağın kesilme işleminin mutlaka, bir uzman tarafından yapılması gerekiyor.
-Süt veremeyen annelerin memeleri kontrol edilmeli. İki meme arasında 3 parmaktan fazla aralık varsa bu anatomik bir bozukluğun göstergesi olabileceği için bir risk faktörü.
-Gebelik sırasında memelerde damarların genişlemesi görülmeli. Damarsız memeden süt gelmeyebilir.
DOĞAYI ÖRNEK ALMALIYIZ
Memeliler için emzirmenin doğal bir süreç olduğunu ve emzirme sürecinde de doğanın örnek alınması gerektiğini vurgulayan Acıbadem Maslak Hastanesi Yenidoğan Uzmanı Dr. Gülnihal Şarman, şunları söyledi:
“Her memelinin sütü; kendi yapısına, yaşam tarzına, büyüme hızına göre özel olarak oluşuyor ve sunuluyor. Örneğin maymun yavrularının, insan yavrusu gibi doğumdan hemen sonra hareket etme becerileri zayıf. Bu yüzden anneleri ‘çanta’ gibi yanlarında taşıyor ve sürekli bir tensel temas kuruyorlar. Bu yakınlığın doğal sonuçlarından biri de bebek istedikçe de emme şansının olması. İşte emziren anneler de, doğayı örnek almalı. Emzirmekten korkmak yerine, bebeklerimizi hareketlenip de uzaklaşana kadar taşımalı, tensel temas kurmalı ve onlar istedikçe emzirmeliyiz, bundan çekinmemeliyiz.”
DÜZENLİ EMZİRMEK BEBEK ÖLÜMLERİNİ ÖNLEMEDE ETKİLİ
Toplantıda “Bebek Dostu” hastane uygulamasının annelere emzirme alışkanlığının kazandırılmasına yaptığı katkıları anlatan Sağlık Bakanlığı Ana Çocuk Sağlığı Genel Müdür Yardımcısı Dr. Sema Özbaş, “Eskiden ilk 6 ay mutlaka ve sadece anne sütü verin diyorduk. Şimdi yine, bunu söylüyoruz ancak annelerin emzirmeyi en az 2 yaşına kadar sürdürmelerini istiyoruz. Çünkü sadece emzirmek bebek ölümlerinin önlenmesinde yüzde 13 oranında etkili’ diye konuştu.
Dr. Sema Özbaş, bebek dostu hastane uygulamaları hakkında ise şu bilgileri verdi:
“İlk 6 ayda anne sütü bebeğin tüm ihtiyaçlarının yüzde 100’ünü karşılıyor. 6-12 ayda yüzde 50’sini karşılıyor. Uzamış emzirme süresi, büyüme ve bilişsel işlevlere olumlu etki yapıyor, kronik hastalık ve şişmanlık riskini azaltıyor. Dört ayın üzerinde anne sütü alan bebeklerin, ergenlik dönemindeki obeziteden kurtulduğunu bilimsel araştırma verileri ortaya koyuyor. Bebek Dostu Hastaneler girişimini, Dünya Sağlık Örgütü ve UNICEF başlattı. Dünyada 150 ülkede 20 bine yakın Bebek Dostu sağlık kuruluşu, Türkiye’de 81 ilde il eğitim ekipleri bulunuyor. Türkiye’de 2009 yılı verilerine göre 725 Bebek Dostu Hastane var. Ülkemizde 77 bebek dostu il var. Sadece Ağrı, Batman, Iğdır ve Şırnak Bebek Dostu il değiller. Bu yıl içinde olacaklar. Türkiye’de ilk 6 ay anne sütü rakamları bu yıl yüzde 41,6’ya ulaştı. Türkiye iyi durumda. Gelmek istediğimiz yere gelmedik, daha çok çalışmamız gerekiyor. Bebek ölümlerini düşürmeyi amaçladığımızdan anne sütü çok önemli. 2009 yılı için bebek ölüm hızını 13,1 hesaplıyoruz. 2013 yılında binde 12’nin de altına inmeyi hedefliyoruz.”
ANNE SÜTÜ
[#3: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]
ANNE SÜTÜ
Bebeğe ilk sütün (ağız sütü) verilmesi çok önemlidir. Ağız sütü enfeksiyonlara karsı koruyucu maddelerden çok zengin bir besindir. Anne sütünün temiz bir besin olması ve verilirken biberon gibi bir araç gerektirmemesi nedeni ile de yalnız anne sütü ile beslenen bebeklerde enfeksiyon görülme riski azdır. Doğumdan sonraki ilk birkaç saat içinde bebek mutlaka emzirilmelidir. Emzirme öncesi su, şekerli su, mama vb besin maddeleri kesinlikle verilmemelidir. İlk birkaç beslenmede bebeklerin ağız sütünü almaları çok önemlidir. Bebek doğduğunda, ağız sütü memelerde hazırdır. Olgunlaşmış süt salgılanana kadar, ağız sütü bebeğin tüm besin gereksinimlerini karşılar.Bebeğin anne ile aynı odada, hemen yanıbaşında olması ile bebek ile iletişimi artacak ve süt salgısı fazlalaşacaktır. Mama eklenmesi laktasyonu olumsuz etkiler. Süt yetersizse pompa kullanılarak süt yapımı uyarılmalıdır. Bebeğin beslenme sıklığı ve süresi bebeğin isteğine göre ayarlanmalıdır. İlk günlerde süt salgısı iyice artana kadar sık sık emzirilmelidir.
Bebeklere ilk 6 ay sadece anne sütü verilmelidir, altıncı ayda ek gıdalara geçilmelidir. Anne sütü verilmesine yaşamın ilk bir yılı boyunca devam edilmelidir. Anne sütü içeriği bebeğin yaşına fizyolojik özelliklerine göre değişen en uygun besleyicidir. Biyolojik fonksiyonları ve organ sistemlerinin büyümesini düzenleyen büyüme faktörlerini içerir. Bebeği enfeksiyonlardan koruyan faktörler içerir. Her koşulda verilebilir, kontaminasyon sorunu yoktur. Anne ve bebek arasındaki olumlu ruhsal gelişme için önemli bir faktördür. Allerjen değildir ve ekonomiktir. Annede meme kanseri görülme riskini azaltır, kontraseptif etkisi vardır.
Anne sütünün bileşimi laktasyon dönemine, incelenen örneklerin emzirmenin başında ya da sonunda alınmış olmasına, gün içindeki alındığı zaman dilimine, bebeğin miadına ve yaşına göre değişiklikler gösterir.
Anne sütündeki proteinlerin miktarı az ancak biyolojik değeri çok yüksek olduğu için süt çocuğunun ihtiyacını 4-6 ay karşılamaya yeterlidir. Renal solüt yükünün düşük olması hayatın erken aylarında böbrek fonksiyonları immatür olan bebekler için anne sütünün önemli bir üstünlüğüdür. Anne sütündeki nukleotidler protein utilizasyonunu artırır. Diyetle amino asitler yetersiz olduğunda nukleotidler proteinlerin ve esansiyel olmayan amino asitlerin sentezinde kullanılırlar. Anne sütünde 12 ayrı nukleotid olduğu ve bunlardan inozinfosfatın anne sütündeki demirin absorbsiyonunu artırdığı bilinmektedir.
Anne sütü kalorisinin büyük bir kısmı içeriğindeki yağlardan sağlanır. Anne sütü yağları % 98 trigliseridlerden oluşur. Kolostrumda daha fazla olmak üzere anne sütünün poliansatüre ve esansiyel yağlardan zengin olması beyin gelişimi, myelinizasyon, retinal fonksiyonlar ve hücre proliferasyonunun normal olmasını sağlar.
Anne sütünde potasyum, sodyum ve kalsiyum serbest iyonlar olarak, diğer mineraller kompleks bileşikler halinde bulunurlar. Anne sütünde demir konsantrasyonu düşüktür (0.2-0.8 mg/dl). Ancak biyolojik yararlılığı çok yüksektir. İnek sütü ve diğer gıdalarda demirin ancak %5-10’u emilebilirken anne sütünde bu oran %50 civarındadır. Bu nedenle anne sütü ile beslenen çocuklarda ilk 6 ayda demir eksikliği anemisi gelişmez
K ve D vitamini dışında yağda ve suda eriyen vitaminlerin anne sütündeki miktarları bebekler için yeterlidir. Anne sütünde 22 IU/L D vitamini vardır. Anne sütü ile beslenen bebeklerde güneş ışınlarından yeterince faydalanılmadığında rikets gelişebilir. Bu nedenle ilk yılda 15-20 günlükten başlayarak 400 IU D vit verilmesi önerilir.
Anne sütünde 15 mg/L olan K vitamini yenidoğanın ihtiyacını karşılayamaz. Yenidoğanın hemorajik hastalığını önlemek amacıyla 0.5-1.0 mg Kvitamini pareneteral olarak verilmesi önerilir.
Anne sütünde biyolojik fonksiyonları ve başta gastrointestinal sistem ve solunum sistemi olmak üzere çok sayıda organ sisteminin büyüme ve gelişmesini düzenleyen büyüme faktörleri vardır.
Anne sütünde 20’den fazla aktif enzimin varlığı gösterilmiştir. Bunlardan lipaz prematüre bebeklerde yağ sindirimi ve emilimine önemli katkılarda bulunur. Anne sütü lipazının ve bunun hidrolizi sonucu ortaya çıkan lipidlerin Giardia lamblia, Entemoeba histolitica ve Trichomonas enfestasyonlarını önleyici antiprotozoal etkisi vardır.
Anne sütü direkt etkili antimikrobial faktörler, antiinflamatuar faktörler ve immün sistemi modüle eden biyoaktif faktörler içerdiği için enfeksiyonlarda koruma özelliğine sahiptir.
Sağlıklı Bir Emzirme Uygulaması Nasıl Olmalıdır?
Günde bir defa emzirme öncesinde meme başının su ile silinmesi yeterlidir. Sabunla veya karbonatlı su ile temizleme meme başının tahriş olmasına ve çatlamasına neden olur. Annenin sırtını dayayacağı arkalığı olan alçak bir koltuk veya sandalyeye oturarak emzirmesi rahat bir pozisyondur. Yatarak emziriyorsa çocuğun başını yastıkla desteklemek yararlı olur. Emzirirken bebeğin yüzü ve gövdesi anne memesine dönük olmalı, bebek, omuzları annenin kolu üzerinde desteklenecek şekilde tutulmalı, alt dudağı dışa dönmüş, burun açık olmalıdır.Meme ucu, etrafındaki kahverengi halka ile birlikte çocuğun ağzında olmalı ve damağına dokunmalıdır. Bu hem emmenin başarılı olmasını sağlar, hem de meme başında zedelenmeyi önler. Emzirdikten sonra bebek annenin omuzuna yatırılıp sırtına hafif vurularak gazı çıkarılmalıdır.
Anne Sütü İle Beslenmede Hangi Güçlüklerle Karşılaşılabilir?
Düz ve İçe Çökük Meme Ucu
Bebek, meme ucunu emmez, meme ucu ve çevresindeki halkayı ağzına alıp bir “meme başı” oluşturur. Meme ucu bebeğin ağzındaki “meme başının” yalnız üçte birini meydana getirir. Gebelik döneminde ve doğumdan sonraki ilk hafta memenin uzayabilme kabiliyeti artar. Yani gebeliğin ilk zamanlarında memeler düz görünse de bu bebeğin emmesinde zorluk çıkarmayabilir. Bebek emdikçe memeyi ve ucunu dışarıya çekecektir. Bazen memenin elle şekillendirilmesi bebeğin işini kolaylaştırır. Elle şekillendirme için avuç memeyi aşağıdan desteklerken başparmak da yukardan yavaşça bastırılır. Eli meme ucundan uzak tutmaya özen gösterilmelidir. Eğer sorun bu şekilde çözülemiyorsa özel meme başlıkları kullanılmalıdır.
Meme Başı Çatlakları
Emzirirken meme ucunun etrafındaki kahverengi halkanın da bebeğin ağzına girmesi sağlanmalı, kısa süreli ve sık aralıklarla emzirilmeli, bebek çok acıkmadan emzirilmeli, kullanılan sütyenin pamuklu bir kumaştan olmasına özen gösterilmelidir.
Dolu ve Tıkanmış Memeler
Tek tedavi daha sık emzirme ile sütün boşaltılmalısıdır. Emzirme sonrası ağırlık, sertlik ve kitle oluşması azalır, memeler yumuşayıp rahatlar. Tıkanmak, memelerin kısmen süt, kısmen de fazla kan ve doku sıvısıyla olduğundan, bu durum süt akışının engellemesi demektir. Memelere acı verir ve süt iyi akmaz. Deri gergin olduğundan memenin ucu düzleşmiştir. Meme ucunun gergin ve düz olduğu durumlarda emzirme ve sütün boşalması zorlaşır. Bazı tıkanmış memelerin derisi kırmızı görünür ve annenin ateşi çıkar. Bu meme iltihabı gibi görünse de ateş 24 saat sonra düşer.
Meme İltihabı
Anne çok acı çeker, ateşi vardır ve kendini hasta hisseder. Memenin bir kısmı kabarıp sertleşmiş, üstündeki deri kızarmıştır. Meme iltihabı bazen tıkanmayla karıştırılır. Tıkanma tüm memeyi, bazen iki memeyi de etkilerken, iltihap genelde sadece bir memenin bir kısmını etkiler. Bununla birlikte tıkanma engellenmezse iltihaba yol açabilir.Genellikle süt akımı sağlandıktan bir gün sonra tıkanıklık yada iltihap düzelmeye başlar.
Mantar
Meme ucu ve çevresinde kırmızı, parlak bir alan vardır. Deride yara ve kasıntıya neden olan bu hastalık mantar yada pamukçuktur. Genellikle iltihap ya da başka rahatsızlık tedavisinde antibiyotik kullandıktan sonra görülür. Emzirmeden sonrada devam eden yanma ve iğne batması hissi vardır. Bazen ağrı memenin derinliklerine kadar iner. Memenin derinliklerine şiş sokuluyormuş gibi hissedilir. Deri kızarır, parlar ve pul pul olur. Meme ucu ve çevresinin rengi açılabilir, bazen meme normal görülebilir. Meme ucunda yaralar devam ediyorsa bebekte pamukçuk kontrolü yapılır. Yanaklarının içinde ya da dilinde beyaz lekeler ya da poposunda döküntü olabilir.
Annenin Hastalığında Bebek Anne Sütü İle Beslenmeli midir?
Anne sütü vermeyi engelleyen hastalıklar nadirdir. Nezle, grip gibi hastalıklarda anne kendi ağız ve burnunu tülbentle kapatarak bebeğe hastalık bulaşmasını önleyebilir ve bebeği emzirebilir. Anneden süt ile bebeğe geçecek maddeler bu hastalıklara direnci de arttıracaktır. Ancak ağır kalp yetersizliği veya böbrek yetersizliği gibi hastalıklar ve ağır depresyon durumları anne sütü vermeyi engelleyen hastalıklardır.Emziren annelerin ilaç kullanımı mutlaka hekim kararı ile olmalıdır.
İlk 6 Ayda Anne Sütünün Yetmediği Nasıl Anlaşılır ?
Karışık beslenme için başlıca gerekçe, anne sütü ile beslenen bebeğin kilo artışında herhangi bir sağlık sorununa bağlı olmayan duraklama ve bu durumun alınan tüm önlemlere karşın düzelmemesidir. En önemli nokta karışık beslenmenin biberonla değil kaşıkla yapılmasıdır. Bu hem temizlik hem de anne sütünün devamı için çok önemlidir.
Eğer tüm uğraşılara rağmen hazır mama verilmesi gerekiyorsa, çocuk doktorunuza danışınız.
Eğer çocuğunuz biberon içiyorsa, yemek saatleri dışında, durmadan biberon şişesinden şekerli çay veya benzeri şekerli içecekleri yudumlamaya alıştırmayınız. Bu ileride tedavisi güç, büyük sorunlar yaratan diş sorunları ve çürüklerine yol açar.
ANNE SÜTÜNÜN AVANTAJLARI
Aşağıdaki durumların görülme oranı azalır
Alerji ve astım
Bakteriyemi ve menenjit
İnfantil egzema
Kronik kabızlık
Gastrointestinal enfeksiyonlar
İltihabi barsak hastalıkları
Demir eksikliği anemisi
Alt solunum yolu enfeksiyonları
Barsak nekrozu
Orta kulak iltihabı
Ani bebek ölümü
İdrar yolları enfeksiyonu
Artmış IQ skoru
Nörogelişimsel performansta artma
UYGUN BİR EMZİRME NASIL OLMALIDIR?
Yirmidört saat içinde 8-12 kez emzirilmelidir.
Bebeğin ağzı memeyi almadan önce geniş açılmalıdır.
Bebeğin ağzı meme ucu ve aerolanın çoğunu ağzının içine almalıdır.
Bebeğin dili meme ucunun altında olmalıdır.
Bebek kısa duraklamalarla görülebilir ve işitilebilir şekilde emmelidir.
Bebek nefesiyle ememe yutma siklusunu koordine edebilmelidir.
Emme esnasında çene ekleminde görülebilir hareket olmalıdır.
İlk 6 hafta beslenme boyunca, anne memesini eliyle desteklemelidir
Günde en az 6-8 kere bezini ıslatmalıdır
İki haftada doğum ağırlığını kazanarak uygun kilo almalıdır.
Bebek Besleme Teknikleri
Hazırlayan: Dyt. Nurten Budak
- Anne Sütü ile Beslenme Tekniği
- Bebekleri Fincandan Besleme Tekniği
- Bebekleri Biberon ile Besleme Tekniği
Anne Sütü ile Beslenme Tekniği
Bebeğe doğar doğmaz verilecek ilk gıda anne sütü olmalıdır. Bebek bu şekilde ilk aşısını almış olur. Çünkü anne sütü içinde mikroplara karşı koruyucu maddeler vardır ve bebeğin tüm bağırsaklarını kaplayarak bazı hastalıklara karşı korunmasını sağlar.
Bebek doğumdan sonra ağladıkça emzirilmelidir. Emzirme aralarının üç saati geçmemesine dikkat edilmelidir.
Emzirmeden önce annenin göğüslerini temizlemesine gerek yoktur. Önemli olan annenin emzirmeden önce el temizliğine dikkat etmesidir. Emzirirken bebeğin ağzını kocaman açarak bir ağız dolusu memeyi kavraması meme başı çatlaklarının gelişmemesi için önemlidir. Her emzirmede ilk verilen göğüs iyice boşaltıldıktan sonra diğerine geçilmesine dikkat edilmelidir. Her emzirmeye bir önceki emzirmede en son verilen meme ile başlanmalıdır.
Emzirmeden sonra annenin bir miktar sütünü sıkıp göğüs uçlarına sürmesi temizlik için yeterlidir. Emziren kadınların bolca bir sütyen kullanması ya da göğüslerinin aşağıya sarkmasını önleyecek şekilde eşarpla sıkmadan kaldırması uygun olur.
Bebeğini geçici olarak emziremeyen kadınların göğüslerini üç saatte bir elle ya da pompa (süt çeker) ile sağmaları gerekir. Sağılan sütler oda ısısında 6 saat, buzdolabında (0-4 derecede) 24 saat bozulmadan saklanabilir.
Bebekleri Fincandan Besleme Tekniği
Bebek yarı oturur duruma getirilir.
Fincan bebeğin dudaklarına yaklaştırılır.
Fincan bebeğin dudaklarına değecek şekilde hafif eğilir, bebeğin alt dudağına dayanır ve fincanın kenarları üst dudağın dış yan kısımlarına değer.
Bebek uyanık duruma gelir gözlerini ve dudaklarını açar. Çok küçük bebekler dilleri ile sütü alırlar. Daha büyük bebekler sütü emer gibi çeker ve bir miktarını da dökerler.
Hiçbir zaman süt bebeğin ağzına dökülmemelidir. Fincan tutularak bebeğin kendisinin alması sağlanmalıdır.
Bebek yeterince alınca ağzını kapatır. Bu durumda ne kadar aldığı kayıt edilmelidir. Hesaplanan miktarı almamış ise bir sonraki öğünde daha fazla alabilir ya da daha sık beslenmesi gerekebilir.
Bebeğin aldığı miktar günlük olarak ölçülmelidir.

Bebekleri Biberon ile Besleme Tekniği
Biberonla besleme, bebeğin anne memesini almamasına ve bazı hastalıklara neden olabileceği için önerilmemektedir. Zorunlu kalındığı durumlarda ise aşağıdaki önerilere uyulmalıdır;
Biberonun deliğinin genişliği kontrol edilmelidir. Bunun için mama konulduktan sonra biberon ters çevrilir. Mama biberondan önce ip gibi sonra damla damla akmalıdır. Sürekli olarak ip gibi akan ya da sürekli olarak damlayan deliği olan biberonlar uygun değildir.
Bebek yarı oturur durumda iken biberon verilmelidir.
Bebeğin her öğünde aldığı miktar yazılarak günlük miktar ölçülmelidir.
Tatil ve Ruh Sağlığı
Hazırlayan: Doç. Dr. Selahattin Şenol
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Bölümü
Yaz tatili ile birlikte hekimler çocuk ve ergenlerin sağlığı konusunda birçok uyarıda bulunmaktadırlar. Ozon tabakasında meydana gelen olumsuz değişikliklerle birlikte güneşin zararlı etkileri; şapka kullanma, güneş gözlüğü seçilmesi ve en uygun güneş yağının özellikleri gibi. Bunun dışında tatil bölgelerinde olabilecek haşere ve zehirli hayvan sokmalarına ya da sıvı ve gıda alımına ilişkin öneriler, allerjiler, su sporlarına ilişkin kaza ya da diğer tehlikeler gibi.
Ruh sağlığı açısından ise tatilin anlamını çocuk ve ergenler için yetişkinler belirlemekte ve buradaki tutumlara ilişkin öneriler anne babaları ilgilendirmektedir. Çocukların yaz döneminde de ders konusunda zorlanmaları, onların bir dinlenme süresi geçirmeden yorgun bir şekilde okula başlamasına ve derslerle ilgili bıkkınlığa yol açabilmektedir. Bu nedenle ders çalışmaya ara verilmesi ve çocuğun okulu, öğretmenlerini ve arkadaşlarını özlemesi sağlanmalıdır.
Özel öğrenme güçlüğü olan çocuklara verilecek destek eğitiminin ise farklı bir şekilde sunulması gerekmektedir. Okuma ve yazma ile ilgili zorluğu olan çocuk ve gençlere ders kitapları dışında, yaş dönemlerine uygun seçilecek resimli öykü ya da gençlik romanlarını okumayı özendirmek, yazma konusunda ise günlük tutma şeklinde yazma alışkanlığını desteklemek uygun olacaktır. Ayrıca ailenin olanakları ölçüsünde çocuğun yabancı dilini destekleyen yaz okulları bu amaçla seçilebilecek uygun desteklerdir. Ayrıca aileden ayrılma, bağımsız kalabilme, yaşıt gruplarına katılma gibi zorlukların üstesinden gelmede de önemli yararları olabilecektir.
Yaz dönemi çocukların gelişimlerindeki adımları kolaylaştırmak için de kullanılabilir. Tuvalet eğitimi, odanın ayrılması, kendi başına yemek yeme gibi gelişimsel beceri kazandırma girişimlerini bebek ve çocuklar bu dönemde daha kolay kabullenmektedirler.
Çocuk ve ergen psikiyatrisi bölümlerinden tedavileri sürdürülen çocuklar için de eğer şartlar uygunsa ve hekim ile işbirliği yaparak yaz döneminin tatil olarak geçirilmesi ve uygulanan ilaç tedavilerine ara verilmesi uygun olacaktır. Dikkat eksikliği ve aşırı hareketlilik nedeniyle Ritalin ya da Tofranil gibi ilaç tedavisi sürdürülen çocuk ve gençlerden yaz döneminde ders başarısı beklenmeyeceğinden genel olarak ilaç tatili verilmektedir.
İçinde bulundukları gelişim dönemine ve fizik güçlerine göre özellikle kırsal bölgelerimizde yaşayan çocuk ve gençlerin tatil dönemlerinde anne babalarına işlerinde yardımcı olduklarını biliyoruz. Aileye ekonomik açıdan katkıda bulunmak ya da kendi harçlığını kazanmanın çocuk ve ergenin kendine güveni ve benlik saygısında olumlu etkileri olduğunu biliyoruz. Ancak bu ekonomik katkının çocuk ve ergenin gücü göz önünde bulundurularak planlanmasının önemi açıktır.
Tatillerin aile içi ilişkileri yakınlaştırma ve birlikte geçirilen zamanı artırma yönünden de önemli olduğunu biliyoruz. Özellikle çalışan anne ve babaların izin dönemlerini çocuklarının tatil döneminde kullanması sınırlı aile içi etkileşimi artıracaktır. Aile üyelerinin hep birlikte geçireceği bu tatil dönemlerinin iletişim, çocuklarına model olma, onları tanıma ve gelişimlerini görebilme açısından da yararları olacaktır.