Archive for the ‘Estetik / Cilt Sağlığı’ Category

GENÇ VE GÜZEL OLMAMIZ İÇİN YENMESİ GEREKEN YİYECEKLER

Uzman hekimler  genç ve güzel olmamız için dengeli beslenmenin çok önemli olduğunu yineliyor. İşte cildimizi genç ve  güzelleştirecek besinler… Yapılan inceleme ve araştırmalar, akne (sivilce) şikayeti olan kişilerde çinko eksikliğine rastlandığını ortaya koyuyor. Güzelliğe giden yolun sağlıklı beslenmekten geçtiğini belirten uzman hekimlere göre, derideki yağ üretiminde, akne oluşumuna yol açan hormon bozukluklarında çinko önemli rol oynuyor. Çinko eksikliğini gidermek için de kabak çekirdeği, zencefil, yulaf, yumurta ve badem tüketilmesi öneriliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ferin Batman, AA muhabirine yaptığı açıklamada, doğru beslenme alışkanlığıyla cilt yaşlanmasının geciktirilebileceğini söyledi. Bir kişinin sağlıklı olup olmadığının en basit şekliyle cildine, derisine bakarak anlaşılabileceğini belirten Batman, pek çok kişinin cildindeki sorunları, losyonlar, tonikler ve kremler gibi yüzeysel kozmetiklerle çözmeye çalıştığını, ancak bunların göstereceği etkilerin hafif ve geçici olduğunu bildirdi. Sorunun köküne inmeden, beslenme alışkanlığının düzeltmeden, toksin alımını durdurmadan sorunun çözülemeyeceğini vurgulayan Batman, ”Cildimizin yenilenmesi ve yaşlanmanın geciktirilmesi, bağışıklık sisteminin dengesine bağlıdır. Doğru besinler seçildiğinde, bağışıklık sistemi korunur ve cildin yaşlanması ertelenir” dedi. Batman, son yapılan araştırmaların özellikle bazı vitamin, mineral ve antioksidanlardan yeterli ve dengeli alındığında cildin daha genç ve sağlıklı olacağını gösterdiğini belirterek, cildi içerden dışarıya beslemenin önemli olduğunu söyledi.

”KAHVALTI YAPMADAN GÜNE BAŞLAMAYIN” Cilt güzelliği için en önemli faktörlerden birinin kahvaltı alışkanlığı olduğunu vurgulayan Batman, ”Güçlü bir kahvaltı, sağlık ve güzellik için en önemli öğün. Kahvaltıdan enerji veren bal, kahvaltı gevrekleri, meyveler, su, meyve suyu ve süt eksik edilmemeli. Bu besinler cildi, maruz kaldığı olumsuz dış etkenlere karşı güçlendirmenin yanı sıra nemlendirip besliyor” dedi. Batman, ”sabahları aç karnına içilen suyun, cildi içerden besleyerek nemlendirdiğine, bol sıvı almak, cildin kurumasını önlediği için gün içinde de su içmeye devam edilmesi gerektiğine” dikkati çekerek, deri hücrelerinin genç kalması ve elastikiyetlerini koruması için, rafine olmuş şeker, şuruplu tatlılar, beyaz ekmek ve hamur işi tüketiminden kaçınılması, tuzun mümkün olduğu kadar azaltılması gerektiğini söyledi. Yapılan araştırmalar sonucunda akne şikayeti olanlarda çinko eksikliğine rastlandığını belirten Batman, ”Çinko, sağlıklı cildin en önemli bileşenlerinden biridir. Çinko bilindiği gibi bağışıklık sistemi üzerinde etkilidir. Derideki yağ üretiminde, akne ye neden olan hormon bozukluklarında da çinko çok önemli rol oynar” dedi. Batman, kabak çekirdeği, zencefil, yulaf, yumurta ve badem de bol miktarda çinko bulunduğunu kaydetti.

KIRMIZI MEYVELER, ANTİOKSİDAN KAYNAĞI Sağlıklı bir cilt yapısı için mutlaka mevcut beslenme şeklinin doğru bilgiye dayanarak değiştirilmesi ve bunun bir yaşam biçimi haline gelmesi gerektiğini ifade eden Batman’a göre, sıklıkla yenmesi gereken en önemli besinler şöyle: ”Omega-3 yağ asitlerinden zengin balık, cildin elastikiyetini artırarak yaşlanmayı geciktiriyor. Aynı zamanda da cilt kalitesini artırıyor. E ve C vitaminiyle yüklü bir tropikal meyve olan avakado ise içerdiği Omega-3′den zengin yağlarla, cilt için tüm kötü etkenlerle savaşıyor. Kırmızı üzüm, kızılcık, çilek, kiraz, mürdüm eriği gibi kırmızı meyvelerin hepsi, cilt için en iyi potansiyel antioksidan görevi yürütüyor. Çok güçlü bir antioksidan içeriğe sahip olan siyah çikolata da ciltteki kan akışını düzenlemeye yardımcı oluyor. En zengin antioksidan kaynağı olarak gösterilen yeşil çay, aknenin doğal tedavisinde kullanılıyor. Cildi sıkılaştırıcı etki gösteriyor. Nar, yüksek antioksidan içeriği nedeniyle ‘süper besin’ olarak adlandırılıyor. Nar ve nar suyu, genişlemiş damarların görünümlerini azaltarak cildin daha sağlıklı görünmesini sağlıyor. Alpha-lipoic asit ve luteinden zengin olan ıspanak, bu iki güçlü antioksidan bileşeni sayesinde cildi yaşlanmaya karşı büyük oranda koruyor. Domates ve domates suyu cilt sağlığı için çok önem taşıyor, çünkü çok güçlü bir antioksidan olan likopenin birincil kaynağı olarak biliniyor. Özellikle kuru cilt üzerinde oldukça etkili olduğu gösteriliyor. Balık ve balık yağı gibi ceviz de Omega-3′ün en güçlü kaynaklarından biri olduğundan gün içinde mutlaka tüketilmesi öneriliyor. Yağ asidi içeriği sayesinde cildin elastikiyetini artırarak yaşlanmayı geciktiriyor ve daha pürüzsüz bir cilde sahip olunmasını sağlıyor. Bulunabilecek en iyi protein kaynağı olan yumurta, güzellik için çok önemli olan biotin ve B12 vitaminlerini içeriyor. Cilt sağlığı için çok önemli olan çinkodan daha zengin olarak gösteriliyor. Ananas ise içerdiği bromelin nedeniyle cildin pul pul dökülmesini önlüyor. Bu madde, kırışıklıkların ortaya çıkmasına neden olan kolajeni yeniliyor.”

Burun Estetiği

[#2: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

Günümüzde burunlarını sevmeyen, gerek görüntüsel sebeplerle gerek  fonksiyonel sorunları olan hastaların sayısı giderek artmaktadır. Ameliyat tekniklerindeki gelişme, anestezi yöntemlerindeki yenilikler ve işin uzmanı Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi uzmanları sayesinde estetik burun ameliyatı artık daha kolay ve başarı oranları çok daha yüksek.

Modern tıptaki tüm bu değişikliklerle sadece burun estetiği değil yüz, boyun, meme ve gövde kontur düzeltme ameliyatlarında da yeni teknikler ve varolan tekniklerin rafineri edilmesi hızla devam etmektedir.

Estetik kaygı taşıyan hastaların önemli bir kısmı biz plastik cerrahlara başvurduktan sonra aldıkları ameliyat önerisi sonrasında derin bir endişeye kapılmaktadır. Rahatsız oldukları estetik ya da fonksiyonel deformite için ameliyat dışı yöntemler arayışına girmektedir. Gelişen kozmetik sektörü içinde bir çok sorun için ameliyat dışı yöntemler bulunmaktadır ancak ameliyat endikasyonu konmuş hastalık ya da deformitelerin çoğu ameliyat dışı medikal uygulamalarla kalıcı ya da yeterli şekilde düzeltilememektedir.

Burun deformitesi olan bir hastaya askı dikişleri kullanılması ya da dolgu yapılmasıyla ameliyatla elde edilebilecek pozitif görünümü ASLA sağlamaz. Zira Kemerli bir burunda problem kemerin varlığıdır. Yani doku fazlalığı ya da deformasyonu vardır. Kemerin Rinoplasti ameliyatı ile düzeltilip buruna yeni bir şekil verilmesi gerekirken dolgu ile bunu sağlamak mümkün değildir. Benzer şekilde burun ucu düşük bir hastaya Rinoplasti yapmak yerine askı dikişleri ile burun ucunu asmak ya da botox uygulamak tıbben doğru bir uygulama olarak kabul edilmez. Bu askılar burun ucunu en fazla bir kaç hafta güzel gösterir, bu kadar kısa süreli bir pozitif etki için hem zaman hem para harcanak doğru olmaz. Bir de tabii ki alınan sağlık riski de cabasıdır.

Botox ile burun şeklinin düzeltilmesi teknik olarak imkansızdır. Botox etkisini kaslar üzerinden gösteren bir ilaçtır. Burun şeklinde mimik kaslarının etkisi olmadığı için burun şekli Botox ile değiştirilemez.

Burnunuzun şeklinden memnun değilseniz ve Rinoplasti ameliyatı olmayı düşünüyorsanız. Lütfen bu işin ehli olan uzmanlardan fikir alın. Estetik burun ameliyatının (rinoplasti) ancak uygun endikasyonlu hastada en iyi sonucu vereceğini aklınızdan çıkartmayın.

Hamilelerde Cilt Problemi

[#3: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

Hamilelik döneminde çoğu bayan kilo alımından ve bazı problemlerinden dolayı zaman zaman kendisini güzel hissedemez. Bu problemlerin başında da hamilelik döneminde oluşan çatlaklar, cilt lekelenmeleri, sivilceler gelir. Peki, bu dönemde oluşan problemler kalıcı mıdır ve nasıl önlem almak gerekir? Güzellik Uzmanı Nebile Bişkin hamilelik döneminde cildinizde oluşan değişiklikleri ve çözüm yollarını sizin için anlatıyor…

Hamilelik sürecinin başlamasıyla ortalama kırk haftalık bir süreç başlar. Bu süreç kadının fiziksel ve ruhsal yönden birçok değişime açık olduğu süreçtir. Hamilelikte ortaya çıkan olumsuzlukların temelinde vücudun ciddi bir değişime girdiği ve bunların hormonların etkisiyle oluştuğu unutulmamalıdır. Gebelik süreci başlamadan önce anne adayının oluşabilecek fiziksel ve ruhsal değişimlerin kaçınılmaz olduğu konusunda bilinçlenmesi ve bilgilenmesi gereklidir.

Kişinin yaşadığı ortam, anneliğe hazır olduğunu hissetmesi son derece önemlidir. Her anne adayında farklı cilt değişiklikleri görülmektedir. Bazı anne adaylarında hiçbir cilt sorunu yaşanmazken, bazılarında karın ve kol bölgelerinde derin çatlaklar oluşabilmekte, önlenemez kaşıntılar, cilt kuruluğu, halk dilinde “gebelik maskesi” denilen özellikle şakaklarda ve alın bölgesinde, yüzde yoğun bir şekilde lekelenmeler olabilmektedir.

Hamilelik döneminde vücudun farklı bölgelerinde örneğin; meme uçlarında, genital bölgede, koltuk altında, benlerde, karın bölgesindeki çizgide renk koyulaşması oldukça çok görülmektedir. Ayrıca, bacaklarda şişme varis sorunu olan anne adaylarında bu dönemde varislerin, kılcal damarların daha da çoğaldığını görmek mümkündür.

Ciltteki değişiklikler
Cildimizde oluşan lekelenmeler, çoğu zaman doğum sonrasında doğal olarak kendiliğinden kaybolurken, bazen de yüzde, vücutta kalıcı lekeler görülmektedir. Lekelenmelerin nedeni, melanin hücrelerinin çoğalması sonucu piğmentasyon oluşumudur. Anne adayı güneş ışınlarına karşı son derece dikkatli olmalıdır. Kış aylarında bile özellikle yüz bölgesi için güneş koruyucu kullanmalıdır. Yaz aylarında da hem sağlıkları hem de cilt lekelerinden korunmak için direkt olarak Güneş’in altında kalmamalıdır. Yüksek faktörlü, güvenilir güneş kremlerini tercih etmelidirler.

Aynı zamanda anne adayları ciltlerinin güzellikleri için bol sıvı tüketilmeli ve cildi temiz tutmalıdır. Bu dönemde hassas olan cilde gül suyu tonik olarak kullanılabilir. Hamilelik döneminde cilt temizliği için mümkün olduğunca alkol oranı düşük tonikler tercih edilmelidir. Ciltte yoğun yağlanma söz konusu değil ise, cilt tipine uygun nemlendirici krem kullanılmalıdır.

Her dönemde olduğu gibi hamilelikte de cildin nem dengesinin korunması son derece önemlidir. Dış etkilere karşı koruma amaçlı ürünler tercih edilerek cilt desteklenmelidir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta; her ciltte farklı sorunlar görüldüğüdür. Bazı hamilelerin cildinde lekeler meydana gelirken, bazı ciltlerde ise aşırı sivilcelenmeler görülmektedir. Yani kulaktan dolma bilgilerle, başkalarının problemlerine iyi gelen ürünleri tercih etmemelisiniz. Yapacağınız en doğru hareket bir uzmana danışıp kendi cildinize ve probleminize uygun ürünü kullanmak olacaktır.

Hamilelikte elektrikle çalışan aletlerle cilt bakımı yaptırmayın!
Profesyonel uygulanan cilt bakımlarında anne adayı olduğunuzu mutlaka belirtmelisiniz. Elektrik akımıyla çalışan aletlerle ne amaçla olursa olsun cilt bakımı yaptırılmamalısınız. Yoğun bakımlardan gebelik sürecinde uzak durulmalısınız. Aynı zamanda bu dönemde; herhangi bir vücut bakım, zayıflama amaçlı cihazlara girilmemeli, el masajı, karın bölgesine uygulanmamalı, uçucu yağlarla uygulanan aromaterapi uygulamalarından sakınmak gereklidir.

“Aromaterapi”, koku molekülleriyle tedavi etmek anlamına gelmektedir. Aromaterapi, insan bedeninde görülen zihinsel, ruhsal ve fiziksel rahatsızlıkların uçucu yağlarla tedavi edilmesidir. İnsanların hayatını hormonlar düzenliyorsa, bitkilerin hayatını da uçucu yağlar düzenlemektedir. Bu uçucu yağlar; bitki organlarında çok küçük damlacıklar halinde bulunan çok özel maddelerdir.

Özellikle karın bölgesinde oluşabilecek çatlaklar için akşam yatmadan önce kakao yağı, sabah kalkınca badem yağı sürülmesi oldukça güzel sonuçlar vermektedir. Bu uygulamaya ne kadar erken başlarsanız sonuç o kadar olumlu olacaktır. Bu yüzden anne adaylarına hamile olduklarını öğrenir öğrenmez bu yağları uygulamaları önerilmektedir.

Hem bebeğinizin hem cildinizin sağlığı için suyun önemi

Her dönemde cilt güzelliği için bol su tüketmek önerilir. Su cildin arınmasını sağlar. Hamilelik döneminde ise bol miktarda su tüketimi de asla ihmal edilmemelidir. Hayatımızın olmazsa olmazlarından olan suyun önemi unutulmamalıdır.

Bol su tüketimi cildin nemini ve elastikiyetini koruyarak kurumasını, çatlak oluşumunu azaltmaktadır. Her anne adayında farklı boyutlarda sorunlar ortaya çıkmaktadır. Birçok kez anne olduğu halde vücudunda çatlağa rastlanmayan anne olduğu gibi, henüz ilk defa anne olan bir kişide yoğun çatlaklar görülebilir. Burada genetik özelliklerinde önemli olduğunu göz ardı etmemek gerekmektedir.

Doğumdan sonra çatlaklardan nasıl kurtulurum?
Gebelik döneminin sona ermesiyle bütün sorunlar ortadan kalkabilir. Bazı annelerde de oluşan çatlakların hamilelik döneminde kırmızı görünen çatlaklar doğumdan kısa bir süre sonra açık sarı bir renk alırlar ve kalıcı olurlar. Bu tür sıkıntıları olan annelerin doğumdan en az altı ay sonra bu sorunlardan kurtulma amaçlı uygulamalara başlamalıdır. Bu uygulamalarla; oluşan derin çatlakların görüntüsü tamamen yok edilmesi söz konusu olmayabilir fakat görüntü hafifletilebilir.

Hamilelik lekeleri
Lekelerin yok edilmesi kullanılan uygulamalar, çok daha başarılı sonuçlar vermektedir. Ülkemizde güzellik salonlarında kullanılan, leke bakım ürünleriyle son derece başarılı sonuçlar alınmaktadır. Burada anne adayının gebelik süresince ve sonrası bakımını düzenli ve dikkatli uygulamalar yaptırması önem kazanmaktadır.

Vücudumuzda normal zamanda oluşan benlerin büyüyerek koyu renk bir görüntü oluşturması normal zamanlarda kanser belirtisi olarak düşünülür. Hamilelik durumunda böyle düşünülmez ancak, benlerde anormal büyüme ve renk koyulaşması görüldüğünde uzman bir doktor tarafından kontrol edilmesinde fayda vardır. Ciltte çatlak oluşan bölgelerde kaşıntı olması son derece normaldir. Fakat bazen bu kaşıntıların sebepleri farklı nedenler olabilir. Böyle bir durumda doktor kontrolü gerekebilir. Sizi aşırı derecede rahatsız eden bir kaşıntı olduğunda doktorunuza danışmanız önerilmektedir.

Bitkisel ürünlere dikkat!
Günümüzde insanlar birçok problemin çözümü için artık doğal bitkisel yöntemler tercih etmektedir. Bir anlamda tozlu raflardan indirilmiş bitkisel tedavi yöntemleri hızla gün ışığına çıkarılmakta, diğer bir değişle geriye dönüş hız kazanmaya başlamıştır. Gebelik esnasında kullanılan bitkiler önemlidir. Birçok bitkisel ürün kullanımı gebelikte güvenli olmasına karşın, bazı bitkiler problemlere yol açabilir. Bu sebeple hamilelik döneminizde bitkisel ürünlerin tüketiminde de çok dikkatli olmak gereklidir. Tanımadığınız, bilgi sahibi olmadığınız ürünlerden uzak durmanız gerekir. Bazı bitkisel ürünler hamilelikte kullanıldığı takdirde sakıncalı durumlara yol açabilmektedir. Hatta ishal, bulantı, kusma, tansiyon gibi şikayetlere sebep olacak bitkisel droglar kontrollü ve ölçülü kullanılmalıdır. Bitkisel ürünler; normal zamanda da, hamilelik döneminizde de çok daha dikkatli tüketilmelidir. Neye faydalı olduğunu ya da zararlarını bilmeden bitkisel ürünler kullanılmaması tavsiye edilir.

Sağlıklı bir anne demek, sağlıklı bir bebek dünyaya getirmek demektir. Kaliteli bir hamilelik süreci geçirmek de bebeğinizin sağlığıyla yakından ilişkilidir. Doğanın kadınlara verdiği en büyük özelliklerden birisi doğurganlıktır. Hamilelik döneminizde de cildinizde olan problemleri kafanıza takmamanız öncelikli öneridir. Unutmayın, bu problemlerin çoğu geçicidir. Önemli olan dengeli ve düzenli beslenmeniz, kendinizi bu süreçte mutlu hissetmenizdir. Cilt problemleriniz çok yoğun ve sizi rahatsız edici olursa, öncelikle doğum doktorunuza danışmalısınız. O size gereken önlemleri almanız için tavsiyelerde bulunacaktır. Daha sonra da sizi konusunda uzman bir dermatologa yönlendirecektir.

Cildiniz canlılık kazansın

Cildinizin canlılık kazanmasını istiyorsanız elinizin altındakilerle bir çok yönlü uygula malar yapabilirsiniz bunlardan birkaç örnek aşağıdaki gibidir:

Elma Sirkesi: Bu çok yönlü ilaç, cildi canlan dırır ve derinin asidik koruma örtüsünü güçlendi rir. Çok zengin vitaminler ve mikrobesin madde leri içerir. Kuru ve çatlak cilt kadar, yağlı ve si vilceli ciltlerin bakımında da başarılıdır. Saçlara yumuşaklık ve parlaklık kazandırır.

Çökelek / Ekşimik: İltihaplı cilde karşı eski zamanlardan beri kullanılan çökelek, gerektiğin de biraz ılık sütle karıştırılarak krem kıvamına getirilir. Yağlı cilt bakımında kullanılır, alt derinin (perminal katman) kan dolaşımını hızlandırır, ayrıca, hafif güneş yanıklarında rahatlatıcıdır.

Sivilce Bilinmesi Gerekenler ve Tedavi Seçenekleri

Hazırlayan : Uzm Dr. Semih Tatlıcan, Dermatoloji Uzmanı
SSK Ankara Eğitim Hastanesi Dermatoloji Kliniği

Tanım
Sivilce(Akne) yağ üretimi yapan bezlerin) uzun süreli iltihabi rahatsızlıdır. Açık ve kapalı komedon oluşumu, eritemli popül ve püstüller, nodüller, psodokistler ve bazen de nedbe oluşumu ile karakterizedir.

Akne genel olarak adölesan ve gençlik dönemi hastalığıdır. Ortalama 14 yaşta başlar ve 20’li yaşların sonuna doğru iyileşir. Bu yaşlardaki genç insanların önemli bir kozmetik problemi olduğu kadar, görünüşteki bu bozukluk nedeniyle kişini psikolojisi de olumsuz etkileyen bir dermatolojik problemdir. Hastalık bazen bazı endokrinolojik-hormonal hastalıklara da eşlik edebilmektedir.

Akne oluşumunda genel olarak 4 faktör önemlidir.
1-) Artmış sebum üretimi
2-) Mikrobial florada anormallikler
3-) Pilosebase kornikikasyon
4-) İnflamasyon

Akne polimorfik bir hastalıktır. % 99 oranında yüzde, % 60 oranında sırtta ve % 15 oranında göğüste bulunur. Akne oluşumu ile ilgili olarak yağlı, yüksek kalorili yiyeceklerin alımı ile doğru orantılı olarak akne oluşumunun arttığı  yaygın bir inanış olmasına rağmen bu yönde bir bilgi içeren bilimsel çalışma yoktur. Kadınlarda menstrusyon öncesi alevlenmeler görülebilmektedir. Terleme ile artış gösterdiği, Sıcak ve nemli ortamlarda bulunmakla akne oluşumunun arttığı bildirilmiştir.

Güneş ışınının akne oluşumunu arttırdığı da yine yaygın bir inanış ise de bu konuda bilimsel bir yayın bulunmamaktadır. Ultraviyolenin cilt yağı denge düzeyini arttırdığını bildiren bilimsel yayınlar mevcuttur. Stresin akneyi bildiren hiçbir yayın bulunmamaktadır. Tersine akne varlığı genç kadınlarda utanma, anksiyete, huzursuzluk ve sosyal ilişkilerde çekingenliğe yol açabilmektedir.

Tedavi
Tedavinin başarısı hasta ile kurulan diyalog ile son derece ilişkilidir. Hasta kendi tedavisinin planlanmasına katkıda bulunmalı ve tedavi sürecinde sorumluluk almalıdır.

Öncelikle bilinmesi gereken hafif akne türlerinin bile 4-6 yıl sürebileceği gerçeğidir.

Tedavide amaç yukarıda dört madde ile özetlenmiş olan nedensel faktörlere etki edebilmektedir. Hastanın yaşı, cinsiyeti, kaç yıldır akne şikayeti bulunduğu ve eşlik eden başka bir hastalık olup olmadığı tedavi seçiminde önemlidir. Ancak tedavi seçimince en önemli etmen aknenin yaygınlığı ve ciddiyetidir. Hafif akne olarak sınıflananlar topik  (seçme ilaçlar) orta şiddette aknesi olan olanlar ise sistemik tedaviler ile tedavi edilmelidir. Çünkü akneye ait izleri tedavi etmek aknenin kendisini tedavi etmekten  daha zor, pahalı, zaman isteyen ve daha az başarılı bir yöntemdir.

Topik (yüzeysel-sürme) Tedavi

Öncelikle antikomedonal olanlar

  • Adapalene
  • Tretioin
  • Azeleic Acid
  • Isotretinoin

Öncelikle antibiyotik Olanlar

  • Azaleic Acid
  • Benzoyl Peroxide
  • Eritromisin
  • Klindemisin
  • Tetrasiklin

Öncelikle iltihap önleyici olanlar

  • Adapalane
  • Topikal Antibiyotikler

Oral Tedavi
Antibiyotikler : Tetrasiklin, minosiklin, dohoisiklin ve erstremisin

Hormonlar: Precelnisolane+estrogen, antiandrojenler, spiranolacton
Isotretinoin:Bilinen en etkili akne tedavi preperatıdır. Akne oluşumuna katkısına katkısı bulunan dört faktöre karşıda daha etkilidir.

Ancak yan etkileri de diğer ilaçlara göre daha fazladır. Mutlaka hekim kontrolü altında kullanılması gereken bir ilaçtır.

Sonuç olarak acne Vulgaris toplumda özellikle genç insanlar arasında çok yaygın oluşu, kişinin psiko-sosyal dengesine ve kozmetik görünümüne olumsuz etkileri nedeniyle olduğu kadar çeşitli yaygın ve yanlış inanışları da  beraberinde taşıyan ve bu nedenle tedavisinde bir hekimin yardımının önemli olduğu bir hastalıktır.

Not: Bir sonraki yazımız akne izleri hakkında olacaktır.