Archive for the ‘Hepatit B’ Category

Hepatit B Taşıyıcı Anneler Dikkat!

Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji ve Hepatoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kendal Yalçın, Hepatit B taşıyıcısı bir annenin dünyaya getirdiği bebeğin 12 saat içerisinde aşılanması gerektiğini söyledi.

Prof. Dr. Kendal Yalçın,  dünyada yaklaşık 2 milyar insanın Hepatit virüsü ile temas ettiğini, ancak bu vakaların bir kısmında Hepatit B’nin kronikleştiğini, dünyada yaklaşık 400 milyona yakın Hepatit B taşıyıcısının bulunduğunu bildirdi.

Dünyada her yıl akut Hepatit B’den 50 bin kişinin, siroz ve karaciğer kanserinden ise 470 bin kişinin yaşamını yitirdiğini ifade eden Prof. Dr. Yalçın, Türkiye’deki siroz ve karaciğer kanserinin birinci nedeninin Hepatit B olduğunu söyledi.

Türkiye’de yaklaşık 3.5 milyon kişinin Hepatit B taşıyıcısı olduğunu ve bu kişilerin yaklaşık yüzde 25-30′unda aktif hastalık bulgularının olduğunu dile getiren Yalçın, şöyle konuştu:

”Türkiye’de yaklaşık 1 milyon kişi kronik hepatit B hastasıdır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde hepatit B’nin görülme oranı diğer bölgelere oranla daha fazladır. Bunun başlıca sebepleri vertikal geçişim(anneden bebeğe geçiş)ve aile içi bulaşımın yaygın olmasıdır. Yöredeki ailelerin kalabalık ailelerden oluşması ve kırsal kesimde yaşayan ailelerin eşyalarını ortak kullanmaları hastalığın bulaşmasına yol açmaktadır. Hepatit B hastası bir kişinin kullandığı; jilet, kan taşı, tırnak makası ve diş fırçası ailenin diğer fertlerince kullanılması sonucu hastalık bulaşabilir.

Hepatit B hastalığı konusunda toplumun tüm kesimleri duyarlı olmalıdır. Özellikle hamile kadınlar çok dikkatli olmalı ve mutlaka tahlil yaptırmalılar. Çünkü bebeklerine hastalığı bulaştırma riskleri çok fazla. Hepatit B taşıyıcısı annenin doğan bebeği ilk 12 saat içerisinde aşılanmalıdır. Aksi takdirde aşılanmayan ve hastalık bulaşan çocukların yüzde 90′ında hepatit B kronikleşiyor. 18 yaşına kadar herkesin aşılanması gerekiyor.”

- DİYARBAKIR’DA HEPATİT D (DELTA) SEMPOZYUMU DÜZENLENECEK -

Prof. Dr. Kendal Yalçın, Türkiye için kronik hepatit D’nin (delta infeksiyonu) özel bir önemi olduğunu hastalığın Avrupa ülkelerine oranla çok daha fazla görüldüğünü söyledi.

Kronik delta hepatitinin, kronik hepatitlerin en az görüleni fakat en tehlikelisi olduğunu, bu hastalığı taşıyan kişilerde siroz, karaciğer yetmezliği ve karaciğer kanserine hızlı bir gidişin söz konusu olduğunu belirten Yalçın, şöyle devam etti:

”Hepatit D, ya hepatit B ile aynı anda alınır ya da kronik hepatit B taşıyıcısı olan kişilerin daha sonra bu virüsle karşılaşmasıyla oluşur. Hepatit D virüsü hepatit B virüsü taşıyan kişilerde siroz olma riskini 2-3 kat daha fazla artırır. Kronik delta hepatitinde 8-10 yılda siroz gelişimi yüzde 80-90 oranında olmaktadır. Günümüzde, dünyada delta hepatit sıklığı azalmasına hatta neredeyse yok olmasına rağmen ülkemizde özellikle de Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde bu hastalık hala önemli bir sağlık sorunu olmaya devam etmektedir. Bölgemizde ayrıca Hepatit B sıklığının yüksek olması da bu soruna katkı sağlamaktadır. Çünkü hepatit delta virüsü, ancak Hepatit B virüs varlığında yaşayabilmektedir. Bölgede hastalığın görülme oranı Türkiye ortalamasının çok üzerindedir.

Türkiye ve bölge için son derece önem taşıyan bu hastalıkla ilgili bilgi ve sorunları detaylı incelemek ve tartışmak için Dicle Üniversitesi, Türk Karaciğer Araştırmaları Derneği ve Türk Gastroenteroloji Derneği’nin ortak katkılarıyla II. Ulusal Delta Hepatit Sempozyumunu düzenleyeceğiz. Sempozyum 22-24 Nisan 2010 tarihlerinde Diyarbakır Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Konferans Salonunda gerçekleştirilecek.”

Sempozyuma aralarında Prof.Dr. Nurdan Tüzün, Prof. Dr. Halil Değertekin, Prof. Dr. Öner Özütemiz, Prof.Dr. Abdulkadir Dökmeci, Prof. Dr. Yaman Tokat, Prof. Dr. Cihan Yurdaydın, Prof. Dr. Halis Şimşek, Prof. Dr. Salih Akarca’nın’aralarında bulunduğu İstanbul, Marmara, Ankara, Çukurova, Dicle, Ege, Ufuk, Gaziantep ve İnönü üniversitesinden toplam 27 bilim adamı katılacak.

HEPATİT B

[#2: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

Ankara Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Necati Örmeci, Türkiye’de 3,5 milyon kişinin siroz ve karaciğer kanserine yol açan Hepatit B virüsünü taşıdığını, ancak bunlardan 3 milyonun bu durumdan haberdar olmadığını bildirdi.

Amerikan Karaciğer Hastalıkları Araştırmaları Derneği’nin (AASLD) 58. Toplantısı, Hepatit B virüsü konusundaki çalışmalarından dolayı “Nobel Ödülü” alan Prof. Dr. Baruch Blumberg’in de aralarında bulunduğu pek çok akademisyen ve doktorun katılımıyla Boston’da gerçekleştirildi.

Toplantıya katılan Prof. Dr. Örmeci, Türkiye’den giderek toplantıyı izleyen gazetecilere yaptığı açıklamada, tedavi edilmediğinde karaciğer kanseri, siroz ve karaciğer yetmezliğine neden olan Hepatit B virüsüne dikkat çekerek, dünyada yaygın olan virüsün 350-450 milyon insana bulaştığının düşünüldüğünü kaydetti.

Türkiye’de Hepatit B’nin görülme sıklığının ortalama yüzde 5 olduğunu kaydeden Prof. Dr. Örmeci, “Yani Türkiye’de 3,5 milyon kişi siroz ve karaciğer kanserine yol açan Hepatit B virüsü taşıyor. Yazılan reçetelerden anladığımız kadarıyla bunların sadece 400 bini tedavi ediliyor. Dolayısıyla geriye kalan 3 milyon kişi Hepatit B virüsü bulaştığının farkında değil. Konunun hiç bilincinde olmaksızın toplumda sesiz sedasız hayatlarını sürdürmektedirler” dedi.

Türkiye’nin doğu ve güney doğusunda virüsün görülme sıklığının arttığına işaret eden Prof. Dr. Örmeci, virüsün doğum sırasında anneden ya da çocukluk çağında alınması durumunda yüzde 80 oranında kronikleştiğini vurguladı.

Prof. Dr. Örmeci, “Kronikleşen olgular tedavi edilmediği zaman bunların yüzde 20-40′ı karaciğer sirozuna dönüşür, karaciğer sirozuna dönüşen olguların da yaklaşık 4′te biri karaciğer kanserine dönüşür. İnsanların Hepatit B’ye karşı bilinçlendirilmesi şart. Hepatit B bulaşmış kişilerin ya da kronikleşmiş olanların mutlaka tedavi edilmesi şart” diye konuştu.

VİRÜS, KAN YOLUYLA BULAŞIYOR

Virüsün kan yoluyla bulaştığını ve genellikle aile içinde bir kişide görülmesi halinde diğer fertlere de geçtiğini belirten Prof. Dr. Örmeci, aile içinde diş fırçaları veya jiletlerin ortak kullanılmasının virüsün bulaşmasına neden olabildiğine dikkati çekti.

Geçmişte çocukların tek enjektörle aşılandığını, bu nedenle ciddi oranda bulaşmaya neden olunduğunu savunan Prof. Dr. Örmeci, ayrıca 1982 yılı öncesinde kan ürünü kullanmış kişilerin de Hepatit B ve Hepatit C virüsü bulaşma riskiyle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi. Prof. Dr. Örmeci, Türkiye’de görülen Hepatit B virüsünün hızlı ilerleyen özelliklere sahip olduğunu ifade etti.

Kişinin kilolu, karaciğerinin yağlı olması, alkol kullanması, bağımlılık yapan ilaçlara müptela olmasının da hastalığın ortaya çıkmasını etkilediğini kaydeden Prof. Dr. Örmeci, “Virüs, insanlar tedavisiz kalırsa ortalama 10 sene sonra karaciğer sirozuna yol açar. Siroz geliştikten sonra ortalama 100 sirozludan 2′si her sene karaciğer kanserine yakalanır” dedi.

VİRÜS TESTİNİN ÖNEMİ

Hepatit B virüsünün tespiti için test yapılması gerektiğini, bunun için de taramaların önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Örmeci, aslında maddi anlamda cüzi bir miktar tutan testlerin Türkiye genelinde yapılması düşünüldüğünde ciddi bir mali yük getireceğini ifade etti.
Hepatit B virüsü bulaşmış kişilerin mutlaka tespit edilip, taşıcıyı olsalar bile kontrol altında tutulmaları gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Örmeci, taşıyıcı kişilerde bile virüsün çeşitli faktörlere bağlı olarak aktif hale geçebildiğini ve hastalığa neden olabildiğini anlattı.

HEPATİT B’DE TEDAVİ

Tedavi konusunda da son gelişmelere değinen Prof. Dr. Necati Örmeci, şunları söyledi:

“Tedavide 1992 yılından beri çok güzel gelişmeler oldu. Tedavide hastaların 3′te birinden kalıcı cevap alabiliyoruz. Geriye kalanlarda da ilerlemeyi önlemek için tedaviye devam ediliyor, böylece uzun süre ilaç kullanmaları sağlanmış olunur. Yeni görüşlere göre, bazı durumlarda tedavinin ömür boyu sürmesi gerektiği tartışılıyor. Hepatit B virüsü öyle bir virüs ki hücrenin çekirdeğinde, karaciğerde, diğer organların hücrelerinde saklanıyor. Bağışıklık sisteminin en ufak bir nedenle baskı altına alınmasında ortaya çıkabiliyor. Hepatit B’de en kestirme çözüm aşılanmadır. Artık çocuklar doğar doğmaz aşılanıyor. Bu şekilde aşılanmış ve antikor geliştirmiş biri ömür boyu bu hastalıktan muzdarip olmaz. Her yaşta aşılanarak hastalıktan korunmak mümkün. Hepatit B’nin farkında olup, en azından aşıları olmayan kişilerin aşılanması, Hepatit B bulaşmış kişilerin de tedavi edilmesi gerekir.”