Archive for the ‘Kanser’ Category
“Antioksidanlar”Kanseri Önleyebilir
Antioksidanlar, diğer moleküllerden aldığı elektronlarla DNA’ya zarar veren serbest radikallerin taşıdığı elektriği, etkisiz hale getirir. Serbest radikallerin verdiği zararlar, yaşlanma ve kanser gelişimi de dahil olmak üzere pek çok hastalıkla ilişkilendiriliyor. Antioksidanlar kanseri yavaşlatabiliyor veya kansere karşı koruyabiliyor.
Antioksidanları serbest radikallerle hasara uğramış hücrelerimizi koruyan maddeler olarak tanımlanıyor. Serbest radikaller ise vücudun normal metabolik faaliyetleri sırasında ortaya çıkan ve hücrelere saldırarak yapılarını bozan kararsız moleküller olarak tanımlanmakta.
Antioksidanların kanseri önlemedeki rolünü destekleyen kanıtlar sunan laboratuar çalışmaları bulunmaktadır. Bunun yanı sıra, antioksidan takviyelerinin faydalı olmadığını gösteren klinik çalışmalar da bulunmaktadır. Benzer şekilde, antioksidanların kemoterapi veya radyasyon tedavisinin (olumlu) etkisini arttırdığına dair görüşler de belirsizliğini korumaktadır.
Antioksidan takviyeleri ile ilgili klinik deneyler belirsiz ve tedavi sırasındaki tamamlayıcı etki ve yararları halen bir tartışma konusu iken, MD Anderson Bütünleyici Tıp Programı Direktörü Lorenzo Cohen, antioksidanların doğal yollardan alınmasını tavsiye ediyor. Araştırmalar antioksidan açısından zengin meyve ve sebzelere dayalı beslenmenin bazı kanser türleri riskini düşürebildiğini gösteriyor.
Antioksidan açısından zengin yiyecekler:
Antioksidan bazlı vitamin ve mineral içeren yiyecekler
• Beta-karoten: genellikle turuncu renkteki tatlı patates, havuç, bal kabağı ve mango gibi yiyeceklerde görülür. Ispanak, kale, brokkoli, turp, şalgam yaprakları da antioksidan açısından zengin sebzeler arasındadır.
• Selenyum: tuna ve morina balığında bulunur.
• Vitamin A: ıspanak ve kale gibi yapraklı yeşilliklerle havuç ve kavunda bulunur
• Vitamin C: (askorbik asit)- portakal, greyfurt gibi turunçgillerde , yeşil ve kırmızı biber, kivi, brokoli ve çilekte bulunur.
• Vitamin E: (alpha-takopherol) buğday tohumu, ayçiçeği çekirdeği, badem, ve pişmiş domateste ( salça, domates püresi gibi ürünlerde) bulunur.
Doğal olarak bioaktif antioksidan açısından zengin olan yiyecekler
• Polifenol: soya, yeşil çay, siyah çikolata, erik, yaban mersini, siyah ahududu, çilek, elma, kabuklu yemişler (fındık, pekan, şamfıstığı)
• Glucosinalates: turpgiller familyasından suteresi, brokoli, kapak, karnabahar, Brüksel lahanası ve kıvırcık lahana
• Resveratrol: üzüm, kızılcık, yaban mersini, ve yerfıstığı
• Lutein: ıspanak, kale, kara lahana, brokoli, kivi ve yüksek derecede lutein barındıran kırmızı üzüm
• Likopen: pişmiş domatesler (salça ve domates püresi gibi ürünler), karpuz ve kayısı
Kanser ve Şeytan
[#2: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]
KANSER VE ŞEYTAN: İnsan bedeninin sisteminin çökmesi, çıplak gözle göremiyeceğimiz bir hücreden başlar. Bütün sistemin içersindeki diğer hücrelerede sırayla geçerek sistemi tamamen yok eder. Bu nasıl olur?
Bütünlük içersinde çalışan sistem, yalnız fiziki bir beden değildir. Duyuları, hisleri olan sistemin bir hücresinin, zamanla psikolojik herhangi bir sebepten veya bedensel bir zaafiyetten dolayı zor duruma girmesine neden olabilir. Aşırı stre asabiyet, endişe içinde olma, düzensiz beslenme, alkol, sigara, doğal olmayan yiyecek ve içecekler v.b. gibi etkenler, hücrelerin veya organların aşırı yüklenmesi, vücut metabolizmasında kimyasal, elektiriksel enerjide bir ahenksizlik meydana getirebilir. Hücrenin vazifesini yerine getirme koşulları zorlaşır, hücre kasılma durumunda kalır. Gevşeme gerçekleşmez, bütünselliğe katkıda bulunma vazifesini yerine getirmez. Çünkü kendi benliğini kurtarma çabasına girer; hücre veya hücreler bütünlük ilkesinin dışına çıkar. Hücre veya hücreler bozularak, sisteme zarar verecek bir vaziyete girerler. Artık hücre veya hücreler faydalı değil tehlikeli, zararlı hücrelere dönüşürler ve diğer hücreleri de aynı akıbet beklemektedir. Sistemden çıkan hücreler daha sonra organlarıda sistem dışı bırakır ve sistem tamamen çöker.www.ahmetturk.com.tr den alıntıdır.
Karaciğer Kanseri Tedavisinde Termoterapi Yöntemi
[#3: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]
Hazırlayan: Prof. Dr. Rıfat Yalın
Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi AB Bşk.
Primer karaciğer kanseri, tüm dünyada en sık görülen tümörlerden biridir. Değişik tipleri arasında, karaciğer hücrelerinden (hepotositler) gelişen ve “hepatocellüler carcinoma-HCC” veya “hepatoma” adı verilen kanser, % 80′ini oluşturur. ABD’de az görülmesine karşılık Asya ve Afrika’da çok sık görülür. Oluşumunda siroz (alkol), Hepatit B_ve C enfeksiyonları önemli rol oynar. Herhangi bir nedenle siroz gelişmiş olan hastaların yıllık HCC gelişme riski % 3-5′dir. Ayrıca küflenmiş gıdalarda (özellikle baklagiller) bulunan Aflotoksin de hastalığın ortaya çıkmasında önemli bir nedendir.
Tanı konması genellikle güçtür. Karın sağ üst kısmında ağrı, bitkinlik hissi ve kilo kaybı en sık görülen klinik belirtilerdir. 1/3′ünde sarılık görülür. Karaciğer sirozuna bağlı, karında sıvı toplanması, dalak büyümesi ve sindirim sisteminden kanamalar olabilir.
Karaciğerin Ultrasonografik, Bilgisayarlı tomografi (BT) veya MR incelemeleri ile tanı konulma olasılığı yüksektir. Özellikle portal veya anjiyografik BT ile yapılan incelemeler çok daha yararlı sonuçlar verir. Karaciğer biyopsisi ve % 70 hastada yükselmiş bulunan “alfa-fetoprotein-AFP” tanıyı kesinleştirir. AFP tanı için spesifik olmamakla beraber, kronik karaciğerer hastalığı olanlarda bu testin giderek artması HCC’ yi akla getirmelidir.
Tedavi seçenekleri
Başlıca tedavi seçeneklerini aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:
1. Cerrahi rezeksiyon (lobektomi, sağ veya sol hepatektomi. vb.)
2. Karaciğer nakli (kadavradan veya canlı vericiden )
3. Alkol enjeksiyonu (%95 etanol)
4. Cryotherapi (dondurma),
5. Devaskülarizasyon (Tümörün kanlanmasını ortadan kaldırmak),
6. Kemo-embolizasyon (Onkolojik ilaçlar, tümörü besleyen damarın tıkanması)
7. Kemoterapi (onkolojik ilaçlar)
8. Termoterapi (Radiofrequency ablation-RFA)
Bu yöntemler içinde, lezyonun cerrahi olarak çıkartılması tedavi edici tek ve en önemli yöntemdir. Seçilmiş hasta gruplarında, cerrahi olarak lezyonun karaciğerin. bir kısmı veya yarısıyla (sağ veya sol) birlikte çıkartılmasıyla uzun süreli bir yaşam sağlanabilmektedir. Ne yazık ki hepatomaların ancak % 25-30′u cerrahi tedavi için uygundur. Pek çok karaciğer kanseri (çapının büyük olması, önemli damarları tutması, karaciğer dışında yayılım göstermesi, karaciğer içinde çok sayıda olması veya birlikte bulunan sirozun ileri evrelerde olması gibi) tanı konulduğu zaman cerrahi tedavi şansını kaybetmiş durumdadır.
Yeni gelişmeler
Son yıllarda karaciğer cerrahisinde çok hızlı ve önemli gelişmeler kaydedildi. Sirozu bulunmayan hastalarda karaciğer rezeksiyonundan ölüm oranı % 5′in altına indi. Karaciğer cerrahisiyle uğraşan merkezlerde bu oran % 1 ise de, sirozlu hastalarda karaciğer rezeksiyonu sonrası ölüm oranı % 10-20′dir. 5-yıllık yaşam süresi % 30-60, S-yılda hastalığın nüks oranı % 80 ‘dir. Özellikle 5 cm.den küçük, erken evre siroz olanlardaki hepatomalarda cerrahi rezeksiyon en uygun seçimdir.
Eğer HCC sayı ve kitlesel hacim olarak cerrahi rezeksiyonla çıkartılamıyorsa, sirotik karaciğer rezervi yeterli değil ve gösterilemeyen küçük HCC odaklarının da ortadan kaldırılması isteniyorsa ‘karaciğer nakli” uygun bir seçenektir. Özellikle 3 cm. den büyük, 3′den çok sayıda ve parankim içine yerleşmiş hepatomalarda karaciğer nakli düşünülmelidir.
Paul Brousse Hastanesi Karaciğer Cerrahi Merkezinden (Fransa) R. Adam i ve arkadaşlarının bu temel ilkeler içinde uyguladıkları karaciğer nakillerinin sonuçları oldukça başarılıdır. Siroz zemininde gelişen bir HCC’de karaciğer naklinden sonra 5-yıllık yaşam süresi % 20-30, cerrahi ölüm oranı %l0-20 ve hastalığın yayılım olasılığı %30-40′dır.
Cerrahi olarak tümörün çıkartılması ve karaciğer nakli ancak bir kısım hastada uygulanabilir. Özellikle tümörün büyük ve karaciğer dışına yayıldığı durumlarda, hastanın yaşam süresini uzatabilmek amacıyla diğer seçenekleri göz önüne tutmak gerekir. Bu amaçla belirli dönemlerde ortaya atılan seçenekler, bir süre kendinden çok söz ettirip, zamanla değerini kaybetti veya azaldı.
Karaciğerdeki tümöral kitlenin içine, ultrasonografi eşliğinde alkol enjeksiyonu (% 95 etanol), hastaların % 75′inde tam, % 20′sinde kısmi nekroz yapmakta ve hastanın yaşam süresini uzatmaktadır. Bu konu üzerinde daha önceki yıllarda geniş olarak durmuştuk. Karaciğer dokusunun arteryel ve portal venöz sistemden kanlanmasına karılık, HCC’nin doğrudan hepatik arterden kanlanması özelliği, tanı için radyolojik incelemelerde olduğu kadar, tedavi amacıylada kullanılır. Tümörü besleyen ana damarın içine kemoterapi ajanları verilebilir, lpyodol, Gelfoam gibi maddelerle damar kanarak lezyonda nekroz olması sağlanabilir.
Sistemik etkili kemoterapötik ajanlar HCC tedavisinde çok yönlü olarak denenli, fakat belirgin bir yararlı etki sağlanamadı. Buna rağmen bazı karaciğer kanseri araştırma merkezleri, hasta onayını alarak yeni bazı ilaç türlerini deniyor.
“Cryosurgery” (dondurma) yöntemi, çelik bir çubuğun tümör içine sokulup sıvı nitrojen verilerek -190 derecede tümörün, çevresindeki bir kısım karaciğer dokusu ile birlikte dondurulmasıdır.
Yeni bir yöntem: Termoterapi
Radiofrequency Ablation.,RFA diye isimlendirilen bu yöntem, tümörün içine (yerleştirilen, şemsiye şeklinde açılabilir özel bir çubukla (prob) tümöre yüksek frekanslı, değişken elektrik akımı vermektir. Bu ısı ile tümör 100 derecenin üstünde ısıtılıp, kanser hücreleri öldürülmektedir.
İlk kez 1996 yılında Rossi ve arkadaşlarının (3) kullandıkları yöntem, son 4-5 yıl içinde giderek yaygınlaştı ve bu alanda önemli bir tedavi seçeneği durumuna geldi. Bu yöntem, doğrudan ciltten (petkütan), laparoskopik ve açık cerrahi şeklinde yapılabiliyor. Toplanmış 10 ayrı çalışmada termoterapiye bağlı ölüm oranı hiç görülmedi. Komplikasyon oranı % 0-17 arasında değişiyor. Bazen kanama, ateş, agrı, apse gelişmesi gibi sorunlar yaratıyor.
RFA uygulaması için hastanın ileri evre siroz olmaması, tümör sayısının beşten fazla, çaplarının 5-6 cm. den büyük ve kanama bozukluğunun bulunmaması gerekir.
Rossi ve Arkadaşları 1 yıllık %94, 3-yıllık % 68 oranında sağ kalım bildiriyor. Hastaların % 95-100′ünde lezyonda tam nekroz sağlanabiliyor. Bowles ve arkadaşları da 99 RFA girişiminde 328 tümöre yöntemi uyguladı. Sadece bir hasta öldü (% 1), yedi büyük ve 10 küçük komplikasyon açığa çıktı. 15 aylık izleme sonunda sadece 30 tümörde (% 9) nüks oldu. Alınan sonuçların alkol enjeksiyonundan daha başarılı olduğu, tümörün lokal kontrolün sağlanmasında, etkili ve güvenli, tekrarlanabilir bir yöntem olduğu savunulmaktadır. Başarı oran 3 cm. den küçük tümörlerde daha yüksek olurken, 5 cm. den büyük olanlarda başarı oranı düşmektedir.
Ülkemizde birkaç hastanede kullanılmaya başlayan bu yöntem, Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde Radyoloji-Genel Cerrahi bölümleri tarafından birlikte uygulanmaya başlandı Yakın zamanlarda yayınlanan araştırma sonuçları da RFA’nın iyi bir lokal kontrol sağladığı ve sonuçlarının cerrahi ile kıyaslanabileceğini ileri sürmektedir .
Sonuç olarak; karaciğer kanserinin (HCC) tek etkin tedavi yöntemi cerrahidir. Ancak cerrahinin uygulanabileceği hasta sayısı fazla değildir. Cerrahi rezeksiyon ve karaciğer nakli olanağı bulunamayan hastalarda yaşam süresini uzatacak değişik yöntemler ortaya atılmaktadır. Son yıllarda hızla yayılan RFA (termo-terapi) alınan ilk sonuçlarıyla ümit vermektedir.