Archive for the ‘Kulak-Burun-Boğaz’ Category

BOĞAZ AĞRISI

Boğaz ağrısı en sık rastlanılan tıbbi şikayetlerden biridir. Türkiye’de çok fazla kişi bu şikayetle doktora müracaat etmektedir.

Boğaz ağrısına ne sebep olur?

Boğaz ağrısı başta enfeksiyonlar olmak üzere çeşitli hastalıklarda ortaya çıkan bir şikayettir. Enfeksiyonlar ya virüsler (soğuk algınlığı, grip gibi) ya da bakteriler sebebi ile oluşur. Virüsler ve bakteriler arasındaki en önemli fark bakterilerin antibiyotiğe cevap vermesine rağmen virüslerin cevap vermemesidir.

Virüsler:

Virüslerin en sık sebep olduğu boğaz ağrısı soğuk algınlığı sırasında görülen ve burun akıntısı, kaşıntı, hapşırık, vücutta kırgınlık ve ağrı ile birlikte olan boğaz ağrısıdır ve bilinen yüzlerce çeşit virüsün biri hastalığın sebebidir. Vücut virüslere karşı antikor üreterek yaklaşık bir hafta içinde hastalığı yener. Boğaz ağrısı kızamık, suçiçeği, boğmaca ve krup gibi başka viral hastalıklara da eşlik edebilir. Boğazdaki aftlar ve ateş kabarcıkları da oldukça ağrılı olabilir.
Enfeksiyöz mononükleozis denilen özel bir viral enfeksiyonun iyileşmesi bir haftadan uzun sürebilir. Virüs lenf sistemi içine yerleşerek bademciklerde, boyunda, koltuk altında ve kasıkta şişlikler oluşturur. Bu hastalık boğazda şiddetli ağrı ile birlikte bazen solunum güçlüğü, karaciğer rahatsızlığı ve buna bağlı sarılığa sebep olabilir. Ayrıca 6 hafta veya daha uzun sürebilen şiddetli yorgunluğa sebep olur.
Bu hastalık buluğ çağı veya genç erişkin dönemindeki kişileri etkiler. Hastalık tükürük ile bulaştığı için ‘öpüşme hastalığı’ olarak da isimlendirilmiştir. Hastalık ayrıca ağız-el, el-ağız yoluyla veya aynı havlu veya çatal bıçak kullanılması yolu ile de bulaşabilir.

Bakteriler:

Boğaz ağrısı çeşitli tip streptokoklar tarafından da oluşturulabilen bir rahatsızlıktır. Bu hastalık aynı zamanda kalp kapakçıkları ve böbrekleri de etkileyebilir. Streptokoklar ayrıca bademcik enfeksiyonu, zatürree, sinüzit ve kulak hastalıklarına da yol açabilir.
Tüm bu ciddi komplikasyonlar sebebi ile streptokokların yol açtığı boğaz ağrısı antibiyotik ile tedavi edilmelidir. Bakteriyel boğaz ağrıları genellikle soğuk algınlığından daha uzun süren hastalık yaparlar. streptokokların yaptığı hastalık muayene ile tanınamıyorsa boğaz kültürü yapılması gerekebilir.
Son zamanlarda kullanılmaya başlayan ‘strep testi’ 24 saatlik kültürde üreme süresine kıyasla 15 dakika içinde streptokok enfeksiyonu varlığını gösterebilir. Bu testlerin pozitifliği doktorun antibiyotik yazmasına sebep olur. Ancak strep testi veya kültür antibiyotiği hak eden pek çok bakterinin gözden kaçmasına sebep olabilir.
Tonsillit boğazın her iki tarafında yer alan bademciklerin iltihabıdır. Yaşamın ilk 2-3 yılında bu dokular enfeksiyonu yakalar ve çocuğun kendi savunma sistemini yaratmasına yardımcı olur. Sağlıklı bademcikler enfekte kalmaz ve tonsillit sebebi ile sık sık boğaz ağrısı geçirme bademcikteki iltihabın tam olarak tedavi edilmediğini gösterir. Son yıllarda yapılan bir çalışma sık sık tonsillit atağı geçirmekte olan çocukların ( birkaç yıl boyunca senede 3-4 tonsillit atağı) bademciklerinin cerrahi bir operasyonla çıkartılmasından sonra daha sağlıklı olduklarını göstermiştir.
Burun veya sinüslerdeki enfeksiyonlar da boğaz ağrısına sebep olabilir çünkü içinde bakteri olan hastalıklı akıntı boğaza doğru gittiği için hastalığı buraya taşır.

Tahriş:

Soğuk kış aylarında kuru ısı özellikle sabahları, tekrarlayıcı ve yanıcı şekilde bir boğaz ağrısına sebep olur. Bu durum odanın nemlendirilmesi ve sıvı alımının artması ile düzelir. Burun tıkanıklığı olan ve sürekli ağızdan nefes alan hastalarda da boğaz kuruluğu oluşur. Bu hastalarda burun muayenesi ve tedavisi gerekmektedir.
Sabahları oluşan seyrek bir boğaz ağrısı sebebi de mide asit salgısının ağız ve boğaza geri gelmesi ve buna bağlı tahriş ağrısıdır. Bunu tedavisi ise yatarken başın ayak hizasından biraz daha yüksek olmasına dikkat etmektir. Ayrıca yatmadan 1-2 saat öncesinde bir şey yememeye dikkat etmek gerekir. Doktora görünmenizde yarar vardır.
Endüstriyel kirlilik ve kimyasal maddeler boğaz ve burunu tahriş ederler ancak en sık ve rahatsız edici hava kirliliği sebebi sigaradır. Alerjik veya içindeki maddelere duyarlı olan insanları rahatsız eder.
Sesini çok fazla zorlayan bir insan (örneğin bir spor karşılaşmasında) da boğaz ağrısından yakınır ve bu ağrını sebebi ses tellerinin zorlanması ve ses tellerine kötü muameledir. İyi eğitilmiş ve deneyimli spikerler ve şarkıcılar seslerini ve boğazlarını bu şekilde zorlamamasını öğrenirler. Yüksek sesleri boğaz kaslarını zorlamadan derin nefes alıp karın ve göğüs kafesi kaslarını kullanarak çıkarırlar.
Boğaz, dil ve gırtlak tümörleri de genellikle uzun süre sigara ve alkol içimi ile ilgilidirler. Bazen kulağa yayılabilen boğaz ağrısı ve yutkunma zorluğu böyle bir tümörün semptomları olabilir. Sıklıkla boğaz ağrısı çok hafif ve kroniktir ve hasta tarafından fark edilmeyebilir. Diğer önemli semptomlar arasında ses kısıklığı, boyunda kitle, açıklanamayan kilo kaybı ve/veya tükürükte kan olması sayılabilir.
Bu hastalıkta tanı kulak, burun ve boğaz üzerinde uzmanlaşmış doktorların şüpheli bölgeleri gösteren özel aynalar ve teleskopik aletlerle yapacağı muayene ile konabilir.

Boğaz ağrımı nasıl tedavi edebilirim?

Soğuk algınlığı sebebi ile oluşan boğaz ağrısı şu önlemlerle rahatlatılabilir:
- Sıvı alımınızı arttırın
- Yatak odanızın havası nemli olsun
- Tuzlu su ile günde birkaç kez gargara yapın
- Asetaminofen gibi hafif ağrı kesiciler kullanın

Ne zaman doktora gitmeliyim?

Boğaz ağrınız ciddi ise, soğuk algınlığının normalde geçeceği 5-7 günde geçmemişse, allerji veya tahriş edici bir maddeye bağlı değilse tıbbi yardım almalısınız. Aşağıda yer alan bulgu semptomlar varsa doktorunuzu görmeniz gerekmektedir:
- Ciddi ve uzamış boğaz ağrısı
- Soluk almada ve yutkunmada güçlük
- Ağzı açmada güçlük
- Kulak ağrısı, Eklem ağrıları
- Döküntü, Ateş
- Tükürükte kan
- Sık tekrarlayan boğaz ağrısı
- Boyunda kitle
- 2 haftadan uzun süren ses kısıklığı.toplumsagligi.com

Guatr

[#2: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

Hamileliğe has hormonal değişiklikler, plasenta etkisi ve gebelikteki gereksinimlerin farklı olması dolayısıyla tiroid bezi ile ilgili fonksiyonlarda farklılık olabilmektedir. Bu yüzden tiroit ile ilgili hastalıklara yatkınlığı olan kişilerde veya önceden tiroid ile ilgili hastalığı bulunanlarda, gerek hamilelikten evvel, gerekse hamile iken tiroide yönelik olarak daha fazla özen gösterilmelidir. Ancak burada önemli olan husus; tiroit hastalıkları, kontrol altında oldukları sürece ne gebe kalmaya, ne de gebeliğin normal şekilde seyretmesine engel durumlar değildir.

Gebelikte tiroidle ilgili önemli değişiklikler olmaktadır. Bunun sonucu normal gebelik sırasında tiroid fonksiyonları ve yapısı değişebilir. Bu nedenle, özellikle daha önce tiroid ile ilgili bir hastalığı olan gebelerde hastalık aktif hale gelebilir veya şekil değiştirebilir. Gebelik sonrası dönem de normalden farklı bir fizyolojik durumdur ve tiroid ile ilgili hastalıklar bu dönemde de ortaya çıkabilir veya mevcut hastalıklar alevlenebilir. Tiroit hastalıkları aslında iki şekilde karşımıza çıkar: Tiroidin boyutu ile ilgili bozulmalar, Tiroidin hormonal fonksiyonu ile ilgili bozulmalar

Gebelik ile birlikte her türlü tiroid hastalığı görülebilir. Özellikle fizyolojik olarak gebelik süresince tiroid fonksiyonlarında değişiklik olabileceği için, hormonal değişiklik olduğu zaman bunun ayırımını yapmak ve gereğinde tedavi başlamak önemlidir. Ayrıca yine fizyolojik olarak, gebelik süresince tiroid boyutlarında da büyüme olur, bunu guatr ile karıştırmamak gereklidir.

Ötiroid diffüz guatr

Tiroid bezinin tamamının, yaygın şekilde büyümesidir. Esas neden iyot eksikliğidir. Tiroid hormonları normal sınırlardadır. Çoğu zaman ilaç vermeden izlenebilir. Gebelik sırasında tespit edilirse tiroid fonksiyonu değerlendirilir. Ultrasonla bezin boyutu ve nodül varlığı araştırılır. Tiroid hormonları normalse ilaç kullanmaya gerek yoktur. Ancak tiroid bezi az çalışıyorsa, yani hipotiroidi varsa, Levotiroksin tedavisi gereklidir. Gebelikte iyot alımını artırmak genellikle gerekli olur. Bunun için iyotlu tuz alımı artırılabilir veya 125-150 mgr/gün iyot içeren preperatlar ile günde 1 veya 2 tablet alarak iyot ihtiyacı karşılanabilir.

Nodüler guatr

Tiroidde nodül tespit edildiği zaman öncelikle tiroid fonksiyonları değerlendirilir. 24. haftadan sonra yapılan cerrahi müdahalelerde erken doğum riski vardır ve 24 haftadan sonraki gebeliklerde tiroidde nodül tespit edildiği zaman, tiroid fonksiyonları normal sınırlarda, yani ötiroid nodüler guatr mevcut ise ultrason hariç her türlü tetkik doğum sonrasına bırakılmalıdır. Herhangi bir doğum haftasında tespit edilmiş 2 cm.’den (bazı klinikler 1.5 cm. olarak kabul eder) küçük solid nodüllerde ultrason hariç her türlü tetkik doğum sonrasına bırakılmalıdır. 20. haftadan önce saptanan büyük nodüllerde ise tiroid ince iğne aspirasyon biopsisi (TİAB) yapılmalı, malign yani kötü huylu ise cerrahi, benign yani iyi huylu ise takip edilmelidir. İhtiyaç olduğu zaman cerrahi için en uygun zaman ikinci trimestredir. Birinci trimestrede düşük, üçüncü trimestrede erken doğum riski vardır.

Tiroid Fonksiyon Bozuklukları: Tiroid hormonları vücudun motor hormonlarındandır ve azlığı da, fazlalığı da tepeden tırnağa bütün sistemleri olumsuz etkileyebilir. Tiroid bezinin yavaş çalışmasına hipotiroidizm, hızlı çalışmasına hipertiroidizm (tirotoksikoz) denir. Gebelik öncesinde, sırasında veya sonrasında tespit edilirse mutlaka nedeni araştırılmalı ve hızla tedavi edilmelidir.

Hipotiroidizm

Hipotiroidizm tiroid bezinin yavaş çalışmasıdır. Gebelik öncesi dönemde saptanmış hipotiroidi ile gebelik sırasında saptanmış hipotiroidilerde sorunlar farklıdır. Gebelik öncesi dönemde önemli bir infertilite ve amenore (adet görememe) nedenidir. Bu şikayetlere sahip, gebelik isteyen kadınlarda mutlaka hipotiroidi araştırılmalıdır. Ancak tekrar vurgulanmalıdır ki Levotiroksin (Levotiron-Tefor-Euthyrox) tedavisiyle sorunlar tamamiyle çözülebilir, yani sorunlar geçici kabul edilmelidir. Bilinen hipotiroidi varlığında kişinin hormonal dengesi normale geldikten yani ötiroid olduktan sonra gebe kalması önerilir.

Hipotiroidi tanısı ilk kez gebelikte konulabilir veya Levotiroksin kullanan hipotiroidili anne fetusa zarar verir endişesiyle ilacını kesebilir. Böyle olunca hastalık alevlenir. Bu çok yanlış bir davranıştır, çünkü hipotiroidisi bulunan gebenin hormon ihtiyacı hamile kaldıktan hemen sonra % 25-50 artar. Özellikle ilk trimestrede tedavisiz kalan hipotiroidi, fetus gelişimine çok zararlıdır. Çünkü fetus kendi hormonunu üretmeye gebeliğin 10-12. haftalarından itibaren başlar ve bunu da çok etkin kullanamaz. Bebeğin sinir yapısının ve zekasının gelişiminde tiroid hormonları çok önemlidir. Bu nedenle hipotiroidi mutlaka tedavi edilmelidir. Gebelik sırasında görülme sıklığı % 2’dir.

Hipotiroidi, Serbest T4 ve/veya Serbet T3’ün düşük olduğu aşikar hipotiroidi veya Serbest T4 ve Serbest T3’ün normal sınırlarda olduğu ve yalnız TSH’nın yüksek bulunduğu subklinik hipotiroidi şeklinde karşımıza çıkabilir. Tiroid otoantikorları (Anti-TG, Anti-TPO) yüksek olabilir. Tanı amaçlı ultrason yapılır ve tiroidin diffüz büyümesi, bazen de atrofiye uğrayıp küçülmesi tespit edilebilir. Tanı ve takip için TSH kadar ST4 düzeyi de önemlidir. Kontrol altına alınmazsa, yani etkin tedavi edilmezse annede (maternal) ve bebekte (fetal) komplikasyonlara yol açabilir.
Maternal Etkileri

• Gebelik nedenli hipertansiyon
• Plesantanın Ayrılması (Plasenta abruptio)
• Doğum sonrası kanaması (Postpartum hemoraji)
• Ölü doğum
• Düşük
• Anemi

Fetal Etkileri

• Mental ve motor gerilik (Zeka ve kas-iskelet sisteminde gerilik)
• Düşük doğum ağırlığı
• Vücut gelişiminde gerilik (Somatik gerilik)
• Doğumsal bozukluklar (Konjenital malformasyon)
• Doğuma yakın bebeğin kaybı (Perinatal mortalite)

Gebede hipotiroidi saptandığında aktif olarak ve süratle tedavi edilmelidir. Tedaviyle bu yukarda sayılan komplikasyonlar gelişmez, yani tedaviye iyi cevap verir. Kişinin gebelik öncesinde hipotiroidisi var ve tedavi alıyorsa, gebelik tespit edilir edilmez Levotiroksin dozu % 25-30 oranında artırılmalıdır. Yeni tespit edilen hipotiroidi varlığında bir kontrendikasyon yoksa Levotiroksin hemen başlanmalıdır. Gebelik süresince yakın takip gerekir. Tedaviye başladıktan 1 ay sonra TSH ve ST4 ölçümü ve 1-1.5 aylık kontroller gerekir. İdeal TSH düzeyi 1-2.5 uIU/ml arasında olmalı, serbest T4 değerinin de 14 pmol/ml’nin altına düşürülmemesine çalışılmalıdır.

Hipertiroidizm

Hipertiroidizm tiroid bezinin fazla çalışmasıdır. Tirotoksikoz ile eş anlamlı olarak kullanılabilir. Tirotoksikoz gerek gebelik öncesi dönemde, gerek gebelik sırasında, gerekse gebelik sonrasında sorun olarak karşımıza gelebilir. Çeşitli nedenlerle hipertiroidi gelişebilir. En sık nedenler; gebelikte görülen geçici tirotoksikoz, aşırı bulantı ve kusmayla seyreden hiperemezis gravidarum ve bir otoimmün tiroid hastalığı olan Graves hastalığıdır.
İnfertilite ve amenore nedenidir. Hipertiroidi öyküsü olanların gebe kalmadan ötiroid hale gelmesi gereklidir. Kontrol altına alınmazsa annede (maternal) ve fetusta (fetal) komplikasyonlara yol açabilir.

Maternal Etkileri

Erken doğum
• Plesantanın Ayrılması (Plasenta abruptio)
• Gebelik nedenli hipertansiyon
• Düşük
• Kalp yetmezliği

Fetal Etkileri

• Gelişme geriliği
• Prematürite
• Ölü doğum
• Yenidoğan dönemine ait rahatsızlıklar
• Fetal ve yenidoğan hipertiroidisi
• Yenidoğan ölümü

Gebelikte yükselen B-hCG hormonu, TSH hormonu ile yapı olarak benzerlik gösterir. Bu nedenle özellikle gebeliğin ilk üç ayında tiroidi etkileyerek geçici hipertiroidiye neden olabilir. Böyle bir durumun varlığında tedaviye gerek yoktur, ilk trimestre sonunda kendiliğinden düzelir.

Hiperemezis gravidarum gelişen daha ciddi olgularda bulantı ve kusma çok fazla olur. Gebelerde kilo kaybı olabilir. İdrarda ketonüri görülebilir. Sodyum, potasyum gibi elektrolitlerde dengesizlik olabilir. Tiroid otoantikorları normal sınırlardadır. Hipertiroidi semptomları daha hafiftir. Göz bulguları ve guatr yoktur. Ellerde hafif titreme ve taşikardi görülebilir. Özellikle çoğul gebeliklerde daha sıktır. Genellikle 16-20. haftalarda sona erer. Tedavide hafif olgularda bulantı ve kusmanın kesilmesi yeterlidir. Ciddi olgularda hastaneye yatış gerekebilir. Sıvı tedavisi uygulanabilir. Düşük dozda antitiroid tedavi (Propycil) kullanımından fayda görebilir. Tedavi ihtiyacı genellikle 22 haftanın üstüne çıkmaz. Graves hastalığında gebelik mevcut hastalığı alevlendirebilir veya ilk kez gebelikte ortaya çıkabilir. Bazı semptomlar gebelik semptomlarıyla karışır, bu nedenle ilk anda akla gelmeyebilir. Normal gebelikte de görülebilen semptomlar;

• Yorgunluk
• Çarpıntı
• Sıcak intoleransı
• Uykusuzluk
• Nemli deri
• Nefes darlığı

Burun Estetiği

[#3: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

Günümüzde burunlarını sevmeyen, gerek görüntüsel sebeplerle gerek  fonksiyonel sorunları olan hastaların sayısı giderek artmaktadır. Ameliyat tekniklerindeki gelişme, anestezi yöntemlerindeki yenilikler ve işin uzmanı Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi uzmanları sayesinde estetik burun ameliyatı artık daha kolay ve başarı oranları çok daha yüksek.

Modern tıptaki tüm bu değişikliklerle sadece burun estetiği değil yüz, boyun, meme ve gövde kontur düzeltme ameliyatlarında da yeni teknikler ve varolan tekniklerin rafineri edilmesi hızla devam etmektedir.

Estetik kaygı taşıyan hastaların önemli bir kısmı biz plastik cerrahlara başvurduktan sonra aldıkları ameliyat önerisi sonrasında derin bir endişeye kapılmaktadır. Rahatsız oldukları estetik ya da fonksiyonel deformite için ameliyat dışı yöntemler arayışına girmektedir. Gelişen kozmetik sektörü içinde bir çok sorun için ameliyat dışı yöntemler bulunmaktadır ancak ameliyat endikasyonu konmuş hastalık ya da deformitelerin çoğu ameliyat dışı medikal uygulamalarla kalıcı ya da yeterli şekilde düzeltilememektedir.

Burun deformitesi olan bir hastaya askı dikişleri kullanılması ya da dolgu yapılmasıyla ameliyatla elde edilebilecek pozitif görünümü ASLA sağlamaz. Zira Kemerli bir burunda problem kemerin varlığıdır. Yani doku fazlalığı ya da deformasyonu vardır. Kemerin Rinoplasti ameliyatı ile düzeltilip buruna yeni bir şekil verilmesi gerekirken dolgu ile bunu sağlamak mümkün değildir. Benzer şekilde burun ucu düşük bir hastaya Rinoplasti yapmak yerine askı dikişleri ile burun ucunu asmak ya da botox uygulamak tıbben doğru bir uygulama olarak kabul edilmez. Bu askılar burun ucunu en fazla bir kaç hafta güzel gösterir, bu kadar kısa süreli bir pozitif etki için hem zaman hem para harcanak doğru olmaz. Bir de tabii ki alınan sağlık riski de cabasıdır.

Botox ile burun şeklinin düzeltilmesi teknik olarak imkansızdır. Botox etkisini kaslar üzerinden gösteren bir ilaçtır. Burun şeklinde mimik kaslarının etkisi olmadığı için burun şekli Botox ile değiştirilemez.

Burnunuzun şeklinden memnun değilseniz ve Rinoplasti ameliyatı olmayı düşünüyorsanız. Lütfen bu işin ehli olan uzmanlardan fikir alın. Estetik burun ameliyatının (rinoplasti) ancak uygun endikasyonlu hastada en iyi sonucu vereceğini aklınızdan çıkartmayın.

GUATR

Guatr: Troit bezinin büyümesinden kaynaklanan ve boynun ortasında, yutkundukça aşağı yukarı hareket eden bir şişkinlikle kendini belli eden bu rahatsızlık , özellikle geceleri nefes darlığı yapar. Rahatsız eden öksürüklere neden olduğu gibi, sinirlilik hali de hastada meydana gelir. Guatır 2 ye ayrılır.

1) Basit guatır: Bu tür Guatır da tiroit bezi, balon gibi şişlik meydana gelir. Sebebi; alınan iyotun yetersiz olmasıdır. Dağlık bölgelerde oturan kişilerde, ergenlik yaşlarında ve hamilelerde daha sık görülebilir.

2) Yumrulu Guatır: Bu tür Guatır hastalarında ise, tiroit bezinin salkımını andıran şişlikler meydana gelir.

Her iki çeşit Guatır da endişelenecek bir durum söz konusu değildir. Ancak tedavi için ilk önce doktora başvurmak gerekebilir.

Uygulanmaı Gereken Hususlar:
yemeklerde iyotlu tuz kullanmak, mümkün olduğu kadar balık, pırasa, kuru erik, yumurta, taze fasulye, pazı, soğan, sarmısak, dut yada dutkurusu, havuç yemek, inek sütü içmek, erik hoşafı ve havuç suyu içmek çok faydalıdır.

Ayrıca kabız olmamaya gayret etmek gerekir. Lahan, mısır ve turp da yenmemelidir.

Tedavi için aşağıdaki karışımlar uygulanabilir.

1) Baharlıtere Tohumu, Şeker

Uygulama: 1 çorba kaşığı baharlıtere tohumu, havanda iyice dövülür. Üzerine 1 kahve fincanı dolusu toz şeker ilave edilir. Günde 3 kere, birer çorba kaşığı yenilir.

2) Mayalanmış Hamur, Tereyağı, Kına

Uygulama: 2 su bardağı dolusu mayalanmış hamura, 1 çorba kaşığı tereyağı ve 1 çorba kaşığı kına konulur. Merhem kıvamına gelinceye kadar yoğurulur. sonra temiz bir tülbente konulup Guatır ın üzerine gelecek şekilde sarılır.

3) Kereviz, Su

Uygulama: 4bardak    suya, 2 adet orta boy kereviz doğranır. 5 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere birer çay bardağı içilir.

4) Sinirsek Otu, Tuz

Uygulama: Sinirsek otu toplanır. Bir tülbenti boğazı saracak şekilde ayarlandıktan sonra sinirsek otunu bir ters, bir düz şekilde tülbentin üzerine konulduktan sonra, üzerlerine tuz serpilir. Bu şekilde guatırın üzerine gelecek şekilde sarılır. uygulama sabaha kadar boyunda kalır. Bu uygulama haftada 3 kere guatır iyileşinceye kadar devam edilir.

NOT: Guatır genelde mutsuz olan kişilerde daha çok görülür. Bu hastalar kesinlikle hiçbirşeyi kafalarına takmamaları  ve hiçbirşeye sinirlenmemesi gerekir.

Neden Horluyoruz?

Hazırlayan: Op. Dr. Tamer Haliloğlu – Alman Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Departmanı

Horlayan uykusunda rahattır, ancak dinleyicileri rahatsız eden bir durum ortaya çıkar. Horlama can sıkıcı olduğu gibi aynı zamanda tıbbi bir sorundur. Ancak günümüzde gürültülü horlamanın bazı fizyolojik anormallikler ile ortaya çıktığı kabul edilmektedir.

Araştırmacılar, ilk olarak bademcikler etrafındaki anatomik oluşumların ve damak anormalliklerinin uykuda hava yollarında tıkanıklığa yol açtığını gösterdiler. Hava sütununun hızla hareketi gevşemiş dokuları özellikle yumuşak damağı ve bademcikler etrafındaki dokuları titreterek horlama diye tanımladığımız sesin kaynağını oluşturur.

Son çalışmalar horlamanın sosyal önemine ilave .olarak bir sağlık problemi olduğunu gösterir. Yetişkin insanların %10′u yan odadan duyulacak şekilde horlar. Ayrıca horlama her iki cinste yaşta doğru orantılı olarak artar. Erkeklerde 20 kadınlarda 40 yaşından Sonra görmek mümkündür. Epidemiolojik çalışmalara göre 60 yaşını geçmiş erkeklerin %40 ila 50 ‘si horlar. Horlamanın zamanla şiddetinin arttığı ve küçük bir grup hastanın da uykuda hava açlıklığı hastalığına (sIeep apne) kadar ilerlediği saptanmıştır.

Üç-dört oda ileriden hatta diğer evden duyulan horlamaları biraz abartmış olsak da diğer odaya kaçıran horlamaların oluşum mekanizması şöyledir: Uykuda hava açlığı hastalığı ve horlama, şiddette farklı olmalarına rağmen birbirlerine benzerler. Belli başlı iki sorun vardır. Birincisi; bu hastalarda dar ağız hava yolu ile uzun küçük dil ve geniş bademciklerdir.

Bu anormallikler horlayan hastaların %90′ından fazlasında görülür. İkincisi; büyük dil, çene kemiğinin küçük olması, uyku sırasında hava yolunu tutan kaslarda negatif basınç artışıyla çöküşe varan durumun oluşmasıdır.. Nefes alındığında damak geriye aşağıya yan farenks duvarlarına doğru çöker. Bu bulgulara alınan alkol hipotonikler, transklizanlar ve antihistaminikler kas tonusunu düşürerek artırıcı etki yaparlar.

Alkolün bu etkiyi iki yolla artırır: Hava Yolunu taşıyan kasların tonusunu düşürmek ve uyandırma merkezinin hassasiyetini azaltmak. Horlamanın genelde derin uykuda en şiddetli olmakla birlikte REM (rapid eye movement) döneminde sürekli görülmediği bildirilmiştir. Tıkanmayı arttıran bir başka faktör uykusuz kalmaktır. Çok gürültülü horlayan kişilerde anormal artan göğüs içi basınçla kalp bölgesinde büyüme ve pulmoner damarlarda kan yığılması görülür. Uykuda hava açlığı hastalığı olanlarda bu bulgular ciddi sonuçlar doğurabilir. Konuyla ilgili bir çalışmada 432000 ölümde en sık ölüm saati sabah 5 ile 6 yani  fiziksel aktivitenin en düşük olduğu uyku sırasında gerçekleştiği görülmüştür.

Çocuklar ile ilgili yapılan çalışmalarda; horlayan çocuklarda bazı günlük davranış problemleri olduğu bildirilmiştir. Bir başka çalışmada böyle çocukların %3 ila %4 ‘ün de bademcik ve geniz eti ameliyatından sonra anormal olan EKG bulgularının normale döndüğü görülmüştür. Horlama çocuklar için anormal bir durum olmakla birlikte bademcik ye geniz eti ameliyatı bu sorunu genellikle ortadan kaldırmaktadır