Archive for the ‘Özel Bölümler’ Category

Nargilenin Zararları

Orta doğu ülkelerinde daha sıklıkla kullanılmaktadır. Daha önceleri yaşlı bireyler tarafından kullanılan nargile, günümüzde ergenler arasında yaygındır. Ne yazık ki bu konuda tütün endüstrisinin “promosyon” amaçlı gençlere sunduğu meyve aromalı formlar önemli rol oynamaktadır.

Nargilenin bu biçimde sunumunda günümüzde çok yaygın olan “poşet çay” mantığından yararlanılmaktadır. Adolesanlar nargile içmeyi tütün ürünü olduğunun farkında olmadan denemekte; bir süre sonra da bağımlı hale gelmektedir. Ankara’da gençler arasında yapılmış olan bir çalışmada gençlerin yalnızca %54’ünün nargilenin sağlık açısından zararlı olduğunu bildikleri
saptanmıştır.

Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesi uyarınca on sekiz yaş altındaki kişilere tütün ürünü satışı yasak olmasına karşın, çoğu yerde bu kısıtlama dikkate alınmamakta; on sekiz yaş altı bireyler de kolaylıkla nargileye ulaşabilmektedirler. Bir nargile içimi sırasında 3 gram tütün ve 5 gram kömür yakılmakta, toplam 2.25 miligram nikotin ve 242 miligram partiküler madde alınmaktadır. Bir nargile içimi sonucunda alınan nikotin miktarının, 50 adet sigara içilmesiyle alınan nikotin miktarına eşit olduğunu bilinmektedir.

Nargile içen bir kişi ortalama 30 saniye aralıklarla her biri 3 saniye süren nefes alıp verme işlemi yapmakta, her defasında ciğerlerine 300 mililitre hava almaktadır. Ayrıca, nargile dumanındaki arsenik, nikel, kobalt, krom ve kurşun miktarı, sigara dumanındaki düzeye göre oldukça yüksektir. Sonuç olarak, tütünün nargile şeklinde içilmesi de aynen sigara içilmesi gibi zararlıdır.toplumsagligi.com

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu

[#2: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)

Aşırı  hareketlilik, dikkat sorunları ve istekleri erteleyememe (dürtüsellik) belirtileri ile ortaya çıkan psikiyatrik bozukluktur.
DEHB olan çocuklar 3 gruba ayrılır:

a) Hem dikkat sorunları hem aşırı hareketlilik ve dürtüsellik (istekleri erteleyememe) sorunu yaşayanlar.

b) Sadece dikkat sorunu yaşayanlar.

c) Sadece aşırı hareketlilik-dürtüsellik sorunu yaşayanlar.

Küçük çocuklarda nasıl anlaşılır?

Genellikle 3-5 yaşlarında çocuklar hareketlidir ve dikkatlerini uzun süre yoğunlaştıramazlar. Okul öncesinde bu hareketlilik çocuğun kendisine yada aynı ortamdaki arkadaşları ve öğretmenlerine sıkıntı yaratıyorsa sorun olmaktadır.

Kreşte yerinde duramayan, oyunları bölen, arkadaşlarına vurup iten, tehlikeli bir şekilde yükseklere tırmanan, oralardan atlayan çocuklar aile ve öğretmenlerinin yakınmalarına ve zorlanmalarına neden olur.

Okul hayatını nasıl etkiler?

Bu rahatsızlık okul döneminde ders başarısını engellemektedir. ÿğretmeni dinleyemeyen, yerinde oturamayan, aklı sürekli ders dışında ve kıpır kıpır olan bu çocuklar evde de aynı şekilde davranmakta ve ödev yapamamaktadır.

Kısa sürede sınıf düzeyinin gerisinde kalan bu çocuklar zeka düzeyleri normal, veya normal üstü olsa bile öğrenme güçlüğü olan çocuklar olarak kabul edilmektedir.

DEHB olan çocuklar, gerekli ve yeterli tedavi görmezlerse, sınıfta kalma, okuldan ayrılma, okulda başarısızlık, sosyal ve duygusal uyumsuzluk gösterme oranları diğer çocuklardan daha fazladır.

Yetişkinliğe erişmenin en önemli iki alanında – okul başarısında ve sosyal ilişkilerde olan çocuklar yaşıtlarına göre başarısız olmaya daha açıktırlar.

DEHB olan çocuklarda zeka geriliği veya öğrenme güçlüğü nedeni ile değil okul başarısı için gerekli olan organizasyon yeteneğinden yoksun, aşırı hareketli, dikkatini toplayamayan ve dikkati kolayca dağılmaya müsait çocuklar olduklarından okul başarısı için mutlaka bir uzman tarafından tedavi edilmelidirler.

Ana-babalar çocuklarında dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olup olmadığını nasıl anlayabilirler?

Birçok ana-baba DEHB olan çocuklarının daha okula başlamadan önce diğer çocuklardan farklı davrandıklarını gözleyebilirler.

Aşırı hareketlilik, dikkatsizlik, isteklerini ve duygularını kontrol etmede güçlük, inatçılık, söz dinlememe, saldırganlık ve diğer belirtiler gözlenir.

Ana-babalar bu belirtilerle baş edebilmek için diğer çocuklar da etkili olan yöntemleri kullandıklarında başarısızlığa uğrarlar.

Sorunlar aşırı düzeye ulaştığında, ana-babaların ve okulun olanakları sorun çözmeye yeterli olmadığında bir uzmana başvurmak gerekir.

Bazı durumlarda sorun okul tarafından fark edilerek aileye iletilir.

Aşağıdaki durumları gözlemeniz halinde bir çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir:

Çocuğunuz yaşıtları ile karşılaştırıldığında çok daha fazla hareketlilik, dikkatsizlik, isteklerini erteleyememe (dürtüsellik) belirtileri gösteriyorsa,

Diğer ana-babalara oranla çocuğunuzu kontrol etmede daha fazla çaba harcıyorsanız ve bu sorunlar nedeniyle kendi ruhsal durumunuz bozulmak üzereyse,

Sık sık düşme, eşyalarını okulda unutma, acelecilik, sırasını bekleyememe gibi durumlar söz konusu ise,

Çocuğunuz saldırgan davranışları ve aşırı hareketliliği nedeniyle diğer çocuklar tarafından dışlanıyorsa,

Kreşte, ana okulunda ve okulda öğretmenler tarafından çocuğun davranış sorunları olduğu belirtiliyorsa.

Tanısı nasıl konulur?


DEHB tanısı, çocuk ruh sağlığı ve hastalıkları kliniğinde uzman bir ekip tarafından konulur.

Çocuklarda, gençlerde ve yetişkinlerde DEHB var denilebilmesi için belirtilerin 7 yaşından önce başlamış olması ve en az 6 ay devam ediyor olması gerekir.

Tedavi edilebilir mi, nasıl?

DEHB olan çocukların tedavisi çok yönlü uygulama gerektirir. Pek çok çocuk için psikostimülan ilaçlar tedavinin önemli bir bölümünü teşkil eder.

Davranış terapisi de en az bunun kadar önemlidir. Uzman yardımı olmadan, DEHB olan çocukların çoğu akademik ve sosyal beklentilere ulaşmakta zorlanırlar. Burada da öğrenci, anne baba ve öğretmenle birlikte çalışarak çocuğun dikkatini artırmaya yönelik işbirliği yapılır.

Ayrıca bu çocukların beyinlerinde henüz tam olarak olgunlaşmamış olan dikkat merkezinin çalışmasını artırarak hareketliliği ve dikkati düzelten uyarıcı ilaçlardan yararlanılır.

Uzman kontrolünde oldukça etkili olan bu ilaçların çocuğun gelişimi üzerine olumsuz bir etkileri yada bağımlılık yapma riskleri de bulunmamaktadır.

Bu tedavi yöntemlerinin hangilerinin uygulanacağı çocuk psikiyatristi tarafından çocuğun yaşı ve bireysel özellikleri dikkate alınarak karar verilir.toplumsagligi.com

Vücudumuzun Yirmidört Saati

[#3: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

Sabah saat altı:Kortizon salgılamasıyla organizma uyanıyor. Bu uyanma vücut için kendini yavaşca kalkmaya hazırlama işareti. Metabolizma hareketleniyor, günün işleri için enerji ve protein hizmete hazır oluyor.

Sabah Saat Yedi: Vücut hâlâ zayıf. Spor yapmaktan kaçının. Kalbe ve dolaşıma gereksiz yüklenirsiniz. Spor yerine kahvaltı edin, sindirim bu saatte mükemmel çalışıyor.

Sabah Saat Sekiz: Libidonun en yüksek olduğu saat. Fazla miktarda hormon salgılanıyor. Sigara tiryakileri için de durum aynı. Kahvaltı sigarası damarları her zamankinden daha fazla çok daraltıyor.

Sabah Saat Dokuz: Vücudun dinç, kuvvetli olduğu saat. Herhangi bir hastalık için iğne olacaksanız bu en doğru zaman. İğnenin ateş ve şişme gibi yan etkileri ender olarak görülüyor, vücut röntgen ışınlarına karşı daha dirençli oluyor.

Saat on : Organizmanın kendine gelme, ‘ben burdayım’ deme saati. Fazla enerjik, vücut en yükes ısı seviyesinde. Verimliliğimiz de öyle. ‘Kısa süre belleği’ iyi durumda. Bir önemli ayrıntı:10.00 ile 12.00 arası enfarktüs olaylarına sık rastlanıyor.

Saat onbir: Vücudun tam formunda olduğu, verimli olmaya programlı bir saat. Kalp ve dolaşım o kadar zinde ki yapılan muayenelerde kalpteki bir bozukluk gözden kaçabilir. Hazır cevaplık tavan yapar, özellikle hesap işleri, matematik ödevleri rahat ve iyi bir şekilde, zorlanmadan çözülür.

Öğlen saat oniki: Dinlenme saati. Dikkat azalıyor ve insanı uyku basıyor. Midedeki asit miktarı fazlalaşıp, beyindeki kan akımı azalıyor. Zira kan sindirim organlarını desteklemesi için mide tarafından kullanılıyor. Öğle uykusu uyuyabilen kişilerde istatistiklere göre enfarktüse %30 oranında az rastlanıyor.

Saat öğlen bir:Vücut formdan düşüyor. Verimlilik gün ortalamasının %20 aşağısına iniyor. Bütün organlar en alt düzeyde çalışıyor, sadece safra öğle yemeğini hazmetme faaliyeti gösteriyor.

Öğlen saat  iki: Bitkin oluruz. Çünkü tansiyon ve hormon düzeyi düşüyor. Diş doktorundan korkanlar için en uygun randevu saati. Çünkü bu saatte acı az hissediliyor. Lokal anestezi uzun süre devam ediyor (30 dk.).

Öğlen saat üç: Enerji geri geliyor, bellek tam formunda. İkinci verimlilik dönemi başlıyor ama sabahkinden az.
Öğlenden sonra saat dört: Spor için en iyi saat. Tansiyon ve dolaşım çok iyi durumda.
Öğlenden sonra saat beş: Organların faaliyeti üst düzeye çıkıyor. Kuvvet artıyor, oksijen harcanıyor, böbrekler ve mesane çok çalışıyor. Tırnaklar ve saçın en çabuk uzadığı zaman. Midedeki asit miktarı fazlalaşıyor. 17.00 ‘ye doğru mide kanaması geçirme riski artıyor.
Akşam altı: Akşam yemeği için ideal saat. Pankreas bu saatte özellikle aktif.

Akşam yedi: Kan basıncı ve nabız tembelleşiyor. Bu nedenle kan basıncı düşüren ilaçlara dikkat, tehlikeli olabiliyorlar. Antidepresanların tesiri de bu saatte daha fazla.
Akşam sekiz: Karaciğerdeki yağ düzeyi düşüyor ve kirli kan kalbe her zamankinden daha fazla akıyor. Alerjisi olanlar ve astımlılar ilaçlarını bu saatte almalı. Etkisi hemen görülüyorr. Antibiyotikler de az dozda alınsa bile etkileri en üst düzeyde oluyor.
Akşam dokuz: Sindirim organlarının günlük görevi sona eriyor. Gelen herşey midede sabaha kadar hazmedilmeden kalıyor ve bu çok tehlikeli. Kalan yemekler bağırsak sahasındaki mukozaya hücum ediyor.
Akşam on: Vücudun polisi akyuvarlar aktif hale geliyor. Sigara içenler dikkat! Bu saatten sonra vücut nikotin gibi zehirleri çok zor atıyor.
Akşam saat onbir: Organizma gün boyunca aktif faaliyet gösteren stres hormonunun salgılamasını durduruyor. Sakinleşip, rahatlıyoruz.
Gece saat oniki: Uyurken deri hücreleri durmadan çalışıyor, gündüz olduğundan daha sık bölünüyor. İlk rüya safhası, yarım saat içinde rüya görmeye başlıyoruz.
Gece saat bir: Verim en alt düzeyde. Bu saatte çalışanlar hata yapabiliyor, dikkat azalıyor, çünkü vücut kendini uyumaya programlıyor.
Gece saat iki: Araba kullananlar dikkat: Görme zayıflıyor, tepkiler yavaşlıyor, kazalar bu saatte çok oluyor.
Gece saat üç: Bedenin de ruhun da en karanlık safhası. Melatonin hormonunun salgılanması tembel ve kararsız yapıyor. İntihar edenlerin sayısı fazlalaşıyor.
Gece saat dört: Stres hormonundan enerji kazanıyoruz. Enfarktüs krizleri saat 04.00 ile 06.00 arasında çok oluyor; çünkü kan basıncı oldukça yükselip, damarlar geriliyor. Doğum yapma olasılığının en yüksek saati.
Gece saat beş: Stres hormonu bizi faaliyete geçiriyor ve gündüz değerinin tam 6 katına çıkıyor. Vücudumuz harekete geçiyor kaybolan enerji yeniden geri geliyor. Gelsin, yeni bir gün başlıyor.

Menenjit: Öldürücü Gen Bulundu

The Times, David Charter, 1 Kasım 2000
Çeviren: Dr. Mehmet Özen
Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Aile Hekimliği

E-posta: mehmetozen@ato.org.tr

İngiltere’de bilim adamları zararsız menenjit mikrobunu ölümcül biçime dönüştüren geni keşfettiler.

Menenjit, İngiltere’de 5 yaş altı çocuklarda diğer bütün bulaşıcı hastalıklarda daha fazla ölüme neden olmaktadır.

Pek çok kişi hastalığa yakalanmadan menenjite neden olan bakteriyi vücudunda taşımaktadır. B tipi meningokok bakterisi her on kişiden birinin boğaz ve burun bölgesinde zarar vermeden yaşar. Bağışıklık sisteminin bozulduğu durumlarda ya da ölen bir kişinin vücudunda birkaç saat içinde tehlikeli bir mikroba dönüşür ve kana karışır.

Menenjite yakalananların %10’unda ölüm görülür. Hayatta kalanlarda sağırlık, beyin hasarı, kol/bacak kaybı gibi önemli sakatlıklar gelişir. C menenjitine karşı başarılı bir aşılama programı başlatılmış olmakla birlikte, B tipi için henüz bir aşı bulunmamaktadır.

Oxford Üniversitesi’nden araştırmacıların bildirdiğine göre, bu yılın başlangıcında B ve C meningokoklarına ait gen diziliminin (genetik parmak izi) tanımlaması İngiltere’deki menenjit enfeksiyonundan ölümlerin %60’ından sorumlu olan B tipi menenjite karşı aşı geliştirilmesine katkıda bulunabilecek.

Soğuk Algınlığı ve Zayıflama İlaçları Tehlikeli mi?

Geçtiğimiz günlerde yazılı ve görsel medyada; soğuk algınlığı ve zayıflama ilaçlarında bulunan fenilpropanolamin” (phenylpropanolamine = PPA) maddesinin beyin kanamasına bağlı felç gelişmesine neden olduğu ve satışının yasaklanması gerektiği yönünde haberler yer almaya başladı.
Bu haberler üzerine Sağlık Bakanı Osman Durmuş yaptığı çeşitli açıklamalarda söz konusu ilaçların tehlikeli olmadığını ve satılmasında bir sakınca bulunmadığını belirtti.

Bu gelişmeler sırasında Türk Eczacılar Birliği ve Türk Tabipleri Birliği üyeleri olan eczacılara ve tabip odalarına gönderdikleri açıklamalarda söz konusu maddenin tehlikeli olabileceğini ve satışının yasaklanmasının gerekli olduğunu belirttiler.

Nezle, grip, soğuk algınlığı rahatsızlıklarının son günlerde sıkça görüldüğünü ve pek çok kişinin zayıflamak için çeşitli ilaçlar kullandığını dikkate alarak fenilpropanolamin maddesi ile ilgili tarafların yaptığı açıklamaları bilgilerinize sunuyoruz. Ayrıca söz konusu maddeyi içeren ilaçların listesini de sitemizde bulabilirsiniz.