Archive for the ‘Ruh Sağlığı’ Category
PANİK ATAK
STANBUL ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL TIP FAKÜLTESİ PSİKİYATRİ ANABİLİM DALI ÖĞRETİM ÜYESİ PROF. DR. VEDAT ŞAR ANLATTI:
Panik ataklıların yaşadığı korkular neler?
Panik atağı agorafobiye yol açar. Yani panik atak yaşayan kişi kolayca çıkamayacağı ve yardım bulamayacağı yerlere girmekten kaçınır. Bu nedenle konser, kalabalık alışveriş merkezleri gibi yerlere girmek istemez. Evde yalnız kalamayabilir. Panik atağı kişinin sağlığı konusunda endişeler taşımasına ve bir tür hastalık hastası haline gelmesine de yol açabilir. Tedavi görmeyen kişilerde alkole ve gereksiz olarak yatıştırıcı ilaçlara yönelme sonucu bağımlılık sorunları ortaya çıkabilir.
Panik atağa neden olan tıbbi durumlar neler?
Hormon problemleri (örneğin hipertiroidi), kalp kapakçığı ile ilgili sorunlar, hiper yani yüksek tansiyon panik nöbetine neden olabilir.
Genetiğin etkisi var mı?
Birçok psikiyatrik bozuklukta olduğu gibi panik atağı da genetik faktörlerle kısmen ilişkili olabilir. Panik nöbetlerini hastamızın aile bireylerinde normalden daha sık görüyoruz.
Korkular panik atağa neden olur mu?
Evet, dışarıdan gelen korkular ve üzücü olaylar panik nöbetini başlatabilir. Ama böyle durumlarda da kişinin iç dünyasında gizli kalan sorunlara dikkat etmek gerekir.
Hangi yaş grubunda görülüyor?
Bu rahatsızlığa çok gençlerde ve çocuklarda pek rastlamıyoruz. 20-30 ve 50’li yaşlarda daha sık ortaya çıkıyor. Hayatla baş etme anlamında da en zor yıllara denk geldiği için bu yaş grubunda daha çok görüyoruz.
Kimler tedavi edilmeli?
Birkaç tane panik nöbeti geçirmiş dahi olsa hasta mutlaka tedavi edilmelidir. İlaç tedavisine başlanıp başlanmayacağına psikiyatrist yüz yüze görüşme ile karar verir.
Biyolojik olarak neler değişiyor?
Panik atak geçirilirken vücutta özellikle hormon sistemlerinde, beyin ve merkezi sinir sisteminde iletken görevi yapan maddelerin fonksiyonlarında değişmeler olur. Bunlar beyinde işlev gören nöron ağlarının çalışma şekillerinde değişiklikle birlikte gider.
Nasıl tedavi ediliyor?
Panik atak öncelikle ilaçla tedavi edilir. Çünkü psikoterapinin etki yapması zaman alır ve hastayı dayanılmaz bir sıkıntı ile baş başa bırakmak uygun değildir. Bu yüzden ilk önce hastayı sıkıntısından uzaklaştırmak için ilaç tedavisine başlanır. Zaten çoğu kişi psikolojik problemlerini ancak daha rahatladığı zamanlarda konuşabilir. İlaçları kısa ve uzun menzilli olarak iki şekilde kullanıyor ve çoğu zaman ikisini kombine ediyoruz. İlaç tedavisinin uzun vadeli etkileri ancak 1 ayda elde edilirken kısa menzilli ilaçlar hastamızın nihai sonucu beklemesini kolaylaştırıyor.
İlaçlar ne kadar kullanılmalı?
Panik nöbeti geçirenlerde ilaç kullanımı yaklaşık 6 ay bazen de 1 yıl dolayındadır. Ancak kısa vadeli ilaçlar en geç bir ayın sonunda kesilir.
İlaçların yan etkileri var mı?
Kısa vadeli ilaçlar bağımlılık yaptığından uzun vadeli ilacın etkisi başladığında kesilmeleri gerekir. Bazı ilaçların kilo aldırma gibi bir yan etkisi olabilir. Bazı ilaçlar, seçilen kişide etkili olmayabilir. Bazıları ise, kadınlarda cinsel isteği etkileyebilmekte ya da erkeklerde boşalmada gecikmeye neden olmakta. Yan etkisi fazla olan ilaçlar daha uygunlarıyla tedavi sırasında değiştirilebilir. Hasta ilaçla ilgili sorunları doktoruna anlatmalı. Böylece doktoru hangi ilacı vermesi gerektiğini daha iyi belirler, gerekli görürse değişiklik yapabilir.
Psikoterapi de yapılıyor değil mi?
Evet yapılıyor ve çok da etkili oluyor. Psikoterapi ilk dönemde rahatlatmaya yöneliktir, iyi sonuç alındıktan sonra yaşam olayları, geçmiş yıllar ve potansiyel problem alanları konuşulmalıdır. İyi bir psikoterapi uzun vadede rahatsızlığın tekrarlamasını önleyip ilaç sonrası dönemin daha iyi olmasını sağlayabilir.
Nasıl yapılıyor?
Psikoterapi hasta ile konuşarak tedavi anlamına gelir. Panik nöbetinin kökenine göre yapılır ama genelde içgörü artırılması önemlidir. Kişi geçirdiği dönemin kendisi için anlamının farkına varmalı ve görmekten kaçındığı problemlerini görmeye başlamalıdır.
Ne kadar sürede tedavi edilmeli?
Panik nöbeti ilk günden itibaren rahatlatılmalı, 1-2 ay içerisinde tamamen durdurulmalıdır. En az 6 ay ilaç tedavisi yapılırken o dönemde psikoterapiye yönelmek doğru olur. Psikoterapinin uzunluğu ortaya çıkan konulara bağlıdır.
Tedavi edilmezse ne olur?
Tedavi edilmeyen panik nöbetleri depresyon, alkolizm, yalnız kalamama, hastalık hastası olma gibi problemlere yol açar. Çevre ile ilişkiler bozulabilir. Nadiren çok şiddetli bir panik nöbeti özellikle başka bir psikiyatrik tablo ile birlikte ise intihara kadar götürebilir.
Yanımızda biri panik atak geçiriyorsa nasıl davranmalıyız?
En önemli nokta panik atak geçiren kişinin bedensel bir hastalığı olup olmadığının bilinmesi. Bilmediğimiz bir kişide bir kalp krizini panik atak sanabiliriz. Bu yüzden hasta yakını tıbbı yardım almak, ambulans çağırmak, atak geçireni hastaneye getirmek zorunda kalabilir. Ama panik atağı geçirmekte olan ve yakın zamanda doktor muayenesinden geçmiş bir hastada her panik nöbetinde hastaneye gitmek, serum takılması gereksizdir.
Panik atak tekrarlar mı?
Tedavi kesilmesi sonrası bazı kişilerde panik atak nöbetleri yeniden ortaya çıkabilir.
PANİK ATAK
[#2: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]
Panik atak, herhangi bir neden olmadan ortaya çıkan, özellikle kalbin hızlı çarpması, nefes alamama, boğazda tıkanıklık hissi, kontrolü yitirme ve ölüm korkularının eşlik ettiği panik nöbetleridir.
Panik atak, tedavi edilmediğinde beraberinde depresyon gibi başka psikiyatrik hastalıkları da doğurur.
Anadolu Sağlık Merkezi’nden Psikiyatrist Dr. F. Tuna Burgut, toplumun büyük bir kısmını ilgilendiren panik atak ile ilgili şöyle bilgi veriyor:
Panik atak, aniden başlayan ve zaman zaman tekrarlayan, insanı dehşet içinde bırakan yoğun sıkıntı ya da korku nöbetleri olarak tanımlanır.
Panik atak hastası neler yaşar?
Panik atak geçiren bir insanın hayatı dramatik olarak değişir. Hasta kontrolünü kaybettiği, ölmek üzere olduğu, yada aklını kaçırmak üzere olduğunu hisseder. Panik atak vücutta hızlı ve complex değişikliklere sebep olur. Panik atağın o anda sebep olduğu bir çok organ fonksiyonundaki değişiklik, geçirilen bir kaza ya da ağır bir zehirlenmedeki değişikliklerden daha fazla bile olabilir. Panik atak kesinlikle bir hastalıktır ve tedavi gerektirir.
Ara ara gelişen bir durum olmasına rağmen tedavi edilmediğinde ‘atak’ların sıklığı artabilir ve beraberinde depresyon gibi, genel endişe halleri gibi başka psikiyatrik hastalıklara sebep olur. Hastalar ataklar arasında gergin ve huzursuz olurlar ve her an yeni bir atak gelişebilir korkusuyla bir genel endişe durumu geliştirir ki buna ‘beklenti anksiyetesi’ adı verilir. Hasta evden çıkamamaya, yalnız kalamamaya başlar ve hayatı felç olur.
Panik atak neden oluyor?
Panik atakların nedeni kesin olarak bilinmemekle birlikte genetik etkileşimin olduğu düşünülür. Panik ataklar kadınlarda erkeklerde olduğundan iki kat daha fazla görülür. Toplumda her 100 kişiden 3-4 kişi ya panik atak hastalığı geçirmiş ya da halen bu hastalığı yaşamaktadır. Panik atak psikiyatristlerin gördüğü en sık hastalık gruplarındadır nitekim depresyondan bile daha sık görülen bir durumdur fakat ne yazık ki hastaların tedavisi için en geç başvurduğu hastalıklardan da biridir.
Hastanın ilk önce teşhisi konulmalıdır
Panik atak hastaları ilk önce genelde hastanelerin acil servislerine göğüs ağrısı, nefes alamama gibi şikayetlerle gittikleri için, bir çok tıbbi testlerden geçerler. Kalp, akciğer ile ilgili vs ‘medikal’ bir hastalık olmadığını anlayan hekimler hastayı taburcu ederler ve hasta bir sonraki nöbette kadar tedavi aramazlar. Fakat panik hastalarının çektiği acı ve güçlük düşünüldüğünde, panik ataklarının da kesinlikle ‘acil’ bir durum olduğu ve hemen teşhis edilip doğru tedaviye yönlendirmenin visal olduğu anlaşılmalıdır. Bu açıdan hem doktorları hem de hastaları psikiyatrik hastalıklar açıdan eğitmek büyük önem taşır. Hastanın ailesinin de hem hastayı anlayabilmesi, hem de tedavi sürecinde destek verebilmesi acısından eğitilmesi önemlidir.
Panik bozukluğu tedavisi mümkün bir hastalıktır
Bu ilaç tedavisi ya da psikoterapi olmak üzere iki büyük başlık altında toplanabilir. En iyi tedavi hem ilaç, hem de terapinin beraber yapıldığı bir tedavi sürecidir. Bunun yanında gevşeme egzersizlerinin de hastaya öğretilmesinde fayda vardır. Panik atakları sırasında ilaç kullanımın pek faydası olmaz. Doğru ilaç seçimi, uygun süre ve dozların kullanımı atakların tekrarlanmasını önler. Terapi yöntemleri de ataklara sebep olan duyguları ve düşünceleri inceleyerek uzun vadede panik atakları azaltır veya tamamen ortadan kaldırır.
Stres ve endişeden uzak duralım
Hayatımızdaki stresin yükünun, vücudumuzun strese karsı reaksiyonunun, erişkin hayat şeklimizin, çocukluğumuzda büyüdüğümüz çevrenin, genetik faktörlerin ve düşünme patenlerimizin hepsi, hayatta endişe ve panik bozukluklarına ne kadar yatkın olup olmadığımıza belirleyici rolleri vardır.
Bunlar arasında genetik faktörlerimizi ve çocukluğumuzdaki travmaları değiştiremiyeceğimize göre, erişkin hayattaki hayat şeklimizi, düşünce patenimizi, altına girdiğimiz stresi ve vücudumuzun direncini üzerinde durmalıyız. Hayatımızda bize kısa ve uzun vadede strese sokan faktörleri belirlemekte fayda var ve bunları yine kısa ve uzun vadede tamamen değiştiremezsek de hafifletme yolları aranmalıdır.
Yaşam şeklimizi düzenleyelim
Bunun yanında vücudumuzun strese olan reaksiyonunu azaltmak ve direncini arttırmak amacıyla günlük egzersiz, dengeli beslenme ve uyku çok önemlidir. Günlük relaxasyon egzersizleri, nefes alıp verme egzersizleri, yoga ve benzeri bir çok fiziksel rahatlama şekilleri vardır ki kişinin deneyerek kendisine en uygun olanı seçebilir.
Düşünce patenlerimizi öğrenmek ve gerektirdiğinde değiştirmek, olgunlaştırmak da anksiyeteye olan yatkınlığımızı azaltmaktaki en önemli faktörlerden biridir. Düşünce seklimizi belirleyen bir çok faktör vardır ki değiştirmek hemen ve kolay bir is değildir. Nitekim aldığımız eğitimimizin, çocukluğumuzda büyüdüğümüz çevrenin ve hatta miras edindiğimiz genetiğimizin bunda etkisi vardır.
Psikoterapi kendimizi daha iyi tanımamıza, düşünce şekilerimizin daha farkında olmamıza ve bizi anksiyete ve panik hastalıklarına yol açan ikilemlere ve düşünme şekillerine ulaşmamıza yardımcı olur.
Psikiyatrist Dr. F. Tuna Burgut
Narkolepsi Nedir ?
[#3: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]
Narkolepsi, gündüz aşırı uyku eğilimi, uykuda paralizi, katapleksi ve hipnogagik halüsinasyonlarla giden bir hastalık sendromudur. Narkolepsi nedeni belli olmayan bir sendromdur. Gündüz aşırı uyku eğilimi nedeniyle günlük yaşamsal aktiviteyi bozar. Gece uyku kalitesi bozulmuş ve REM uykusunda patolojik değişiklikler olmuştur. Diğer sık görülen hastalıklara göre seyrek görülmekle birlikte,sık görülen bir hastalıktır.Hastalığın oluşumunda genetik geçiş olduğu gösterilmiştir. Hastalık erkeklerde daha fazla görülür. Hastalık çoçukluk yaşından başlayarak, 50′li yaşlara kadar ortaya çıkabilir. Narkolepsi yaşam boyu süren bir hastalık olup, devamlı tedavi gerektirir. Tedavide santral sinir sistem uyaranı olan ilaçlar kullanılır. İlaç tedavisinde yan etkiler, ilaca tolerans gelişebilir.
İnsomnia Nedir ?
İnsomnia, uykuya güç dalma, uykudan sık uyanma, uyku zamanın kısalması ve dinlendirici olmayan uykuya verilen addır. İnsomniaya bağlı olarak hasta uykudan dinlenmemiş kalkar, yorgundur, çalışma kapasitesi azalmış, mutsuz, depresiftir ve anksiyetesi olabilir. Kişinin günlük davranışlarında değişiklikler olur.
Yine en çok yakınılan konu gündüz aşırı uyku eğilimidir.
Tedavisi zordur, uyku hijyenini sağlayarak, davranışsal ve ilaç tedavisi yapılarak kişinin yakınmalarının üstesinden gelinmeye çalışılır.
Gündüz aşırı uyku eğilimi
Gündüz aşırı uyku eğilimi uyku hastalıklarına bağlı olarak sıklıkla gelişen, gece uyku kalitesinin bozulması nedeniyle dinlendirici uykunun olmamasına bağlı olarak, kişinin gündüz yaşamında uyku eğiliminin artması ve kimi zaman iş başında bile küçük uyku ataklarının olması halidir. Buna hipersomnolens ya da excessive daytime sleepness denir. Yaşamımızda önemi elbette çok fazladır. Kişinin çalışma kapasitesini ve becerisini doğrudan etkileyen önemli bir durumdur. Diğer bir önemi ise trafik kazaları ve iş kazalarında oynadığı roldür.