Archive for the ‘safra kesesi’ Category

Safra Kesesi

Karaciğerden salgılanan safranın toplandığı, karaciğerin alt kısmında bulunan torba şeklinde bir organ-dır. Kesenin görevi, safrayı depolayıp, yoğunlaştırmak, ve gerekli aralıklarla oniki parmak barsağına safra salgılamaktır. Karaciğerden bağırsağa giden boşaltıcı yolun dışında yer almış ve bir kanalla temel safra yoluna bağlı olan; safra için depo görevini yapan ve safrayı daha konsantre (koyu) hale getiren bir organ.

Şekil bakımından safra kesesi bir armuta benzer. Karaciğerin alt yüzündeki safra kesesi çukurunda yer almıştır. Kalın ucu önde ve aşağıdadır. Safra kesesinin uzunluğu 8-12 cm, genişliği 4-5 cm kadardır. Fakat duvarları, sağlam ve genişleme kabiliyeti fazla olduğundan, îcap ettiğinde patlamadan 200-250 cm3 kadar sıvı alabilir.

Safra kesesinin üç parçası vardır. Altta ve önde bulunan kalın ve geniş ucuna kesetepesi, üst kısmına kesegövdesi, yukarıda ve arkada bulunan dar kısmına keseboynu denir.

Kesenin arka yüzü karın zarıyla örtülü ve serbesttir. Gövde kısmının arka yüzünün komşuluğu, kesenin durumuna ve içinde bulunan maddenin miktarına göre değişir. Bu yüz bazan mide kapısı, onikiparmak barsağının birinci parçası ve ikinci parçasının üst kısmı ile, bazan da kalın barsağın yatay bölümü ve hatta sağ böbreğin ön yüzü ile temas eder. Kadavralarda kesede bulunan safra, duvarı geçer ve kesenin temas ettiği organları yeşil renge boyar. Bu olay kadavra üzerinde safra kesesinin komşuluklarının tespiti bakımından çok önemlidir. Canlılarda safranın dışarıya geçmesine, mukozanın canlılığına bağlı özelliği mani olur.

Safra kesesinin iç yüzünde çeşitli yönlerde uzanan ve birbirleriyle birleşen birçok mukoza kıvrımları vardır. Bunlar sayesinde safra kesesinin iç yüzeyi önemli miktarda büyümüş olur. Burada mukoza bir kat üzerine dizilmiş silindir şeklindeki epitel hücreleriyle örtülmüştür. Hücrelerin serbest yüzleri, barsaklarda olduğu gibi bir zarla örtülüdür. Bu hücreler, kalın barsaklardaki hücreler gibi, safranın suyunu çekerler. Bu sebeple safra kesesindeki safra, karaciğerden gelen safraya nazaran 2-3 misli daha kıvamlıdır. Bundan başka mukozada sümüksü salgı yapan hücreler de vardır.

İnsanlarda safra kesesi duvarının kas tabakası zayıftır. Bu kaslar yaptıkları hareketlerle kesede bulunan safrayı tamamiyle boşaltamazlar. Bundan dolayı kesenin boşaltılmasında rol oynayan başka amillerin de var olması lazımdır. Bunlardan biri, safra kesesinin, ductus choledochus denen ve safranın barsağa atılmasında rol oynayan kanalın onikiparmak barsağına açıldığı yerden daha yüksekte bulunması; ikincisi de bu açılma yerindeki oddi büzücü kasının ritmik kasılmalarıyla yaptığı emme hareketlerinin, safra üzerindeki çekici tesiridir.

Karaciğerin devamlı olarak salgıladığı safra, safra kesesinde depolanıp, koyulaştırıldıktan sonra îcap ettiğinde safra kesesi kanalına, buradan da safra kanalı ile onikiparmak barsağına atılır. Bu kanalın onikiparmak barsağına açıldığı yerde, kanal ağzının açılıp kapanmasını sağlayan bir halkası olan oddi sfinkter’i (büzücü kası) bulunur. Oddi sfinkteri umûmiyetle kapalı olup, safra onikiparmak barsağına akmaz. Ancak yemeklerden 30-90 dakika sonra açılır, kese kasılır ve hazım için lazım olan safra barsağa akmaya başlar.

Safra Kesesinin Görevleri:

a) Safrayı depo eder. Bu maksatla su ve inorganik iyonlar kese duvarından emilirler ve safra hacmi 10-15 defa azalır. Safra tuzları, bilirübin, kolesterin gibi organik maddeler normalde kese duvarından emilmezler. Bu sebeple kesedeki safranın koyuluğu (konsantrasyonu) artar. Ancak bozuk kese duvarından, mesela safra kesesi iltihaplarında, safra tuzlarına karşı kese duvarının geçirgenliği artar.

b) Yemek esnasında yağ, hidroklorik asit, peptonlar, yumurta sarısı gibi maddelerin etkisiyle onikiparmak barsağı mukozasından kolesistokinin çıkarak kesenin kasılmasını sağlar ve safra kesesinde depolanmış safra barsağa boşalır. Böylece sindirim için lazım olan kafi miktarda safra temin edilmiş olur.

c) Safra kesesi, safra yollarının basıncını da düzenler. Karaciğerden safra salgılanması artıp kanalda basınç yükselince, safra keseye dolar. Îcab ettiğinde 24 saatlik salgılanan safrayı kese depo edebilir. Böylece safra yollarında basıncın yükselmesini önler.

Safra kesesi iltihapları: Kolesistit adı da verilen safra kesesinin çok görülen hastalıkları.

Safra kesesinin, kimyevî değişikliklerle veya mikroorganizmalar sebebiyle husûle gelen iltihaplarına kolelsistit adı verilir. Safra kesesi iltihapları had veya müzmin olabilirler.

Had safra kesesi iltihabı: En çok görülen sebebi, safra kesesi ağzının tıkanmasıdır. Vak’aların çoğunluğunda bu tıkanma safra taşından ileri gelir. Safra yolları anormallikleri, delinme göstererek safra kesesine açılan mîde ülserleri, lenf bezi büyümeleri, tümörler de tıkanma sebebidir. Kesenin ağzı tıkanınca, kese içindeki basınç artar. Basınç arttıkça kesenin duvarı üzerindeki baskı artar ve böylece kese duvarına az kan gelir. Kanlanma azalınca, kese duvarında iltihap-doku ölümü ve gangrene zemin hazırlanmış olur.

Kimyevî teoriye göre, kese içinde safra tuzlarının oranının artması had kolesistite yol açar. Kansız kalmış, hasara uğramış ve hayatiyeti kaybolmuş bir safra kesesi, mikroorganizmaların yerleşmesi için müsait bir ortam teşkil eder.

Safra kesesi iltihabının en mühim belirtisi; karnın sağ üst kesiminde yer alan şiddetli, batıcı karakterde ve devamlı olan ağrıdır. Bu ağrı, morfin yapılıp, tesiri geçtikten sonra yine devam eder. İki kürek kemiği arasına varır. Nefes almakla şiddetlenir.

Vak’aların çoğunluğunda bulantı ve kusma vardır. Ateş, ortalama 38°C civarındadır. Muayenede safra kesesinin bulunduğu karnın sağ üst kesimi ağrılıdır. Vak’aların dörtte bir kadarında sarılık da eşlik eder. Karında şişkinlik yapar.

Teşhiste kan, idrar tetkikleri ve direkt karın filmi de yol göstericidir.

Had safra kesesi iltihabının komplikasyonları arasında; hepatit, safra kesesi gangreni, safra kesesi ampiyemi, pankreas iltihabı ve safra kesesi delinmesi sayılabilir.

Akut (had) safra kesesi iltihaplarına en çok, kırkını aşmış, şişman, sarışın veya beyaz tenli ve çok doğum yapmış kadınlarda rastlanmaktadır.

Tedavide, mümkün olan vak’alarda kese, cerrahlar tarafından çıkartılmalıdır. Ameliyat yapılmayan durumlarda, ağrı kesici ve antibiyotiklerin verilmesi yoluna gidilir, şahıs bir iki gün damar yoluyla beslenir. Gürültülü tablo geçtikten birkaç hafta sonra ameliyat yapılabilir. Sulu ve yağsız gıdalar uygundur.

Müzmin safra kesesi iltihabı: Had iltihaplar iyileştikten sonra, kesede ve kese etrafında bıraktıkları bozuklukların husûle getirdiği klinik bir tablodur. Tekrarlayan ataklardan sonra kese, kasılma kabiliyetini kaybederek büzülmüş, küçülmüş ve yapışık bir halde bulunur. Hastalık atak ve iyileşme dönemleriyle karakterizedir. Genellikle safra taşı mevcuttur. Bazı vak’alar çeşitli mîde-barsak bozukluklarıyla kendini gösterir. Safra kesesi filminde de, kesenin dolmadığı ve görevini yapamadığı görülebilir.

Taş bulunan vak’alarda en uygun tedavi, safra kesesinin çıkartılmasıdır. Taş olmayan, fakat sık sık atak geçiren hastalarda da sükûnet döneminde, kesenin çıkartılması iyi olur. Atak görülmeyen ve sadece hazımsızlıkla kendini gösteren vak’alarda dahili tedavi tercih edilir, uygun diyet verilir. Az yağlı yemekler; süt, peynir, ekmek, pirinç, makarna, reçel, bal, pekmez, meyve püre ve kompostoları; sebze püreleri, yağsız et, tavuk, balık, karaciğer, işkembe, ızgara veya haşlama usûlü hazırlanmış yağsız yemekler tavsiye edilir. Yağlı börek, hamur tatlılar, çikolata, kaymak, krema, yağlı et, kabuklu ve iyi pişmemiş baklagiller, baharatlı yiyecekler, kakao ve alkollü içkiler yasaklanır.

Safra kesesi şikayetleri:

Safra kesesi şikayetleri için enginar kürü önerilmektedir. Enginarın tamamen dış tabakasında yapraklar değil. En dışındaki yapraklarının altında bulunan yapraklar safra kesesi şikayetlerinde tedavi için kullanılabilir. Bir tane enginarın yaprakları bir kullanım için yeterlidir. Safra kesesi şikâyetleri için kullanılacak enginar yaprakları toplamda 9-11 gramı geçmemelidir. 6-7 gram idealdir.

Safra kesesi şikayetleri için enginar kürünün hazırlanışı: enginarın alt yapraklarının tümünü kaynayan iki su bardağı dolusu suyun içine atın ve kısık ateşte beş dakika ağzı kapalı olarak kaynatın. Daha sonra soğumaya başladıktan sonra suyunu içebilirsiniz. Aç ya da tok olarak safra kesesi şikâyetleri için kullanılan kürü içebilirsiniz.

Safrakesesi Polipleri

[#2: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

Safra kesesi iç yüzeyini oluşturan hücrelerin normalden fazla çoğalması sonucunda safra kesesi duvarının iç yüzünde meydana gelen kitlelerdir.Polipler genelde bir şikayete sebep olmazlar.Karın USG’si yapılırken tesadüfen saptanırlar.10 mm’nin altındaki polipler için yıllık Karın USG’Si ile takip önerilir. 10 mm’nin üzerindeki poliplerin kötü huylu olma ihtimali olduğundan safra kesesinin alınması gerekir.

Safra Kesesi Urları(tümörleri)

[#3: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

SAFRAKESESİ URLARI(Tümörleri)
Otopsi sonuçlarına göre safrakesesi tü­mörünün görülme sıklığı yüzde 0,02 ile yüzde 0,60 arasında değişir. Olguların yüzde 0,2-5′ine kolosistektomi (safrake­sesinin ameliyatla alınması) yapılır. Safrakesesi tümörleri bütün tümörlerin ise yüzde 4′ünü oluşturur ve  sindirim sistemi tümörleri arasında altıncı sırada yer alır. Olguların yüzde 90′dan çoğun­da safra taşlarının varlığı saptandığın­dan safrakesesi taşı başlıca nedensel et­men olarak kabul edilmiştir. Kadınlarda 55 yaşın üstünde ve östrojen tedavisi görmüş olma, şişmanlık, safranın bileşi­minin değişmesi, lipoprotein  metaboliz­masında değişiklikler kolaylaştırıcı et­menler olarak kabul edilir. Araştırma­lar, safrakesesi taşma seyrek rastlanan topluluklarda (Bantu) safrakesesi tü­mörlerinin görülme sıklığının da düşük olduğunu göstermiştir. Safrakesesi taşı­nın çok sık görüldüğü toplumlarda (Amerika Yerlileri) ise tümöre rastlan­ma oranı oldukça yüksektir.
Belirtileri
Belirtiler genellikle daha önce geçirilmiş bir safrakesesi hastalığına (safrakesesi taşı ya da iltihabı) bağlı olarak ortaya çı­kar. Hastalığın başlangıç evresinde alda­tıcı bir gidiş görülebilir (iştahsızlık, bu­lantı, kusma, kilo kaybı). Karnın sağ üst bölgesinde, arkaya doğru yayılan ve ge­celeri artan ağrı  oldukça tipik bir belirti­dir. Hastalığın gidişi süresince şiddetim artırır. Olguların yüzde 60′ında giderek ilerleyen ve inatçı bir sarılık ortaya çı­kar; bunun yanı sıra hemen her zaman kaşıntı  görülür. Sabit bir bulgu olmama­sına karşın karaciğer büyümesine olduk­ça sık rastlanır (yüzde 20-70).Ameliyat öncesinde, olguların en çok yüzde 5′ine doğru tanı konabilir. Kesin tanı konması ancak ameliyat sıra­sında ya da otopside olanaklıdır. Sarılı­ğa yakalanmayan hastalarda, safrakese­si röntgeninde organın tapı dolmaması, varsa ışm geçirmez taşların görülmesi ve duvarın kireçlenmesine bağlı görün­tüler tanı konmasına yardımcı olur (bu sonuncusu hastaların yüzde 25′inde kanserle birlikte görülür). Ultrason saf-rakesesinin içi ve çevresiyle safra yolla­rının doğru bir görünümünü verir. Uz­manlar bu yolla doğru bir tanı koyabi­lir. En anlamlı laboratuvar verisi, kan­daki alkalin fosfataz düzeyindeki artış­tır; bunun yanında tıkanma sarılığına özgü tipik biyokimyasal değişiklikler de görülür (kanda bilirubin artışı, en­zim tablosunun değişmesi).Gidişi ve Komplikasyonlar
Tanı aşamasında olguların yüzde 65′in den çoğunda karaciğere doğrudan bir ya­yılma görülür. Erken evresinde yayılma ana safra kanalına, mideye, onikipar-makbağırsağına, incebağırsağa ve kalın­bağırsağa doğru bir yol izleyebilir. Tü­mör lenf dolaşımıyla onikiparmakbağır-sağma ve karın zarı arkasındaki lenf dü­ğümlerine sıçrar. Akciğer, kemik, böbre­küstü bezi gibi uzak bölgelere yayılma karaciğer ve kapı toplardamarlarından kan  aracılığıyla olur. En sık görülen komplikasyonlar safrakesesinin suyla dolması, akut kesesinin irinle dolması, safrakesesi içine kanamalar, safrakesesi ile mide ya da onikiparmakbağırsağı arasında oluşan fıstüller, kalınbağırsakta metastazlardır Beklenen Gidişi (Prognoz) Safrakesesi kanseri genellikle kötü ve umutsuz bir gidiş izler. Köklü bir ame­liyatın uygulandığı olgularda beş yıl ya­şam süresi yüzde 5′i geçmez. İyileşme çok seyrek görülür. Tedavi amacıyla tü­mörün bütünüyle çıkarılmasına yönelik ameliyatlar yüzde 10-50 oranmda ölümle sonuçlanır..

Safra Taşları

Safra Taşları : Safra koyulaşması sonucu meydana gelir.

Bazı safra taşları, rahatsızlık vermez. Bazılarıda safra kanalını tıkayabilir. Şiddetli , batıcı bir ağrı, mide bulantısı ve kusma yapar. Hasta yerinde duramaz. Bu durumların hepsine birden “Safra kesesi krizi” denir.

Düşmeyen veya alınmayan safra taşları, safra kesesinin iltihaplanmasına bebep olabilir.

Safra taşlarının sebep olduğu şikayetleri gidermek için mutlaka doktor müdahalesi gerekir. Fakat, ameliyat gerekmediği hallerde aşağıdaki terkipler uygulanır.

1) 4 bardak suya 50 gr. afalanmış aslandişi yaprağı ve kökü konur. 10 dakika  kaynatıldıktan sonra temiz ve ince bir tülbentten süzülür. Sabah akşam, yemeklerden önce birer kahve fincanı içilir.

2)1 su bardağı suya 1 kahve kaşığı gliserin karıştırılıp içilir.

3)4 bardak suya 1 çorba kaşığı ufalanmış ayrık kökü konur. Haşlandıktan sonra temiz ve ince bir tülbentten süzülür. Günde 3 kere birer kahve fincanı içilir.

4)1 kahve fincanı kahveye, 1 tatlı kaşığı limonsuyu ilave edilip içilir. 1 gün süreyle sadece su içilir. Sonra elma yenir.

5)1 hafta boyunca, sabahları aç karnına sızma zeytinyağı içilir.

6)Mümkün olduğu kadar enginar, , kiraz, çilek, marul, su teresi, üzüm, soğan, zeytin, ve böğürtlen yenir.

Not: Safra kesesi krizi geldiği zaman; dizin altında, baldır kemiğinin dış kenarı, baş parmakla aşağı yukarı doğru ovulur.

Safra taşında rahatsız olanların yağ yememeleri ve zayıflamaları gerekir.

Safra kesesi rahatsızlıkları

Safra kesesi, karaciğerde üretilen safranın yoğunlaştırılarak depolandığı ve gerektiği zaman uygun miktarlarda bağırsaklara boşaltıldığı bir organdır. Besinlerin sindirilmesinde önemli bir işlev üstlenir.

Yaşamsal bir organ değildir. Taş ile dolduğunda veya iltihaplandığında cerrahi girişim ile çıkarılması önemli bir sağlık problemine yol açmaz. Ancak özellikle safra taşları nedeniyle çok sık hastalandığı ve yaşam kalitesini önemli ölçüde bozabildiği bilinmektedir.

Safra kesesinde taş görülme sıklığı fazladır, ama safra taşı hastalığı genellikle ömür boyu hiçbir belirti vermeyen bir sağlık sorunudur. Genetik mirasınızın taş oluşumunda da etkisi vardır. Ayrıca beslenme biçiminiz, vücut ağırlığınızın, cinsiyetiniz, doğum sayınız, aktivite düzeyiniz de etkilidir. Kilo fazlalığı ve şişmanlık sorunu olanlarda, çok düşük kalorili diyetlerle kilo alıp verenlerde, sık ve çok sayıda doğum yapan kadınlarda, hareketsiz bir yaşamı ısrarla sürdürenlerde safra taşı sıklığı yüksektir. Bazı ilaçların safra taşı oluşumunu kolaylaştırdığı da bilinmektedir: ‘Tiazid’ içeren idrar söktürücüler, ‘seftriakson’ gibi bazı antibiyotikler, kan inceltici, kan yağlarını düşürücü bazı ilaçlar ile doğum kontrol haplarının bir kısmı safra taşı oluşumunu kolaylaştırabilir.

BELİRTİLERİ ÇOK ÖZEL
Ağır ve yağlı bir yemekten 1-2 saat sonra başlayıp birkaç saat süren, karnın sağ üst bölümünde, kaburga yayının hemen altında ve mide üzerinde belirginleşip sağ kürek kemiği altına doğru yayılan, ani başlangıçlı ağrıların safra kesesi taşı ile ilişkili olabileceğini düşünmelisiniz. Bu ağrıların en önemli özelliği, şiddetinin yavaş yavaş artması ve belli bir düzeye ulaştıktan sonra hafifleyip azalmasıdır. Çoğu kez ağrıyla birlikte bulantı da vardır. Ağrıya kusma eşlik ediyor, ateş, titreme ve sarılık gibi belirtiler ortaya çıkıyorsa taşın safra kesesinden safra yoluna geçtiği, iltihaplı bir probleme dönüştüğü düşünülmelidir.

Safra taşlarının oluşturduğu ve tıpta ‘safra koliği’ olarak isimlendirilen ağrılı ataklarda en büyük sorun, karındaki pek çok hadisenin de aynı belirtileri vermesidir. Her türlü karın ağrısının hemen safra taşına bağlanması bu nedenle yanıltıcı olabilir. Böyle bir yaklaşım iki olumsuz sonuca yol açabilir: Çok daha ciddi bazı sağlık sorunlarının tanısında geç kalınabilir veya safra taşı ile ilişkisiz ağrılar safra taşına bağlanarak hastaya gereksiz cerrahi işlemler uygulandığından cerrahi sonrasında hastanın şikayetleri devam edebilir.

‘Safra koliği’ olarak tanımladığımız, ağrıların mide ve oniki parmak bağırsağı ülserleri, böbrek taşları, ince ve kalın bağırsak hastalıkları, midenin sinirsel kökenli sorunlarında da oluşabileceği bilinir. Safra kesesi taşlarına bağlı ağrıların bazen göğüsün ön kısmına ve kalbe doğru yayılabileceği ve koroner kalp hastalıklarına bağlı anjinal ağrılarla karıştırılabileceği hatırlanmalıdır.

TEŞHİSİ ÇOK KOLAY
Safra kesesi taşlarının tanısı kolaydır. Doktorunuza en çok yararlı olan tanı yöntemi ultrasonografidir. Ultrasonografinin tanı değeri çok yüksektir. Pratik ve ucuz olması da önemli bir avantajdır. Doktorunuz, hastalığınızın öyküsü, fizik muayenenizden elde ettiği sonuçlar ve ultrasonografisi bulguları ile tanıyı kolayca koyacaktır. Bazı karmaşık durumlar her zaman mümkündür. Özellikle taşın safra kanallarına geçtiği, olaya pankreas bezinin iltihaplanmasının veya safra yolları tıkanmasının eşlik ettiği durumlarda teşhisin konulması kolay olmayabilir. Bu olgulara daha ileri tanı yöntemlerinden istifade edilecektir: Safra yollarının endoskopik olarak tetkiki, kontras maddelerle patolojik olarak incelenmesi, MRI koranjiografi bunlardan bazılarıdır.

SAKIN KORKMAYIN
Safra kesesi taşlarının sık görülen bir sağlık sorunu olduğunu, ama safra taşı olan herkesin bu sorunları yaşamasının gerekmediği bilmelisiniz. Bir safra kesesi taşı hiç belirti vermeden, sizi hiç rahatsız etmeden, sizinle iyi komşuluk ilişkilerini sürdürerek yaşam kalitenizi etkilemeden size ömür boyu sürecek iyi bir yol arkadaşlığı yapabilir. Toplumun önemli bir kısmında safra kesesi taşı vardır ve başka amaçla yapılan tetkikler esnasında tesadüfen saptanır. Eğer ‘akut taşlı kolesistit’ veya safra yolu iltihaplanması kolanjit gibi sorunlara ya da süregen taşlı kolesistit gibi keyif kaçırıcı bir sağlık sorununda neden olmazlarsa safra kesenizdeki taş ile beslenmenize göstereceğiniz bazı küçük dikkatlerle sorunsuz sürdürebilirsiniz.

SAFRA TAŞINA KARŞI BESLENME ÖNERİLERİ
Daha az yağlı bir beslenme planı.
Yumurta ve yumurta içeren besinlerin azaltılması.
Az miktarlarda ve sık besin tüketilmesi.
Sebzelerin iyice pişirilmesi ve meyvelerin komposto olarak tercih edilmesi.
Acılı baharatlar, turşu, kakao, sirke, kuru yemişler, hardal, çemen, sarmısak ve tarçın gibi besinlerin azaltılması.
Kahve, koyu çay, alkollü ve karbonatlı içeceklerin sınırlanması.
Yağda kızartılmış etler, sucuk, pastırma, salam, sosis, tuzlu balık, kavurma etler, karaciğer, beyin, böbrek, dil, dalak, yürek ve işkembe gibi besinlerin fazla tüketilmemesi.
Bitkisel yağlara öncelik verilmesi.
Kaymak, krema, çikolata, kek, pasta, yağlı şekerler, helvalar ve lokumlardan uzak durulması.
Çeşnilendirilen kraker ve bisküvilerin, kuru baklagiller, mısır ve bulgurun, patates kızartması ve hazır çorbaların azaltılması.

NASIL KORUNMALI
Safra taşı hastalığına yakalanmak istemiyorsanız:
Hareketli bir yaşam sürün.
İdeal kilonuzu sürdürmeye çalışın.
Taş yapıcı ilaçlardan uzak kalmaya özen gösterin.
Doktorunuz sizde de safra taşı hastalığı olduğunu belirtmişse cerrahi bir girişimin gerekip gerekmediği konusunu dikkatle incelemeli ve önerilen beslenme planına uymalısınız.

AKLINIZDA OLSUN
Cerrahi girişim ne zaman gerekir
Herhangi bir belirti vermeyen ve tesadüfen saptanan ‘sessiz safra kesesi taşları’nın sizi rahatsız etme ihtimali yüzde 10’u geçmez. Bunun anlamı hastaların hepsinin tedavi edilmesinin yüzde 90 oranında gereksiz olduğudur. Sorun çıkarmayan ve belirti vermeyen safra taşlarının tedavisi aşağıdaki durumlar dışında pek gerekmez:
3 cm2 üzerindeki taşlar.
Yüksek oranda safra kesesi kanseri riski taşıyanlar genetik mirasın yüklü oluşu.
Acil durumlarda tıbbi bir yardıma ulaşması olanaksız bölgelerde yaşayanlar.
Şeker hastalarında saptanan safra taşları.
Orak hücre anemisi hastalığına eşlik eden safra taşı hastalığı.

Prof.Dr. Osman MÜFTÜOĞLU Hürriyet