Archive for the ‘Sağlık Haberleri’ Category

Kül Bulutu En Çok Kimleri Etkileyecek?

İzlanda’daki yanardağ patlaması sonrasında insan sağlığına zararlı olabilen kül bulutlarının, özellikle bebekler, yaşlılar ile akciğer ve kalp hastalarını olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulunuldu.

İzlanda’daki yanardağ patlaması sonrasında insan sağlığına zararlı olabilen kül bulutlarının, özellikle bebekler, yaşlılar ile akciğer ve kalp hastalarını olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulunuldu.

Uzmanlar, Salı gününden itibaren Türkiye’de etkili olabileceği belirtilen kül bulutlarının, hava ile birlikte solunması halinde, ilk olarak deri tahrişi, gözlerde sulanma, kızarma, burun akıntısı, genizde yanma, boğaz gıcık ve öksürük gibi belirtilerle kendini göstereceğini belirterek, bu dönemde dışarı çıkmaktan kaçınılması, burundan nefes alınıp verilmesi, akciğer ve kalp hastalarının mutlaka ilaçlarını düzenli kullanması gerektiğini bildirdi.

Göğüs Hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İzlanda’daki yanardağ patlaması sonucunda kül bulutlarının insan sağlığını olumsuz etkileyebileceğini belirtti.

Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü tarafından, kül bulutlarının Salı gününden itibaren Türkiye’yi de etkileyebileceğinin bildirildiğini anımsatan Küçükusta, ”Bugüne kadar 9-10 bin metre yükseklikte bulunan bu bulutlarının, atmosferin daha aşağı tabakalarına inmesi ve özellikle de asit yağmurlarına yol açması durumunda, tabiat ve insan sağlığı için ciddi bir tehlike yaratmasından endişe ediliyor” dedi.

Küçükusta, kül bulutunda insan sağlığı bakımından tehlike oluşturan maddelerin, kükürt ihtiva eden sülfürik asit ve çapları 10 mikrondan küçük olan partiküller olduğunu belirterek, ”Bunlar solunum yoluyla akciğerlerin içlerine kadar girerek, daha çok solunum ve dolaşım sistemini etkilerler. 10 mikrondan büyük olan tanecikler ise ancak deri ve burun, boğaz gibi üst solunum yollarında zararlı etki gösterebilirler” diye konuştu.

Ahmet Rasim Küçükusta, söz konusu atmosfer kirliliğinin tüm insanlara zarar verebileceğine, ama en çok ”bebekler, yaşlılar ile akciğer ve kalp hastalığı olanları” olumsuz etkileyebileceğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

”Özellikle astım, KOAH gibi kronik akciğer hastaları, kalp yetersizliği ve hipertansiyonu olanların daha dikkatli olmaları gerekir. Kül bulutlarının insanların soluduğu havaya karışması durumunda ilk ortaya çıkacak olan belirtiler deri tahrişi, gözlerde sulanma, kızarma, burun akıntısı, genizde yanma, boğaz gıcık ve öksürük gibi belirtilerdir. Kirliliğin yoğun olması durumunda astım krizleri ve KOAH ataklarına bağlı solunum yetersizliği, kalp ve tansiyon krizleri ve bunlara bağlı ölümler de ortaya çıkabilir.”

-”MUTLAKA BURUNDAN NEFES ALINIP VERİLMELİ”-

Meteoroloji yetkililerinin, düzenli açıklamalar yaparak insanlar uyarması gerektiğini ifade eden Küçükusta, şu uyarılarda bulundu:

”Kül bulutlarının soluduğumuz havaya karışması söz konusu olduğundan, özellikle akciğer, kalp hastaları ile bebek ve yaşlılar açık havaya çıkmamalı.

Mutlaka dışarı çıkması gerekenler, dışarıda olabildiği kadar az kalmalı ve efor yapmaktan kaçınmalı.

Mutlaka burundan nefes alınıp verilmeli.

Dışarıda uzun zaman kalması zorunlu olanların, maske takmaları yararlı olabilir.

Ev ve iş yerlerinin havasının temiz olmasına özen gösterilmeli, seyahat ederken aracın camları mutlaka kapalı tutulmalı.

Kapalı mekanlarda hava temizleyici aletlerden de yararlanılabilir.

Akciğer ve kalp hastaları mutlaka ilaçlarını düzenli kullanmalı.”internethaber.com

Karın Ağrısı Neyin Belirtisi?

[#2: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

Altı saat içinde birden bire başlayan karın ağrısı ile kendini gösteren karın hastalığı, akut karın ağrısı olarak tanımlanır. Bağırsakta olan iltihabi bir olay ise kendisini iştahsızlık, bulantı ve kusma gibi belirtilerle gösterir. Ani başlayan karın ağrısı olan her hasta detaylı bir şekilde ele alınmalıdır. Medical Park Hastanesi uzmanlarına göre bir haftayı aşan karın ağrısı olan hastada ‘akut karın’ tablosu düşünülmez, ancak bu durum bir hekim tarafından incelenmelidir.

Karın Ağrısının Nedenleri Nelerdir?

Karnın değişik bölgelerindeki ağrılar, o bölgeye has organların hastalıklarının belirtisi olabiliyor. Mide ve bağırsak bozuklukları, böbrek taşları, kadın ve erkek üreme organlarının hastalıkları, şeker hastalığı, böbrek üstü bezi hastalıkları, kadınlarda adet sancıları, bazı kan hastalıkları, kurşun ve morfin gibi maddelerin zehirlenmeleri ve zona gibi hastalıklar nedeni ile karın ağrısı oluşabiliyor. Sadece karın boşluğundaki organlar değil, akciğer iltihapları, kalp krizleri ve kaburga kırıkları karın ağrısı yaratabiliyor.

Karın Ağrısı Başka Hastalıklarla Karıştırılabilir mi?

Karın sağ üst bölümünde olan ağrılardan karaciğer, safra kesesi ve yollarının hastalıkları ve ülser sorunları sorumlu olabilir. Karın sol üst bölümünde olan ağrılarının sebebi dalak, pankreas, ve karın şah damarının (aorta) hastalıkları olabilir. Göbeğin üst bölümünde olan ağrılarda yemek borusu, mide ve on iki parmak barsağının, gastrit, ülser ve reflü gibi hastalıkları akla gelmelidir. Karın sol alt bölümünde olan ağrılarda, kalın bağırsak iltihapları, yumurtalık sorunları, karın şah damarının hastalıkları, idrar sorunları, dış gebelik sorunu ve apandisit problemi olabilir.

Karın sağ alt bölümünde olan ağrılarda apandisit, idrar sorunları, dış gebelik sorunu, yumurtalık sorunları, fıtık boğulması, safra kesesi ve yolları sorunları düşünülmelidir.

Karın Ağrısının Tedavi Yolları Nelerdir?

Karın ağrısı şikayetinin altında farklı sebepler olabileceği için bilinçsiz bir şekilde ilaç almamak gerekiyor. Ancak yemek sonrasında gelişen, hafif şiddetteki karın ağrılarında hafif buzlu su içilmesi, tost yenmesi, elma suyu içilmesi veya muz yenmesi öneriliyor.
Dikkat edilmesi gereken en önemli nokta ise şudur:

“Karın ağrısının nedeni kesin olarak bilinmiyorsa ve daha önceden bir hekim tarafından tanısı konulmamışsa, ağrı kesici ilaç almamakta yarar vardır.”

Karın Ağrısı’nda Mutlaka Doktora Gidilmesi Gereken Haller:

  • Şiddetli, tekrarlayıcı, artan ve devamlı karakterde ağrılar
  • Ağrı ile nefesin kesilmesi, baygınlık hissi, kanama, kusma ve yüksek ateş olması
  • Karın ağrısının göğse, boyuna ve omuza yayılması
  • Dışkıda kan görülmesi
  • Karında gerginlik ve şişme olması

Bu araştırmalar sırasında hekimin deneyimi, görgü ve bilgisi büyük önem taşımaktadır.
Tedavi tamamen saptanan soruna göre düzenlenir. İdrar yolunda taş belirlenmesi halinde ön planda ilaçlarla tedavi planlanırken, apandisit sorunu gibi cerrahi bir sorun saptanması halinde acil ameliyat önerilmektedir.

Yorgunluktur, Geçer Demeyin!

[#3: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

Prof. Dr. Birsel Kavaklı bahar yorgunluğuna karşı alınması gereken önlemler hakkında şu bilgileri verdi:

“Bahar yorgunluğu, hemen herkesin mevsim dönüşlerinde hissedebildiği bir takım ruhsal ve bedensel belirtiler bütünüdür.

Bazı dönemlerde yeterli besin alınmaması, vitamin ve minerallerin eksik kalması, tiroit bezinin çalışma düzensizlikleri, tansiyon – kalp – enfeksiyon hastalıkları, sigaranın fazla kullanılması yorgunluk belirtilerini artıran unsurlar olarak karşımıza çıkar.

Sürekli bir yorgunluk hali hissediyorsanız…

Bahar aylarında havadaki elektrik yükü artar. Pozitif ve negatif yüklü iyonların artması da insan biyoritminde olumlu ya da olumsuz etkiler yaratır. Pozitif iyonlar insanı daha zinde hissettirirken; negatif iyonların artması insanın kendini daha halsiz hissetmesinde ve yorgunluk belirtilerinin ortaya çıkmasında etkili olur. Ayrıca bahar aylarında, vücudumuzun daha aktif olmasını sağlayacak hormonlar salgılanmasına karşın eğer ortada vitamin eksikliği, beslenme bozukluğu varsa, vücut buna uyum gösteremiyor ve yorgunluk hissi artıyor.

Güneş neşe kaynağı

Ayrıca bu aylarda neşeli ve enerjik olunmasının temel nedenlerinden biri  de yine hormonlardır.Bazı hormonlar karanlık ortamlarda daha fazla salgılanırken, bazı hormonlar ise insan metabolizması gereği güneş ışığı gördüğünde daha fazla salgılanır. Yazın güneşin fazla görüldüğü dönemlerde ise depresyondan çıkışı kolaylaştıracak, daha neşeli hale getirecek hormonlar salgılanmaktadır. Ancak kişinin ruhsal yapısı  bu durumdan ne kadar etkileneceğinde belirleyicidir. Örneğin eğer kişi depresif bir yapıya sahipse herkesin neşelendiği bir ortamda kendini daha depresif hissedebiliyor.

Bahar yorgunluğundan korunmada beslenme düzeni çok önemli

Yorgunluğu gidermek için vitamin ve besin destek ürünlerinin alımı büyük önem taşır. Mümkün olduğu kadar sadece bahar aylarında değil, kış aylarında da eksik olan vitaminlerin alınması bahar yorgunluğunu fazla hissetmeden o dönemin geçirilmesini sağlar. Özellikle B ve C vitaminleri, potasyum ve çinko içeren besinler önemlidir. Yeterli düzeyde karbonhidrat alımı yorgunluktan korunmada etkilidir. Vücut enerjisinin yüzde 50-60’ı karbonhidratlardan sağlanır. Rafine edilmemiş karbonhidratların tüketimine ağırlık verilmelidir. Bunlar taze meyve ve sebzelerle, tam buğday ekmeği ve tahıllarda bulunan karbonhidratlardır. Protein, dokularımızın temel taşı olduğundan diyetimizde yeterli düzeyde proteine yer verilmelidir. Mevsim meyve ve sebzeleri  daha az kimyasal maddeye maruz kaldığı için daha sağlıklıdır. Bu nedenle sebze ve meyvelerin mevsiminde tüketilmesi önem taşımaktadır.

Çalışırken dinlenmeyi ve ortamı havalandırmayı ihmal etmeyin

Yorgunlukla baş edebilmek için öncelikle enerjinin doğru kullanılmasının öğrenilmesi gereklidir. Çalışma ve dinlenme periyodları doğru ayarlanmalıdır. Kısa ve sık dinlenme aralıkları yorgunluğun ortaya çıkmasını önleyebilir. Çalışırken vücut mekaniklerini doğru kullanarak kas ağrılarını engelleyebiliriz. Çalışma ortamının iyi havalandığından emin olmalısınız. Çok sıcak veya çok soğuk ortamlar vücudumuzda ekstra bir stres yaratır.

Vücudunuzu susuz bırakmayın

Vücudun çok hafif düzeyde susuz kalması dahi metabolizmayı yavaşlatır. Bu nedenle günde en az 8-10 bardak su içilmesi ve kahve ile çayın mümkün olduğunca az tüketilmesi gerekir.

Egzersiz sizi yormaz aksine zindelik verir

Düzenli egzersiz ile metabolizma hızlanır ve dinlenmiş duruma göre daha fazla enerji oluşumu sağlanır. Kalp damar sisteminin ve solunumun düzenlenmesini, dokulara yeterli düzeyle oksijen taşınmasını sağlar. Özellikle aerobik tipte olan yürüyüş, koşu, bisiklet, yüzme, dans gibi egzersizler tercih edilmelidir.

Sürekli yorgunluk hissi hastalık habercisi

Yorgunluk, vücudumuzun fiziksel çalışmaya, psikolojik strese, uykusuzluğa verdiği fizyolojik bir cevap olarak tanımlanır. Yorgunluk fizyolojik bir cevap olabildiği gibi bazı hastalıkların ön belirtisi olarak da ortaya çıkabilir. Bu nedenle yorgunluk uzun sürdüğünde mutlaka altta yatan nedenlerin araştırılması gerekir. Kansızlık, enfeksiyonlar, bağışıklık sistemi hastalıkları, tümörler, yeme bozuklukları, tiroit hastalıkları, kronik yorgunluk sendromu, fibromiyalji, uyku bozuklukları, stres, depresyon gibi sebepler yorgunluk için araştırılması gereken sorunlar arasında gelir.

Psikiyatrik durumlar da söz konusu olabilir

Yorgunluk uzar ve kişinin gündelik işlevlerini bozar hale gelirse ya da okul veya işyerindeki performansı engellerse artık onu bahar yorgunluğu diye geçiştirmemek gerekir. Elbette bu durumun ortaya çıkmasında mevsimlerin, ışığın, ısının rolü var. Ama bahar yorgunluğu diye geçiştirildiği takdirde tedavisi gecikebilecek bazı psikiyatrik durumlar da söz konusu olabilir. Sadece psikiyatrik değil, hem bedensel hem ruhsal belirtilerle giden başka durumları da unutmamak gereklidir. Uzun süren yorgunluklarda, en başta depresyon; daha sonra, kaygı bozuklukları, demans, eşzamanlı alkol ve/veya madde kullanımı, birincil uyku bozuklukları, yeme bozuklukları, hatta şizofreninin bile tanılar arasında düşünülüp araştırılması gerekir.internethaber.com

Bahar Yorgunluğuna Doğal Reçete

Beslenmemizde yapacağımız bazı değişikliklerle bahar yorgunluğunu üzerimizden rahatça atabilmemiz mümkün.

Mevsim dönüşümlerine bağlı olarak metabolizma ve hormonlar üzerinde görülebilen değişimler, bazı kişilerde zihinsel ve bedensel farklılıklara yol açabiliyor. Bahar ayının gelişi kimimize enerji ve canlanma hissi verirken; kimimizde de halsizlik, yorgunluk hissi, eklem ağrıları, uykuya eğilim, mutsuzluk ve dikkat dağılımı gibi sıkıntılara sebep olabiliyor.

Beslenmemizde yapacağımız bazı değişikliklerle bahar yorgunluğunu üzerimizden rahatça atabileceğimizi belirten Medical Park Fatih Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Sevil Nas Can, doğru beslenmenin reçetesini paylaşıyor.

Bahar aylarında hangi vitaminlerin önemi artar?

  • Baharda artan stresi azaltmak için B grubu vitaminleri yönünden zengin gıdaları mutlaka tüketmeliyiz. Tam tahıllı ekmekler, kuru baklagiller, yeşil yapraklı sebzeler, et ve süt ürünleri gibi.
  • Antioksidan vitaminler vücudumuzun zararlı çevresel etkilere karşı koruyuculuğunu arttır. C vitamini, E vitamini, A vitamini, selenyum ve çinko, güçlü antioksidan özelliğine sahip vitaminlerdir.
  • C vitamininden zengin besinler; maydanoz, biber, turunçgiller, soğan, kereviz, brokoli, çilek ve kiviyi sayabiliriz.
  • A vitamininden zengin besinler: Balık, yumurta sarısı, kırmızı et, süt, yoğurt, havuç, kayısı, tatlı kabak, kavun, şeftali, ıspanak, brokoli, tere, maydanoz, dereotu ve roka.
  • E vitamininden zengin besinler:Bitkisel yağlar, yağlı tohumlar, yeşil yapraklı sebzeler, yumurta ve kepeği ayrılmamış un.
  • Selenyumdan zengin besinler: Balık, deniz ürünleri, etler, tahıllar, yumurta, brokoli, lahana, kereviz, soğan – sarımsak, mantar ve turp.
  • Çinkodan zengin besinler: Etler, balık, süt, peynir, yumurta, deniz ürünleri, yağlı tohumlar, kuru baklagiller, kepekli tahıl ürünleri ve mantar.

Gerekli vitaminleri almak dışında beslenmemizde dikkat etmemiz gereken hususlar nelerdir?

  • Öğün sayımızı artırmak, sindirim sistemimizin zorlanmaması için çok önemlidir. Öğün araları 2.5-3 saat arayla olmalı, uzun süre aç kalınmamalı ve birden yemeğe yüklenilmemeli.
  • Günlük sıvı tüketiminin artırılması, baharda değişen hormonal ve çevresel etkilerin vücudumuzda yaratacağı ödemi (şişkinliği) azaltacağından oldukça önemlidir. Günde 10-14 bardak arası su tüketmeliyiz.
  • Kola ve kahve gibi kafein içeriği yüksek içecekler ve alkol tüketimi, stresi ve vücuttaki ödemi arttıracağından uzak durulması gereken içeceklerdir. Onların yerine su, az tuzlu ayran, yarım yağlı süt ve taze sıkılmış meyve sularını tercih etmeliyiz.
  • Aşırı tuz tüketimi; vücutta su birikimi arttırarak yorgunluk hissini artırabileceğinden, fazla tuz tüketiminden kaçınmalıyız.
  • Hafif yürüyüş ve sporlar hormonal dengeyi arttıracağı, metabolizmamızın hızlanmasında ve ödemin atılmasında faydalı olacağı için mutlaka düzenli olarak yapılmalıdır.
  • Ağır karbonhidratlı ve yağlı yiyecekler (hamur işleri, şerbetli tatlılar, fazla miktarda pilav, makarna, ekmek, kızartma, kavurma vb.) tüketimi uyku ve yorgunluk halini artıracağından ölçülü tüketilmelidir. Bunların yerine kepekli ve tam tahıllı yiyecekler, sütlü tatlılar, haşlama, fırın ve ızgara tarzı yiyecekler tercih edilmelidir.

Bahar beslenmeyi nasıl etkiliyor, neler yapılmalı?

Baharın gelmesiyle birlikte birçoğumuz kilo verme telaşına düşeriz. Kısa sürede mucize yaratan diyetler, ilaçlar veya bitkiler denemeye başlarız. Uzun zamanlarlara alınan kiloları 1-2 ay içinde vermeye çalışmak, bilinçsiz ve dengesiz diyetler uygulamak, sağlığımız üzerinde zararlı etkilerinin yanı sıra, metabolizmada yavaşlamaya, bağışıklık sisteminin düşmesine, halsizlik, yorgunluk ve konsantrasyon bozukluğu gibi birçok sıkıntıyı yaşamamıza sebep olabilmektedir. Bu nedenle kilo vermek isteyenlerin, mutlaka diyetisyen kontrolünde beslenmelerini ayarlamaları gerekir.

Bahar ayları hangi yiyeceklerin tam mevsimidir?

Bahar aylarındaki beslenmede dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri de; besinleri mevsiminde, taze ve hormonsuz olarak yemektir. Meyvelerin gelişimi ve üremeleri için çok düşük dozlarda kullanılan hormon içeren ilaçlar insan sağlığını fazla etkilemiyor. Ancak meyve ve sebzelerin hızlı ve fazla büyümesi ve verimini arttırmak için yüksek dozlarda ve bilinçsizce kullanılan hormon ilaçları sağlığımızı riske sokabiliyor. O yüzden alışverişlerimizde mevsimine göre çıkan besinleri tercih etmeliyiz ve bunları taze olarak pişirip tüketmeliyiz.

MART

Balık: Levrek, kalkan, kefal, tekir ve midye.
Sebze: Ispanak, havuç, pırasa, kırmızı turp ve brokoli.
Meyve: Elma ve muz.

NİSAN

Balık: Kalkan, kılıç, kırlangıç, tekir, barbunya, mercan, kayabalığı ve midye.
Sebze: Taze soğan, taze sarımsak, kuşkonmaz, taze kekik, bakla ve marul.
Meyve: Can erik

MAYIS

Balık: Barbunya, ıstakoz, levrek, tekir, kılıç, kırlangıç, dilbalığı, iskorpit, pavurya ve karides.
Sebze: Enginar, bakla, madımak, semizotu, papatya, ebegümeci, domates ve salatalık.
Meyve: Çilek, yeşil eri, malta eriği ve dut.

Meyve ve sebzelerin tazeliğinden nasıl emin olabiliriz?

Dış görünüş ve yapılarına göre ayırt edebileceğimiz bazı yiyecekler şöyle:

  • Domates: Domates kesildiğinde içi fazlaca boşsa, meyvenin ucunda sivri çıkıntılar ve yuvarlak yapısından farklı bir şekle sahipse, hormonlu olduğundan şüphelenebilirsiniz. Ayrıca hormonlu domatesler de dik kesildiğinde ortasında beyaz ve sert bir tabaka görülür.
  • Salatalık: Şekilsiz, bir ucu kalın, bir ucu ince veya yan yana yapışık meyvelere dikkat edin. İçleri adeta sünger gibi, çekirdek evi de kof bir yapıya sahiptir. Tatlarında farklılıklar ve lezzetsizlik vardır.
  • Biber: Aşırı büyük ve etli bir görünüme sahiptir. Çekirdek etrafı boş, etli kısımda domatesteki gibi beyaz ve sert bir doku görülür.
  • Patlıcan: Şekli bozuktur. Kenarında şişlikler görülür. Yan yana yapışıktır. Etli kısmı sünger gibi kof olur.
  • Patates: Şekilsiz ve yumruları birbirine yapışıktır. Patateste aşırı gübre ve hormon kullanılırsa içinde kararmalar görülür.
  • Çilek: Aşırı büyük, çift yapışık ve içleri boştur.
  • Karpuz: Hormonlu karpuzların çekirdek evleri boştur. Yendiği zaman aşırı nişasta kokusu verir.

Batık Tırnak ve Nasır Hayatınızı Karartır

Bir günde ortalama 10 bin adım attığımız ayaklarımız, vücudumuzun tüm ağırlığını taşır ama kış aylarında bakımsızlığa terk edilir! Yaz boyunca düzenli pedikür yaptıran pek çok kadın “Nasıl olsa kapalı ayakkabı giyiyoruz” diye bakıma ara verince; ayaklar da kırmızı alarm vermeye başlar…

Günümüzde en sık rastlanan üç önemli ayak problemi; batık tırnak, mantar ve nasırdır… Ayaklarınızın acı merkezi haline gelmesini istemiyorsanız, bu üç sorunla savaş yöntemlerini öğrenmelisiniz…

YANLIŞ PEDİKÜRE DİKKAT

Batık tırnağın başlıca nedeni; yanlış pedikür veya aşırı dar ayakkabı giymektir. Tırnağın uzama yönü değişir ve etin içine doğru uzayarak dayanılmaz bir acı verir. Tırnağımızı kessek de tırnağın uzama yönünü değiştirmedikçe, batık sürekli tekrarlar. Piyasada satılan ‘bantlar’ bu soruna kökten çözüm getirir. Almanya kökenli LCN markasının, çok güçlü bir tel üzerine sarılan beş ince kat cam elyafından oluşan bandı; tırnağın üzerine yapıştırıldıktan sonra tırnağın iki kenarını yukarı çekerek doğru yönde uzamasını sağlar.

DAR AYAKKABININ SUÇU

Nasır problemi de genellikle dar veya sert bir ayakkabı yüzünden meydana gelir. Aşırı nasırlanmış bölgeler, ayakkabı giyerken çok büyük acı vermekle kalmaz bazen yürümemizi bile engeller. Nasır giderici losyonlar ve nasır bantları sorunu çözmekte etkili olur. Ayaklardaki mantar hastalığı ise tırnak ve parmak araları olarak iki bölgede görülür. Tırnak mantarı, genellikle el ya da ayağın bir ya da iki tırnağında başlar. Daha sonra bütün tırnaklara yayılabilir.

TIRNAKLAR HASSASLAŞIR

Mantarın erken dönemlerinde normal sağlıklı pembe renk kayboldukça, tırnağın dış köşesi hafif sarılaşır. Hastalık yayıldıkça tırnak sertleşir ve şekil değiştirir. Hastalıklı (mantarlı) doku zayıflar ve kolaylıkla kırılır. Tüm tırnak, dokunulmaya karşı hassastır ve ayakkabı, hatta çorap giymek bile acı verir. Tırnak gevşeyebilir ve deriden ayrılabilir, hatta düşebilir. Tedavisi için dermatoloğa başvurmak gerekir.internethaber.com