Archive for the ‘Genel’ Category

SLAM DİNİ, NAMAZ İBADETİ, İBADET NEDİR, EMANETLER VE İMTİHAN

www.ahmetturk.com.tr.Namaz ibadeti Allah(c.c.)  bütün peygamberlere tebliğ ettiği emirlerden bir tanesi ve en önemli ibadetlerdendir. İbadetler çok yönlüdür, yanlız insanların iç konforuna, psikolojisine hitap etmez. Allah(c.c.)’ın dünyaya bu kadar peygamber göndermesinin en önemli sebebi, insanlık tarafından unutulan ibadetlerin, emirlerin, yasakların devamlı hatırlatılması veya öğretilmesidir. Allah(c.c.)’ın emirlerinin, yasaklarının ve ibadetlerinin dışında insanların kendilerinin buldukları ve uyguladıkları ayindir, ibadet değildir ayin insanların iç konforuna, psikolojisine hitap eder. Evrenin bütünlüğüne hiçbir katkısı yoktur. Allah(c.c.)’ın emirleri olan NAMAZ, ORUÇ (Ramazan ayında), HAC ibadetleri evrenseldir

- Bizlerin bedensel sağlığımızı

- Ruhsal gelişmemizi

-Toplumsal huzuru

- Dünyanın kendi ekseni etrafında dönüşü

-Dünyanın Güneşin etrafındaki turunu

-Dünyanın heryerini saran radyasyon kuşağını

-Dünyanın manyetik alanlarını

-Dünya üzerinde bulunan bütün dengeleri

-Evren sisteminin çalışması, ayakta durması, Allah(c.c.)’ın bizlere öğrettiği ibadetlerle devamlılığını sürdürür.

İbadetler bilimseldir, akıldandır, evrende küçük bir sistem çökerse bütün evreni etkiler unutmayalım dünya bizlere Allah(c.c.)’ın emanetidir, bu emanetler bizlerin, kişisel, toplumsal, dünyasal ve evrensel imtihanımızdır.

Biz emaneti göklere, yere, dağlara teklif ettik de onlar yüklenmekten kaçındılar, ondan ürktüler, insan ise çok zalim ve çok cahil olduğu halde onu yüklendi. ( Ahzab suresi. ayet 72 )

Bizler Allah(c.c.)’ın emirlerini yanlız ibedet olarak yerine getirdiğimizi düşünerek haraket ederiz. Kitabımızda buraya kadar namaz ve hac ibadetinin öneminden bahsettik. Allah(c.c.)’ın Cebrail (a.s.) vasıtası ile peygamberlere öğrettiği namaz ve hac ibadeti esnasında yaptığımız haraketlerin ne anlama geldiğini ve neden yaptığımızı bilmeliyiz.www.ahmetturk.com.tr

DİN NEDİR?

[#2: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

www.ahmetturk.com.tr.Hepimiz kendi toplumumuzda, kendi çevremizde, farklı din düşünceleri ile büyüdük. Önce ailemizden, sonra çevremizden aldığımız bilgiler sonucunda, bir inanç sistemine dahil olduk. çoğumuz; bize yaratıcının verdiği aklı kullanmadan, araştırıp öğrenmeden, bazı öğretilerin etkisinde kaldık. Bu sebeptendir ki inanç, günümüzde insanların duygularına hitap eder duruma gelmiştir. doğal olarak herkes kendi inancının doğru olduğunu düşünmektedir. Tabii ki insanlar inandıkları her fikirde hürdür, kimse kimsenin fikrini değiştiremez. Fakat değişmeyen gerçekler vardır, din düşüncesi, inanç, insanların duygularına değil, ilk önce aklına hitap etmelidir. Daha sonra gönüle girmelidir. Eğer inancımız duygularımıza, ihtiyaçlarımıza ve gönül lüksümüze göre şekillenecek olsaydı, her insanın kendine ait bir dini oluşurdu. Şimdiye kadar gördüğümüz yaygın olan inançlar bu anlatmak istediğimizden çok farklı değil. Akıl süzgecinden geçmeden, körü körüne inanmaya veya inanmamaya dayalı inanç sistemi, insanlık için çok acı bir gerçek. Birçok insan gerçeklere değil, ata dinine inanmaktadır ve bunu kendine göre yorumlamaktadır. Oysa yaratıcının bize indirdiği din İslâm’dır, Hz. Adem (a.s.)’dan en son peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)  devamlı aynı din tebliğ edilmiştir. Emirler, yasaklar ve ibadetler ilk peygamberden ittibaren aynıdır.

De ki;” Biz Allah’a, bize indirilene, İbrahim’e İsmail’e, İshak’a, Yakub’a ve torunlarına indirilene, Musa’ya, İsa’ya ve peygamberlere Rablerinden verilene inandık, iman getirdik. Onlardan hiç birinin arasını ayırmayız ve biz ancak O’na boyun eğen Müslümanlarız. (Âl-i İmrân suresi, Ayet 84)

Oysaki onlara, dini yanlız O’na özgüleyerek, dosdoğru yüriyen kişiler halinde sadece Allah’a ibadet etmeleri namazı kılmaları, zekât vermeleri emredilmiştir. İşte budur doğru, eskimez ve aşınmaz din. (Beyine Sur. Ayet 5)

Dini daha iyi anlayabilmemiz için genel anlamı ile şöyle tarif edebiliriz.

İnsanların, canlıların, şuurluların, evrenin içinde bilinen bilinmeyen her şeyin, en küçük âlem atomların, en büyük âlem, gezegenlerin, yıldızların, galeksilerin, bütün evrenin maddi ve manevi Allah(c.c.)’ın emirlerine, yasaklarına ve kanunlarına uyarak yaşamasına, çalışmasına DİN denir.

Allah(c.c.) tektir,  ruh tektir, akıl tektir, can tektir, evren sistemi tektir, ibadetler tektir, emir ve yasaklar tektir, ilim kaynağı tektir.

Allah(c.c.) tektir, Allah(c.c.)’tan başka, tanrılar olmaz, din içinde din olmaz, akıl içinde akıl olmaz, can içinde can olmaz.

Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. Din de devamlı O’na aittir. Öyle iken siz, Allah’ tan başkasından mı korkuyorsunuz? ( Nahl suresi. Ayet 52 ) 59

Din evrenseldir. Sadece bir gurubu veya toplumu kapsamaz. Evrende her şey din kapsamının içindedir, tek bir sistemdir.

Allah(c.c.), Ayet-el Kürsi’de, evrenin kürsi ile kaplı olduğunu ve her şeyin Allah(c.c.)’a ait olduğunu bizlere bildirmektedir. Allah(c.c.) bizleri ilgilendiren evrenden bahsetmiştir, bütün evrenlerin, Arş’ın bilmediğimiz, hatta bilemiyeceğimiz her şeyin yaratanı ve sahibi Allah(c.c.)’dır. Bizlerin, cüzi (küçük) aklımızın kavrıyacağı ilim değildir. Bizlerin görevi Allah(c.c.)’a kulluktur.

Kitabın içinde Evenin işleyiş sistemi, insan vücudu, kanser ve şeytan, din, namaz ve diğer ibadetler gibi merakla okuyacağınız konulara yer verilmiştir. Bu güne kadar bildiğiniz dini bilgilerin dışında çok farklı konuları okuyacak ve ibadetlerin tek bir amaç için olmadığını, Allah(c.c.)’ın emir ve yasakları maddi ve manevi kişisel olgunluğa, toplumsal yaşamaya ve toplum düzenine, Allah(.c.)’ın bizlere emrettiği ibadetler ise dünyanın üzerindeki  bizlerde dahil olmak üzere mevsimler, dünyanın elektromanyetik koruyucu kalkanı, dünyanın dönüşü v.b. gibi bütün fiziki ve doğal döngülerine , dünyanın uzaydaki konumuna  ve evrenin çalışmasına, Kâ’be’nin önemini,  ibadetlerin çok önemli  katkıda bulunduğunu kanıtlayan bilgiler  bulacaksınız. Çünkü bu dünya ve evren bizlere emanet edilmiştir, işte bu bizim imtihanımızdır.

O, hanginizin daha güzel davranacağını imtihan etmek için gökleri ve yeri altı günde yarattı; Arş’ı ise su üstünde idi. Böyle iken Allah bilir onlara ” Siz öldükten sonra diriltileceksiniz” demiş olsan, kesinlikle ” Bu apaçık bir aldatmadan başka bir şey değildir” derler. ( Hud. Suresi. 7. Ayet )

Allah’ın göklerde ve yerde bulunanları sizin emrinize verdiğini, üzerinize gizli ve açık nimetlerini yağdırdığını görmediniz mi? Bununla beraber insanların içinde kimisi de var ki, ne bir ilme, ne bir rehbere, ne de aydınlatıcı bir kitaba dayanmaksızın Allah hakkında tartışıp duruyor. ( Lokman. suresi. 20. Ayet )

Amacımız dünya ve evren sistemini sizlere sunmak, aklınız hitap etmektir; düşüncelerinizi, inançlarınızı değiştirmek değil, her kültüre, her akla uygun gerçeği, anlaşılır bir şekilde sizlere sunmaya gayret göstermektir. Burada amaç haddimizi aşmak değil, insanlık tarafından unutulan bilgileri hatırlatmaktır. Tabi ki Yaratıcı’nın Külli aklı ve sınırsız, sonsuz ilmi yanında benim cüz’i aklımla vereceğim bilgiler okyanusta bir damla kadardır.www.ahmetturk.com.tr

BEL VE BOYUN FITIĞI MASAJLA TEDAVİ OLURMU?

[#3: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

Bel ve boyun fıtıkları günümüzde en çok meydana gelen rahatsızlıklar arasındadır. Omurların arasında yer alan disk adı verilen kıkırdak yapı, yastıkcıklar mevcuttur. Boyun bölgesinde 7 omur bulunur. Bel bölgesinde 5 adet omur mevcuttur, genelde bel bölgesinde L4,L5-L5,S1 omurları arasındaki yumuşak dokuda (disk)lerde meydana gelir. Omurlar arasında yer alan kıkırdak yapı iki bölümden oluşur, dış kısmında (annulus fibrosus) sert tabaka vardır, iç kısmında daha fazla yumuşak hareketlere izin veren (nucleus pulposus) mevcuttur. Bel fıtığı içerdeki yumuşak dokunun baskı altında kalarak veya zorlanması nedeni ile ezilerek yanlara taşması sonucu, daha sonra dışarıdaki set kısmını da yırtarak arkadan bulunan sinirlere baskı sonucu boyunda kollara giden sinirlere, belde ayağa giden sinirleri etkilemesi ile şiddetli ağrı ve uyuşma mevcuttur.

Bel ve boyuna fıtıklarında yapılan masaj normal masajdan çok farlıdır. Normal masaj kaslara tatbik edilir ve kasların toksin maddeyi hızla atılması kan dolaşımının hızlı yapılarak oksijen alması sağlanan masajdır. Boyun ve bel fıtığı rahatsızlıklarında yapılan masaj baskı altında kalan sinire veya sinirlere tatbik edilen masaj şeklidir. Boyun ve bel fıtığı masaj 3 bölümden oluşur ve tahmini 8–10 seans içinde boyun ve bel fıtığı tamamen iyileşir.

BOYUN VE BEL FITIĞI MASAJI

Boyun ve bel fıtığı masajı 3 bölümde inceleyebiliriz.

1- Baskı altında kalan sinir, kendini koruma amacı ile kasılır ve kasılma sonucu şiddetli ağrı daha sonra uyuşma meydana gelir. Birinci safha masajı, kasılan siniri veya sinirleri gevşetme normal durumuna getirme. Bu safhada ağrıların yarı yarıya düşmesi rahatlamanın olması.

2- Normal duruma gelen sinir veya sinirleri normalden biraz daha fazla uzatma.

3- Uzayan sinir veya sinirlerin boyun veya belde rahatsız olan kısımda sinirlerin çapının genişlemesini sağlayarak mukavemet kazanması, taşan kısma bu sefer sinirin baskısı ile diskin normal duruma gelmesi sağlanır.

Bu masaj tekniği ile boyun ve bel fıtığı rahatsızlığı  tamamen ortadan kalkar.

Bel ve boyun fıtığı  masaj tedavisi ile geçer. Bu konu hakkında soru ve görüşlerinizi yorum (comment)bölümüne ya da zamanyolcusu-zul@hotmail.com adresine yazabilirsiniz.

BEL VE BOYUN FITIĞI MASAJLA TEDAVİ OLUR…

Bel ve boyun fıtıkları günümüzde en çok meydana gelen rahatsızlıklar arasındadır. Omurların arasında yer alan disk adı verilen kıkırdak yapı, yastıkcıklar mevcuttur. Boyun bölgesinde 7 omur bulunur. Bel bölgesinde 5 adet omur mevcuttur, genelde bel bölgesinde L4,L5-L5,S1 omurları arasındaki yumuşak dokuda (disk)lerde meydana gelir. Omurlar arasında yer alan kıkırdak yapı iki bölümden oluşur, dış kısmında (annulus fibrosus) sert tabaka vardır, iç kısmında daha fazla yumuşak hareketlere izin veren (nucleus pulposus) mevcuttur. Bel fıtığı içerdeki yumuşak dokunun baskı altında kalarak veya zorlanması nedeni ile ezilerek yanlara taşması sonucu, daha sonra dışarıdaki set kısmını da yırtarak arkadan bulunan sinirlere baskı sonucu boyunda kollara giden sinirlere, belde ayağa giden sinirleri etkilemesi ile şiddetli ağrı ve uyuşma mevcuttur.

Bel ve boyuna fıtıklarında yapılan masaj normal masajdan çok farlıdır. Normal masaj kaslara tatbik edilir ve kasların toksin maddeyi hızla atılması kan dolaşımının hızlı yapılarak oksijen alması sağlanan masajdır. Boyun ve bel fıtığı rahatsızlıklarında yapılan masaj baskı altında kalan sinire veya sinirlere tatbik edilen masaj şeklidir. Boyun ve bel fıtığı masaj 3 bölümden oluşur ve tahmini 8–10 seans içinde boyun ve bel fıtığı tamamen iyileşir.

BOYUN VE BEL FITIĞI MASAJI

Boyun ve bel fıtığı masajı 3 bölümde inceleyebiliriz.

1- Baskı altında kalan sinir, kendini koruma amacı ile kasılır ve kasılma sonucu şiddetli ağrı daha sonra uyuşma meydana gelir. Birinci safha masajı, kasılan siniri veya sinirleri gevşetme normal durumuna getirme. Bu safhada ağrıların yarı yarıya düşmesi rahatlamanın olması.

2- Normal duruma gelen sinir veya sinirleri normalden biraz daha fazla uzatma.

3- Uzayan sinir veya sinirlerin boyun veya belde rahatsız olan kısımda sinirlerin çapının genişlemesini sağlayarak mukavemet kazanması, taşan kısma bu sefer sinirin baskısı ile diskin normal duruma gelmesi sağlanır.

Bu masaj tekniği ile boyun ve bel fıtığı rahatsızlığı  tamamen ortadan kalkar.

Bel ve boyun fıtığı masajı ile  tamamen geçer. Bu konu hakkında sorularınızı yorum bölümüne ya da zamanyolcusu-zul@hotmail.com adresine sorabilirsiniz.

SICAK HAVALARA DİKKAT!

GÜNEŞE VE SICAK HAVALARA DİKKAT!

Artan sıcaklar insan sağlığı için ciddi bir tehdit olabilir. Bu havalarda özellikle bebekler, çocuklar, hamileler ve tansiyon, kalp ve şeker gibi kronik hastalıkları olan kişilerin dikkat etmesi gerekir. Aksi taktirde sıcak krampları, sıcak çarpmaları, güneş yanıkları, gıda zehirlenmeleri ve sıvı kaybına bağlı rahatsızlıklar görülebilir.

SICAK KRAMPLARI

Sıcak krampları bacaklarda ve/veya karında kasılmalar ve kas ağrıları şeklinde kendini belli eder. Aşırı terleme ve buna bağlı tuz kaybına bağlıdır. Sıcak krampı tedavi edilmediğinde, sıcak bitkinliğine dönüşür. Hasta bulantı, halsizlik, baygınlık, çarpıntı hisseder. Vücut ısısı normaldir, derisi nemli ve soluktur.

SICAK KRAMPLARI İÇİN NE YAPMALI?

Hasta serin ve gölgelik bir ortama alınır, sırtüstü yatırılarak dinlenmesi sağlanır. Kramp girmiş kaslara masaj yapılmaz. Bulantısı azsa ve kendisi içebilecek durumdaysa bir litre suya, limonataya ya da ayrana bir çay kaşığı tuz atılarak hazırlanan içecek yavaşça içirilir. Ağızdan sıvı almasını engelleyecek kadar bulantı varsa hemen bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Sıcak krampı geçirenler en az 12 saat ağır hareket yapmamalıdır. Aksi halde olay sıcak bitkinliği veya çarpmasına dönüşebilir.

SICAK ÇARPMASI?

Özellikle sahil bölgelerinde tatil yapan kişiler vücut ısısının ayarlanamaması nedeniyle sıcak çarpmasına maruz kalır. Sıcak çarpmaları yüksek ateş, güçsüzlük, baş ağrısı, baş dönmesi, terleyememe, kas krampları, solgun ve sıcak deri, mide krampları, bulantı-kusma, davranış bozukluğu, şuur kaybı ve hayal görme belirtileriyle anlaşılabilir.

SICAK ÇARPARSA NE YAPILMALI?

Sıcak çarpmasına maruz kalanlar hemen serin ve havadar bir yere alınarak giysileri çıkartılmalı, vücudu ıslatılmış bezle silinerek serinletilmeli, sırt üstü yatırılarak kol ve bacakları yükseltilmelidir. Kişinin bulantısı yoksa ve bilinci açıksa, su ve tuz kaybını gidermek için 1 litre suya 1 çay kaşığı karbonat ve 1 çay kaşığı tuz karıştırılarak içirilebilir. Bilinci yerinde olmayanlara kesinlikle ağızdan sıvı verilmemelidir. Hastanın genel durumunda 30 dakikada bir iyileşme yoksa ve davranış anlama ve algılama bozuklukları artıyorsa en yakın sağlık merkezine götürülmelidir.

GİYSİLERİNİZ BOL OLSUN

Bu tür olumsuzluklara maruz kalmamak için özellikle güneş ışınlarının dik açıyla geldiği 11.00 ila 16.00 saatleri arasında açıkta bulunmamalı veya denize girmemeli, ille de dışarı çıkılacaksa güneş gözlüğü, geniş kenarlı şapka ve şemsiye gibi aksesuarlarla sıkı dokunmuş, açık renkli ve bol kıyafetler tercih edilmeli.

GÜNDE 2 LİTRE SU İÇİN

Sıvı kaybını önlemek için günde en az iki litre su içilmeli. Taze sıkılmış meyve suları, ayran, bitki ve meyve çayları da yaralı olabilir. Sıvı kayıplarını dile getiremeyecek olan bebek ve çocuklar konusunda anne-babalar dikkatli olmalı.

BRONZLAŞMAK SAĞLIKLI MI?


Güneş ışınları, cildin erken yaşlanmasını hızlandıran en önemli faktördür. Güneş, ciltte istenmeyen lekeler ve çiller oluşmasına yol açar, deri kanseri riskini artırır. Brozlaşma popüler kültürde sağlıklı bir görünüm ile ilişkilendirilir. Ancak, gerçekte bronzluğun anlamı deri hasarıdır, deri ne kadar bronzlaşmış ise o kadar hasarlanmış demektir.

Ayrıca güneş ışığına bağlı olarak güneş yanığı, güneşe hassasiyet, ışığa bağlı döküntü, kaşıntı, savunma sistemi çöküşü, göz rahatsızlıkları da oluşabilmektedir.

GÜNEŞ YANIĞINI BELİRTİLERİ NELERDİR?

Sıcak yakmalarının tersine güneş yanığı hemen fark edilmez. Güneş yanığı güneşe maruz kaldıktan 6 ila 48 saat geçtikten sonra kendini gösterir. Cilt sıcak ve kızarıktır, dokunmakla acır. Ciltte şişmeler görülebilir.Birkaç gün sonra su toplamaları başlar, daha sonra deri soyulur. Bazen toksik etki nedeniyle titreme, ateş, bulantı, kusma gibi belirtiler de görülebilir. Şuur bulanıklığı ve kramplar gibi belirtilerin görülmesi sıcak çarpması belirtisidir ve acil müdahaleyi gerektirir.

GÜNEŞ YANIĞI OLMUŞSA …

Güneş yanığı oluştuğunda ilk olarak yapılması gerekenler soğuk duş ve yanık yerlere soğuk suyla ıslatılmış havlularla kompres uygulanmasıdır. Kompres uygulanan suya karbonat katılması ağrıyı azaltabilir. Cilde buz uygulamak yanığı arttırmaktan başka bir işe yaramaz. Nemlendirici bir losyonun uygulanması gerginliği azaltarak rahatlatıcı olabilir. Vazelin ve benzeri yağlı merhemler cildin hava almasını engelledikleri için yanığın etkilerini arttırırlar ve iyileşmeyi geciktirirler. Güneş yanıklarına diş macununu veya yoğurt sürülmemelidir.

Ciltte reaksiyonun çok olduğu haller ile titreme-ateş ve ağrıların sürmesi durumunda doktora başvurulmalıdır.

ZARARLI GÜNEŞ IŞINLARDAN NASIL KORUNURUZ?

Yukarıda anılan saatler arasında kapalı mekanlarda kalmak en etkili ve ucuz çözümdür. Ancak pratik değildir ve hiç kimsenin hoşuna gitmez. Güneş koruyucu kremler, geniş siperliği olan şapkalar, ultraviyole ışınları geçirmeyen filtreli gözlükler maliyetli de olsalar daha pratiktirler.

GÜNEŞ KORUYUCU KREM SEÇERKEN DİKKAT

Güneş koruyucular, ultraviyole ışınlarının emme, yansıtma ve dağıtma yolu ile deriye ulaşmasını engeller. Güneş koruyucu kremlerin etkinliğini güneş koruma faktörü (sun protection factor, SPF) belirler. Güneş koruma faktörü, güneş koruyucu kullanılmış bölgede kızarıklık oluşması için geçen sürenin, koruyucu kullanılmamış bölgede kızarıklık oluşması için geçen süreye oranlanması sonucu elde edilen bir rakamdır. Bu rakam ne kadar yüksekse krem o kadar etkili demektir. Yaz aylarında en az 30 koruma faktörlü güneş kremleri tercih edilmelidir.

GÜNEŞ KORUYUCULAR NASIL UYGULANMALI?

Güneş koruyucular, güneşe çıkmadan 30-40 dakika önce uygulanmalıdır. Ancak bu şekilde deri yüzeyinde bir bileşik oluşturarak tam korumayı sağlayabilirler. Kutusunun üzerinde yazdığı kadar koruma yapabilmesi için tüm vücuda yaklaşık 30 gr civarında sürülmesi gerekir. Çok terleme ya da havluyla kurulanma kremin yeniden uygulanmasını gerektirir.

Suya dayanıklı (water resistant) krem suda 40 dakika, su geçirmez (water proof) ürünler ise 80 dakika dayanabilir, bu sürenin sonunda yeniden sürülmelidir.

NASIL BESLENELİM?

Yaz aylarında yeterli ve dengeli beslenmek çok önemlidir. Besinleri pişirirken buğulama ve haşlama yöntemleri tercih edilmelidir. Günde en az 5 porsiyon meyve tüketmek, hamurlu tatlılar yerine sütlü tatlılar ve dondurma yemek sağlıklı bir yaz mevsimi geçirebilmek için önerilebilecek diğer hususlar.toplumsagligi.com