Archive for the ‘Kadınca’ Category

Hamilelerde Kabızlık

Gebelikte salgılana plasanter kaynaklı hormonlar düz kas liflerinde gevşemeye yol açar. Düz kas liflerinin bolca bulunduğu bağırsaklar da bundan etkilenerek hareketlerini azaltır. Sonuç olarak kabızlık ortaya çıkar. Gebelikte kabızlığın diğer bir nedeni ise büyüyen rahmin (uterusun) bağırsaklara yaptığı basıdır. Bu da mekaniksel yoldan etki ederek kabızlığa neden olur.

Bunun dışında gebelere sık olarak verilen demir içerikli tabletler de bağırsak hareketlerini etkileyerek kabızlığa yol açabilir. Bundan korunmak için ilaçların bol suyla alınmasının yanı sıra farklı demir preperatlarının kullanılması veya dozlarının azaltılması tavsiye edilir.

Gebelerde Kabızlık Neden Sık Görülür?

Hamilelikte Ortaya Çıkan Kabızlık Nasıl Önlenebilir?

1.Yüksek lif içeren besinlere ağırlık verilebilir: Diyette 25 -30 mg lif bulunmalıdır. Doğal bu lifler tahıllarda, sebze ve meyvelerde kuru erik gibi yiyeceklerde bol miktarda bulunmaktadır.

2.Bol su içilebilir: Günde 10 -12 bardak su içilmesi ile birlikte bol lifli yiyecekler kabızlığı önlemede faydalı olmaktadır.

3.Yaşam aktivasyonu artırılabilir: Eğer gebelikte aktif bir yaşamınız yoksa kabızlığa adaysınız demektir. Yüzme, yürüyüş, aşırı yorgunluğa neden olmayacak jimnastik hareketleri bağırsak hareketlerini uyararak kabızlığı önlemede yardımcı olmaktadır. Egzersizler hafta 3 gün 20 -30 dakikayı geçmeyecek şekilde planlanmalıdır.

4.Demir preperatlarının kabızlık yapıcı etkisi azaltılabilir: Demir preperatlarının kullanımı kabızlığı artırıcı etki gösterebilir. Gebe yeterli ve dengeli besleniyorsa bu ilaçlar kesilmeli veya daha düşük dozlarda verilmelidir.

Kabızlığı Önleyici İlaç Kullanımı

Laksatif (yumuşatıcı) ilaçlar gebelikte kullanılmamalıdır. Bileşiminde bulunan maddeler rahim kasılmalarına neden olarak erken doğuma zemin hazırlayabilirler. Mineral yağlarının kullanımı da gebelikte zararlıdır. Bu maddeler bağırsaktan besinlerin emilimini azaltmaktadır.

Çin Takvimi

[#2: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

Çin takvimi asırlardır Çinlilerin cinsiyet belirlemek için kullandıkları bir takvim sistemidir. Çinliler “çin takvimi” kullanımının %90 başarılı olduğunu iddia etmelerine rağmen bu takvim yönteminin herhangi bir bilimsel geçerliliği yoktur. Takvimin prensibi belirli yaştaki kadınların belirli aylarda cinsel birliktelik ile kaldıkları gebeliğin cinsiyetini belirlemek üzerine kurulmuştur.

Çin takvimi kullanımında örneğin 24 yaşındaki bir kadın mayıs ayında gebe kalırsa bebek kız olacak, kasım ayında erkek olacaktır. Tekrar belirtelim bilimsel niteliği olmayan bir yöntemdir.

Ayrıca Cinsiyet Hesaplamak İçin Çin Takvimi Tablosunu Kullanabilirsiniz.

Hamilelikte Dişler

[#3: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

Yapılan araştırmalarda hamile kadınların hemen hemen yarısının ‘Hamilelik Gingivitisi’ denen dişeti hastalığından etkilendiğini göstermektedir.

Bu durum dişetlerinde rahatsızlık hissi, büyüme, kanama, kızarıklık ve hassasiyete yol açar. Bu dişeti hastalığı ilerlediğinde Periodontitis denen kemik erimesine yol açan ciddi bir hastalığa dönüşür. Bu durum bebeğinizin sağlığını olumsuz yönde etkiler.

Hamileliğin 2. Ayı Sorunlar Başlıyor

Dişeti problemleri genellikle hamileliğin 2. ayında başlar ve 8. ayda en şiddetli duruma ulaşır. Bunun nedeni hormonal değişimlerin bu ayda maksimum seviyede olmasıdır. Dokuzuncu ayda hormon seviyeleri düştükçe dişeti problemleri azalmaya başlar. Hormonal değişimler sadece dişetlerini etkilemekle kalmaz aynı zamanda dişler de bu değişimden etkilenir. Dişetlerinde daha fazla bakteri ve plak toplanır. Bu plak oluşumu da dişeti hastalığı ve çürümeye yol açar. Bağışıklık sistemi hamilelikte plak oluşumuna farklı tepkiler verir. Bunun sunucunda dişlerde çürümeye yatkınlık artar.

Hamilelikte Diş ve Diş Etlerine Dikkat!

Ağızda Asit Birikimi

Hamilelikte mide ekşimesi ve kusma hamileliğin beklenen yan etkilerindendir. Bu durum ağızda asit birikimine yol açar. Asit ağızdaki dişlerin minesini aşındırır ve hassasiyete yol açar. Aşırı kusma durumlarında dişler aşınarak ciddi hasara uğrayabilir.

Hamilelik Epulisi

Hamilelikte dişetlerinde ‘Epulis’ denen büyümeler oluşabilir. Bu büyümeler nodül şeklinde dişetinden dışarıya uzanan düzensiz et uzantılarıdır. Renkleri pembeden koyu kırmızıya kadar değişkenlik gösterir. Hamilelikte görülür ve zaman içerisinde kaybolabilir. Bu büyüme tehlikeli değildir ve diş hekimi tarafından kolaylıkla teşhis edilir. Kendiliğinden yok olmadığı durumda tedavisi cerrahi olarak alınmasıdır.

Hamilelik Tümörü

Granuloma veya başka deyişle ‘Hamilelik Tümörü’, dişetine yakın kısımda büyüme ile görülür. Granuloma dokunmaya karşı hassa olabilir. Fakat genellikle ağrılı değildir. Bu tümör hamilelikte kronik irritasyon tahriş veya yaralanma ile oluşur. Cerrahi olarak alınarak tedavi edilir.

Diş Bakımı

Hamilelikte ağız ve dişlerdeki olumsuz değişimler nedeniyle ağız bakımının önemi artar. Diş hekimi kontrolleri normal zamandakinden daha fazla olmalıdır. Normal zamanda 6 ayda bir yapılan bakımlar 3 ayda bir yapılabilir. Hamileler yüksek şeker içeren besinlerden uzak durmalıdır. Atıştırma tarzındaki beslenme plak oluşumunu arttıracağından, bakteriler tarafından aside dönüştürülür ve diş çürüme riskini arttırır.

Evde sıkı bir diş bakımı rejimi uygulanmalıdır. Diş fırçalama, diş ipi temizliğine ek olarak tuzlu su ile gargara ve ağız gargaraları kullanılmalıdır. Ağız gargaralarını yutulmamasına dikkat edilmelidir. Diş fırçalama her öğünden sonra tekrarlanmalıdır.

Diş Tedavisi

Hamilelikte düzenli diş bakımları, diş taşı temizliği dışında acil tedaviler yapılabilir. Bu tedaviler sırasında röntgen çekilmesi, özellikle hamileliğin ilk üç ayında (organ gelişim safhası) oldukça sakıncalıdır. Hamillikte gümüş dolgu uygulaması zararlı olabilir. Bu yüzden kaçınılmadır. Gümüş dolguların sökülmesi de civa açığa çıkaracağında hamilelikte tavsiye edilmez. Hamileliğin son döneminde tansiyon düşük olduğundan diş tedavileri hastayı yatar pozisyona getirmeden, oturur pozisyonda yapılmadır.

Hamilelik Belirtileri

Hamile Olabileceğinizi Düşündüren İşaretleri Sıralamak Gerekirse;

Adet gecikmesi, yorgunluk, sabah bulantıları (günün herhangi bir saatinde de olabilir), sık idrara çıkma, sızlayan gergin meme uçları, vagina ve rahim ağzında renk değişiklikleri, meme ucu çevresinin koyulaşması ve meme ucu çevresindeki küçük bezlerin kabarması, memelerde ve karın üzerinde deri altında mavi pembe çizgiler, aş erme, göbekten aşağı doğru uzanan citteki çizginin koyulaşması.

Hamile Olabileceğinize Dair Kuvvetli İşaretler;

Rahim ve rahim ağzının yumuşaması,  adet kanamasının gecikmesi, rahimin ve karnın büyümesi, aralıklı, ağrısız kasılmalar (Braxton-Hicks kasılmaları da denir), bağırsak kasılmaları, bebek hareketleri, barsak spazmları, gaz.

Kesin Hamilelik Belirtileri;

Ultrasonda bebeğin ya da gebelik kesesinin görülmesi, 6.haftada bebek kalp atışının duyulması, 10-20. haftada
karında hissedilen bebek hareketleri 16. haftadan sonra, eczanelerde satılan idrarda b-hCG veya hCG (gebelikte plasentadan salınan bir hormon) olup olmadığını test eden kitler ile yapılır. Kitlerin bayat olmaması ve kit içinden çıkan tarifin dikkatle okunması durumunda iyi netice http://www.hamilemiyim.net verir. Dezavantajları pahalı olması ve sıklıkla hasta tarafından yanlış değerlendirilmesidir. Laboratuvarlarda veya doktor ofislerinde yapılan testler tercih edilmelidir. Eğitimli personel tarafından yapılması ve genellikle eczanede satılanlardan daha ucuza mal olması avantajlarıdır.

Kan testleri

Kanda b-hCG hormonunun miktarı tayin edilir. Hemen hemen kesin gebelik tanısını koydurur. Çok erken gebeliklerde şüpheli sonuç verebilir. Gebelik testinin negatif olması özellikle adet zamanında birkaç günlük bir gecikmenin olduğu erken gebelik durumlarında gebe olmadığınızı göstermez. 10 gün sonra testin tekrarı uygundur.

Ultrasonografi

Özellikle vaginal yolla yapılan ultrasonografide gebelik çok erken safhada başarı ile tespit edilebilmektedir. Gebelik henüz 5-6 haftalık iken (beklenen adet süresini 1-2 hafta geçmesi hali) gebelik kesesi ve hatta fetus gözlenebilir. 6-7 haftalık iken bebeğin kalp atımları gözlenir. Fetus bu safhada 3-5 mm boyutlarındadır.

BEKLENEN DOĞUM TARİHİ

Tahmini doğum tarihi genellikle son adet tarihinin ilk gününe 7 gün ekleyip, üç ay geriye gidilerek hesaplanır. Örneğin son adetin ilk günü 3 Haziran 1999 ise tahmini doğum 10 Mart 2000 yılında olacaktır. Ancak gebelerin sadece %4′ü bu beklenen tarihde doğum yaparlar. Normal gebelik 38-42 hafta sürer ve başlangıç olarak siklusları 28 gün süren kadınlarda son adetin ilk günü esas alınarak hesaplanır. Adetleriniz düzensizse bu hesap işe yaramaz. Adet düzeniniz çok kısa veya uzun fakat düzenli ise de bu hesaplama yetersiz kalır. Gebe kalmadan önce doğum kontrol hapı kullanıyor iseniz ve bu nedenle adetleriniz çok düzenli olduğu için gene bu hesaplamanın güvenirliği azalır.

Hamilelik ve Beslenme

Hamilelikte sağlıklı beslenme; düzenli ve dengeli beslenme ile sağlanabilir. Bu hem bebek  hem de anne için çok önemlidir. Ayrıca bebeklik ve çocukluk yaşlarında bu önem devam etmektedir.

Bunun için asgari faydalı gıdaları almak zararlı besinlerden de sakınmak gerektirir.  Faydalı gıdaların başında sebzeler, meyve ve meyve suları gelmektedir. Sebze ve meyve suları belli besin değerlerine sahip olmalarının yanında folik asit ve C vitamini açısından da zengin değerlere sahiptirler.

Folik asit içeren meyvelerin başında portakal, mandalina ve diğer narenciyeler, kavun, karpuz gelmektedir. Bazı meyve sularında vitamin A ve vitamin C ve folik asit yüksek miktarlarda bulunmakta ayrıca kalsiyum ile de zenginleştirilmektedir.

Muhtevasında askorbik asit bulunan meyve sularının demir emilimini de iki kat arttırdığını bilmekteyiz. Bu özellikle gebelerde ve anemili kişilerde (kansızlık) çok önem kazanmaktadır. Hamile kadınlar günde 400-800  mikrogram folik asit almalıdırlar. Folik asit vitamin B9 olarak da bilinir. Folik asit bir miktar karaciğerde depolanabilir. Folik asit 8-9 ay depolardan kullanılabilir. Günlük alınan meyve suları hem günlük folik asit ihtiyacını karşılar hem de depolanabilir. Folik asit esasında, ışık, ısı, ve özellikle pişirilmeye karşı dayanıksızdır.

Bu yüzden meyve ve  meyve suları ile alınması çok anlam kazanır. Portakal, muz, avakado’da bulunan bol miktarda bulunan folik asit;

  • Protein ve sinir sistemi iletisinde önemli bir ön maddedir.
  • Hücre DNA ve RNA yapımında gereklidir.
  • Lokosit (akyuvar) yapımında gereklidir.
  • Intravterin (anne karnında) bebeğin sinir sisteminin gelişiminde görev yapar.
  • Büyümede, hücre bölünmesinde yardım ederek çalışır.

C vitamini ise portakal suyu, greyfurt suyu, çilek, kivi suyunda bulunur. C vitamini suda eriyen dayanıksız bir vitamindir. Ancak çok önemli görevleri ve faydaları vardır.
C vitamini antitoksidan görevi yanında, yaraların iyileşmesine yardım eder. Damak ve diş etlerinin sağlıklı olmasını kolaylaştırır. Bazı virütik hastalıkların  yenilenmesine yardım ettiği biliniyor. Folik asit günlük ihtiyacı en çok 900 mikro gramdır. Bir bardak portakal suyunda 82 mcg folat vardır. Normal insanların C vitamini günlük ihtiyacı 60 miligram, hamilelerde 80-90 miligramdır. Bir bardak portakal suyunda 125 mg C vitamini bulunur.

Meyve suları ile vitamin, A,C kalsiyum ve folik asit alınması çok kolaydır. Bunları ilaçlarla ve yenilenen besinlerle almak her zaman pratik olmayabilir ve menfi psikolojik baskı unsuru oluşturabilir. Halbuki meyve suları, su ihtiyacını da birlikte karşılamakta, serinleme amaçlı kullanılabilmekte ve çatal, bıçak, tabak, bardak gibi araçlarla ihtiyaç duyurmayarak alınmasında özel bir kolaylık sağlanmaktadır.

Hamilelikte düzenli ve dengeli beslenme anne ile bebeğin sağlığı açısından büyük önem taşır. Anne adayının hamileliği süresince fast food, dondurulmuş hazır yiyecekler, gazlı içecekler ve hazır eriştelern tüketiminden kaçınması gerekir.

Portakal suyu : günlük C vitamini ihtiyacınızın yarısını bol bol portakal suyu içerek karşılamış olursunuz. Aynı zamanda kalsiyum ihtiyacınızın da %15’i portakal suyuyla karşılanmaktadır.  Farklı renklerdeki sebze ve meyve suları, alacağınız gıdayı da çeşitlendirecektir. Sebze ve meyve suları belli bir miktar besin değerine sahip olmalarının yanında , bazı sebze ve meyve suları vücudun gereksinimi olan folik asit açısından zengin değere sahiptirler.Bu meyve sebze sularının başlıcaları:

Portakal suyu ( C vitamini açısından da çok zengindir, (bu da demir yüklemesine yardım eder), Kavun suyu, Greyfurt suyu, Domates suyu, Çilek suyu

Meyve suyunun asıl içeriği sudur. Karbonhidratlar meyve suyunun oluşturan  en büyük ikinci kısımdır, az miktarda protein ve mineral bulunur. Bazı meyve sularında potasyum, vitamin A ve vitamin C yüksek miktarlarda bulunur. Ek olarak bazı meyve suları ve meyveli içecekler vitamin C ve kalsiyum ile desteklenmiştir. Meyve sularındaki vitamin C ve flavonoidlerin kanser ve kalp hastalıkları riskini azaltmak gibi uzun dönem etkileri olduğu bilinmektedir.

Askorbik asit içeren meyve suları yiyeceklerle aynı anda tüketildiğinde  demir absorpsiyonunu iki kat arttırabilir. Bu durum düşük demir içeren yiyeceklerle beslenen çocuklar için önemli olabilir. Meyve suyu sağ ya da kolesterol içermez , içecekte meyvenin posası yoksa lif de içermez. Flor konsantrasyonu meyve suları ve meyveli içeceklerde farklılıklar gösterir. Pek çok besin maddesi folik asit içerir. Bunlar;
Portakal, mandalina, greyfurt, gibi narenciye, Kavun, karpuz, Fasülye, Brokoli ve ıspanak gibi yeşil sebzeler, Fındık, Karaciğerdir.

Günümüzde marketlerde satılan bazı gıda maddeleri asit açısından zenginleştirilmiştir. Folik asit gereksinimi ayrıca preparatları olan ilaçlar yolu ile de alınabilir. Bazı besin maddelerinin folik asit içeriği şöyledir.

Besin                                  Porsiyon                                   Folat (mcg)

Portakal suyu                     1 Bardak                                   82

Ispanak                               1 Porsiyon                                 131

Kuşkonmaz                          1 Porsiyon                                 131

Mercimek                            1 Porsiyon                                 179

Fasülye                                1 Porsiyon                                 141

Ekmek(beyaz)                    1 dilim                                       20

Ne kadar alınmalıdır ?

Erişkin bireyler için günlük folik asit ihtiyacı 0,4 miligramdır.Bu özellikle doğurganlık çağındaki kadınlarda önemlidir. Hamile kadınların günde 400-800 mikrogram folik asit alması gereklidir.

Herhangi bir toksit etkisi olmamasına rağmen günlük 1 miligramdan fazla folik asit alınması önerilemez.

Vitamin B9 olarak da bilinen Folik asit, özellikle sebzelerde, portakal suyunda ve tahıllarda bulunuyor. Bugüne kadar folik asitin, özellikle hamilelik döneminde bebeğin sağlıklı bir şekilde gelişimi için olan önemi üzerinde durulmaktadır.

B11 VİTAMİNİ – FOLİK ASİT

Folik Asit  ve vitamin BC gibi isimleri varsa da folik asit olarak bilinir. Vücuda girdikten sonra kimyasal yapısı değişir ve karaciğerde bir miktar depolanır. Depo edilen miktar 6-9 ay kadar eksiklik belirtilerinin çıkmasını engeller. Folik asitin içerisinde barındırdığı moleküllerdn PABA ve Glutamik Asit ayrı bir vitamin gibi etki gösterir, sanki vitamin içerisinde vitamin gibidir. Barsak bakterileri tarafından da üretilmektedir. Dayanıksızdır, ışık, ısı, bekleme ve pişirilme esnasında tahrip olur.

Folik Asitin Etkleri oldukça önemli görevleri de vardır. Bazı işlevler için bulunması şarttır.

  • B-12 Vitaminine benzer etki alanları olan THFA adlı enzimin ön maddesidir.,
  • Amino asit, protein ve sinir sistemi iletisinde kullanılan bazı iletken maddelerin yapımında rol alır.
  • Hücre için şart olan DNA ve RNA sentezinde görev alır.
  • Akyuvar denilen kan hücrelerinin yapımında bulunur.
  • Anne karnındaki bebeğin sinir sisteminin gelişimi için gereklidir.

Genel olarak  yeşil sebzelerde bol miktarda vardır. Havuç, avakado, yumurta ve portakal da bulunur. Besinlerde serbest ve bağlı denilen iki ayrı formda bulunur. Besinlerdeki miktarlar serbest ve total (serbest+bağlı) üzerinden hespalanır.

100 gr.da                 Serbest mg.       Total mg.

Karaciğer                 —                     140

Pişmiş karaciğer     —                     40-80

Böbrek                    60                     80

Kırmızı et                 4                      7

Pişmiş et                 0,2                    0,6

Ispanak                   170                   200

Marul                      20                     20

Yumurta                 10                     20

Beyaz ekmek         15                     50

Pişmiş yumurta      13                     24

Muz                       10                     20

C vitaminin anne adaylarını enfeksiyondan ve toksinlere karşı korunduğunu, vücut direncini artırdığını ifade ederek, “İnsan gereksinim duyduğu C vitaminini kendisi üretmez. Bu nedenle dışarıdan besinler yoluyla almak zorundadır. C vitamini bir çok sebze ve meyvede bulunan, suda eriyen dayanıksız bir vitamindir. Kesme işlemleri kesildikten sonra havayla teması, bekletme, sebzelerin tuzla ovulması ve sıkılmasıyla  kayıplar olmaktadır. C vitamini vücutta antioksidan görevi yapar, yaraların kapanmasını kolaylaştırır, diş etlerinin sağlıklı olmasını sağlar” dedi.

Örenli, normal insanlarda C vitamini ihtiyacının günlük 60 mg olduğunu, bunun hamilelerde 80-85 miligrama çıktığını kaydederek;

C vitamini nerelerde bulunur ?

C vitamini pek çok taze meyve ve sebzelerde fazlaca bulunmaktadır.

Besin                      Miktar                           Vitamin C (mg) *

Portakal suyu        1 bardak                        125

Greyfurt suyu       1 bardak                        72

Portakal                 1 adet orta boy              70

Greyfurt                ½ adet orta boy           44

Çilek                      1 porsiyon                     82

Domates               1 adet orta boy              23

Biber                     1 porsiyon                     141

Brokoli                  1 porsiyon                      58

Patates                 1 adet orta boy              26