Meme kanseri, kadın ruhunu nasıl etkiler?

KONULAR

HESAPLAMALAR

ARAMA

Meme kanseri, kadın ruhunu nasıl etkiler?

Meme kanseri kadınlarda, sekiz kadından birinde görülen bir kanser türüdür. Burada önemli fark hem kanser olması, hem cerrahi girişim olması, sıklıkla da kemoterapinin olmasıdır. Yani kanser artı cerrahi girişim varsa, psikiyatrik sorunlar en yüksektedir. Burada kanserle ilgili kaygıların yanında, kaybedilen ya da etkilenen organla ilgili korkular, endişeler de tabloya eklenir. Meme kadın için dişilik organı, sevişme organı ve kadınlık algısının önemli bir parçasıdır. Dolayısıyla kanserle ilgili kaygı, endişenin yanında memeyle ilgili estetik güzellik, çekicilik, bağlılık, bağımlılık kaygıları da tabloya eklenecektir. Batı ülkelerindeki kadınlara kıyasla, bizdeki meme kanseri olan kadınlar daha az kaygı yaşıyorlar. Onlardaki en büyük endişe tekrarlamasıdır.

Yıllar önce gördüğüm bir kadın görüyorum. Meme ameliyatı olmuş, kemoterapi tamamlanmış. Aradan 8 ay geçmiş. O zamanlar daha genç hocaydık daha dolaylı sorardık. Kendi beden algısı, eşinin ona olan algısı nasıl gidiyor diye sordum. Benim eşim dedi ki dedi; ben seni seviyorum, memeni değil anlamında. Orada seni seviyorum demek, içinde eşi olarak, çocuklarının annesi, aşık olduğu kadın olarak bir bütün halinde söylenmiştir. Erkek eşlere dönük terapi uygulaması yaptım. Çünkü onlar da nasıl yardımcı olacaklarını bilmiyorlar. Onun için meme kanseri biraz daha özeldir. Kanserle ilgili, organla ilgili estetik kaygılar, tekrarlama kaygıları iç içedir. Bizim de deneyimimizin olduğu bir alandır. Bir kitaba editörlük yaptım. Kitabın başlığını şöyle ortaya koyduk; kanser olan mememdi ben değil. Yeter ki zihin kanser olmasın. Buradaki mesajım, hastalara yeni bir ruh veriyoruz ve benim birçok hastam, hastalık öncesine göre hastalık sonrasında daha başarılı, daha erdemli, daha barışık ve daha mutlu oluyorlar. Hayatın değerine ve anlamına ilişkin zihinlerinde yeni kavramlar geliştiriyorlar. Hayatın değeri ve anlamına ilişkin, hastalık onlara birçok şeyi öğretiyor. Bu insanların hayata bakış tarzları değişiyor. Bu kanseri geçirmiş ve hastalık öncesine göre ruhen daha sağlıklı, daha barışık, ilişkilerinde daha mutlu ve işlerinde daha başarılıdırlar. Dünya buna post travmatik ruh dedi. Yani travma sonrası büyümedir. Son yıllarda söylendi ve biz bunu zaten yıllardır yapıyorduk. Buradaki temel mantık, hastalık yeni bir deneyim, anlam ve ruh katıyor. Hastalığın getirdiği krizden başarıyla yararlanabilirsek, biz de hayatta daha anlamlı, mutlu, başarılı, dengeli olabilmekteyiz. Travma sonrası kriz kavramı bunu ifade ediyor. Ülkemizde kendi insanlarımıza yapmaktayız. Bu hastalardan çok şey öğreniyorum ve hayata, insana ait her türlü değerler, kavramların hepsini iç içe bu insanlarla birlikte yaşam maratonlarında yoğuruyoruz. Onlara yeni bir ruh, yeni bir yaşam kazanmalarına yardımcı olmaktan mutluyum. O yüzden kanserle mücadele ediyoruz. Beden ve ruhun ortak mücadelesidir. Onkoloji uzmanları, kanser psikiyatrisi uzmanları ve aile ile bu mücadeleyi ne kadar birlikte verirsek en güzel sonuç öyle gerçekleşir.

Yorumlar

Yorum yapmak için lütfen isminizi giriniz.