Yedi Keto Nedir?

Vücutta doğal olarak bulunan 7 Keto isimli bir madde var. Bu maddenin eksikliği metabolizma hızının yavaşlamasıyla sonuçlanıyor. Zamanla kilo alımı metabolizma hızlarının yavaşlamasına yol açıyor. 7 Keto maddesi doğal olarak zamanla vücuttan atılıyor.

10’lu ve 20’li yaşlardaki seviyesi özellikle 45’li yaşlara gelindiğinde yüzde 43 oranında azalıyor. 70’li yaşlara geldiğimizde ise vücudumuzda bu maddenin oranı daha düşük seviyelerde oluyor.

7 Keto Nedir?

Belli bir yaştan sonra kilo almak kolay, vermek ise zordur. Bunun nedeni 7 Keto maddesinin vücuttaki oranının git gide azalmasıdır. 30’lu yaşlarda gebe kalan bayanların kilo verme http://www.hamilemiyim.net oranları 20’li yaşlara göre daha zor olabilir. İşte bunu nedenlerinden biri 7 Keto maddesinin oranının azalmasıdır.

Ne Yapmak Gerekiyor?

Metabolizma hızının azalması bilim adamlarını bu konuda çalışmaya yönlendirmiştir. Sık sık ama az az beslenmek, bol bol su içilmesi, hareket edilmesi, besin çeşitliliği metabolizma hızını arttırıcı etkiler yaratabilir. Ayrıca son dönemlerde yapılan araştırmalar vücutta doğal olarak bulunan 7 Keto maddesinin zamanla azalıp metabolizma hızını yavaşlatması ve kilo alımını artırdığını ortaya çıkarmıştır. Bu nedenle kaybedilen 7 Keto maddesinin yerine konması için dışarıdan destek ürünlerinin kullanılmasını gerektirmiştir. 7 Keto maddesi yağ yaktığı için doğru kilo vermeye neden olmaktadır.

Vücuttaki 7 Keto Oranı Nasıl anlaşılır?

Basit bir test ile bunu anlayabiliriz. Laboratuarlarda 7 Keto seviyesini ölçtürmek mümkündür. 7 Keto maddesi rahat kilo vermeyi ve verilen kiloyu tutmayı başarabilen önemli bir maddedir.

Test sonunu 7 Keto oranı düşük çıkanlar, dışardan takviye olarak tablet halinde alabilirler. Ancak sadece kilo verene kadar 7 Keto maddesini dışarıdan almaları yeterli olacaktır.

7 Keto Maddesi Besin Yoluyla Alınır mı?

Sadece Amerika’nın gerçek yerlileri tarafından Kuzey Amerika’da Meksika’da yetişen yabani yer elması adında bir bitkide vardır. Maalesef Türkiye’de böyle bir ürün yok. Bu maddeyi dışarıdan gıda takviyeleri şeklinde almalıyız.

Çin Takvimi

[#2: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

Çin takvimi asırlardır Çinlilerin cinsiyet belirlemek için kullandıkları bir takvim sistemidir. Çinliler “çin takvimi” kullanımının %90 başarılı olduğunu iddia etmelerine rağmen bu takvim yönteminin herhangi bir bilimsel geçerliliği yoktur. Takvimin prensibi belirli yaştaki kadınların belirli aylarda cinsel birliktelik ile kaldıkları gebeliğin cinsiyetini belirlemek üzerine kurulmuştur.

Çin takvimi kullanımında örneğin 24 yaşındaki bir kadın mayıs ayında gebe kalırsa bebek kız olacak, kasım ayında erkek olacaktır. Tekrar belirtelim bilimsel niteliği olmayan bir yöntemdir.

Ayrıca Cinsiyet Hesaplamak İçin Çin Takvimi Tablosunu Kullanabilirsiniz.

Lahananın Faydaları

[#3: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

Lahananın hiç bu kadar faydalı olabileceğini düşünmüş müydünüz? Kadınların en büyük kabusu olan selülitler, lahana ile üç haftada sona eriyor. Ayrıca beyaz lahana yaz aylarında fit olmak isteyenlere kalıcı kilo kaybı yaşatıyor. Kanseri önlüyor ve kan şekerini kontrol altında tutmanıza yardımcı oluyor.

Zayıflama ve selülitleri yok etme özelliği bulunan beyaz lahana, aynı zamanda antioksidan olduğundan bağırsak kanserini önleyici gücü var. Kan şekerini düşürme ve dengeleme özelliği var. Kan dolaşımını düzenler, hormonları dengeler. Enfeksiyonlara karşı vücuda direnç kazandırır. Toksin artırır. Kanser hastalarında kemoterapi ve radyoterapi sonrası takviye oluşturur. Barsak mukozasını temizler. Cilde tazelik ve güzellik verir. Toksin atıcı ve kolon kanserini önleyicidir. Beyaz lahana içeriğindeki U vitaminiyle güçlü bir antioksidandır.

Beyaz lahana aynı zamanda ‘aquaretik’tir. Yani; bitkiler genelde diüretik olduklarından hem su hem tuz atarken, beyaz lahana tuz dengesini bozmadan sadece su atar. Bu da verilen kiloların kalıcı olmasına yardımcı olur. Menopoz ve regl dönemlerinde değişen hormon dengesizliğine karşı beyaz lahana kürü mükemmel bir takviyedir.

Beyaz Lahana ile Kilo Vermek Mümkün!

Biyotransformasyon Kilo Vermeyi Hızlandırıyor mu?

Bu bir tek beyaz lahana da bulunuyor. Yoğurttan içtiğimiz suya kadar hiçbir yiyeceğimiz saf değil. Bu zehirli maddeler karaciğer, akciğer, böbrekler ve yağ dokusunda depolanır. Bunların suda çözülme özelliği yoktur sadece yağda çözünür (Sadece yağda çözüldüklerinden vücutta depolanırlar). Biriken bu toksinlerin suda çözülme özelliği göstermesine ‘biyotransformasyon’ diyoruz. Yağda çözülen zararlı toksinlere suda çözülme özelliği kazandıran beyaz lahana; biyotransformanyon özelliğiyle terleme, solunum, idrar ve dışkı yolları ile bu zararlı toksinleri dışarı atar.

Meme Kanserini Önler mi?

Yapılan klinik çalışmalarda beyaz lahana tüketenlerde kanser oluşumunun gerilediği tespit edildi. Soyada bulunan maddelerin büyük bir kısmı, beyaz lahanada da bulunuyor. Bu da östrojen hormonunu zararsız olan zayıf östrojene dönüştürüyor ve meme kanserine karşı koruma özelliği oluyor.

Birçok kanser hastası; ameliyatsız veya ameliyat sonrası radyoterapi, kemoterapi veya hormon tedavisi görmektedir. Özellikle radyoterapi veya kemoterapiden sonra hastalar kendilerini yorgun ve halsiz hisseder. Birçoğunda dolaşım bozukluğu şikâyetleri de olur. Radyoterapi veya kemoterapi sonrasında uygulanacak beyaz lahana kürü, vücudu arındırır, oluşan toksinlerin vücuttan atılmasında mükemmel bir yardımcı olur.

Toksin Atarak Yenilenin

Kaynamakta olan yarım litre suda 5-6 adet beyaz lahana yaprağını parçalamadan, 10 dakika ağzı kapalı olarak hafif ateşte haşlayın. Sabah ve akşam şeklinde günde 2 kez aç veya tok karnına birer su bardağı için. Bu işlemi 5 gün boyunca ve her seferinde yeniden hazırlayarak devam edin. 3 gün ara verip, yeniden 5 günlük bir kür daha uygulayın. 10 günlük kürün bir yıl boyunca 4 kez yapılmasını tavsiye ediliyor. Kürün yapılmaya başlandığı 2. veya 3. gününde vücudunuzun terlediğini ve özellikle yüz kısmında yağlı olduğunu fark edeceksiniz. Endişelenmeyin, bu yağ toksinleri de attığınızı gösterir. Bu kürü uygularken daha sık banyo veya duş yapmalısınız. Ne kadar çok toksin atarsanız vücudunuz o kadar fazla kendini yeniler.

Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu

Hamilelikte Dişler

Yapılan araştırmalarda hamile kadınların hemen hemen yarısının ‘Hamilelik Gingivitisi’ denen dişeti hastalığından etkilendiğini göstermektedir.

Bu durum dişetlerinde rahatsızlık hissi, büyüme, kanama, kızarıklık ve hassasiyete yol açar. Bu dişeti hastalığı ilerlediğinde Periodontitis denen kemik erimesine yol açan ciddi bir hastalığa dönüşür. Bu durum bebeğinizin sağlığını olumsuz yönde etkiler.

Hamileliğin 2. Ayı Sorunlar Başlıyor

Dişeti problemleri genellikle hamileliğin 2. ayında başlar ve 8. ayda en şiddetli duruma ulaşır. Bunun nedeni hormonal değişimlerin bu ayda maksimum seviyede olmasıdır. Dokuzuncu ayda hormon seviyeleri düştükçe dişeti problemleri azalmaya başlar. Hormonal değişimler sadece dişetlerini etkilemekle kalmaz aynı zamanda dişler de bu değişimden etkilenir. Dişetlerinde daha fazla bakteri ve plak toplanır. Bu plak oluşumu da dişeti hastalığı ve çürümeye yol açar. Bağışıklık sistemi hamilelikte plak oluşumuna farklı tepkiler verir. Bunun sunucunda dişlerde çürümeye yatkınlık artar.

Hamilelikte Diş ve Diş Etlerine Dikkat!

Ağızda Asit Birikimi

Hamilelikte mide ekşimesi ve kusma hamileliğin beklenen yan etkilerindendir. Bu durum ağızda asit birikimine yol açar. Asit ağızdaki dişlerin minesini aşındırır ve hassasiyete yol açar. Aşırı kusma durumlarında dişler aşınarak ciddi hasara uğrayabilir.

Hamilelik Epulisi

Hamilelikte dişetlerinde ‘Epulis’ denen büyümeler oluşabilir. Bu büyümeler nodül şeklinde dişetinden dışarıya uzanan düzensiz et uzantılarıdır. Renkleri pembeden koyu kırmızıya kadar değişkenlik gösterir. Hamilelikte görülür ve zaman içerisinde kaybolabilir. Bu büyüme tehlikeli değildir ve diş hekimi tarafından kolaylıkla teşhis edilir. Kendiliğinden yok olmadığı durumda tedavisi cerrahi olarak alınmasıdır.

Hamilelik Tümörü

Granuloma veya başka deyişle ‘Hamilelik Tümörü’, dişetine yakın kısımda büyüme ile görülür. Granuloma dokunmaya karşı hassa olabilir. Fakat genellikle ağrılı değildir. Bu tümör hamilelikte kronik irritasyon tahriş veya yaralanma ile oluşur. Cerrahi olarak alınarak tedavi edilir.

Diş Bakımı

Hamilelikte ağız ve dişlerdeki olumsuz değişimler nedeniyle ağız bakımının önemi artar. Diş hekimi kontrolleri normal zamandakinden daha fazla olmalıdır. Normal zamanda 6 ayda bir yapılan bakımlar 3 ayda bir yapılabilir. Hamileler yüksek şeker içeren besinlerden uzak durmalıdır. Atıştırma tarzındaki beslenme plak oluşumunu arttıracağından, bakteriler tarafından aside dönüştürülür ve diş çürüme riskini arttırır.

Evde sıkı bir diş bakımı rejimi uygulanmalıdır. Diş fırçalama, diş ipi temizliğine ek olarak tuzlu su ile gargara ve ağız gargaraları kullanılmalıdır. Ağız gargaralarını yutulmamasına dikkat edilmelidir. Diş fırçalama her öğünden sonra tekrarlanmalıdır.

Diş Tedavisi

Hamilelikte düzenli diş bakımları, diş taşı temizliği dışında acil tedaviler yapılabilir. Bu tedaviler sırasında röntgen çekilmesi, özellikle hamileliğin ilk üç ayında (organ gelişim safhası) oldukça sakıncalıdır. Hamillikte gümüş dolgu uygulaması zararlı olabilir. Bu yüzden kaçınılmadır. Gümüş dolguların sökülmesi de civa açığa çıkaracağında hamilelikte tavsiye edilmez. Hamileliğin son döneminde tansiyon düşük olduğundan diş tedavileri hastayı yatar pozisyona getirmeden, oturur pozisyonda yapılmadır.

Kahve ve Kahvenin Faydaları

Kahve: Tropikal bölgelerde yetişen, 6-8 metre yüksekliğinde, kışın yaprak dökmeyen bir ağaç olan kahve ağacının meyvelerinin kurutulup kabuklarından ayrılmasıyla elde edilen kehve çekirdeği yüz yıllardır severek tüketilen bir içecek olan kahvenin anamaddesidir.

Kahvenin Faydaları: Uyarıcı etkisi ile uykuyu açar, vücuda dinçlik ve enerji verir. Beyni uyararak dikkati toplamaya yardımcı olur. Kan dolaşımını ve solunumu hızlandırır. Kalbi kuvvetlendirir. Sindirimi kolaylaştırır. Cilt kanserine karşı koruyucudur. Uyuşturucu maddelerle zehirlenmelerde faydalıdır. Astım ve nefes darlığında faydalıdır. Öksürüğü keser. Boral bozukluğu ve Depresyona iyi gelir. İdrar söktürür ve böbrek taşlarını düşürmeye kısmen katkıda bulunur.

Kahve nasıl kullanılır? Kahve çekirdeği kurutulup öğütüldükten sonra suda pişirilerek kahve içeceği elde edilir ve bu şekilde tüketilir.

Kahvenin Zararları: Sürekli kahve içmek bağımlılık yapabilir. Uyarıcı etkisi nedeniyle fazla tüketilmesi uykusuzluk, çarpıntı ve sinir bozukluğuna neden olabilir. Yüksek tansiyonu ve basuru olanlara tavsiye edilmez. Ülseri olanlar ve hamileler de içmemelidir. Kabızlık yapabilir