Parkinson tedavisinde kullanılan ilaçların yan etkileri ve baş etme yöntemleri nelerdir?

KONULAR

HESAPLAMALAR

ARAMA

Parkinson tedavisinde kullanılan ilaçların yan etkileri ve baş etme yöntemleri nelerdir?

Parkinson hastalığının tedavisinde kullandığımız ilaçların temel hedefi, hastalığın ana bulgusu olan, hareket bozukluklarının nedeni olan beyindeki dopaminin azalmasına yönelik, beyindeki dopaminin etkisini artırmaktır. En temel ilacımız L-dopa’dır. Beyinde dopamine çevriliyor ve dopamin gibi etki ediyor. Bunun yanında yapısı dopamine benzemeyen ama dopamin gibi etki eden dopamin agonistleri, dopaminin yıkımını engelleyen enzim inhibitörleri de tedavide kullanılmaktadır. L-dopa en temel, en etkili ilacımızdır. L-dopa başladıktan sonra ne yazık ki zaman içinde çeşitli problemler görebilmekteyiz. Başlangıç döneminde ender olarak bulantı, kusma, ayağa kalkınca tansiyon düşmesi gibi şikayetler olabiliyor ama zaman içince bunlar düzeliyor. Bunlarla baş etmek için, ilaca başlarken bulantı ilaçları kombine edilebiliyor. İlaca başladıktan sonra 3 ile 7 yıl sonra L-dopa’nın problemleri başlıyor. İlacın etki süresi kısalıyor. Etki etmeye başlama zamanı uzuyor. Yeni ilacı yutmaya yakın hastalarda tutulmalar başlıyor. Bir süre daha geçtikten sonra, ilaç etki ettiği dönemde zaten kısalan bu süre içinde istemsiz hareketler yani diskineziler oluşuyor. Tedavinin en sıkıntılı dönemi bu dönemdir. Bu dönemi geciktirmek, tedavi başlangıcındaki temel hedefimizdir.

Tedaviye başlarken eğer L-dopa ile başladıysak, günde en az 4 ya da 5 dozda ilaca başlamak, mümkünse tedaviye L-dopa ile değil, L-dopa'ya benzemeyen yapısına rağmen dopamin etkisi yaratan dopamin agonistleri ile tedaviye başlamak, bu süreyi 2-3 yıl daha uzatabiliyor, geciktirebiliyor. Dopamin agonistleri, L-dopa kadar etkin değil ama bu süreyi geciktirmek için kullandığımız ilaçlardır. Şuan piyasada kullanımda olan iki tane farklı dopamin agonisti vardır. Sıkıntısı, L-dopa’ya göre başlangıçta daha fazla yan etki yaratmalarıdır. Nedir bunlar? Çok ciddi bulantı, kusma, ayağa kalkınca tansiyon düşmesidir. O yüzden tedaviye çok düşük dozlarla başlıyoruz. Küçük küçük dozları, haftada bir ya da beş günde bir artırarak etkin doza ulaşmaya çalışıyoruz. Mutlaka tedaviye başladığımızda bulantı ve kusmayı engellemek için, başladığımız tedavinin yanına bulantı ilaçlarını ekliyoruz. Geç dönemde de bu ilaçlar ciddi problemler oluşturabiliyor. Neler bunlar? Örneğin, bacak ödemi her iki bacakta nedeni açıklanamayan oluşan ödem ve şişlikler, bazen tedaviyi bıraktırmamızı bile gerektirebiliyor.

Daha önceki dönemlerde kullandığımız dopamin agonistlerinde kalp kapak sertleşmesi, akciğerde sertleşme gibi problemler görebilmekteydik. Yeni ilaçlarda bunları pek görmüyoruz. Belki de en ciddi problem, oluşturdukları psikiyatrik sorunlardır. Dopamin agonisti kullanan 10 hastanın neredeyse birinde bulunan davranış problemleri, dürtü kontrol bozuklukları sorunlarıdır. Nedir bunlar? Haz veren davranışların örneğin, kumar bağımlılığı oluşması, cinsel istekte artış, aşırı cinsel uğraşılar, aşırı alışveriş yapmak gibi davranış bozuklukları oluşabiliyor. Bu oluştuğu zaman mutlaka dopamin agonisti tedavisini kesmemiz gerekiyor. Ender olarak daha çok genç grupta kullandığımız, titremeye yönelik antikolinerjik ilaçlarda da kalp ritim bozuklukları, kalp ritimlerinde yavaşlamalar, unutkanlık ve idrar yapamama gibi şikayetler görebildiğimiz için daha çok genç hastalarda mecbur kalırsak kullandığımız, çoğunlukla tercih etmediğimiz ilaçlardır.

Yorumlar

Yorum yapmak için lütfen isminizi giriniz.